Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Aciya katlanmak, bedene uygun düsmeyen hallere telâs göstermeksizin karsi koymaktir. Bunun karsiti sabirsizlik (ceze') dir. Insan yasadikça birtakim aci olaylar karsisinda kalir. Iste bunlara karsi sabretmek gerekir. Bir âyet-i kerimede de:
"Süphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir," buyurulmustur.
Sabrin sonu selâmettir, basaridir. Sabir acidir; fakat sonucu tatlidir.
Sabirsizlik ruhun gevsekliginden ileri gelir. Ancak, dine uymayan seyler hakkinda sabir caiz degildir. Bunlara karsi kalben bir aci duyulmasi ve mümkün ise mücadele yapilmasi gerekir. Savulmasi mümkün olan kötülüklere veya ihtiyaçlara katlanmak sabir degil, bir acziyet ve miskinliktir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuslardir:
"Allah'im! Ben acziyetten ve tenbellikten sana siginirim."
Dogruluk, gerçege uygun olan dogru sözdür. Garaz lekesinden temizlenmis ve her yönden halis olan bir dostluk da sadakatdir. Herhangi bir dogruluga da sadakat denir. Dogrulugun karsiti yalandir. Sadakatin karsiligi hiyanettir, dogruluktan yoksun olmaktir. Insanlara sidk ve sadakat yakisir. Yalanci bir kimseyi ne Allah sever, ne de kullari...
Yalan haramdir. Yalanci bir kimsenin insanlik bakimindan hiç bir kiymeti olamaz. Söyledigi yalan sözleri ile insanlari aldatan, yaptigi hile ve uydurmalarla ötekini berikini saptirmaya çalisan kimseler çok büyük günahkârdir. Bir hadis-i serifde buyurulmustur:
"Bize hiyanet eden bizden degildir. Hile ve aldatmayi yapanlar cehennemdedirler."
Sonuç olarak, insanin sözü de, özü de dogru olmalidir. Dogru olmayanlar için mutluluk kapilari kapalidir. Islâmiyet gibi, hikmet ve gerçek esaslari üzerinde kurulmus bir dinde dogruluga aykiri bir sey asla yer bulamaz.
Incelik, kibarlik, ince zekâ eseri hos söz ve isler ile vasiflanma huyudur. Karsiti, kabalik denilen bir haldir. Bu, ruhlar üzerine fena tesir yaptigindan kötüdür. Yaratilista olan zarafetler, ölçüyü tasirmamak sartiyla iyidir. Fakat her iste ve her sözde zarafet göstermeye çalismak, vakar ve ciddiyete aykiridir, hafiflikten ibarettir. Onun için bu hususta asiri davranmamalidir.
Azim
--------------------------
Bir ise kesinlikle niyet etmek, bir isi yapmaya kalbi baglayarak yönelmektir. Karsiti, "Tereddüt ve Terahi (geciktirme)"dir. Hakli gayeler ugrunda azimli olmak bir özelliktir. Bir âyet-i kerime su anlamdadir:
"Azmedince de Allah'a tevekkül et, artik tereddüt etme, sübhe yok ki Allah Tealâ tevekkül edenleri sever."
Fazla sevgi ve ilgiden bir sey hakkinda kalbin pek ziyade ilgi ve çekicilik kazanmasidir. Insanlar, maddeten veya manen güzel ve lezzetli bulduklari seylere karsi kalblerinde bir meyil duyarlar. Bu meyil ilimli olursa "muhabbet", pek kuvvetli olursa "ask" adini alir. Insanlar hoslarina gitmeyen seylere karsi da bir "nefret" duyarlar. Bu nefret ilimli olunca "bugz", pek kuvvetli olunca da "Makt (kin)" adi ile anilir.
Mukaddesata karsi olan meylin bir ask derecesinde bulunmasi pek sevimlidir. Fakat ölümlü varliklara, geçici güzelliklere karsi ask derecesinde olan meyil, kalbin gevsekliginden, düsüncenin noksanligindan ileri geldigi için kötüdür.
Mukaddesat hakkindaki aska: "Gerçek ask, Rahmanî ask" denir. Geçici ve nefsanî seyler hakkindaki ask da "mecazî ask, himarî ask" adini alir. Onun için bu ikinci kisimdan kaçinmak, her faziletli insan için bir görevdir.