- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Taassupsuzluk Ne Kadar Güzel?
Başlıkta belirtildiği gibi gurbet diyarında İslam yaşantısı farklıdır.(Taasuba binaen) Her şey daha bir zordur. Yollar daha dikenli, daha engebeli, daha meşakkatlidir. Gurbette İslam yolunda hizmet meselesi üzerinde durulması gereken çok önemli bir konudur.
Hizmet, bizlere çok kolay bir meseleymiş gibi görünüyor. Acaba bu mesele bu kadar kolay mı? Ağızdan çıktığı gibi tek kelimelik bir ifade mi? Şu anki ortamda bunu tekelinde tuttuğuna inanan insanlar bulunuyor. Bu dinimiz adına acı verici ve çok elim bir durum. Ve bu acı durum teorik olarak bizlere şu fıkrayı hatırlatıyor: Temel ve Dursun kahvehanede otururlarken Temel dostu Dursuna : Ula Dursun, ben varya süper İngilizce biliyorum. Dursun ise : Yapma be kardeşim nerden öğrendin bu dili? der. Temel de dil öğrenmek için geceleri çok çalıştığını söyler. Derken bulundukları ortama bir turist kafilesi gelir. Dursun Temele : Madem İngilizce biliyorsun şu turistleri buraya çağır. der. Temel hemen bir eda ile : Come ! der ve turistler onlara doğru gelmeye başlar. Dursun çok şaşırır ve : Şimdi de gitmelerini söyle. der. Temel ne yapacağını biraz düşünür ve hemen karşı masa tarafına geçer ve yeniden Come ! der. Dursun da düşünür : Bizim Temel gerçekten İngilizce biliyor.
Bizim hizmet anlayışımız tek kelime gibi olmamalı. Hizmet uzun süre sonucunda çok basite indirgendi. Hizmetin yolu o kadar çok ki tek yolu insanlara sunup orada ısrar etmek aramızda tefrik düşüncelere, kin ve husumetin baş gösterdiği gruplaşmalara zemin hazırlamaktadır. Düşünün, aşırı susamış bir insana kirli suyla dolu bardağı verirseniz başka seçeneği olmadığı için onu seçecek. Ama içi temiz suyla dolu olan ayrı bir bardakla beraber o kirli bardağı sunarsanız aklına uygun olanı seçecek. İnsanlara seçim hakkı verilmeli. Ve seçiminden dolayı kimse silinmemeli, ayrı kefede tutulmamalı.
Olan ve gelişen olaylar karşısında Müslümanların tepkisizliği de ayrıca yaşadığımız sorunlardan biri. Müslüman haksızlık karşısında susmamalı. Korkak olmamalı. Daima Hakkı haykırmalı. Belirli yerleri ellerinde tutan belirli kesimler Müslümanları kıstırıyor adeta korkaklaştırıyor. Zaman az yapılacak iş çok. Ahirzamanda yaşıyoruz. Ve insanlık toptan cehenneme sürükleniyor. El atmak, birilerini geri çekmek için daha ne kadar bekleyeceğiz?
Peki yapılması gereken nedir diye düşünüyorsunuz..Yapılması gereken çok hassas olmak. Yapılan haksızlıkları, yanlışları, ortaya çıkarılan fitneleri görmezden gelmeden ulaşabildiğimiz herkese anlatmak. Kardeşler ! Tek isteğimiz uyuyan bizleri uyandırmak. Kendine getirmek. Gidelim yüzümüzü yeniden yıkayıp dünyaya, insanlara ve İslam'a yeniden bakalım. Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı ele alalım. Yanlışlarımızı tespit edelim. Müslüman kişi hassastır. Bu doğrultuda kendimizi gözden geçirelim. Lütfen bunu yapalım ve sonra plan çizelim bu konuda. Allah'a olan hizmeti tekrar gözden geçirelim. Çünkü emin olun buna katiyetle ihtiyaç var. Göreceksiniz ki eksik noktalar artık birleşmiş büyük bir daire teşkil eder hale gelmiş.
Muvaffakiyetin gelmesini istiyorsak kararlı olmalıyız. Elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışalım kardeşlerim! Ahirzamanda hizmet dizginlerini elde tutmamız gerekiyor. Aramızda bir kısım insanlar var. Nasıl ki sağlıklı insanın içine virüs girerse hastalanır ya, bizde de o durum söz konusu. İslam'a gelen her zarar bizim vücudumuza gelen darbelerdir. Ve kurşunluyorlar bizi sağdan, soldan, her yerden... Art niyetli insanları zamanı gelince kendi tuzaklarına düşürmeliyiz. Müslüman her yerde eziliyor. Dünyanın her yerinde bize kurşun sıkıyorlar. Bir Hıristiyan'a kimse dokunamıyor. Peki neden? Çünkü İslam alemi parçalanmış. Kimsenin kimseden haberi yok. Araya öyle tohumlar serpmişler ki herkese kendini kurtuluşa ermiş addediyor diğerlerini "öteki insan" olarak nitelendirip tefrikaya sebep oluyor. Herkesin kendine göre din yorumladığı bir zamanda elbette kimsenin kimseden haber olmaz. Efendimiz (sas) bizim daima birlik içinde olmamızı istemiştir. Ama bunu yapmak için önce O'nu (sas) okumak lazım. Artık koşmak vakti ! Artık durmamak vakti ! Durmak bize şu saatten sonra haram olmalı. Biz cephelere gideceğiz demiyoruz, biz savaşlarda alt edeceğiz demiyoruz. Kalemimizle, aklımızla onları lağvedeceğiz. Ulaşabildiğimiz her insana ulaşmalı ve tefrik düşüncelere girmeden, taassuplarımızdan sıyrılarak "Selamunaleykum kardeşim" demesini bilelim. Sonrasında bir araya gelmiş İslam milletinin yapamayacağı hiçbir şey yoktur.
Vaiz Yunus KAYA
Başlıkta belirtildiği gibi gurbet diyarında İslam yaşantısı farklıdır.(Taasuba binaen) Her şey daha bir zordur. Yollar daha dikenli, daha engebeli, daha meşakkatlidir. Gurbette İslam yolunda hizmet meselesi üzerinde durulması gereken çok önemli bir konudur.
Hizmet, bizlere çok kolay bir meseleymiş gibi görünüyor. Acaba bu mesele bu kadar kolay mı? Ağızdan çıktığı gibi tek kelimelik bir ifade mi? Şu anki ortamda bunu tekelinde tuttuğuna inanan insanlar bulunuyor. Bu dinimiz adına acı verici ve çok elim bir durum. Ve bu acı durum teorik olarak bizlere şu fıkrayı hatırlatıyor: Temel ve Dursun kahvehanede otururlarken Temel dostu Dursuna : Ula Dursun, ben varya süper İngilizce biliyorum. Dursun ise : Yapma be kardeşim nerden öğrendin bu dili? der. Temel de dil öğrenmek için geceleri çok çalıştığını söyler. Derken bulundukları ortama bir turist kafilesi gelir. Dursun Temele : Madem İngilizce biliyorsun şu turistleri buraya çağır. der. Temel hemen bir eda ile : Come ! der ve turistler onlara doğru gelmeye başlar. Dursun çok şaşırır ve : Şimdi de gitmelerini söyle. der. Temel ne yapacağını biraz düşünür ve hemen karşı masa tarafına geçer ve yeniden Come ! der. Dursun da düşünür : Bizim Temel gerçekten İngilizce biliyor.
Bizim hizmet anlayışımız tek kelime gibi olmamalı. Hizmet uzun süre sonucunda çok basite indirgendi. Hizmetin yolu o kadar çok ki tek yolu insanlara sunup orada ısrar etmek aramızda tefrik düşüncelere, kin ve husumetin baş gösterdiği gruplaşmalara zemin hazırlamaktadır. Düşünün, aşırı susamış bir insana kirli suyla dolu bardağı verirseniz başka seçeneği olmadığı için onu seçecek. Ama içi temiz suyla dolu olan ayrı bir bardakla beraber o kirli bardağı sunarsanız aklına uygun olanı seçecek. İnsanlara seçim hakkı verilmeli. Ve seçiminden dolayı kimse silinmemeli, ayrı kefede tutulmamalı.
Olan ve gelişen olaylar karşısında Müslümanların tepkisizliği de ayrıca yaşadığımız sorunlardan biri. Müslüman haksızlık karşısında susmamalı. Korkak olmamalı. Daima Hakkı haykırmalı. Belirli yerleri ellerinde tutan belirli kesimler Müslümanları kıstırıyor adeta korkaklaştırıyor. Zaman az yapılacak iş çok. Ahirzamanda yaşıyoruz. Ve insanlık toptan cehenneme sürükleniyor. El atmak, birilerini geri çekmek için daha ne kadar bekleyeceğiz?
Peki yapılması gereken nedir diye düşünüyorsunuz..Yapılması gereken çok hassas olmak. Yapılan haksızlıkları, yanlışları, ortaya çıkarılan fitneleri görmezden gelmeden ulaşabildiğimiz herkese anlatmak. Kardeşler ! Tek isteğimiz uyuyan bizleri uyandırmak. Kendine getirmek. Gidelim yüzümüzü yeniden yıkayıp dünyaya, insanlara ve İslam'a yeniden bakalım. Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı ele alalım. Yanlışlarımızı tespit edelim. Müslüman kişi hassastır. Bu doğrultuda kendimizi gözden geçirelim. Lütfen bunu yapalım ve sonra plan çizelim bu konuda. Allah'a olan hizmeti tekrar gözden geçirelim. Çünkü emin olun buna katiyetle ihtiyaç var. Göreceksiniz ki eksik noktalar artık birleşmiş büyük bir daire teşkil eder hale gelmiş.
Muvaffakiyetin gelmesini istiyorsak kararlı olmalıyız. Elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışalım kardeşlerim! Ahirzamanda hizmet dizginlerini elde tutmamız gerekiyor. Aramızda bir kısım insanlar var. Nasıl ki sağlıklı insanın içine virüs girerse hastalanır ya, bizde de o durum söz konusu. İslam'a gelen her zarar bizim vücudumuza gelen darbelerdir. Ve kurşunluyorlar bizi sağdan, soldan, her yerden... Art niyetli insanları zamanı gelince kendi tuzaklarına düşürmeliyiz. Müslüman her yerde eziliyor. Dünyanın her yerinde bize kurşun sıkıyorlar. Bir Hıristiyan'a kimse dokunamıyor. Peki neden? Çünkü İslam alemi parçalanmış. Kimsenin kimseden haberi yok. Araya öyle tohumlar serpmişler ki herkese kendini kurtuluşa ermiş addediyor diğerlerini "öteki insan" olarak nitelendirip tefrikaya sebep oluyor. Herkesin kendine göre din yorumladığı bir zamanda elbette kimsenin kimseden haber olmaz. Efendimiz (sas) bizim daima birlik içinde olmamızı istemiştir. Ama bunu yapmak için önce O'nu (sas) okumak lazım. Artık koşmak vakti ! Artık durmamak vakti ! Durmak bize şu saatten sonra haram olmalı. Biz cephelere gideceğiz demiyoruz, biz savaşlarda alt edeceğiz demiyoruz. Kalemimizle, aklımızla onları lağvedeceğiz. Ulaşabildiğimiz her insana ulaşmalı ve tefrik düşüncelere girmeden, taassuplarımızdan sıyrılarak "Selamunaleykum kardeşim" demesini bilelim. Sonrasında bir araya gelmiş İslam milletinin yapamayacağı hiçbir şey yoktur.
Vaiz Yunus KAYA
bunun elle tutulur maddeleri nelerdir? insanlık madem kötüye gidiyor,islamı cazip kılmanın,insanları iyi olmaya sevketmenin bir yolu olmalı,ama nedir bu yol? herkesin kötü olduğu bu ahir zamanı nasıl iyi insanlarla doldurabiliriz? banane demekle olmaz,el ele,gönül gönüle nasıl bir yol izlemeliyiz? ben herkesten fikirler bekliyorum....