SORU:Tarikatların başı ve sonu nedir?
CEVAP:
Tarikatların başlangıcı, şer'-i şerifin esaslarına
sımsıkı sarıldıktan sonra mümkün olduğu kadar zikir
ve O'nun insanlara lütfettiği nimetler ile yüce kudreti
üzerinde derin tefekkür, ortası; «İnsanlarla aşırı
derecede ülfet ve ünsiyyet, onlarla fazlaca haşir-neşir
olmak iflâs alâmetidir» denildiği gibi, insanlarla, ya
da cezbedici diğer dünyevi şeylerle değil yalnız Allah'la
meşgûl olmak ve yalnız O'na yakın ve O'nunla
ünsiyyet etmektir. Neticesi ise; her zaman Hakk'ın huzûrunda
bulunduğu inancına sahip olmak, kendisinde,
çevresinde hulâsa her şeyde Hakk'ı görebilmek, bir
an bile Allah şu'ûrundan uzak kalmamaktır. Daha
doğru bir ifâde ile İslâm'ı «İhsân» derecesinde ve her
an Cenâb-i Hakk'ın murakabe ve denetimi altında
yaşadığına inanarak ibâdet etmek ve öylece yaşamaktır.
Tarikatların hepsinin gâyesi, müridlerini yalnız
Allah'a kulluk ve yalnız O'nun rızasını kazanma idealine
ulaştırmaktır. Nitekim bunu zikir, fikir ve ibâdetlerinde
şöyle dile getiriyorlar:
«İlâhi benim maksadım yalnız sen, elde etmek istediğim
de yalnızca senin rızandır.»
CEVAP:
Tarikatların başlangıcı, şer'-i şerifin esaslarına
sımsıkı sarıldıktan sonra mümkün olduğu kadar zikir
ve O'nun insanlara lütfettiği nimetler ile yüce kudreti
üzerinde derin tefekkür, ortası; «İnsanlarla aşırı
derecede ülfet ve ünsiyyet, onlarla fazlaca haşir-neşir
olmak iflâs alâmetidir» denildiği gibi, insanlarla, ya
da cezbedici diğer dünyevi şeylerle değil yalnız Allah'la
meşgûl olmak ve yalnız O'na yakın ve O'nunla
ünsiyyet etmektir. Neticesi ise; her zaman Hakk'ın huzûrunda
bulunduğu inancına sahip olmak, kendisinde,
çevresinde hulâsa her şeyde Hakk'ı görebilmek, bir
an bile Allah şu'ûrundan uzak kalmamaktır. Daha
doğru bir ifâde ile İslâm'ı «İhsân» derecesinde ve her
an Cenâb-i Hakk'ın murakabe ve denetimi altında
yaşadığına inanarak ibâdet etmek ve öylece yaşamaktır.
Tarikatların hepsinin gâyesi, müridlerini yalnız
Allah'a kulluk ve yalnız O'nun rızasını kazanma idealine
ulaştırmaktır. Nitekim bunu zikir, fikir ve ibâdetlerinde
şöyle dile getiriyorlar:
«İlâhi benim maksadım yalnız sen, elde etmek istediğim
de yalnızca senin rızandır.»