Bir adam nefsine uymuş, birçok günah işlemişti. Pişman olup tevbe etti, bir müddet böyle gitti. Sonra yine nefsine mağlup oldu, tevbesini bozup günaha daldı.
Günahı işledikten sonra üzüldü utandı. Tevbe etmek istedi ama cesaret edemedi. Günlerce ağladı, ocakta pişen buğdaylar gibi yandı, yakıldı.
Ağlarken uykuya daldığı bir gece bir hâtif şöyle seslendi ona:
"Ey tevbesini bozan!
Sana azap edebilirdik etmedik, affettik. Tevbeni tekrar bozdun, hem de adamakıllı bozdun! Fakat gazap etmedik sana zaman verdik.
Şimdi yine döndün, geliyorsun. Eğer cenneti istiyorsan gel kapıyı açtık.
Günahı işleyen sensin, dönmeni bekleyen biz!"
{Feridüddin Attar, Mantıkü't Tayr'dan}
Günahı işledikten sonra üzüldü utandı. Tevbe etmek istedi ama cesaret edemedi. Günlerce ağladı, ocakta pişen buğdaylar gibi yandı, yakıldı.
Ağlarken uykuya daldığı bir gece bir hâtif şöyle seslendi ona:
"Ey tevbesini bozan!
Sana azap edebilirdik etmedik, affettik. Tevbeni tekrar bozdun, hem de adamakıllı bozdun! Fakat gazap etmedik sana zaman verdik.
Şimdi yine döndün, geliyorsun. Eğer cenneti istiyorsan gel kapıyı açtık.
Günahı işleyen sensin, dönmeni bekleyen biz!"
{Feridüddin Attar, Mantıkü't Tayr'dan}