Tarikat Hastane, Mürşid Doktor, Zikir Eczanedir
İmam-ı Rabbani (ks) "siz vesvesyi kovmaya uğraşmayın, zikire devam edin. zira zikrin nuraniyeti arta arta vesvese azalır, sonra hakiki zikir olur" buyurdu.
Alaaddin Attar (ks) Hazretleri "Zikrin akışına, ateşine gazap, şehvet, kederlenmek engel olur." onun için vesveseyle de çekilse menfaatlidir. "Kederlenme, gam çekme ne olsa Allah ikram eder. Her güzün bir yazı, her kışın bir baharı vardır derse, Allah adamı kamil eder."
Abdurrahmani Tahi (ks) Hazretleri, "Her kim bir hafta letaif zikrine devam etse, zikir kalbinde nuraniyetle yayılır. Bütün arzu ve hayalleri siler" buyurur.
Gavs-ı Hizani (ks) Hazretleri, "Kim bir sene letaif dersini tam çekse zikir meleke olur. Tarikattan düşmesine imkan kalmaz. İstikamet sahibi olur. Peygamberlerin ahlakına girer." buyurdu.
İşte Nakşibendiler zikir hususunda ittihaz ettikleri zikr-i hafi sayesinde, kalbin fethiyle enaniyet mikrobunu öldürüp, şeytanın emirberi olan nefs-i emmarenin başını kırmaya muvaffak olmuştur. Alimler bunun faziletini, Arifler hikmet ve neticesini bildiğinden tarikatta zikiri meslek etmişlerdir.
Tarikat Hastanedir, Zikir Eczanedir. Hastalığımızın adı nefis ve şeytandır. Hastalar avamdır. Mürşid doktordur. İşi, yolu meşrebi haktır. Mürşidin verdiği ilaç Hakk'ın zikridir.
Tasavvufi Hayat
ŞAH-I NAKŞİBEND HAZRETLERİNİN TALEBESİ ALAÜDDİN ATTAR HAZRETLERİ ANLATIYOR
-Dervişlerden biri,birgün bana,kalbin nasıl olduğunu sordu.
-''Nasıl olduğunu bilmiyorum dedim.''dedim.O;
-''Ben kalbi,üç günlük ay gibi görüyorum.''dedi.Bunu üstadım ve efendim Şah-ı Nakşibend Hazretlerine anlattım.
-''Bu, onun kalbine göredir.''buyurdu.Ayakta duruyorduk.Ayağını ayağımın üzerine koydu.Birden kendimden geçtim.Bütün mevcudatı,Arş-ı a'layı kalbimde bir arada gördüm.Kendime gelince;
-''Gördüklerini anlat.'' buyurdu.Anlattım.Bunun üzerine;
-''Kalb budur.O dervişin sandığı gibi değil.Allahü Tealaya, kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir.Mahlukların en üstünü,en şereflisi KALBDİR.Kalb, bilinmeyen sırlarla dolu bir alemdir;her şeyi kendinde bulundurur.Görüldüğü gibi kalb,her şeyden geniş bir latifedir.Böyle olunca, onu bir kimse nasıl anlayabilir.Bunun için Hadis-i kudside Allahü Teala;
-''Yere ve göğe sığmam,mü'min kulumun kalbine sığarım.''buyurdu.Bu, derin sırlardandır.''buyurdu.
İmam-ı Rabbani (ks) "siz vesvesyi kovmaya uğraşmayın, zikire devam edin. zira zikrin nuraniyeti arta arta vesvese azalır, sonra hakiki zikir olur" buyurdu.
Alaaddin Attar (ks) Hazretleri "Zikrin akışına, ateşine gazap, şehvet, kederlenmek engel olur." onun için vesveseyle de çekilse menfaatlidir. "Kederlenme, gam çekme ne olsa Allah ikram eder. Her güzün bir yazı, her kışın bir baharı vardır derse, Allah adamı kamil eder."
Abdurrahmani Tahi (ks) Hazretleri, "Her kim bir hafta letaif zikrine devam etse, zikir kalbinde nuraniyetle yayılır. Bütün arzu ve hayalleri siler" buyurur.
Gavs-ı Hizani (ks) Hazretleri, "Kim bir sene letaif dersini tam çekse zikir meleke olur. Tarikattan düşmesine imkan kalmaz. İstikamet sahibi olur. Peygamberlerin ahlakına girer." buyurdu.
İşte Nakşibendiler zikir hususunda ittihaz ettikleri zikr-i hafi sayesinde, kalbin fethiyle enaniyet mikrobunu öldürüp, şeytanın emirberi olan nefs-i emmarenin başını kırmaya muvaffak olmuştur. Alimler bunun faziletini, Arifler hikmet ve neticesini bildiğinden tarikatta zikiri meslek etmişlerdir.
Tarikat Hastanedir, Zikir Eczanedir. Hastalığımızın adı nefis ve şeytandır. Hastalar avamdır. Mürşid doktordur. İşi, yolu meşrebi haktır. Mürşidin verdiği ilaç Hakk'ın zikridir.
Tasavvufi Hayat
ŞAH-I NAKŞİBEND HAZRETLERİNİN TALEBESİ ALAÜDDİN ATTAR HAZRETLERİ ANLATIYOR
-Dervişlerden biri,birgün bana,kalbin nasıl olduğunu sordu.
-''Nasıl olduğunu bilmiyorum dedim.''dedim.O;
-''Ben kalbi,üç günlük ay gibi görüyorum.''dedi.Bunu üstadım ve efendim Şah-ı Nakşibend Hazretlerine anlattım.
-''Bu, onun kalbine göredir.''buyurdu.Ayakta duruyorduk.Ayağını ayağımın üzerine koydu.Birden kendimden geçtim.Bütün mevcudatı,Arş-ı a'layı kalbimde bir arada gördüm.Kendime gelince;
-''Gördüklerini anlat.'' buyurdu.Anlattım.Bunun üzerine;
-''Kalb budur.O dervişin sandığı gibi değil.Allahü Tealaya, kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir.Mahlukların en üstünü,en şereflisi KALBDİR.Kalb, bilinmeyen sırlarla dolu bir alemdir;her şeyi kendinde bulundurur.Görüldüğü gibi kalb,her şeyden geniş bir latifedir.Böyle olunca, onu bir kimse nasıl anlayabilir.Bunun için Hadis-i kudside Allahü Teala;
-''Yere ve göğe sığmam,mü'min kulumun kalbine sığarım.''buyurdu.Bu, derin sırlardandır.''buyurdu.
