Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Temel uçakla Trabzona gidecekmis. Oturmus bir yere rasgele... Asil yer sahibi gelmis;

Yer sahibi: Beyfendi burasi benim yerim kalkarmisiniz?

Temel: Hayir

Yer sahibi : Beyfendi burasi benim yerim kalkin

Temel: Hayir

Yer sahibi gider hostese basvurur.

Hostes: Beyefendi burasi sizin yeriniz degil kalkarmisiniz lütfen

Temel: Kalkmam

Hostes çare bulamayinca kaptana basvurur. Kaptan, Temel'in kulagina bisey fisildar ve Temel gecer arka tarafa oturur. Herkes hayret etmis biz bu kadar ugrastik kalkmadi acaba Kaptan nasil kaldirdi bunu. Dayanamayıp sormuslar kaptana:

Kaptan:
-Dedim ki Bu Koltuk Trabzon'a Gitmez.
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Temel, İstanbul’a gelir. Ancak takasından indiği andan itibaren sürekli top sesleri duymaktadır. Aceleyle rıhtıma çıkarak ilk rastladığı kişiye sorar:

- Ula hemşerum, nedir bu top sesleri, yoksa savaş mı çıkmiştir Ada?
- Hayır, İngiltere Kraliçesi gelmiş. Onun için top atıyorlar.
- Haydaa! o kadar atip bi kadıni vuramıyorlar mi yani?
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş:
-Nasıl gidiyor kanaryam?
-Kaybediyorum.
Bir müddet sonra yine:
-Nasıl gidiyor güvercinim?
-Kaybediyorum
Bu konuşma bülbülüm, serçem diye devam edince Cemal sormuş,
'Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?'
'-Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyemem ya!' diye fısıldamış Temel
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
TEMEL savaşta yanında 10 arkadaşlarıyla esir düşmüş. İlk gün işkence sonunda ekipten 5'i bülbül gibi şakımışlar. İkinci gün 3 kişi daha dayanamamış itiraf etmiş. Üçüncü gün sonunda bir tek Temel kalmış. Dördüncü gün işkencenin dozu artmış ama bizim Temel'den çıt yok. Beşinci gün iyice işkence ağırlaşmış Temel yine aynı.
İki hafta sonra Temel'i kaldığı hücrede izlemeye karar vermişler. Bizim Temel hem kafayı duvara vurmakta hem de söylenmekteymiş:
- "Hatırla oni... Hatırla oni..."
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Temel ile Dursun Amerika’da itfaiye teşkilatına girerler,
yangın ihbarı alınır.

Çok katli bir binada yangın çıkmıştır. İtfaiyeci merdiveni çalışmaz ...

Temel yukarı çıkar. Dursun aşağıda kalır,

Temel aşağıda bekleyen Dursun’un kucağına çocukları atmaya baslar.

Temel atar, Dursun tutar, kaldırıma koyar.

Bir çocuk,
iki çocuk,
üç dört çocuk,

derken besinci zenci çocuktur .. .

Temel bırakır, Dursun yakalamak için kollarını açmaz.

Çocuk pat yerde. Bir zenci çocuk daha...

Dursun yine tutmaz. Çocuk pat gene yerde..

Bir zenci çocuk daha atınca Dursun yukarı bağırır :

Yanıkları atma! Yanıkları atma!
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Temel, gece vakti mezarlıktan geçmek zorundadır, ama çok korkar. Arkadaşları
"Korkma yahu" derler. "Mezarlıktan geçerken şarkı söylersin; hiçbirsey olmaz."
Temel çaresiz bu öneriyi kabul edip mezarlığa girer. Zifiri bir karanlık, Temel
korku içinde ve başlar bir türkü söylemeye:
- Ay akşamdan ışıktır!
Ve hemen ardından müthiş bir koro:
- Yaaaylalar, yaylalar!..
 

loreS

"ALLAH dE KaLBiM"
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2010
Mesajlar
4,445
Aldığı Beğeniler
51
Konum
09
Takım
Galatasaray
emeğine sağlık çok komikti hepside:) allah razı olsun
 

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Yakışıklı mı yakışıklı, pırlanta gibi bir delikanlımız, gurbet ellere Almanya'ya, Almanyanın güneyi Bavyera'ya çalışmaya gider.
Hergün iş arar, arar ama bir türlü iş bulamaz.

Çok güzel, güzel olduğu kadar alımlı, tutkulu bir Alman kızı ile tanışıyor. Tanışma aşka dönüşür. Aşk vazgeçilmez bir hal alır. Ve... kız ailesine Temel'e olan karasevdasını açıp, evlenmek istediğini söyler.

Güneş ne kadar çoksa din de o kadar yoğun olur misali, güneyli baba da kendi dini şartını koyar ortaya.
"Temel mutlaka hristiyan olmalıdır, üstelik de hasosundan katolik...!"

Angelika, usulca Temel'e durumu açar, ama Temel'in tepkisi serttir.


Güzel Angelika (Fransızlar "anjelik" diye okuyor, daha bir hoş oluyor) olayın bir seremoni, bir törenden ibaret olduğunu, bir tascık kutsal su ile rahip efendi tarafından kutsanacağını anlatır.

Zaten denizci olan Temel bu öneriyi rahatlıkla ve merakla kabul eder.

Bütün aile bir arada, en şık elbiselerini giymiş kilisede buluşurlar.


Tören başlar. Rahip:
- Ey müslüman olarak dünyaya gelen, şimdi baba, oğul ve kutsal ruhu kabul eden Temel evladım. Şimdi seni bu kutsal suyla kutsayacağım...

Rahip işaret parmağı ile orta parmağını suya sokar Temel'in alnına iki damlacık su, gereken duaları eder ve bu eylemini üç kez tekrarlar.

Ailede büyük bir sevinç, Angelika hem mutlu hem hayran...
Uzun lafın kısası iki genç "dünya evine" girerler.

Oturdukları mahalle çok şirin. Dindarlığın iyi tarafı, komşuluk ilişkileri de son derece iyi. Gelenekler hiç bozulmamış. Bozulmamış ama Temel'inki de sapasağlam yerinde.

Temel balkonda mangal yapmaya bayılır. Pişirdiği etleri komşularına ikram edince Alman komşular da bu işe bayılır. Gel gelelim cuma günü gelince işin tadı kaçar. Hristiyan aleminin katolik mezhebinde, cuma günü et yemek yasaktır. Cumaları et yerine balık tercih edilir. Temel'in buram buram kokan pirzolaları, külbastıları komşuları rahatsız eder. Angelika'ya haber verirler. O da sevgili kocasına durumu anlatır. Bir sonraki, bir sonraki cuma derken şikayetler artar. Angelika ricasını yineler. Temel de sevgili karısına "yemin-i billah eder" "Ben et değil balık pişiriyorum" diye.

Angelika'cık sonunda çareyi, bir bahane ile cuma günü çaktırmadan sevgili kocasının yanında evde kalmakta bulur.

Vakit öğleye yaklaşınca aslanımız Temel, mangalını-ızgarasını, pirzolalarını hazırlar. Angelika pür dikkat olayı izlemektedir.

Mangal köz tutmadan Temel alır bonfileleri, pirzolaları yanına. Gider bir de içerden düğün hediyesi gümüş kâse getirir. Koyar içine suyu batırır parmaklarını başlar okumaya...

- Ey sen anasından dana, danasından pirzola olarak doğmuş olan et, ettum senu paluk
 
Üst Alt