Altımıydı yaşı yoksa beş mi?...yalanı da hiç sevmem,ben altı diyeyim siz beş yahut ben beş siz altı..çok sıcak bir haziran ortası..o zamanlar sıcaklar bunaltmıyor insanları...şartı var tabi ki..’’güneşin altında durulmayacak’’.. .henüz güneş insaflı, sıcaklığı gönül okşayıcı..sevgiyi andırıyor biraz, evet aynen o kıvamda....ayak parmaklarının arasında iç gıdıklayıcı sıcaklığı ancak mezarlıktan çıkınca hissedebildi...toprak yol kahverengi ve sıcaklığını iliklerinde hissettiren undu sanki...adımlarını izlemeye başladı yolda yürürken... köpeğine bırakmıştı 4 koyunun sorumluluğunu...özgürce bıraktı kahverengi un deryasına kendini...her adımda ayaklarıyla hissettiği o yumuşacık sıcaklığın kokusu ciğerine ulaşınca 'içi' girdi devreye...sımsıcak bir günde, sıcaklığın hazzını yaşamak... üstüne üstlük birde bunun farkında olmak...yüreğine ulaşınca bilinci, içi sevgi doluydu...ancak bir çocuğun yüzünde oluşabilecek tebessüm kapladı yüzünü...sonra, küçük sevinç patlamaları başladı içinde...ensesine inen kocaman damlayla toprağı bıraktı, kendine döndü...yaz yağmuru başlamıştı... düşmeye başlayınca toprağa, küçük volkan patlamaları oluşturan damlaları izlemeye başladı... eğleniyordu nedenini bilmeden...sonra damlalar hızlandı, kocaman iri damlalar...ürperdi bedeni ıslaklıktan... beklemediği bir anda toprağın kokusu esir etmişti varlığını...sayamayacağı çoklukta ve türdeki bitki kokularının keskinliği yaşadığı dünyaya döndürdü tekrar...köpek havlayarak sevinç gösterisi yaptı durduk yerde...yağmur dindiğinde toprak yol bitmiş yemyeşil meralara, tarlalara ulaşmışlardı...küçük bir çimen zeminli havuzcukta yıkadı çamura bulaşmış çıplak ayaklarını.
Köpekle paylaştı yemeğini, koyunlar kendi işlerini kendileri halletti...güneş tam tepeye ulaştı ve gücünü hissettirmeye başladı...çok sıcaktı, nemsiz, bunaltmayan ama dayanılmaz... en sevdiği söğüt ağacına varınca, çıkınını yastık yaptı...iyice sessizleşti her yer...böcekler bile gölgelikte sessizce dinlenmekteydi...havada en ufak bir yelcik dahi yoktu...yirmi adım ileride küçük dere yatağı bile çekinmiş sükuneti bozmaktan...duyulan su sesi gerçek mi hayal mi anlaşılmıyordu... koyunlar ve köpek en rahat yerlere yerleştirdiler bedenlerini uzaklaşmadan birbirlerinden...olunabilecek en serin yerde olduğunu bilerek yavaşça kapatmaya başladı göz kapaklarını... köpeğin sağladığı güven duygusunu hissetti tekrar, tam bir güvenle bıraktı kendini uykunun kollarına...bilinci terk etmeden bedeni son hissettiği şey mutlak sükunetti.
Başı yana kayınca açıldı gözleri... gördüğü manzara çok mutlu etti onu... tebessüm etti kocaman ama sessizce... güneş kaymış, ağacın gölgesini değiştirmiş... koyunlar ve köpek, açıkta kalan bedenlerini gölgeye sokmak için yer değiştirmiş...mekan daralınca kimi, kimini başına yastık yapmış...köpek koyunun karnını...koyunun biri bir diğerinin boynunu...kendi başı da bir diğer koyunun karnını...üç farklı tür canlı... paylaşılan şey aynı...sevinç patlamasının büyüklüğü nefessiz bıraktı bir an ciğerlerini...kısa sürdü boşluk hissi...tekrar bıraktı şefkatle yaklaşan uykunun kollarına bilincini.
Köpekle paylaştı yemeğini, koyunlar kendi işlerini kendileri halletti...güneş tam tepeye ulaştı ve gücünü hissettirmeye başladı...çok sıcaktı, nemsiz, bunaltmayan ama dayanılmaz... en sevdiği söğüt ağacına varınca, çıkınını yastık yaptı...iyice sessizleşti her yer...böcekler bile gölgelikte sessizce dinlenmekteydi...havada en ufak bir yelcik dahi yoktu...yirmi adım ileride küçük dere yatağı bile çekinmiş sükuneti bozmaktan...duyulan su sesi gerçek mi hayal mi anlaşılmıyordu... koyunlar ve köpek en rahat yerlere yerleştirdiler bedenlerini uzaklaşmadan birbirlerinden...olunabilecek en serin yerde olduğunu bilerek yavaşça kapatmaya başladı göz kapaklarını... köpeğin sağladığı güven duygusunu hissetti tekrar, tam bir güvenle bıraktı kendini uykunun kollarına...bilinci terk etmeden bedeni son hissettiği şey mutlak sükunetti.
Başı yana kayınca açıldı gözleri... gördüğü manzara çok mutlu etti onu... tebessüm etti kocaman ama sessizce... güneş kaymış, ağacın gölgesini değiştirmiş... koyunlar ve köpek, açıkta kalan bedenlerini gölgeye sokmak için yer değiştirmiş...mekan daralınca kimi, kimini başına yastık yapmış...köpek koyunun karnını...koyunun biri bir diğerinin boynunu...kendi başı da bir diğer koyunun karnını...üç farklı tür canlı... paylaşılan şey aynı...sevinç patlamasının büyüklüğü nefessiz bıraktı bir an ciğerlerini...kısa sürdü boşluk hissi...tekrar bıraktı şefkatle yaklaşan uykunun kollarına bilincini.