Ah Hayyam, nedir dökülenler dilinden senin, yüreciğime saplanır kalır.. biz sekr halini ölümde bilirdik, kalktın bizi nefeste iken sekerata bağladın.. aşkı Rab olana adadın isen amenna, ama matlubun gayrısı ise biz o demlere aşina değiliz..
Kadehi O derse yudumlarız, saki O derse vardır, aşkın en güzeli O'na hebadır.. hani Şems emretmişti, meyhanelere ayak sürtmüştü, Mevlana dudaklarına kadehi götürmüştü.. baktı ki teslimiyyeti has ve kamildir; itmişti elinin tersi ile, kırmızı şarapla yıkanmıştı kar.. kimi nasipsizler bunu farklı algılar. bu müridin, mürşide en saf ittibasıdır; katıksız, halis, günaha meyili bile hatta meşru kılar.. ağzından çıkan bir kelimeye bakarsın, mübarek gözlerinden bir mana çalarsın ki dese de koştursam.. bir teveccühüne, bir himmetine kavuşşam.. eğer bunlardan bana devşireceksen, aklımı alıp gönlümü galip getireceksen, beni bende öldürüp, mürşidde dirilteceksen; konuş Hayyam azalarım sana amadedir.. ama ki fuzuli gönül eğlendirmelerinde, aşkın namını arttırmakta ise sadece kavlin, işitecek kulak yoktur bizde, zira kıl-u kal çok işittik..
Ah efendim, hayatta iken yoktur kapınıza gelip diz çökecek mecalimiz. zira zehirli urgan ile mahpustur bedenimiz.. yıllar oldu ki bulamadık çıkış yolunu, nefs sol dedi oraya yalpaladık, ruh sağ dedi oraya yaslandık; velhasılı itidal denen kelimeyi sadece kamuslarda tanıdık.. ah amel, ah amelin salih olanı; buluverin bir gün adresimi, bu kadar mı kaybettim kendimi!?
Üstad demişti; keşke, keşke ölmeden evvel tüm hayatımı O'nun dizleri dibinde geçirseydim.. insan kaybedince hissediyor asıl elemi, ama huzurunuza nasıl çıkar bu günahkar yüz; nezdinizde tüm cürümler aleni.. bir baş parmağınızda seyr eylersiniz tüm hatalarımı, ulak gelir haber verir muradınızı; gel omuzlarımdaki yükü hafiflet! ah efendim, nefsimin yükünü omuzlarımdan, nefsimin neş'esini ruhumdan, nefsimin ayaklarını yollarımdan, nefsimin silahlarını aklımdan, nefsimin havatırını kulaklarımdan, nefsimin cazibesini sevaplarımdan.. kurtardığım gün geleceğim sana; uryan, mücerret, nadim, ağlamaklı.. belki de bunlar olamadan kabzedecek Azrail canımı.. dil nasip demeden öteye gidemiyor.ne diyelim nasip..
Delice bağlanmalı, hiç hesap-kitap olmadan, sualsiz; rapteyle kalbini O'nun kalbine.. evet derse evet, hayır derse hayır..O derse eğer, güneşin doğduğu cenah garptır! açık eyle geceleri gönül kapılarını, bırakıver yağmalasın meşayih, yüreğindeki hataratı.. bir çeşme akar ki feyzdir onun abı, bir nur peyda olur ki Rab'dır onun kaynağı, bir gözyaşı akar ki denizler giyer hicabından nikabı.. ah dilim ne iyi edersin kelamı, hadi madem bırak herşeyini, soyun o bozuk yaftalardan, çıkar dünyevi esvaplarını, at bir kenara beyni yıkayan kitapları, içi boş lügatları.. hadisene yok mu diyeceğin bir cümlen, nerede kaldı onca nedamet dolu paragrafların, zerre yok mu adamlıktan payın?! ya dediğinin ardında dur ya da sus! bu kapı zira oyun kapısı değildir! tamam sustum fakat gidiyor değilim çünkü başka kapı tanıyor değilim! sadece sustum..
Katre-i Matem...
Kadehi O derse yudumlarız, saki O derse vardır, aşkın en güzeli O'na hebadır.. hani Şems emretmişti, meyhanelere ayak sürtmüştü, Mevlana dudaklarına kadehi götürmüştü.. baktı ki teslimiyyeti has ve kamildir; itmişti elinin tersi ile, kırmızı şarapla yıkanmıştı kar.. kimi nasipsizler bunu farklı algılar. bu müridin, mürşide en saf ittibasıdır; katıksız, halis, günaha meyili bile hatta meşru kılar.. ağzından çıkan bir kelimeye bakarsın, mübarek gözlerinden bir mana çalarsın ki dese de koştursam.. bir teveccühüne, bir himmetine kavuşşam.. eğer bunlardan bana devşireceksen, aklımı alıp gönlümü galip getireceksen, beni bende öldürüp, mürşidde dirilteceksen; konuş Hayyam azalarım sana amadedir.. ama ki fuzuli gönül eğlendirmelerinde, aşkın namını arttırmakta ise sadece kavlin, işitecek kulak yoktur bizde, zira kıl-u kal çok işittik..
Ah efendim, hayatta iken yoktur kapınıza gelip diz çökecek mecalimiz. zira zehirli urgan ile mahpustur bedenimiz.. yıllar oldu ki bulamadık çıkış yolunu, nefs sol dedi oraya yalpaladık, ruh sağ dedi oraya yaslandık; velhasılı itidal denen kelimeyi sadece kamuslarda tanıdık.. ah amel, ah amelin salih olanı; buluverin bir gün adresimi, bu kadar mı kaybettim kendimi!?
Üstad demişti; keşke, keşke ölmeden evvel tüm hayatımı O'nun dizleri dibinde geçirseydim.. insan kaybedince hissediyor asıl elemi, ama huzurunuza nasıl çıkar bu günahkar yüz; nezdinizde tüm cürümler aleni.. bir baş parmağınızda seyr eylersiniz tüm hatalarımı, ulak gelir haber verir muradınızı; gel omuzlarımdaki yükü hafiflet! ah efendim, nefsimin yükünü omuzlarımdan, nefsimin neş'esini ruhumdan, nefsimin ayaklarını yollarımdan, nefsimin silahlarını aklımdan, nefsimin havatırını kulaklarımdan, nefsimin cazibesini sevaplarımdan.. kurtardığım gün geleceğim sana; uryan, mücerret, nadim, ağlamaklı.. belki de bunlar olamadan kabzedecek Azrail canımı.. dil nasip demeden öteye gidemiyor.ne diyelim nasip..
Delice bağlanmalı, hiç hesap-kitap olmadan, sualsiz; rapteyle kalbini O'nun kalbine.. evet derse evet, hayır derse hayır..O derse eğer, güneşin doğduğu cenah garptır! açık eyle geceleri gönül kapılarını, bırakıver yağmalasın meşayih, yüreğindeki hataratı.. bir çeşme akar ki feyzdir onun abı, bir nur peyda olur ki Rab'dır onun kaynağı, bir gözyaşı akar ki denizler giyer hicabından nikabı.. ah dilim ne iyi edersin kelamı, hadi madem bırak herşeyini, soyun o bozuk yaftalardan, çıkar dünyevi esvaplarını, at bir kenara beyni yıkayan kitapları, içi boş lügatları.. hadisene yok mu diyeceğin bir cümlen, nerede kaldı onca nedamet dolu paragrafların, zerre yok mu adamlıktan payın?! ya dediğinin ardında dur ya da sus! bu kapı zira oyun kapısı değildir! tamam sustum fakat gidiyor değilim çünkü başka kapı tanıyor değilim! sadece sustum..
Katre-i Matem...