Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

menzil_gülü

Ne Mutlu Müslüman olana..
 
Üyelik Tarihi
24 Mar 2008
Mesajlar
2,584
Aldığı Beğeniler
20
Takım
Fenerbahçe
Ağlama meleğim, kendini mahvetme! Başını eğip de "Başlarını açamasak bile
baş eğdirdik" dedirtme Unutma, "Şeref ve üstünlük Allah'ındır, bir de
Resûlünün ve müminlerin" Sana "başını ört!" diyen Allah böyle buyuruyor

Sen başını yiğitçe örterek gerçek kişiliğini ortaya koydun başörtünü
inancınla bütünleştirdin Onu kimliğinin bir parçası haline getirdin ve
böylece dünya aleme "Ben müslümanım" diye haykırdın Başını örtmeni
emreden Allah'a yemin ederim, sen bu yiğit duruşunla her zaman şanlı ve
galipsin Seni mağlup edecek adam daha anasından doğmadı

Senin başın dumanlı dağlardan daha yüce Başörtün bulutlardan daha
güzel Cennette Allah, ayın on dördü gibi ayan beyan görüldüğü zaman,
eminim o gün sen, Kâinatın Rabbini, daha yakından göreceksin o yücelerdeki
başınla

Seni ezmek isteyene ezilme! Allah'ın sana doğduğun gün verdiği hakkı söke
söke almaya çalış! Bu gün vermezlerse yarın verecekler

Yorulduğuna, yıprandığına üzülme Dünya didinme ahiret dinlenme yeri
Rabbine kavuşuncaya kadar mü'mine rahat yok Rahat cennette, o ebedi
yurdumuzda Dünya denen şu ağacın altında biraz nefeslenip yeniden yola
koyulacağımızı aklından çıkarma

Ayağımıza batan dikenler bizi yıldırmasın Belli ki cennet yakınımızda
Çünkü cennet dikenlerle çevrilidir yorgunluk, sürekli hastalık, tasa,
keder, sıkıntı ve gam, hatta ayağa batan dikene varıncaya kadar başa gelen
her şey müslümanın hatalarının bağışlanmasına vesiledir Allah hayrını
dilediği kişiye sıkıntı verir Biraz korku, biraz açlıkla imtihan bizim
kaderimizde var

Çetin bir imtihandasın, dayan Seni zor yıldırmasın Elbette her
güçlükle birlikte bir kolaylık vardır Şüphesiz her güçlükle birlikte bir
kolaylık Ve Allah sabredenlerle beraberdir

Kainatın Efendisi şu dünyada rahat yüzü görmedi Öz yurdunda, müslüman
kimliğiyle yaşayamadı Zalimler bastırdıkça o dayandı Her şeye Allah
için katlandı Ama davasından taviz vermedi İyice tıkandığı zaman,
yurdunu terk edip hicret etti Boynu bükük, gönlü kırık, boğazında
hıçkırık gurbet ele gitti Çünkü Allah'ın arz-ı genişti Gittiği yere
İslam'ın ışığın götürdü İnsanlar bilmediklerini öğretti Gerçek
varlığı, gerçek hayatı, gerçek mü'mini Ve bir gün yurduna zaferle
girdi Onu öldürmek isteyenler ondan aman dilediler Zulmün süngüsü
düştü, cihanın tarihi değişti Gerekirse sen de git Mekke devrini
yaşayan topraklara Medine'yi getir Sabrın meyvelerini devşir Sen
varsın Allah var, dünya var, ahiret var Bunlar inkarı mümkün olmayan
gerçeklerSen ebediyetin kokusunu almış bir bahtiyarsın Gönüllere
cennetin kokusunu sen taşıyacaksın

Her şeyi diplomadan ibaret sanma Ashab-ı Kirâmın diploması yoktu
Tâbiînin diploması yoktu daha sonra gelen İslam büyüklerinin de diploması
yoktu Ama dünyanın bir ucundan diğer ucuna İslâmı onlar götürdüler Bir
an bile susmadan kainatı çınlatan ezanı gök kubbeye onlar perçinlediler
Bir gün medreseler açılıp da diplomalı tahsil başlayınca, büyüklerimiz çok
üzüldüler; artık ilmin sonu geldi dediler İlmin sonu gelmedi, yine devam
etti ama, Onlar sırf Allah rızası için okuyup okutmanın daha bereketli
olacağına inancından vazgeçmediler Büyüklerimizin aydınlık yolundan
ayrılma Elinden diplomayı alanlar ağzını da bağlayamazlar ya

İşte sen o büyüklerin izinden gideceksin Sen peygamber yurdunu ev ev
dolaşarak aydınlatan sahâbî analarımız gibi, ev ev dolaşarak yurdunu
aydınlatacaksın Peygamberimizi, kendine örnek alacak, onun ahlakını
özümseyeceksin Yüzünden eksilmeyen tebessümünle; insanları hoş görüp
bağışlama merhametinle; gösterişe pirim vermeyen sadece yaşayışın ve eşsiz
tevazuunla; müslüman hanıma en çok yakışan o zarif nezaketinle; herkesi
imrendiren iffetinle; özü, sözü doğru güvenilir şahsiyetinle; elinde olanı
başkasıyla paylaşmaktan zevk alan cömertliğinle; tabansızlara pabuç
bırakmayan cesaretinle; haksızlığa haddini bildiren asil öfkenle; Allah için
gözyaşı dökmeyi ihmal etmeyen duygulu halin, ibadet ve tâatinle; özellikle
de dilinden düşürmediğin dua ve zikirlerinle gittiğin yere Peygamber kokusu
götüreceksin Seni görenler Peygamber'i görmüş gibi sevinecekler; evimize
Peygamber nefesi geldi diye bayram edecekler Başındaki o aziz örtüye
"siyâsal simge" diye seni mektebi kapısında işkenceye tâbi tutanlar yapmasa
bile, onların çocukları utanıp senden af dileyecekler

Sen ağlama yavrum, senin işin çook Sen torunlarımı büyüteceksin
"Bismillâh" diyerek emzireceksin onları, zemzem kadar temiz, ak sütünle
Konuşmaya başlarken kelime-i tevhidi öğreteceksin onlara "La ilâhe
illallah" diye diye büyüyecekler Dillerine, gönüllerine, beyinlerine
Allah kelâmını nakşedeceksin, silinmemecesine O nur topu yavrular,
"Bismillâh" diyerek dikecek kelime-i tevhid fidanını dikecek bütün
gönüllere Aşkla sabırla teenni ile Usanmadan, bıkmadan, yılmadan
İşte o zaman güzel yurdum bir cennet olacak Orada hiç kimse
horlanmayacak İnansa da inanmasa da
Gözyaşını boşuna harcama Ağlamasını bilmeyen elbette bizden değildir
Daha iyi kulluk edemedim diye ağla Allah için gözyaşı dök
Resûlullah'ın karasevdalısı ol Seccaden kurumasın

----ALINTI-----
 

vakkas

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2008
Mesajlar
7,027
Aldığı Beğeniler
42
Konum
karaman,almanya
Takım
Diğer
Yorulduğuna, yıprandığına üzülme Dünya didinme ahiret dinlenme yeri
Rabbine kavuşuncaya kadar mü'mine rahat yok Rahat cennette, o ebedi
yurdumuzda Dünya denen şu ağacın altında biraz nefeslenip yeniden yola
koyulacağımızı aklından çıkarma

RABBIMRAZI VE HOSNUT OLSUN

KADA ;YÜREGINE SAGLIK
TESEKKÜRLER
 

semerkand

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Tem 2008
Mesajlar
4,468
Aldığı Beğeniler
40
Konum
Başakşehir-istanbul
Takım
Diğer
Çetin bir imtihandasın, dayan Seni zor yıldırmasın Elbette her
güçlükle birlikte bir kolaylık vardır Şüphesiz her güçlükle birlikte bir
kolaylık Ve Allah sabredenlerle beraberdir

Ömrüne bereket bacim..paylaşan gönlüne sağlık
 

gayeretli_42

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Kas 2007
Mesajlar
28
Aldığı Beğeniler
1
Günümüz İslam Alimlerinden ve ayrıca İlahiyat Fakültesi mezunu ve Hafız olan Mustafa Sağ'ın İslam'da Baş Örtmek var mıdır?adlı kitabını okusaydınız herhalde böyle düşünmezdiniz.Bu kitapta ayetlerde geçen başörtüsü diye iddia edilen şeylerin aslında başörtüsü değil,göğüs örtüsü anlamında zikredildiğini ve başörtüsünün 20.yy.ın başlarına kadar islam toplumunda mevcut olmadığını Osmanlı'da 2.Abdülhamid dönemlerinde yeni yeni zuhur ettiğini,hatta bu durumun toplumun can ve mal emniyetine zarar verdiği yönünde Abdülhamid'e şikayet ve ihbarlarda bulunulduğu,dini bir kıyafet süsü verilerek bazı insanların bu kisve altında hırsızlıklar yaptığı ve şahitlerin bunların yüzleri kapalı olduğu için onların şeklini şemailini tarif edemediklerini bu durumların da onların yakalanmaları konusunda zaptiyelerin işlerini güçleştirdiği ve toplumun asayişinin tehlikeye girdiği yönünde ihbarlar geldiği bunları gerekçe göstererek Sultan 2.Abdülhamid'in yüzlerin ve başın,cinsiyeti ve şekli belli olmayacak şekilde kapatılmasını ve o şekilde sokağa çıkmayı 2 nisan 1892 tarihinde bir fermanla(İradei Dâhiliye, Nu. 99887) Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Başkitâbet Dâ’iresi 5894 numaralı ferman)yasakladığı tarihçilerce de zikredilmektedir.Şimdi dindar bir padişah olarak bilinen Abdülhamid bu çarşafı yasakladığına göre bu dini bir kıyafet nasıl oluyor?.Zaten alimlerden önemli bir bölümü de örtünmeyle ilgili iddia edilen hadislerin kiminin mevzu hadis kiminin de zayıf hadis olduğu zikredilmektedir.Zaten hanefi mezhebine göre sünnet bağlayıcı değildir,sünneti terkeden günahkar bile sayılmaz.Peygamberi inkar etmek ayrı şeydir,hadisi inkar etmek veya sahih olduğunu kabul etmemek ayrı bir şeydir,onun için islam alimleri peygamberi inkar eden küfre girer,fakat hadisin sahih olduğunu kabul etmeyen ve bu yüzden o hadisle amel etmeyen günahkar bile olmaz demişlerdir.Yukarıda sayılan hadislere göre amel etmeyen veya bunun sahih olduğunu kabul etmeyip bunu bağlayıcı olarak görmeyip başını ve saçını açan müslüman kadınların günahkar olduğu nasıl iddia edilebilir.Evet sünnetin sünnet olduğunu kabul edip bunu işleyene sevap kazandırabilir,ancak sünneti terkeden günahkar bile olmaz.namazdaki sünnetlerin terkinde bile iadesinin gerekmemesi belki de bu yüzdendir.Çeşitli ayetlerde Hüküm yanızca Allah'a aittir,Allah'tan daha iyi kim hüküm verebilir gibi ayetler mevcut olduğuna göre,o halde sünnetle ayetlerin koymadığı hükümlerin üstüne hadisle hüküm konmuş olmuyor mu?Peygamberi Allah'ın tasarruf ve hükümlerine ortak etmek te bir nevi şirkten sayılmaz mı?Kur'an haşa yetersiz bir Kitap mıdır ki,yedek hükümlere ihtiyaç hasıl olsun.Bu din üstüne yeni bir hadis dini ilave etmek değil midir?Tevhid konusuna büyük önem veren bazı islam alimleri,Peygamberlerin bile hüküm koyamayacağını,hükmün yalnızca Allah'a ait olduğunu bunun aksinin ise şirk hastalıklarını doğuracağını belirtmişlerdir.Çağımızda da ayetlerin saflığından ve sadeliğinden uzaklaşılıp hatta unutulup hadislerle bir şekil islamcılığının yaygınlaşmasının Kur'an islamının değil hadis islamının egemen olduğunu bununda islam alemindeki tevhide bu yollada en büyük darbeler vurulduğunu bizim gibi müctehid alimler artık dile getirmeye başladılar.Allah o ufku geniş alimlerden razı olsun.Bu yeni ufku geniş alimler artık hadisleri yeni bir yere oturtmanın elzem hale geldiğini aksi halde islam alemindeki bu parçalanmışlığın devam edeceğini dile getiriyorlar,artık o ufku geniş alimlere göre hadislerin dindeki yeri,açıklama özelliğidir.yani Hadisler gerçekten sahih ise,sadece ayetleri açıklama aracıdırlar,yoksa yeni hüküm koyma aracı sayılamazlar.(Sahih olmayan hadislerden açıklamalar yapılması bile sakıncalıdır)herhalde bu durum büyük islam alimi imamı azam'ında ta o zaman dikkatini çekmiş olmalıki ta asırlar önce bu durumları dile getirmiş ve hadisi inkar eden küfre bile girmez,günahkar bile olmaz demiştir.Tabiki hadisleri derin anlamda deşifre edememiş bazı hocalar ayetlere hadisleri hemen yama yapmakta ve ondan da bazen onlarca hüküm çıkartmakta ve ihtilafları artırmaktadırlar(mezheplerin ve tarikatların çıkışı da bu şekilde olmuştur)haşa 40 yerinden yamalı bir pantolonmuş gibi bu şekilde davranan hocalarımızın sayısı çok fazladır,ancak onların metotları çok yanlış ve toplumu getirdikleri yer bellidir ve 400 yıldır islamın yeryüzündeki egemenliğinin elden gidip tevhidin değil,şirkin egemen olmasının aslında en büyük müsebbibidirler ki islamın egemen olması da bize göre tekrar tevhide ve Kur'ana dönmekle olacaktır.Bazıları bizi bu inanç ve fikirlerimizden dolayı harici gibi vahhabi gibi suçlasalarda gerçek kurtuluş önceliği Kur'ana vermekten geçiyor..Selam ve saygılarımla.
 
Üst Alt