Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
Sessizliğe sarılmış bir çığlıktır taş. Katılığının kuytularında adı sanı bilinmeyen, ele avuca gelmeyen utangaç bir yumuşaklığın tebessümünü saklar. Taşın kaderidir katılık. En başından, Katı ol! emrini almıştır. Katılığını bu karşı konulmaz çağrıya icabette gösterdiği sonsuz yumuşaklığın koynunda besler.
Soğukluğunu bu itirazsız boyun eğişin ateşinde pişirir. Susar taş; suskunluğuna sarılır. Katı kalır; katılığına katlanır. İçinde kıvrım kıvrım akan Katı ol! emrinin yokuşlarına kadife olup uzanır. Kalbinin derûnunda durmaksızın çağıldayan Sessiz kal! sözünün pınarından yudumlanır. Bir sırrı saklar gibi saklar içinin içini. Kendisiyle Yaradanı arasındaki ahde bağlılığı adına katılıkla utandırılmaya, suskunlukla suçlanmaya, soğuklukla kınanmaya razı olur. Kınayanların kınamasına aldırış etmeyen bir teslim olmuştur... taş. Katılığı teslimiyetindendir.

Ve aslında sadece bir kezliğine içinin yumuşağını açık etmesine izin verildiği o günü, Mûsanın [as] âsâsının dokunup kalbinin katılığını parelediği günü özlemektedir. İşte o gün, sadece o gün, istendiğinde yumuşayabileceğini gösterme fırsatı doğmuştur. Sert ol! emri karşısında gösterdiği sonsuz yumuşaklığı Yumuşa! Parçalan! Ağla! emrine karşı da gösterebileceğini kanıtlamıştır. O günden sonra da katılığına katlanmayı, soğukluğuna sarılmayı, sessizliğiyle dertleşmeyi sürdüregelmiştir.

Taş, nasıl mahcup yumuşaklığını içine doğru sarkıtıp suskunca saklıyorsa, biz de içimizde emanet duran yumuşaklığı dışımıza doğru taşırıp taşlaştırıyoruz. Tenimizden başlayıp az öteye uzanan yakın çevrede hafif peltemsileşiyor o şeffaf yumuşaklık. Mahallenin sınırlarını aşınca kemikleşmeler başlıyor. Şehrin dışına çıktığında, hele de ülke sınırlarının ötesine geçtiğinde, kalbin yumuşaklığı tunç bir katılığı şal diye omuzlarına atıyor, heykelleşiyor. Öyle heykelleşiyor ki bu katılık; onu üzerimizde utanılası bir şey gibi görmekten vazgeçer, övünerek sergiler hale geliriz.

Huzurumuzu bu heykelin katılığına borçluyuzdur. Öyle ki hiçbir rüzgârın heykelin yüzünü buruşturamayışıyla övünürüz. Taşlaşmadır yaşadığımız: Kalbi olan adamdan, kalıbıyla olan adama doğru düşeriz. Kalbimizin incecik fısıltılara açık zarına rağmen sağırlaşırız. Kalbimizin gizli saklı iç geçirmelere duyarlı gözbebeklerine rağmen körleşiriz. Taş nasıl içine doğru baktıkça gizli bir yumuşaklığı ninniliyorsa, biz de dışımıza aktıkça taşlaşır, taş olarak taşarız. Taşın içine doğru büyüyen sancılarının aksine, biz, dışarı doğru derin bir anestezi ile amansız bir vurdumduymazlıkla taşarız.

Huzurumuzun hudutlarını sağırlıklar bekler. Unutkanlıkları, alışkanlıkları, alışılmışlıkları, inkârları siper edinerek derinleştiririz vurdumduymazlığımızı. Körlüklerden kaleler yaparız sükûnetimizin etrafına. Yokmuş gibi davranarak, hiç olmamış varsayarak katılaştırırız zavallı yumuşaklıklarımızı.

Sanki Bağdatta bebeler ve anaları ansızın odalarına giren füzelerin alevinde kavrulmuyormuş gibi gelir bize. O sayede, taş bir heykel gibi tebessümümüzde eksilme olmaz. Sanki uzaktan duyulan bir ambulans sireni kimsenin can pazarının çığlığı değilmiş gibi yudumlarız suyumuzu. Öylece tunç bir heykel gibi bileğimizde akan kanı dondururuz. Rutindir trafik kazası haberleri; ölenlerin sanki bir yerlere yetişme özlemi yokmuş gibi, sanki ölenler kimsenin babası, anası yahut yavrusu değilmiş gibi gelir. Eksilenin insan olduğunu unuturuz. Öylece taş gibi düşeriz, çökeriz yaşamanın gölüne, sızıları dışarı atarız.

Hani denir ya: Kalıbımı koyarım ki& Kalbimi koyuyorum& da diyebilir miyiz? Kalbini& Üzerine bombalar yağdırılan insanların göğsüne kalbini koyabilir misin? Hiç hak etmediği halde, hiç beklemediği halde sıradan bir kaza haberine konu olan baba ve kızının parçalanmış bedenlerine koyabilir misin kalbini? Kalbinin her kıpırtısında var-yok arasında gidip gelen bir adamın hayatın kıyısındaki pişmanlıklarını sızdırabilir misin kalbine?

Kalbini de koyabilir misin? Buraya& Hiç olmazsa taş gibi& Sessizliğine sarılmışlığın çığlığıyla, katılığına katlanmanın sancısıyla& Göğsünde taşıyabiliyor musun kalbini?



(*) Muhterem şair Osman Sarının taş yumuşaklığındaki Taş Gazelinden alıntıyla&


SENAİ DEMİRCİ
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Güzel bir yazıyı paylaşmışınız kardeşim.

Zaten SENAİ DEMİRCİ nin her yazısı güzel oluyor.

Rabbim tüm kararan ve katılaşmış kalplere hidayet versin inş.

Allah razı olsun kardeşim.

Vesselam.
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah (cc) razı olsun Melek kardeşim güzel bir yazıydı emeğine sağlık...
paylaşımlarını tekrar görmek çok güzel...
:)
 

gamzelim

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
14 Eki 2007
Mesajlar
382
Aldığı Beğeniler
5
Allah razı olsun Senai demircinin yazıları gerçekten harika senin ve onun yüreğine sağlık
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Hani denir ya: Kalıbımı koyarım ki Kalbimi koyuyorum da diyebilir miyiz? Kalbini Üzerine bombalar yağdırılan insanların göğsüne kalbini koyabilir misin? Hiç hak etmediği halde, hiç beklemediği halde sıradan bir kaza haberine konu olan baba ve kızının parçalanmış bedenlerine koyabilir misin kalbini? Kalbinin her kıpırtısında var-yok arasında gidip gelen bir adamın hayatın kıyısındaki pişmanlıklarını sızdırabilir misin kalbine?

Kalbini de koyabilir misin? Buraya Hiç olmazsa taş gibi Sessizliğine sarılmışlığın çığlığıyla, katılığına katlanmanın sancısıyla Göğsünde taşıyabiliyor musun kalbini?


yazanında paylaşan meleğimin de eline yüreğine emeklerine sağlık
 
Üst Alt