- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,072
- Aldığı Beğeniler
- 2
TESLİMİYET - TEVEKKÜL İLE İLGİLİ MESELELER
- "Bir mürşide infisab eden kimse, ölünün kendini gassâle bırakması gibi teslim olacak" deniliyor. Bir müridin mürşidine ba lılık ölçüsü ne olmalıdır? Bu ba lılık sadece uhrevî işlerde mi, yoksa dünyevî işlerde de olmalı mıdır?
- Şeyh ile mürid arasındaki ilkeleri düzenleyen sadece sevgidir. Bu yüzden aralarındaki sevginin boyutunu göstermek üzere teslîmiyyet için "gassal önünde meyyit" tabiri kullanılmıştır. Bu teslimiyet biraz karakter yapısı ile alakalı bir olay olarak görünmektedir. Mesela ashab-ı kiram arasında Hz. Ebû Bekir gibi her konuda Allah Rasûlü'ne itirazsız teslim olan sahabiler oldu u gibi, Hz Ömer gibi kafasının yatmadı ı meselede hemen itiraz edip fikrini söyleme cesaretini gösterenler de vardır. Hz. Ebû Bekir, Mi'rac olayında: "Bunları Muhammed söylüyorsa mutlaka do rudur" sözüyle, Hudeybiye'de anlaşmanın imzalanmasına karşı çıkan sahabilere: "Siz ne yapıyorsunuz? O Allah'ın peygamberi ve vahiy alıyor?" diyerek teslimiyetin şahika örneklerini göstermiştir. Hudeybiye'de Ömer ise: "Biz bu zillete nasıl razı oluyoruz?" diyerek tepkisini göstermiştir. Fakat her ikisi de konumlarından birşey kaybetmemiştir. Ne teslimiyeti Hz.Ebû Bekir'e, ne karşı çıkışı Hz. Ömer'e bir zarar vermiştir. Demek ki bu iş bir meşreb ve mizaç meselesidir. Bizim akaidimizde kayıtsız şartsız bir kimseye tabi olmamızı emreden bir hüküm olmadı ı gibi, sevgi ile tabi olanları yasaklayan bir hüküm de yoktur.
Anadolu'da da, başka yerlerde de teslimiyet anlayışını istismar ederek saf müslümanları kandıranlar çoktur. Tasavvuftaki teslimiyet, acem kılıcı gibi, iki tarafı keskin birşeydir. İyiye kullanılabilece i gibi, şerre de
kullanılabilir. Burada sorumluluk, meydanı boş bırakan müslümanlarındır. Teslimiyet istidadında olan insanların bu kabiliyetlerini istismar etmeden, hayra kanalize edecek insanlar bulunmazsa; kendi menfaatine kanalize edenler bulunacaktır. Biz diyelim ki, teslimiyyeti reddettik. "Teslimiyet diye birşey yoktur" dedik. Bu istismarcılar huylarından ve teslimiyete yatkın insanlar bu özelliklerinden vaz mı geçecekler? Bu mümkün olmadı ına göre hastalık halkın ilim ve irfan seviyesi ile alakalıdır. Teslimiyyetle de il. Piyasada liyakatsiz kimselerin kol gezmelerine fırsat verilmemelidir.
- "Bir mürşide infisab eden kimse, ölünün kendini gassâle bırakması gibi teslim olacak" deniliyor. Bir müridin mürşidine ba lılık ölçüsü ne olmalıdır? Bu ba lılık sadece uhrevî işlerde mi, yoksa dünyevî işlerde de olmalı mıdır?
- Şeyh ile mürid arasındaki ilkeleri düzenleyen sadece sevgidir. Bu yüzden aralarındaki sevginin boyutunu göstermek üzere teslîmiyyet için "gassal önünde meyyit" tabiri kullanılmıştır. Bu teslimiyet biraz karakter yapısı ile alakalı bir olay olarak görünmektedir. Mesela ashab-ı kiram arasında Hz. Ebû Bekir gibi her konuda Allah Rasûlü'ne itirazsız teslim olan sahabiler oldu u gibi, Hz Ömer gibi kafasının yatmadı ı meselede hemen itiraz edip fikrini söyleme cesaretini gösterenler de vardır. Hz. Ebû Bekir, Mi'rac olayında: "Bunları Muhammed söylüyorsa mutlaka do rudur" sözüyle, Hudeybiye'de anlaşmanın imzalanmasına karşı çıkan sahabilere: "Siz ne yapıyorsunuz? O Allah'ın peygamberi ve vahiy alıyor?" diyerek teslimiyetin şahika örneklerini göstermiştir. Hudeybiye'de Ömer ise: "Biz bu zillete nasıl razı oluyoruz?" diyerek tepkisini göstermiştir. Fakat her ikisi de konumlarından birşey kaybetmemiştir. Ne teslimiyeti Hz.Ebû Bekir'e, ne karşı çıkışı Hz. Ömer'e bir zarar vermiştir. Demek ki bu iş bir meşreb ve mizaç meselesidir. Bizim akaidimizde kayıtsız şartsız bir kimseye tabi olmamızı emreden bir hüküm olmadı ı gibi, sevgi ile tabi olanları yasaklayan bir hüküm de yoktur.
Anadolu'da da, başka yerlerde de teslimiyet anlayışını istismar ederek saf müslümanları kandıranlar çoktur. Tasavvuftaki teslimiyet, acem kılıcı gibi, iki tarafı keskin birşeydir. İyiye kullanılabilece i gibi, şerre de
kullanılabilir. Burada sorumluluk, meydanı boş bırakan müslümanlarındır. Teslimiyet istidadında olan insanların bu kabiliyetlerini istismar etmeden, hayra kanalize edecek insanlar bulunmazsa; kendi menfaatine kanalize edenler bulunacaktır. Biz diyelim ki, teslimiyyeti reddettik. "Teslimiyet diye birşey yoktur" dedik. Bu istismarcılar huylarından ve teslimiyete yatkın insanlar bu özelliklerinden vaz mı geçecekler? Bu mümkün olmadı ına göre hastalık halkın ilim ve irfan seviyesi ile alakalıdır. Teslimiyyetle de il. Piyasada liyakatsiz kimselerin kol gezmelerine fırsat verilmemelidir.