Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
İnsanlar Nefis Savaşında Üç Sınıfa Ayılırlar Nefis Savaşında Başarılı
Olmanın Temel Unsurları
Kalp Akli Ruhî Yenilginin Belirtileri
Şeytanın Giriş Yerlerinden korunma Çareleri
1. Açgözlülük ve kötü düşünme kapısı
2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı
3. İstirahat ve nimetin peşine koşma kapısı
4. Kendini beğenme kapısı
5. İnsanları hafife almak ve onlara az saygılı olmak kapısı
6. Kıskanma kapısı
7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı
8. Cimrilik kapısı
9. Kibir kapısı
10. Tamah kapısı
İnsan kendi nefsiyle sürekli bir mücadele içinde bulunur.
Sonunda ya nefsini yenen veya ona yenilir. Yahut da ölünceye kadar bu
mücadele devam eder. Bu savaş, bazen onun lehine bazen de aleyhine
olur. Yüce ALLAH şöyle buyurmuştur:
"Nefse ve onu şekillendirene, ona iyilik ve kötülük kabiliyetini
ilham edene and olsun ki, nefsini temizleyen iflah olmuş, onu
fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır." (Şems, 9-10)
Hz. Peygamber (s.a.v) de bu hususa işaret ederek şöyle buyuruyor:
"Fitneler, kalplere tıpkı hasır çubukları gibi dal dal arz
olunur. Artık onlar hangi kalplere işlerse o kalpte siyah bir leke
meydana gelir. Hangi kalp, onları kabul etmezse o kalpte de beyaz bir
nokta meydana gelir. Böylece iki çeşit kalp meydana gelir. Bu
kalplerden biri, cilalı taş gibi bembeyazdır ve ona hiçbir fitne
zarar vermez. Ötekine gelince; o, alaca siyahtır. Ne bir iyiliği
tanrı ne de bir kötülüğe karşı çıkar. Yalnız içine işleyen hevâ ve
hevesini bilir." (Müslim: İman, 231)
İnsanlar Nefis Savaşında Üç Sınıfa Ayrılırlar
1. Bir kısım insanlar nefsanî arzularına yenilmişlerdir.
Böylece dünyaya ve dünya maluma meyletmişlerdir. Bunlar, ALLAH'ı
(c.c) unutan, ALLAH (c.c) da onlara kendisini unutturmuş olduğu
kâfirlerle onların planlarını tatbik eden kimselerdir. ALLAH (c.c)
onları, Kur'ân'da şu sözüyle tarif ediyor:
"Ey Muhammed! Hevâ ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu
halde ALLAH'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği; gözünün
üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? ALLAH'ın saptırdığı
kimseye O'ndan başka kim doğru yolu gösterecek, düşünmez misiniz?"
(Câsiye, 23)
2. Bir sınıf da nefisleriyle cihad ediyor ve nefsânî arzularını
yenmeye uğraşıyorlar. Bazen arzularını yeniyor, bazen de hezimete
uğruyorlar. Bazen günah işliyorlar, sonra da tevbe ediyorlar. ALLAH'a
(c.c) isyan ediyorlar, sonra pişman oluyorlar ve ALLAH'tan (c.c)
günahlarının bağışlanmasını diliyorlar.
"Ve onlar, bir kötülük yaptıkları ya da nefislerine
zulmettikleri zaman, ALLAH'ı hatırlayarak hemen günahlarının
bağışlanmasını dilerler. Günahları ALLAH'tan başka kim
bağışlayabilir? Ve onlar bile bile yaptıklarında ısrar etmezler." (Âl-
i İmrân, 135)
Hz. Peygamber (s.a v) şu hadisiyle bunlara işaret
etmiştir: "İnsanoğlundan her biri hatalıdır ve hatalıların iyileri
tevbe edenlerdir." (Tirmizî: Kıyâmet, 49)
Aynı manada Vehb b. Münebbih'ten (r.a) şöyle rivayet edilmiştir:
"Günün birinde,şeytan Yahya b. Zekeriyye (a.s) ile karşılaştı.
Yahya (a.s) ona dedi ki -Size göre insanlar, mizaç bakımından kaç
kısma ayrılır? Bana bildir. iblis ona şöyle cevap verdi -İnsanlardan
bir sınıf, senin gibi mâsumdurlar. Biz onlara hiçbir şey yapamıyoruz.
ikici sınıf ise, çocuklarınızın elindeki toplar gibidir. Onlar fıtne
bakımından biri geride bırakırlar. Üçüncü sınıf ise bize karşı en
kuvvetli olan sınıftır. Biz onlardan birine yöneliriz nihayet ondan
ihtiyacımızı elde ederiz (yani onu yoldan çıkarırız.) Sonra o,
tevbeye sığınır. Böylece ondan elde ettiğimiz şeyi tevbe ile hükümüz
kılar. Ondan ne ümidimizi keseriz ne de ihtiyacımızı elde edebiliriz."
Nefis Savaşında Başarılı Olmanın Temel Unsurlan Kalp: Kalp,
canlı, yumuşak (doğru), temiz, sert ve parlak bir organdır. Ali b.
Ebî Tâlib (k.v) kalbi tarif ederken şöyle demiştir:
"Yüce ALLAH'ın yeryüzünde kapları vardır. Bu kapları,
kalplerdir. ALLAH katında en sevimli olan kalpler en katı, en temiz
ve en yumuşak kalplerdir. Sonra bu sözlerini açıklayarak şöyle dedi: -
Yani dinî konularda en katı olan kalpler, inançta en temiz olan
kalpler ve müslüman kardeşlerine karşı en yumuşak olan kalplerdir."
bir âyette;
"Bunlar Kur'ân'ı düşünmezler mi? Yoksa kalplerinin üzerinde
kilitler mi var? (ki hiçbir hakikat göğüslerine girmiyor.)"
buyuruluyor. (Muhammed, 24)
Akıl insanın; anlama, kavrama, iyi ve kötüyü, hayır ve şerri,
hak ve batılı birbirinden ayırma kabiliyetine ve ALLAH'a (c.c)
yaklaşmaya, O'nun yücelik ve kuvvetini anlamaya sebep olan ilimlerden
faydalanma kabiliyetine akıl denir. Bu tarif, yüce ALLAH'ın (c.c) şu
âyetinden çıkarılmıştır.
"ALLAH'ın kulları arasında ancak bilginler, ALLAH'tan gereğince
korkar." (Fatır, 28

"ALLAH yarattığı şeyler içinde akıl kadar kıymetli bir şey
yaratmamıştır." (Tirmizi)
Ve Hz. Ali'ye:
"İnsanlar, çeşitli iyilikler yaparak ALLAH'a yaklaştıklarında
sen de aklınla ALLAH'a yaklaş." buyurmuştur.
Diğer bir hadisinde:
"Hiçbir adam sahibine doğru yolu gösteren ve onu yok olmaktan
koruyan akıl (ilim) gibi bir fazilet elde edememiştir." buyurmuştur.
(Camiu's-Sağir: II, 143)
Bütün bunlar, ilmin kıymetli olması ve imanın ruhun
derinliklerine kadar işlemesindeki etkisi ile insana bu kainatın
gerçeklerini öğretmeye vesile olmasından dolayıdır.
Mü'minin aklı, iyiyi kötüden, helali haramdan ve şeriatın
emrettigi şeylerle, yasakladığı şeyleri birbirinden aylırabilecek bir
kabiliyete sahiptir. Mü'min, ince bir perde arkasında ALLAH'ın (c.c)
kendisine bağışladığı hidayet nuru ile bunlara bakar.
"ALLAH'ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz." (Nûr, 40)
Akıl nurunu ise, ancak, günah işlemek, günah işlemeye devam etmek,
onları açıkça işlemek ve onlardan tevbe etmemek söndürür.
Enes b. Malik'ten rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Ben
yolda bir kadınla karşılaşmış ve göz ucuyla ona bakmış, güzelliğini
etraflıca süzmüş olduğum halde Osman b. Ajjan'ın (r.a) huzuruna
girdim. İçeri girdiğimde
"Osman, şöyle dedi: -Birini, zina izleri gözlerinde olduğu halde
içeri giriyor. Mahrem olmayan kadına bakmanın göz zinası olduğunu
bilmez misiniz? Ya tevbe edeceksin veya seni cezalandıracağım. Ben,
Şöyle dedim: -Peygamber'den sonra vahiy var mıdır? O: -Vahiy yoktur,
dedi. Fakat akli, delil ve doğru çıkan çabuk sezme kabiliyeti vardır,
dedi."
"Yenilgiye uğrayan kimselerin yakalandıklan en tehlikeli hastalık,
vesveseye düşme hastalığıdır. Şeytan, onları ALLAH'ın (c.c) yolundan
çevirmek için hayatlarıyla ilgili işlerin hepsinde, onların kalbine
vesvese sokar. İslâm büyüklerinden birisi çareleri şöyle
özetlemiştir:
"Şeytanın hangi kapılardan insana geleceği hakkında düşündüm ve
tefekkür ettim. Onun şu on kapıdan geleceğini tesbit ettim:
1. Açgözlülük ve kötü düşünme kapısı: Ben, ALLAH'a güvenmek ve
rızkına kanaat etmekle ona karşı koydum.
2. Yaşamayı sevmek ve tükenmez arzu kapısı: Ben, ansızın gelen
ölümden korkmakla ona karşı koydum.
3. İstirahat ve nimetin peşine koşma kapısı: Ben, nimetin son
bulması ve hesabın zorluğuyla ona karşı koydum.
4. Kendini beğenme kapısı: Ben, başa kakmak ve sonucundan
korkmakla ona karşı koydum.
5. İnsanları hafife almak ve onlara az saygılı olmak kapısı: Ben
insanların hakkını tanımak ve onlara saygı göstermek suretiyle ona
karşı koydum.
6. Kıskanma kapısı: Ben kanaat etmek ve yüce ALLAH'ın
mahlûkatına yaptığı rızık taksimatına razı olmakla ona karşı koydum.
7. Gösteriş yapmak ve insanların övgüsünü elde etmek kapısı: Ben
samimiyet ve ihlas ile ona karşı koydum.
8. Cimrilik kapısı: Ben insanların elinde bulunan şeylerin yok
olacağına ve yalnız ALLAH (c.c) katından olan şeylerin kalacağına
inanarak ona karşı koydum.
9. Kibir kapısı: Ben alçak gönüllü olmakla ona karşı koydum.
10. Tamah kapısı: Ben ALLAH'ın (c.c) hazinesinde bulunan
rahmetine güvenmek ve insanların elinde bulunan şeylere göz dikmemek
suretiyle ona karşı koydum.
"Mü'min ve kafirin şeytanları karşılaşırlar. Bir de ne görsünler;
kâfirin şeytanı yağlı, Şişman ve kuvvetli idi. Mü'minin şeytanı ise
pek zayıftı, saçı keçeleşmiş, tozlanmış ve çıplak idi. Kâfirin
şeytanı, mü'minin şeytanına - Sana ne olmuş, bu kadar zayıflamışsın,
dedi. O, şu cevabr verdi. - Ben öyle bir adamın yanında bulunuyorum
ki, yemek yediğinde ALLAH'ın ismini anar. Böylece ben aç kahrım. Su
içtiğinde yine ALLAH'ın ismini anar. Ben susuz kalırım. Elbise
giydiğinde ALLAH'ın ismini anar. Ben yine çıplak kalırım. Saçına yağ
sürdüğünde ALLAH'ın ismini anar. Böylece benim saçım keçelenir. Sonra
kâfirin şeytanı şöyle dedi: - Fakat ben öyle bir adamla beraber
yaşıyorum ki, bunlardan hiçbirini yapmaz. Ben, yemesinde, içmesinde
ve elbiselerinde onlara ortak oluyorum.
" Şeytandan korunma vesilelerinden birisi de, halis, helal mal
olsa bile doyasıya ve tıka basa yemekten sakınmaktır. Yüce ALLAH
şöyle buyurmuştur:
"Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz." (A'râf, 31)
Hz. Peygamber (s.a. v) şöyle buyurmuştur:
"Doğrusu şeytan insanoğlunun damarında kan gibi dolaşır, Öyle
ise siz aç kalmak suretiyle onu damarlarınıza . sıkıştırınız"
(Buhârî: Ahlc'dm 21; MüsHm: Selâm 23, 25.) (Ahmed b. Hanbel: Müsned,
III, 156)
Şeytandan korunma çarelerinden birisi de Kur'ân'ı okumak,
ALLAH'ı (c.c) zikretmek ve tevbe etmektir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a
v) bu hususta şöyle buyurmuştur:
"Şeytan, hortumunu ademoğlunun kalbinin üstüne koyar. Eğer o,
ALLAH'ı anarsa hortumu geri çeker. Şayet insanoğlu ALLAH'ı unutursa
onun kalbine girer." (İbn Ebi_Dünyâ)
Bu çarelerden birisi de işlerinde acele etmemek ve sabretmektir.
Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: `"Acele, şeytandandır.
Sabretmek ALLAH'tandır." (Tirmizı: Birr, 66)
Şeytanın şerrinden ve entrikalarından sakınmak için, İslâm
dininin tavsiye ettiği çareleri ve işleri yapmak gerekir.
 
D

DuaM

Guest
Rabbim bizleri göz açıp kapayıncaya kadar nefsimizle başbaşa bırakmasın...
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
NEFSİ TEMİZLEME VE ARINDIRMA (TEZKİYE-İ NEFS)



Bu merhalede üç şeyi yapmak zorundayız:

a) Nefsi, batıl inançlardan, yanlış düşüncelerden ve hurafelerden arındırma.

b) Nefsi, rezaletlerden ve çirkin ahlâktan arındırma.

c) Günahları terketme.

Batıl inançlar ve hurafeler cehalet, dalalet ve sapıklılardır. Nefsi karanlığa bürüyüp tekâmül, kurb ve Allaha yakınlığın doğru yolundan sapıtırlar. Batıl inançlara sahip olan kimseler hidayet yolunu tanımaz, dalalet ve sapıklık vadilerinde hareket eder dururlar. Onlar kesinlikle hedefe ulaşamazlar. Karanlık olan bir kalp mukaddes ilahi nurların parlayış noktası olabilir mi?!

Yine çirkin ahlâk, hayvanî meleke ve huyları güçlendirip insan ruhunu tedricen inziva ve mahvoluşa sürükler. Böyle bir kişi, tekâmül ve Allaha yakınlık olan hedefine ulaşamaz. Keza günah işlemek nefsi karanlık ve bulanık eder, tekâmül ve Allaha yakınlık (kurb) doğrultusundan sapıtıp uzaklaştırır. Böyle bir kimse de nihai hedefe ulaşamaz. Bu bakımdan nefsi arındırmak bizim için hayati bir mesele olup çok zaruri şeylerden biri sayılır. Öyleyse önce çirkin ahlâkı ve günahları tanımalı ve daha sonra da amel aşamasına geçerek nefsimizi onlardan temizlemeliyiz. Ne mutlu ki çirkin ahlâk ve günahları tanıma konusunda herhangi bir problemimiz yoktur, zira nefslerin tabibleri ve insan tanıyan kutlu kişiler yani peygamberler ve pâk imamlar (a.s) alçak ve çirkin ahlâkı bizlere iyice tanıtmış, belirtmiş ve hatta onu tedavi etmenin yolunu da beyan etmişlerdir; günahları saymış ve onları terketmenin yollarını bizlere öğretmişlerdir. Hepimiz kötü ahlâkı tanıyor ve onun çirkinliğini biliyoruz. Biz biliyoruz ki; nifak, kibir, kıskançlık, kin beslemek dedikodu etmek, ihanet, bencillik, kendini beğenmek, başkalarını çekiştirmek, iftira, kötü dilli olmak, öfke, ağzı bozukluk, kabalık, zulmetmek, güvensizlik, korku, cimrilik, hırs, başkalarında kusur aramak, yalan konuşmak, dünyaperestlik, makam ve mevkiperestlik, riya ve gösteriş yapmak, dolandırıcılık, hile, suizan, katı kalplilik, serkeşlik, nefis zaafı ve benzeri diğer sıfatlar bunların başlıcaları olup, kötü ve çirkin özelliklerdir. Bu sıfatların çirkinliğini fıtraten idrak etmemizin dışında, yüzlerce ayet ve binlerce hadis de bu sıfatların kötü ve çirkin oluşuna tanıklık etmektedirler bu konuda hadis açısından en küçük bir noksanlık hissedilmeyecek kadar zenginiz. Bütün haramlar ve günahlar Kurân-ı Kerimde ve hadislerde açıklanmış ve onların cezalarına da işaret edilmiştir ki, biz genel olarak bunların hepsini bilmekteyiz. Binaenaleyh, ahlâksızlığı, küçük ve büyük günahları tanımak açısından herhangi bir sıkıntımız yoktur. Fakat Diğer taraftan da çoğunlukla şeytan ve nefs-i emmarenin tutsağıyız ve nefsimizi günah ve çirkin ahlâktan arındırmaya muvaffak olamıyoruz; bir çare bulmamız gereken asıl sorunumuz da bundan ibarettir.

Bunun en önemli nedeni iki şeydir: Biri nefsimizde olan ahlâkî hastalıklarımızı tanımamamız ve hasta olduğumuzu itiraf etmememizdir; diğeri ise ahlâkî hastalıkları küçümsememiz, onların acı ve kötü akibetlerinden gafil olmamız, dolayısıyla onları tedavi ve bertaraf etmeye gayret göstermememizdir. Bu iki etken nefsimizi ıslah edip arındırmaktan bizi gafil etmiştir.
 

berrak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
14 Mar 2006
Mesajlar
165
Aldığı Beğeniler
1
güzel bir paylaşım.bu kanalda yeni olmamarağmen
yazılarınız bayağı etkiledi.dilerim herkes nasibini alır,hizmetinizden
 

mabed

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2005
Mesajlar
2,864
Aldığı Beğeniler
20
bilgiler süperdi allah razı olsun sizden...
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Payla_imlariniz için te_ekkürler..Ellerinize sagl1k..
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ORiJiNAL YAZARI : DuaM
Rabbim bizleri göz açıp kapayıncaya kadar nefsimizle başbaşa bırakmasın...
amin.

MEVLAM bizleri nefsinin isteklerine boyun eğmeyen kullarından etsin..
 

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
ALLAH RAZI OLSUN ABİ BU GÜZEL BİLGİLER İCİN
 
Üst Alt