Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

keremm

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Eyl 2005
Mesajlar
1,242
Aldığı Beğeniler
9
Konum
AĞRI ( İSTANBUL - İstinye)
Takım
Galatasaray
cünetd-i ba dadi (k.s.)'ye;tasvvuf nedir? diye sordular.şöyle cevap verdi; insanların rızasını bırakıp.Allah'ın (c.c.) rızasını aramak,kötü huyları terkedip,nefsani olan işlerden uzaklaşmak,ruhu yükselten vasıfları kazanmaya gayret etmek,hakiki ilimlere sarılmak,herkese nasihatta bulunmak,rabbine verdi i ahidde durmak,peygamber efendimiz (s.a.v.)'in sünnetine uymaktır.
 
H

hayrunisa

Guest
Orjinal Yazarı keremm
cünetd-i ba dadi (k.s.)'ye;tasvvuf nedir? diye sordular.şöyle cevap verdi; insanların rızasını bırakıp.Allah'ın (c.c.) rızasını aramak,kötü huyları terkedip,nefsani olan işlerden uzaklaşmak,ruhu yükselten vasıfları kazanmaya gayret etmek,hakiki ilimlere sarılmak,herkese nasihatta bulunmak,rabbine verdi i ahidde durmak,peygamber efendimiz (s.a.v.)'in sünnetine uymaktır.

allah razı olsun kardesim. işte tasavvuf budur. rabbim cüneydi bagdadi hazretlerindende razı olsun.
 

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
ALLAH RAZI OLSUN TASAUF BU DUR İŞTE.RABİM TASAUF EHLİNDEN RAZI OLSUN....
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
TASAVVUFUN TARİFİ

Tasavvuf,kalbin ve nefsin iyi ve kötü hallerini bilip ,kötü hallerden temizlenmeyi ve iyi hallerle bezenip Allah-ü tealaya yakın olmayı ö retir.

Tasavvufun mevzuu, marifetullahtır . Yani, Allahü tealayı bilmektir. Tasavvufun kurucusu (vazıı) Hazreti Allah celle celalühüdür.

Tasavvuf,dinin ruhudur.

TASAVVUFUN LÜZUMU

Tasavvufun lüzumuna dair, iki büyük zatın iki kıymetli sözünü buraya almakla iktifa ediyoruz:

İmam-ı Azam Hazretleri buyuruyor:

- (Tasavvufa intisabım olan son)iki sene olmasaydı, Numan helak olmuştu

Seyyid Şerif Cürcani Hazretleri buyuruyor:

Hace Alaeddin Attarın hizmetine yüz vurmayınca , Allah Tealayı bilemedim

İNSAN

Tasavvufun hedefi insan olunca ,tasavvufun insana nasıl baktı ını bilmek lazımdır:

İnsanın iki cephesi vardır.

1-Maddi vücut 2- Manevi vücut

Maddi vücut herkes tarafından bilinen ve görülen vücuttur. Manevi vücut ise gözle görülmez.

Kuranı kerimde ve hadis-i şeriflerde isimleri geçen, Kalb, Ruh, Akıl, Nefs gibi unsurlar hep manevi vücudun azalarıdır.Bu unsurlar hayvanlarda yoktur.

İnsan maddi vücudunun yaşaması için yemeye , içmeye, teneffüs etmeye ihtiyacı oldu u gibi, manevi vücudun da gıdaya ihtiyacı vardır.

Manevi vücudun gıdası ise nurdur. Nur Allahü Teala Hazretlerinden gelir. Mürşid-i kamil denilen büyük velilerin kalbi vasıtasıyla da ıtılır.Manevi vücut ancak, bu nuru aldı ı takdirde sıhhatli yaşayabilir. Nuru alamayan manevi vücut önce hastalanır, sonra da ölür. Bu manevi ölümdür. Bu durundaki bir insan, yaşayan ölü gibidir.Onların kalbleri vardır; anlamaz, gözleri vardır görmez, kulakları vardır, işitmez. Dikkat edin onlar hayvanlar gibidir; belki de dalalet hususunda onlar daha aşa ıdadırlar.ayet-i kerimesi bu kimseleri tarif eder. Araf-7/179

Cenab-ı Hak, Kuran-ı Kerimin; 191 yerinde manevi kalbden, 49 yerinde nurdan, 59 yerinde akıldan, 9 yerinde ruhtan bahsediyor.Tasavvuf işte bu;kalb,ruh, akıl ve nefs gibi manevi unsurlarla alakalanır.

Tasavvufu hedefi, insanın vücudunu, manevi ölüm ve manevi hastalıklardan korumak, dünya ve ahirette insanı manen, huzurlu ve sıhhatli yaşatmaktır.

Tasavvuf imine göre insanın manevi vücudunda iki zıt varlık vardır. Bunardan biri ruh, di eri de nefstir. (Cenab-ı Hak Kuran-ı Keriminde her ikisinden de bahsetmektedir.)Bu iki zıt varlık insanın vücuduna hakim maki in mücadele ederler. Vücut ülkesinde her ikisi de sultan olup idareyi ele almak isterler. İnsanın vücudu, bu iki varlı ın mücadele ve savaş alanıdır.

Nefsin gıdası günahlar, yardımcısı da şeytandır. İnsanın içinden her türlü kötü düşünce , fiil ve ahlaksızlı ın sebebi nefstir.

Nefs (insana) mübala a ile kötülü ü emreder Yusuf suresi a.52

İnsanın en büyük düşmanı iki kaşının arasındaki nefstir(hadis-i şerif)

nefs kötülüklerin deposudur(mektubat i. Rabbani)

İşte din ve tasavvuf, insanın indeki bu habis ve kötü varlı ın terbiyesi ve temizlenmesi ile alakalanır. Başta peygamberler, daha sonra da peygamberlerin hakiki varisi olan alimler ve evliyaullah=Mürşid-i kamiller (aleyhimüsselam) hep insandaki bu kötü varlı ın temizlenmesi, nefsin ma lup olup ruhun galip gelmesi için çalışırlar.

EN KESTİME YOL

Nefsin temizlenmesi ve kalbin nuru ilahi ile dolmasının en kestirme yolu, Şah Nakşbend (k.s.) Hazretlerinin tarif etti i yoldur. Bu yola girme hususunda, Muhammed Bahauddin-i Şah Nakşibendi (k.s.) Hazretleri şöyle buyurdular:

Yolumuz, ender bulunan yollardandır. Sa lam halkadır. Rasülullah (s.a.v.) Efendimiz Hazret-i Mustafanın sünnetlerine tutunmaktan başka bir şey de ildir.Ashab- kiramın takip etti i yolu izlemekten başka bir gaye yoktur.

Abdülkadir Dedeo lu (Osmanlı yayınevi)
 

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
ALLAH (C.C.)HZ.LERİNDEN BAŞKASINA KUL OLMAYIP KURAN'A VE SÜNNETE YAPIŞMAK HEVA VE HEVESLERİ BIRAKMAKTIR.İNSANIN BÜTÜN İŞLERİNDE GÜRÜNÜN YETTİĞİ KADAR TAKVAYI GÜZETMESİDİR.
TASAVVUF İÇTEN İNANARAK ÖLÜNCEYE KADAR İMANI MUHAFAZA ETMEKTİR. TASAVVUF İNSANIN ALLAH (C.C.)HZ.LERİNİN DEN BAŞKASINA MAL,MEVKİ,MAKAM NEDENİYLE KUL OLMASI VE KUAN'I KERİM'LE SÜNNETİ SENİYYEYE SARILMASI DIR...
 

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
TASAVVUFUN ESASI

Tasavvuf (tarikat), şükür ibadetlerini yerine getirdikten sonra Tasavvuf (tarikat) yolunda Yüce Allah (CC) Hz.lerine yakınlık tahsil etmektir. Tarikatın esası, insan ruhunun terbiye ve irşad ile harici alemden alakanın münasebetlerin kesilmesi ve batın alemiyle irtibatın teminidir.[1]

Dersiam (Ord. Prof.) Mehmet Ali Ayni Bizdeki tarikatlar makalesinde şunları kaydediyor: Müslümanlık haddizatında Allah (CC) Hz.lerini ve Resulü (SAV) Efendimizi tasdikten ibaret olmakla beraber bu tasdik keyfiyeti bilahare bir muahede ile teyid edilmiştir. Bu mukavele (ahid) pek muhataralı (korkulu) ve tehlikeli bir günde müslümanlar ile Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz arasında akdolunmuştu. Müslümanlar o gün Resülullah (SAV) Efendimizinn elini tutarak kendilerinden ayrılmayacaklarına söz vermişlerdi. (Bu olay Asr-ı Saadette Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz ile Sahabeleri (RA) arasında geçmiştir. Bak Fetih S.A.10) Binaenaleyh bir müslümanın bugün özü, sözü ve fiili birbirine uygun ve düzgün, fazilet ve istikamette muttasıf, muhabbet ve itimada layık bir Peygamber Varisi olan zatı (Mürşidi Kamil) bulup, onun huzurunda, o güne kadar işlemiş oldu u günahlardan tevbe ve nedamet (pişmanlık) etti ine ve o andan itibaren kimseye fenalık etmeyece ine, kimsenin malını çalmayaca ına, kimseyi öldürmeyece ine velhasıl her türlü menahiden (yapılması yasaklanan şeylerden) sakınaca ına dair söz vermesi ve bu taahhüdüne Allah (CC) Hz.lerini ve Resulüllah (SAV) Efendimizi ve Piranı İzamdan (tarikat kurmuş büyüklerden) birini sahici tutması, o birinci muahedeyi (ruhlar aleminde) tecdid (yenileme) ve tekid etmekten ibarettir. İşte şeriatın batını olan tarikata girmek bu demektir. Yoksa, tekkede oturup çorba içmek de ildir. Ondan sonra o talibin bütün efal ve harekatı o intisab etti i zatın nezaret ve murakabesine tabi olur.[2]

İzmirli İsmail Hakkı (RA) Hz.leri Tasavvufun evveli ilim, ortası amel, sonu mevhibedir demektedir. Halveti Tarikatı ileri gelenlerinden Dede Ömer Ruşeni (RA) Hz.leri manzumesinde Tasavvufu şöyle anlatmaktadır: Tasavvuf kalbi Hakka (CC) ba lamaktır. Yüre in aşk oduyla da lamaktır. Tasavvuf, yar olup bar olmamaktır. Gül-i gülzar olup, har olmamaktır. Tasavvuf Keramet satmamaktır. Hakkın (CC) işinde etmeyip tasarruf[3] diye anlatmaktadır. Demek oluyor ki tasavvuf, İslam dinini gönüllere daha iyi sindirmek ve sindirebilmek için insanların gönlündeki Allah (CC) Hz.leri ve Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin aşkı, heyecan ve imanını bütün cihana yaymak ve bütün insanların müslümanlı ı tatmalarına ve gönüllerindeki her türlü itirazı terkedip itirafa ulaşmalarına, Allah (CC) Hz.leri ve Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin aşkıyla coşmalarına ve bunun ilmine verilen isimdir. Yoksa Tasavvuf (tarikat) şeriattan ayrı bir şey de ildir. Anadolumuzun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında hizmetlerin en büyük bir kısmının Tarikat erbabı mutasavvuflara ait oldu u belirtilmektedir. Münevverlerimiz de, okuma merakı olan yüksek tahsil gençli inde tasavvuf ve tarikat konularında ciddi tecessüsler do muştur. Bununla birlikte, meselenin ne oldu u veya ne olmadı ı araştırılmaksızın bir takım şeyh arayışlarına rastlanılmaktadır. Bu arayışların temelinde, insanın kendi ruhuna yeni bir sı ınak bulmak, ruhunu kuvvetlendirmek, stresler karşısında kendisine bir destek ve güç bulmak, sürmenaj ve ruhi depresyonları azaltmak gibi duyguların bulundu u anlaşılmaktadır ve şu aleme gönderiliş gayesini uyanıklık içerisinde yerine getirmenin bahtiyarlı ına, dünyada iken ermek ebedi aleme gitti i zaman: Keşke toprak olsaydım! Ya Rabbi (CC)! Beni tekrar yeryüzüne çıkart da sana ibadet edeyim! dememektir.

Velhasıl tasavvuf, başından sonuna kadar iki şeyden ibarettir, biri LAİLAHE İLLALLAH ile Cenab-ı Hakka terakki, di eri de MUHAMMEDÜR RESULULLAH ile şol aleme tenezzüldür. Terakki ruh ve sırra aittir. Alemi mülkte tenezzül, şeriat ve tarikate riayetle olur. Bütün ulumi evvelin bundadır. İlim bir noktadır, onu cahiller ço altır. buyrul
 
Üst Alt