Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Edepsiz mahrumdur

Gül çehresine bakıp gül demeti gülüşlerinden ilham alıp bülbülün güle yazdığı destanı, dilimizde gül tadında dolaştırırken, ona olan hayranlığımız ve sevgimizden, yaratılan her insanı sevgili sayıp gül vermeyi öğrendiğimiz mürşidimiz değil midir?

Her Hatme’sinde Sevgili Peygamberimizi aradığımız, her teveccühünde gül kokladığımız, her sohbetinde Sahabelerden esintiler aldığımız… Allahu Zülcelal’e olan teslimiyetinde, teslimiyeti; Resulullah’a olan aşkında, aşkı; insanlara olan sevgisinde, sevmeyi öğrendiğimiz mürşidimiz değil mi?

Bazı zamanlar, kalbimizin yerini arzularımız ve ruhumuzun yerini nefsimiz alsa, onu incitebilme cüretkârlığını gösterebilir miyiz? Allah muhafaza etsin… Ama! Dünya imtihan ve iptilalar mekânıdır. İlk bakıldığında rayihası hoş ve tatlı gelir. Çünkü nefse çekicilik, tazelik ve canlılık verir.

Maksat O’na vasıl olmak olunca, insanın zahiri ve manevi dünyasında, nefis ve şeytan kişiye türlü türlü tuzaklar hazırlar. Bu tuzaklar, bazen aldatıcı bir serap veya çocukların heves ettiği elma şekeridir ki; dışı rengârenk boyalar ve tatlı şekerlerle süslü iken, içi ekşi ve kurtludur.

İşte, bunun içindir ki mürid, seyri sülûk ederken, eğer dikkatli olmaz ve mürşidine olan teslimiyet ve itaatini yitirirse, yönünü tek bir hedefe çevirmezse ve nefis engelini aşamazsa kesret âlemi ona içinden çıkılması zor bir girdap haline gelir.

Asıl maksadını unutan ve dünyanın aldatıcı rayihasına gönül kaptıranlar, ebedi âlemlerini ziyana uğratanlardır.

İlla edep, illa edep!

Allah’a giden yol edepten ibarettir, tasavvuf baştanbaşa edeptir. Unutmayalım edepten mahrum olan, her şeyden mahrumdur.

Edep elbisesi bir muhafazadır, kişiyi muhafaza eder. O bir lütuf tacıdır, onu giyen her belâdan kurtulur.

Mürid, her hâl ve hareketinde kendisini kontrol altında bulundurmalı, adımlarını ölçü dâhilinde atmalıdır. Zanla değil edeple yürümelidir.

Mürid, Allah yolunda tabi olduğu mürşidine içi ve dışıyla, kalbi ve diliyle, her şeyi ile teslim olmalı, acı tatlı her hâlde kendisine uymalıdır. Onun emir, tavsiye ve tercihlerinin kendisi için en hayırlı olduğuna inanıp gönül hoşluğu ile emirlerine sarılmalıdır.

Maksadımız, bu kapılarda seyri sülûku tamamlayıp Allahu Teala’nın rızasına kavuşmaksa ve her şey onun içinse, aradaki engeller ne olursa olsun, kaldırmak gerekmektedir. Bizi maksadımızdan uzaklaştıracak, kalbimizi ikileme düşürecek hiç bir şeye müsaade etmememiz gerekmektedir.

Mürşide edepte kusur etmek, sofiye manevi felaket olarak yeterlidir. Bu zillet dolu dünyada, erguvan çiçekleri gibi etrafa kokular saçan Allah Dostlarının kalbini kırmak ya da onları üzmek, insanın dünyada başına gelebilecek en büyük musibettir.





Mürşitten faydalanmanın üç yolu

İmam Gazali’nin (r.aleyh) belirttiği gibi; Manen hasta bir müridin mürşidinden tedavi olup fayda görmesi için şu üç şey çok önemlidir:
1- Mürid önce kendisinin hasta olduğunu kabul etmeli, sonra kâmil bir mürşidin elinde irşat olma ve manevi hastalıklarından kurtulma arzusunda samimi olmalıdır. Kendisini hasta kabul etmeyen kimse doktor aramaz, arayışında samimi olmaz, bu kimse doktoru bulsa bile teslim olamaz.

2- Mürid kalbinin doktoru olan mürşidine güvenmelidir. Onun manevi tedavi işinde ehil olduğuna kesin olarak inanmalıdır. Çünkü kâmil mürşidin bu işteki ehliyeti, önceki mürşit tarafından tasdik ve ilan edilmiştir.

3- Mürid mürşidinin verdiği manevi reçeteyi aynen uygulamalıdır. Mürşide güvendiği gibi onun verdiği ilaçlara da güvenmeli ve nefsine acı da gelse onları sabırla ve gönül hoşluğu ile devamlı içmelidir. Bu şartlara uyan kimse (inşaallah), derdine derman bulacak, kalbi Allah ile huzura kavuşacaktır.

Muhammed Arapkendi (kuddise sirruhu) Hazretleri; “Kamil Mürşitler gerçek ferasete sahip oldukları için aldanmazlar. Onlar insanlara görüşlerine göre değil, iç âlemleri uyarınca muamele ederler. Nitekim büyüklerimiz; ‘Biz öyle kimseleriz ki bize oyun olmaz’ demişlerdir.”

Kalpte vahdet gerekir, yoksa maksattan uzaklaşır insan. Mürid ilk önce mürşidine karşı olan ihlâsını kontrol altında tutmalıdır.

Abdurrahman Tahî (kuddise sirruhu) Hazretleri: “Büyüklerimiz tarafından müride ulaştırılabilecek en ağır zarar, onun ihlâsını kaybederek mürşidini inkâr etmesidir (beğenmemesidir). Bundan daha büyük bir zarar yoktur. Makbul mürid, sevinci ve üzüntüsü mürşidinin sevinci ve üzüntüsü olandır.” demiştir.

İmam-ı Rabbani (kuddise sirruhu) Hazretleri, tasavvufun içerisinde yeni kaideler çıkarıp kendilerinde varlık hissi peyda olması nedeniyle hataya düşenlere şöyle diyor: “Yetmiş iki bidatçı fırkadan, pek çoğunun dalalete sapmasına ve doğru yoldan çıkmasına sebep odur ki; sofiye yoluna girmişler ama işin hakikatine vakıf olamamışlardır. Süluku tamam etmeden düşmüş ve dalalete sapmışlardır.”

Yolun şartı teslimiyet

Eğer hayır istiyorsak, istediğimiz gibisini değil de istendiği gibisini tercih etmemiz lâzım. Müridi teslimiyeti tutar, bu yolda resmiyet teslimiyettir. Orduda disiplin ne ise manevi mektepte de edep odur. Zira zahiri disiplin dışa hükmeder, bâtınî disiplin doğrudan doğruya içe hükmeder.

İmam Rabbani (ks) Hazretleri: “Bu büyükler, birisini bu yola almaya ve sadakatli bir tâlibe, kısa zamanda şuur ve huzur vermeye güçlü oldukları gibi bunları (müride emaneten verilmiş, mülkü olmayan kemâlâtı) geri almaya da güçlüdürler. Bir edebin terki sonunda kalplerinin bir incinmesi saliki müflis bir hâle getirir.” buyurmuştur. (Mektubat-ı Rabbani; 221. Mektup)

Mürşidini seven bir talibe, mürşidin her yaptığı ve her sözü sevgili gelir. Onda itiraza yer yoktur. Hiçbir işine, hiçbir sözüne, hardal tanesi kadar bile itiraz etmemelidir. Karşılık veren mahrum kalmaktan kurtulamaz. Mahrumiyet içinde kalan bir sofi, gül bahçesinin içinde gül kokusundan nasibini alamayan, bedbaht bir insan haline gelir.

Netice olarak: Şah-ı Nakşibend (ks) Hazretlerimiz: “Ben değersiz bir mahlûkum.” buyururlar. Varlık peşinde koşan Var’a ulaşamaz. Bir insan, hayatının o anına kadar topladığı varlıkları dağıtıp kendisinin hiç olduğunu öğrenecek ki ‘Var eden’i bulabilsin.

Allahu Zülcelal varlığımızdan sıyrılmayı, edeb ve itaat ile Sâdât’ın yolundan faydalanmayı nasip etsin. (Âmin)

SOFİZADE AHMET
 
Son düzenleme:

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
Paylasiminiz icin Allah razi olsun insAllah kardesim...
 

semerkand

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Tem 2008
Mesajlar
4,468
Aldığı Beğeniler
40
Konum
Başakşehir-istanbul
Takım
Diğer
Allahu Zülcelal varlığımızdan sıyrılmayı, edeb ve itaat ile Sâdât’ın yolundan faydalanmayı nasip etsin. (Âmin)

amin..Allah cc razı olsun
 
Üst Alt