Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
"Bütün varlık orada, Allah'a doğru giden bu geniş hıçkırıktadır. Kaybolan her şeyin aksisedasından doğacağı bu dua..."
.........

Tanbûrî Cemil'in Ninni'sini bir musikî şaheseri saymak epeyce güçtür. Fakat o plağı bulursanız iyi dinleyin. İktisadî denkliliği bozulmuş, mihrabı çökmeğe yüz tutmuş, gururunu yapan geleneklerin duvarı çatlamış bir topluluğun iç benliğini en canlı yerinde verir. Tanbur, san'atın hududuna girmeyen bir taklitle de olsa bütün havayı nakleder. Şüphesiz eski İstanbul sadece bu hüzün, bu hislilik değildi, sanıldığından çok fazla eğleniyordu. Belki de bu ninni, Hüseyin Rahmi'nin hayatımızın her safhasını alaya alan romanları gibi biraz da eğlenmek için yapılmıştı. Bununla beraber, bu fakirler cemiyetinde, saadeti bir ruh muvazenesinde arayan saf ve ahenkli insanların hayatında, her şeyin peşine bu gölge iyiden iyiye takılmaya başlamıştı. Doğrusu istenirse bu 'hüzün' biraz da kendiliğinden gelen bir şeydi. Tıpkı boş bir tiyatro sahnesinde seyredilen bir akşam saati gibi hayatın bazı unsurlarından doğuyordu. Petrol lambası, hava gazı ile yarı aydınlanan sokak, dilenci sesleri, bekçi sopası, yangın korkusu, acı vapur düdükleri, fazla dindar hayatın verdiği o garip psikozlar adeta matematik şekilde onu hazırlayıp besliyordu. Fakat ne de olsa vardı ve etrafımızdaki havayı elle dokunulacak şekilde kesifleştiriyordu. Onu kaybettiğimiz zaman kendimizi çıplak bulmamız, sarsılmamız da hayatımızda büyük bir yeri olduğunu gösterir.
...
İnsan kaderinin büyük taraflarından biri de, bugün attığı adımın kendisini nereye götüreceğini bilmemesidir. Baki'nin Fatih Camii'nde fakir bir müezzin olan babası, oğlunun Türkçe'yi kendi adına fethedeceğini, sözün ebedi saltanatını kuracağını; Nedim'in anası, Türkçe'nin ikliminde oğlunun bir bahar rüzgarı gibi güleceğini, onun geçtiği yerlerde bülbül şakımasının kesilmeyeceğini, ağzından çıkan her sözün ebediliğin köşesinde bir erguvan gibi kanayacağını biliyorlar mıydı? Bunun gibi, Malazgirt Ovası'nda döğüşen yiğitler, kılıçlarının havada çizdiği kavisin, bütün ufku dolduran nal şakırtılarının, Sinan'ın, Hayreddin'in, Itrî'nin, Dede'nin dünyalarına gebe olduğundan elbette habersizdiler. Kader, insan ruhu bir tarafını tamamlasın, yaratılışın büyük rüyalarından biri gerçekleşsin diye, onları bu ovaya göndermişti. Yaratıcı ruhun emrinde idiler, onun istediğini yaptılar.
...
Divanı Kebîr, İbrahim'in atıldığı ocağa benzer, dışarıdan kavurucu gibi görünen ateş içeride bir gül bahçesi olur.
Bu şiirler yazıldığı devirle beraber düşünülürse, batmakta olan bir gemiden yükselen son duâ gibidir. Bütün varlık orada, Allah'a doğru giden bu geniş hıçkırıktadır. Kaybolan her şeyin aksisedasından doğacağı bu duaya veya davete yanmış ve yıkılmış Anadolu, o kadar akîde ve görenek ayrılığının, kin ve kanın arasından yaralı bir hayvan gibi sürüne sürüne koşar ve bu pınardan içtikçe dirilir. Çünkü bu ses ümidin ve affın sesiydi./ Tanpınar- Beş Şehir
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
Kader☄
????
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Çok defa düşünürüm: Bâkî ile Sinan acaba dost oldular mı? Süleymaniye’nin yapıldığı yıllarda Bâkî yirmi beşle otuz arasında genç bir molla idi. Bir yıl kadar da Süleymaniye binalarının inşasına nezaret etmişti. Kim bilir, belki de Türkçe’yi o kadar kudretle bükmesini burada, nizamını yakından bilmediği bu sanatın gözü önünde, çıldırtıcı bir sağlamlıkla yükselişini göre göre öğrenmiştir. 1572 de, hocası ve hâmisi Kadızade ile Halep’ten döndüğü zaman elbetteki ilk Cuma namazını, bir vakitler temellerine, sütunlarına, şaşırtıcı mihrabına, Evliya Çelebi’nin kendisine has buluşu ile genişliğini, mermer döşemelerinin beyazlığını, “harem-i beyaz”, “ak yayla” diye anlatmaya çalıştığı ve billûra benzettiği avlusuna, zafer kasidesi kapılarına uzun uzun bakmıştı. Belki de bütün imparatorluğun gururu olan mimara koşmuş, ellerine sarılmış;
“-İlâhi Sinan! Ey susan taşın ve konuşan hacimlerin şairi; ey maddenin uykusuna kendi nabzının âhengini hepimizin imanıyla beraber geçiren! Aydınlığı en bilgili terkiplerde eritilmiş madenler gibi yumuşatıp ondan zaferlerimize hil’atler biçen! Sen bu şehre bütün dünyanın kıskanacağı bir cami yaptırmakla kalmadın; insan düşüncesinin erişilmesi güç hadlerinden birini tespit ettin.” Demiştir. Hayır, elbette ki Bâkî böyle şişkin, böyle taklit dille konuşmazdı; ona daha basit, çok basit ve çok güzel, bir duaya benzer şeyler söylemiştir...'/ Ahmet Hamdi Tanpınar-Beş Şehir
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
Hocam olmaz ki
İstanbul ve tabii ki Süleymaniye Camii'ni özlediğimi hatırlattınız...
Mimar Sinan orayı hangi duygu, düşünce ve hissiyatla yaptı Allahuâlem
Kısa ve net; huzur bulduğum ender yerlerden bir yer...
Büyük emek var gönülden olduğu inancındayım...
Öyle ki aczane ilgilendiğim çini sanatına da iz'i olsun istedim az da olsa...
Hani bakıp geçilen o pencere ve kapılardaki ahşap oyma desenler ve uyumları varya işin içine girince anladım...
Günlerce o oymaların birbiri ile ilgili bağını çözüp desene yerleştirmek ve yapmak...hayli zorladı...
Akıl, gönül işi var her bir santiminde o yapıtın
Dolayısıyla san'attan Sani'ye geçiş'i yaşayanlara Aşk olsun
Rabbim Onlardan razı olsun

Tanpınar Baki ile Sinanın dost olup olmadığını neden merak etti ki?¿
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Hocam olmaz ki
İstanbul ve tabii ki Süleymaniye Camii'ni özlediğimi hatırlattınız...
Mimar Sinan orayı hangi duygu, düşünce ve hissiyatla yaptı Allahuâlem
Kısa ve net; huzur bulduğum ender yerlerden bir yer...
Büyük emek var gönülden olduğu inancındayım...
Öyle ki aczane ilgilendiğim çini sanatına da iz'i olsun istedim az da olsa...
Hani bakıp geçilen o pencere ve kapılardaki ahşap oyma desenler ve uyumları varya işin içine girince anladım...
Günlerce o oymaların birbiri ile ilgili bağını çözüp desene yerleştirmek ve yapmak...hayli zorladı...
Akıl, gönül işi var her bir santiminde o yapıtın
Dolayısıyla san'attan Sani'ye geçiş'i yaşayanlara Aşk olsun
Rabbim Onlardan razı olsun

Maşallah, ne güzel ifadeler, ne güzel meşguliyetleriniz var, İstanbul'u güzel kılan ne kıymetli insanlar var, Allah razı olsun cümlesinden
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
Tanpınar Baki ile Sinanın dost olup olmadığını neden merak etti ki?¿
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Tanpınar Baki ile Sinanın dost olup olmadığını neden merak etti ki?¿

Güzel olacağı ihtimali süslemiş yazılarını, hayallerimizde güzel sebepler nedeniyle üretiliyor mu, çok meşakkatli bir mesele gibi ama kıymetli bir mesele...
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
Güzel olacağı ihtimali süslemiş yazılarını, hayallerimizde güzel sebepler nedeniyle üretiliyor mu, çok meşakkatli bir mesele gibi ama kıymetli bir mesele...

Hocam, meşakkati olmayan hiç bir mesele varmı ki?¿
Yoksa mesele değil olsa olsa masal olur galiba
Ömrünüze bereket inşAllah
Meşgul ediyorum sizi arada, razı olun????
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Hocam, meşakkati olmayan hiç bir mesele varmı ki?¿
Yoksa mesele değil olsa olsa masal olur galiba
Ömrünüze bereket inşAllah
Meşgul ediyorum sizi arada, razı olun????

Estağfurullah, mesleki deformasyon ya da mesleğin kaderinde olan cevap vermeye aşılanmak,kendimizi kelimeler ile tedavi altına alabilecek bir alan bulunca bir sürü cümle vakasına dahil etme ihtiyacı, gündemi değiştirmek zorunda kalınan her bir zaman dilimine edeb ile nüfuz etmek, cevap canlandırma sahnesinde küçük bir rol bile hoşça, Rabbim razı olsun sizden
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
Estağfurullah, mesleki deformasyon ya da mesleğin kaderinde olan cevap vermeye aşılanmak,kendimizi kelimeler ile tedavi altına alabilecek bir alan bulunca bir sürü cümle vakasına dahil etme ihtiyacı, gündemi değiştirmek zorunda kalınan her bir zaman dilimine edeb ile nüfuz etmek, cevap canlandırma sahnesinde küçük bir rol bile hoşça, Rabbim razı olsun sizden

EyvAllah Hocam
Haklısınız mesleğiniz zor, yıpratıcı galiba bir o kadar'da içselleştirmeden hayatının geneline, olmuyor galiba
Tiyatrocular kullanırlar ya hani; sahnenin tozunu bir defa yutmaya gör,,,????
"Cevap canlandırma sahnesi"???? sözleriniz güzel rast geldi ????
Çekilen cefaların sonunda muhakkak görünür görünmez safa'lar bulunacaktır inşAllah
 
Üst Alt