- Üyelik Tarihi
- 23 Eyl 2010
- Mesajlar
- 199
- Aldığı Beğeniler
- 3
- Takım
- Galatasaray
Biz insanoğlunun hayatı üç ana bölümden oluşur.Geçmişimiz,şimdiki anımız ve geleceğimiz...Tıpkı aldığımız nefesler gibi...
Hepimizin geçmişinde neler saklıdır?İhanetler,günahlar,vurdumduymazlıklar...
Geçmişte hangi hatalara düştüğümüzün,kaç tane fırsatı kaçırdığımızın önemi yoktur.Çünkü adı üstünde ''geçmiş''
Elimizden gidenlere insan elbette üzülür ama bu üzüntü önümüzdeki geleceği,daha ölüm bize ulaşıncaya kadar vaktimiz olduğunun üstünü örtmemeli.Gelecekte yanan ışığı da görmeliyiz.Kul sadece günahlarından dolayı korku içinde değil aynı zamanda da affedildiğinin ümidi içinde olmalı.
Ve ''Rabbim beni affetti,öyleyse ben de bundan sonra O'nun rızasını kazanma yolunda elimden geleni yapmalıyım.''diye düşünmelidir.
Tövbeden önce hepimiz''Rabbimin uğrunda daha güzel ameller işleyebilseydim,daha çok sevap hanemi doldurabilseydim,keşke işlemiş olduğum o günahları hiç işlemeseydim,Rabbimi hiç üzmeseydim...''diye düşünür,en derinden bir pişmanlık hissederiz ama artık giden gitmiştir.
Geçmişe dönmenin mümkün olmadığını hepimiz biliriz.Aynı ahiret ve kabir aleminden geriye dönmenin mümkün olmadığı gibi... Geçmişe çok bağlanırsak tövbeden sonra önümüzde bize açılan nurlu pencereleri,kapıları göremeyiz.Önümüze rızayı kazanma yolunda çıkan fırsatları değerlendiremeyiz.Yani geçmişe üzülelim ama saplanıp kalmayalım.
Öyleyse bizim için önemli olan yaptığımız tövbeden sonraki anımızdır,geleceğimizdir.
Geçmişe yönelik duyduğumuz pişmanlık sonucunda yüce Yaradan bize tövbeyi hediye eder.Kulunun tövbesinden o kadar memnun olur ki,kulunun günahlarını güneş karşısında eriyen karlar gibi eritir.Hatta öylesine memnun olur ki o günahları işleyen azalara bile işlediği o günahları unutturur.Böylece o kişi ahirette aleyhine şahitlik edecek bir kimse olmadan gelir biiznillahi teala.
Geçmişe duyulan pişmanlık gelecek için daha fazla çaba sarfetmeye iter bizi..Tövbeden sonra geçmişteki açıklarımızı kapatmak için elimizden geleni yapar,belki bu çabamız bir çok kimseden daha ilerilere taşır bizi.Ve pişmanlığımızdan içimiz yandıkça günahlarımız eridikçe erir.
Yeni katıldığımız güzel insanlar ve güzel meclisler eskiden katıldığımız Rabbimizin rızası dışındaki bir çok meclisin günahına kefaret olur.
Tövbeden sonra geçmişte kaybettiğimiz zamanı telafi etmek amacıyla Rabbimizin ipine daha çok sarılmalıyız.
Bu konuyu örnekleyecek olursak;Bir çalışkan öğrenci ve bir de tembel bir öğrenci düşünelim.Çalışkan öğrenci herkes onu methettiğinden pofladığından dolayı psikolojik olarak memnun ve doygundur.Nasılsa çalışkan olduğunu düşünerek fazla emek sarfetmez.
Oysa tembel öğrenci tembel olmaması gerektiğini kavradığı ve motive edildiği anda şaha kalkar.Ve çalışkan öğrenciyi bile geçer.Ve dengeler bu defa değişir.
Bizler de geçmişin eksikliğini duydukca kendimizi daha çok ileriye atmalıyız.Pişmanlık yaralarını sarmak için,o kadar günah ve kusurumuzu affeden Mevla'mızın yolunda daha çok gayret sarf etmeliyiz.
İbadet,sadaka,hizmetlerle...Eğer tövbeden sonraki ömrümüzü iyi değerlendirebilirsek geçmişimizdeki hatalara kefaret olur.
Menzil'i olmayanın hayatı anlamsız olur.
Geleceğe dair umutlar beslemeli,Rabbimizin yolunda yapmak istediklerimizi planlı bir şekilde gerçekleştirmeye çalışmalıyız.İşte o zaman ağustos böceği olmaktan çıkar hepimiz çalışkan birer karınca oluruz.Küçük adımlara sahip olsak da yılmadan,bıkmadan sürekli yürürsek aldığımız yol o oranda fazla olacaktır.
Geçmişte yaşadığımız her şey bize tecrübe olmuştur.O tecrübeler yol göstermeli bize ki aynı hatalara bir daha düşmeyelim.
Ve azimle hep ileri doğrı adım atmanın sonucunda da Rabbül Alemin bize ''Hadi artık bana kavuşma zamanın geldi,gel yanıma.''dediği zaman da en azından çok şey yapamamış olsak da gayret etmenin mutluluğu kalbimizde,O en güzele kavuşmuş oluruz.
Güzel bir gelecek,tövbe ve pişmanlık temelleri üzerine inşa edilir.Tövbe güneşinin her daim hayatımızı aydınlatması dileğiyle,muhabbetle..!
Gökkuşağı
Hepimizin geçmişinde neler saklıdır?İhanetler,günahlar,vurdumduymazlıklar...
Geçmişte hangi hatalara düştüğümüzün,kaç tane fırsatı kaçırdığımızın önemi yoktur.Çünkü adı üstünde ''geçmiş''
Elimizden gidenlere insan elbette üzülür ama bu üzüntü önümüzdeki geleceği,daha ölüm bize ulaşıncaya kadar vaktimiz olduğunun üstünü örtmemeli.Gelecekte yanan ışığı da görmeliyiz.Kul sadece günahlarından dolayı korku içinde değil aynı zamanda da affedildiğinin ümidi içinde olmalı.
Ve ''Rabbim beni affetti,öyleyse ben de bundan sonra O'nun rızasını kazanma yolunda elimden geleni yapmalıyım.''diye düşünmelidir.
Tövbeden önce hepimiz''Rabbimin uğrunda daha güzel ameller işleyebilseydim,daha çok sevap hanemi doldurabilseydim,keşke işlemiş olduğum o günahları hiç işlemeseydim,Rabbimi hiç üzmeseydim...''diye düşünür,en derinden bir pişmanlık hissederiz ama artık giden gitmiştir.
Geçmişe dönmenin mümkün olmadığını hepimiz biliriz.Aynı ahiret ve kabir aleminden geriye dönmenin mümkün olmadığı gibi... Geçmişe çok bağlanırsak tövbeden sonra önümüzde bize açılan nurlu pencereleri,kapıları göremeyiz.Önümüze rızayı kazanma yolunda çıkan fırsatları değerlendiremeyiz.Yani geçmişe üzülelim ama saplanıp kalmayalım.
Öyleyse bizim için önemli olan yaptığımız tövbeden sonraki anımızdır,geleceğimizdir.
Geçmişe yönelik duyduğumuz pişmanlık sonucunda yüce Yaradan bize tövbeyi hediye eder.Kulunun tövbesinden o kadar memnun olur ki,kulunun günahlarını güneş karşısında eriyen karlar gibi eritir.Hatta öylesine memnun olur ki o günahları işleyen azalara bile işlediği o günahları unutturur.Böylece o kişi ahirette aleyhine şahitlik edecek bir kimse olmadan gelir biiznillahi teala.
Geçmişe duyulan pişmanlık gelecek için daha fazla çaba sarfetmeye iter bizi..Tövbeden sonra geçmişteki açıklarımızı kapatmak için elimizden geleni yapar,belki bu çabamız bir çok kimseden daha ilerilere taşır bizi.Ve pişmanlığımızdan içimiz yandıkça günahlarımız eridikçe erir.
Yeni katıldığımız güzel insanlar ve güzel meclisler eskiden katıldığımız Rabbimizin rızası dışındaki bir çok meclisin günahına kefaret olur.
Tövbeden sonra geçmişte kaybettiğimiz zamanı telafi etmek amacıyla Rabbimizin ipine daha çok sarılmalıyız.
Bu konuyu örnekleyecek olursak;Bir çalışkan öğrenci ve bir de tembel bir öğrenci düşünelim.Çalışkan öğrenci herkes onu methettiğinden pofladığından dolayı psikolojik olarak memnun ve doygundur.Nasılsa çalışkan olduğunu düşünerek fazla emek sarfetmez.
Oysa tembel öğrenci tembel olmaması gerektiğini kavradığı ve motive edildiği anda şaha kalkar.Ve çalışkan öğrenciyi bile geçer.Ve dengeler bu defa değişir.
Bizler de geçmişin eksikliğini duydukca kendimizi daha çok ileriye atmalıyız.Pişmanlık yaralarını sarmak için,o kadar günah ve kusurumuzu affeden Mevla'mızın yolunda daha çok gayret sarf etmeliyiz.
İbadet,sadaka,hizmetlerle...Eğer tövbeden sonraki ömrümüzü iyi değerlendirebilirsek geçmişimizdeki hatalara kefaret olur.
Menzil'i olmayanın hayatı anlamsız olur.
Geleceğe dair umutlar beslemeli,Rabbimizin yolunda yapmak istediklerimizi planlı bir şekilde gerçekleştirmeye çalışmalıyız.İşte o zaman ağustos böceği olmaktan çıkar hepimiz çalışkan birer karınca oluruz.Küçük adımlara sahip olsak da yılmadan,bıkmadan sürekli yürürsek aldığımız yol o oranda fazla olacaktır.
Geçmişte yaşadığımız her şey bize tecrübe olmuştur.O tecrübeler yol göstermeli bize ki aynı hatalara bir daha düşmeyelim.
Ve azimle hep ileri doğrı adım atmanın sonucunda da Rabbül Alemin bize ''Hadi artık bana kavuşma zamanın geldi,gel yanıma.''dediği zaman da en azından çok şey yapamamış olsak da gayret etmenin mutluluğu kalbimizde,O en güzele kavuşmuş oluruz.
Güzel bir gelecek,tövbe ve pişmanlık temelleri üzerine inşa edilir.Tövbe güneşinin her daim hayatımızı aydınlatması dileğiyle,muhabbetle..!
Gökkuşağı