- Üyelik Tarihi
- 20 Ağu 2006
- Mesajlar
- 3,305
- Aldığı Beğeniler
- 26
- Takım
- Diğer
Tevbe Peygamberlerin Ahlâkıdır
Ariflerin belirttiği gibi, tevbe bizlere insanlığın babası ilk peygamber Hz. Adem A.S.dan miras kalmıştır, Hz, Adem A.S. dünyaya tevbe ederek gelmiştir, tevbe ederek gitmiştir. Sadece o mu? Bütün peygamberlerin ahlâkı böyledir. Yüce Rabbine tevbe etmeyen, kusurlarına ağlamayan, nefsi ve ümmeti için inlemeyen hiçbir peygamber yoktur. Peygamberler böyle olunca, diğer insanlar tevbeden nasıl uzak kalabilir?
Tevbe, insanoğluna takdir edilmiş ezeli bir hükümdür. Değişmesine de imkan yoktur, Kâfir olsun mümin olsun, bütün insanlar tevbeye muhtaçtır, tevbe ile yükümlüdür. Ve bu yükümlülük ölene kadar devam etmektedir. (Gazalî, İhya)
Bütün gelmiş ve gelecek günahları affedilmiş Hz. Muhammed A.S. Efendimizin şu beyanları meselenin ciddiyetini anlatmaya yeterlidir:
Ey insanlar! Allaha tevbe ediniz. Şüphesiz ben günde yetmişten fazla, (ya da yüz defa) Allaha tevbe ediyorum. (Buharî, Müslim)
Kalbimi (nurdan bir takım) perdeler kaplar ve bu sebepten dolayı Allahu Tealâya günde yüz defa istiğfar ederim. (Müslim, Ebu Davud)
Hiç kusur işlemeyen kul yoktur. Kusurum yok demek, en büyük kusurdur. Peygamberlerin kusuru, kendi makamlarına göredir. Onlar devamlı Cenab-ı Hakkın huzurunda bulunmaktadırlar. Norma! şartlarda güzel ve doğru olan bazı şeyler, o huzurda kusur gibi uyarı alabilir. Tevbe, Allahın dostlarının en sevimli amelidir, Kuranda peygamberler ve ümmetleri devamlı tevbeye davet edilmiştir. Bu haliyle tevbe başlı başına bir ibadettir. Her yönüyle zikirdir, şükürdür, tefekkürdür.
Muhammed Emin Gül
Semerkand Dergisi
Ariflerin belirttiği gibi, tevbe bizlere insanlığın babası ilk peygamber Hz. Adem A.S.dan miras kalmıştır, Hz, Adem A.S. dünyaya tevbe ederek gelmiştir, tevbe ederek gitmiştir. Sadece o mu? Bütün peygamberlerin ahlâkı böyledir. Yüce Rabbine tevbe etmeyen, kusurlarına ağlamayan, nefsi ve ümmeti için inlemeyen hiçbir peygamber yoktur. Peygamberler böyle olunca, diğer insanlar tevbeden nasıl uzak kalabilir?
Tevbe, insanoğluna takdir edilmiş ezeli bir hükümdür. Değişmesine de imkan yoktur, Kâfir olsun mümin olsun, bütün insanlar tevbeye muhtaçtır, tevbe ile yükümlüdür. Ve bu yükümlülük ölene kadar devam etmektedir. (Gazalî, İhya)
Bütün gelmiş ve gelecek günahları affedilmiş Hz. Muhammed A.S. Efendimizin şu beyanları meselenin ciddiyetini anlatmaya yeterlidir:
Ey insanlar! Allaha tevbe ediniz. Şüphesiz ben günde yetmişten fazla, (ya da yüz defa) Allaha tevbe ediyorum. (Buharî, Müslim)
Kalbimi (nurdan bir takım) perdeler kaplar ve bu sebepten dolayı Allahu Tealâya günde yüz defa istiğfar ederim. (Müslim, Ebu Davud)
Hiç kusur işlemeyen kul yoktur. Kusurum yok demek, en büyük kusurdur. Peygamberlerin kusuru, kendi makamlarına göredir. Onlar devamlı Cenab-ı Hakkın huzurunda bulunmaktadırlar. Norma! şartlarda güzel ve doğru olan bazı şeyler, o huzurda kusur gibi uyarı alabilir. Tevbe, Allahın dostlarının en sevimli amelidir, Kuranda peygamberler ve ümmetleri devamlı tevbeye davet edilmiştir. Bu haliyle tevbe başlı başına bir ibadettir. Her yönüyle zikirdir, şükürdür, tefekkürdür.
Muhammed Emin Gül
Semerkand Dergisi