H
hayrunisa
Guest
ANADOLU'NUN SAHIBININ SESI ( * )
islâmýn kutsal ayı Ramazan'da Türk ve Avrupa sinemalarına tüm inananları derinden ilgilendiren ve aslında ilgilendirmesi de gereken bir film geliyor.
Kilise, Haç ve Incil görüntüleriyle dünyanın her sinemasında kendi
kültürünü dayatan batılı sinema sektöründe, ilk defa böylesi bir projenin yer alması, Türk ve islâm sineması açısından çok önemli.
THE IMAM
Filmin çekimleri basladıgı andan itibaren büyük yankılar uyandıran film,
toplumda dindar insanlarla daha batılı yasam tarzını seçen insanların
birbirlerine karsı korkularını ve önyargılarını cesurca anlatan ilk film
olma özelliðini tasıyor.
IMAM filmi, imam hatip kökenli bir bilgisayar mühendisinin, toplumsal
baskılar ve belirli bir kalıba itilme korkusuyla ait oldugu kimligi
saklama çabası içindeyken, kendi kimligiyle yüzlesmesi üzerine kurulu.
imam hatip lisesi mezunu Emrullah Hacıoglu, ise adını degistirerek baslar.
Emre Baykara adını alan genç adam, uzun saçları ve tutkun oldugu Harley Davidsonınıyla etrafına bambaska bir kimlik sunmaktadýr.
Bir gün, liseden arkadaıý imam Mehmet ziyaretine gelir. Kanser hastası
oldugunu söyleyerek Emreden kendi yerine köyde imamlık yapmasını ister.
Arkadasının son arzusunu kıramayan Emre, motoruyla yola çıkar...
Köylüler bu uzun saçlı, motosikletli imamı yadırgasa da, Emre Cuma
hutbelerindeki sevgi ve inanç dolu hitaplarıyla ve müezzin olan Alevi
gence Ezanı daha güzel okumayı ögretmesiyle, tüm köylülerin sevgisini kazanır.
Filmde alısılagelmis imam imajının dısında bir tip seçilip, asıl önemli
olanın iman, dayanısma ve insan sevgisi oldugu anlatılıyor.
Yapımcı Mustafa Cihat Kılıç da bir imam hatip mezunu.
Kılıç, bu filmi yapmaktaki amacının imam hatipliler hakkındaki bazı
yargıları degiþtirmek oldugunu söylüyor ve insanların geleneklerle olusmus dini ögretilerle degil, özleri ile degerlendirilmeleri gerektigini
düsündügünü ekliyor.
Ramazan ayında, 27.Ekim tarihinde, gösterime girecek olan film, içinde
barındırdıgı tasavvuf bilgeligi, Ezanları ve Cuma sohbetleriyle Avrupada islamdaki sevgiyi ve hosgörüyü anlatan ilk film olma özelligine sahip.
Senaryosu, Deliyürekin senaristlerinden Ömer Lütfi Mete tarafından
yazılan, basrolünde müzisyen Esref Ziyanın yer aldıgı ve ünlü yönetmen ismail Günes tarafından gerçekleþtirilen bu farklı ve önemli film, bugüne kadar yanlýþ yaklasımlarla belli bir noktaya oturtulan imam Hatip Lisesi mezunlarýnýn mesleki dramını ve bu kiþilerin tek seçeneklerinin sadece imam olmakla sınırlı kalmayacagını anlatan, sosyal boyutu olan insan sevgisi ve dostlukla dolu sıcak bir film.
Avrupa sinemalarında böylesi yapımları daha da çok görebilmek için,
Avrupada yaþayan tüm Müslümanların özellikle islâmın kutsal ayı Ramazan'da bu filme sahip çıkmaları gerekiyor.
islâmýn kutsal ayı Ramazan'da Türk ve Avrupa sinemalarına tüm inananları derinden ilgilendiren ve aslında ilgilendirmesi de gereken bir film geliyor.
Kilise, Haç ve Incil görüntüleriyle dünyanın her sinemasında kendi
kültürünü dayatan batılı sinema sektöründe, ilk defa böylesi bir projenin yer alması, Türk ve islâm sineması açısından çok önemli.
THE IMAM
Filmin çekimleri basladıgı andan itibaren büyük yankılar uyandıran film,
toplumda dindar insanlarla daha batılı yasam tarzını seçen insanların
birbirlerine karsı korkularını ve önyargılarını cesurca anlatan ilk film
olma özelliðini tasıyor.
IMAM filmi, imam hatip kökenli bir bilgisayar mühendisinin, toplumsal
baskılar ve belirli bir kalıba itilme korkusuyla ait oldugu kimligi
saklama çabası içindeyken, kendi kimligiyle yüzlesmesi üzerine kurulu.
imam hatip lisesi mezunu Emrullah Hacıoglu, ise adını degistirerek baslar.
Emre Baykara adını alan genç adam, uzun saçları ve tutkun oldugu Harley Davidsonınıyla etrafına bambaska bir kimlik sunmaktadýr.
Bir gün, liseden arkadaıý imam Mehmet ziyaretine gelir. Kanser hastası
oldugunu söyleyerek Emreden kendi yerine köyde imamlık yapmasını ister.
Arkadasının son arzusunu kıramayan Emre, motoruyla yola çıkar...
Köylüler bu uzun saçlı, motosikletli imamı yadırgasa da, Emre Cuma
hutbelerindeki sevgi ve inanç dolu hitaplarıyla ve müezzin olan Alevi
gence Ezanı daha güzel okumayı ögretmesiyle, tüm köylülerin sevgisini kazanır.
Filmde alısılagelmis imam imajının dısında bir tip seçilip, asıl önemli
olanın iman, dayanısma ve insan sevgisi oldugu anlatılıyor.
Yapımcı Mustafa Cihat Kılıç da bir imam hatip mezunu.
Kılıç, bu filmi yapmaktaki amacının imam hatipliler hakkındaki bazı
yargıları degiþtirmek oldugunu söylüyor ve insanların geleneklerle olusmus dini ögretilerle degil, özleri ile degerlendirilmeleri gerektigini
düsündügünü ekliyor.
Ramazan ayında, 27.Ekim tarihinde, gösterime girecek olan film, içinde
barındırdıgı tasavvuf bilgeligi, Ezanları ve Cuma sohbetleriyle Avrupada islamdaki sevgiyi ve hosgörüyü anlatan ilk film olma özelligine sahip.
Senaryosu, Deliyürekin senaristlerinden Ömer Lütfi Mete tarafından
yazılan, basrolünde müzisyen Esref Ziyanın yer aldıgı ve ünlü yönetmen ismail Günes tarafından gerçekleþtirilen bu farklı ve önemli film, bugüne kadar yanlýþ yaklasımlarla belli bir noktaya oturtulan imam Hatip Lisesi mezunlarýnýn mesleki dramını ve bu kiþilerin tek seçeneklerinin sadece imam olmakla sınırlı kalmayacagını anlatan, sosyal boyutu olan insan sevgisi ve dostlukla dolu sıcak bir film.
Avrupa sinemalarında böylesi yapımları daha da çok görebilmek için,
Avrupada yaþayan tüm Müslümanların özellikle islâmın kutsal ayı Ramazan'da bu filme sahip çıkmaları gerekiyor.

