- Üyelik Tarihi
- 8 Kas 2005
- Mesajlar
- 621
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Trabzonspor
Önceki gün binler Anıtkabir'e aktı. Bakanlar yuhalandı, insanlar öfkesini ve korkusunu mozoleye döktü.
Gösteriler sırasında, Can Dündar'ın dün yazdığı yazıya bakılırsa başörtülü/türbanlı/kapalı kadınlar da vardı. Ama bir görüntü televizyonlardan yansıdı. Bir türbanlı kadın, başı açık ve öfkeli kadın kalabalığının ortasında kalıyordu.
Kadınlar türbanını çıkarmaları için ısrar ediyordu. Kadın önce "Ama ben de böyle protesto etmek istiyorum" diyor, sonra kalabalığın içinde yalnız kaldığı için türbanını çıkarıyor ve gözlerinde yaşlarla slogan ve alkışlara eşlik ediyordu. Ne dine inanırım ne de kadınların saç tellerinin onları cehennemlik yapacağına. Ama bu görüntü iç acıtıcıydı.
Bir kadın, kişisel bir siyasi simge olarak taşımamış olsa bile bir siyasetin simgesi haline gelen örtüsünü çıkarmak zorunda kaldı. O anda orada acıklı olan, çoğunluğun azınlığı ezmesiydi. Ama sorulacak bir soru daha var: Başı açık kadınlar çoğunluk mudur bu ülkede?
Sadece Anıtkabir'de
Bugüne kadar türban meselesiyle ilgili çeşitli araştırmalar yapıldı. Kaç kişi sorun olarak kabul ediyor, kaç kişi umursamıyor, kaç kişi siyasi simge olarak görüyor, kaç kişi buna "başörtüsü" diyor, bunları öğrendik gazete manşetlerinden. Ama bir tek şunu öğrenemedik:
Bu memlekette kaç kadın başını örtüyor?
Başı açık kadınlar çoğunluk mu gerçekten yoksa çoktan azınlığa mı düşüldü?
Dünkü görüntülerde, elbette çoğunlukta olan başı açık kadınlardı. Ama görüntülü basının kadrajına sığacak kadardı gördüğümüz kadınlar. Ya kadrajın dışı?
Çok anket okuyan değil, çok gezen bilir. Bu memleketin "kadraj" dışındaki bölümünde, benim gözlemlerime göre biz azınlıktayız. Doğu ve Orta Anadolu illerine "başı açık" giderseniz bunu siz de görebilirsiniz. Sokakta bir tek başı açık kadın görmeden bir gün geçirebilirsiniz. Size öyle bir bakarlar ki, kendinizi müthiş "azınlık" hissedersiniz.
Hürriyet gazetesi, dünkü birinci sayfasında gösteriye katılan kadınları ön plana çıkarıyor ve en çok kadınların sesinin çıktığını söylüyordu. Bana sorarsanız dün Anıtkabir'de bağıran kadınlar, biraz da bu "azınlık hissiyle" bağırıyor, türbanlı kadına yaklaşıp "Niye takıyorsun bunu burada?" diye sorarken azınlık öfkesiyle davranıyordu.
Ve tarihin kadınları kadınlara düşman etmek bilgisi bir kez daha kadınları kurban ediyordu.
Ece TEMELKURAN
Gösteriler sırasında, Can Dündar'ın dün yazdığı yazıya bakılırsa başörtülü/türbanlı/kapalı kadınlar da vardı. Ama bir görüntü televizyonlardan yansıdı. Bir türbanlı kadın, başı açık ve öfkeli kadın kalabalığının ortasında kalıyordu.
Kadınlar türbanını çıkarmaları için ısrar ediyordu. Kadın önce "Ama ben de böyle protesto etmek istiyorum" diyor, sonra kalabalığın içinde yalnız kaldığı için türbanını çıkarıyor ve gözlerinde yaşlarla slogan ve alkışlara eşlik ediyordu. Ne dine inanırım ne de kadınların saç tellerinin onları cehennemlik yapacağına. Ama bu görüntü iç acıtıcıydı.
Bir kadın, kişisel bir siyasi simge olarak taşımamış olsa bile bir siyasetin simgesi haline gelen örtüsünü çıkarmak zorunda kaldı. O anda orada acıklı olan, çoğunluğun azınlığı ezmesiydi. Ama sorulacak bir soru daha var: Başı açık kadınlar çoğunluk mudur bu ülkede?
Sadece Anıtkabir'de
Bugüne kadar türban meselesiyle ilgili çeşitli araştırmalar yapıldı. Kaç kişi sorun olarak kabul ediyor, kaç kişi umursamıyor, kaç kişi siyasi simge olarak görüyor, kaç kişi buna "başörtüsü" diyor, bunları öğrendik gazete manşetlerinden. Ama bir tek şunu öğrenemedik:
Bu memlekette kaç kadın başını örtüyor?
Başı açık kadınlar çoğunluk mu gerçekten yoksa çoktan azınlığa mı düşüldü?
Dünkü görüntülerde, elbette çoğunlukta olan başı açık kadınlardı. Ama görüntülü basının kadrajına sığacak kadardı gördüğümüz kadınlar. Ya kadrajın dışı?
Çok anket okuyan değil, çok gezen bilir. Bu memleketin "kadraj" dışındaki bölümünde, benim gözlemlerime göre biz azınlıktayız. Doğu ve Orta Anadolu illerine "başı açık" giderseniz bunu siz de görebilirsiniz. Sokakta bir tek başı açık kadın görmeden bir gün geçirebilirsiniz. Size öyle bir bakarlar ki, kendinizi müthiş "azınlık" hissedersiniz.
Hürriyet gazetesi, dünkü birinci sayfasında gösteriye katılan kadınları ön plana çıkarıyor ve en çok kadınların sesinin çıktığını söylüyordu. Bana sorarsanız dün Anıtkabir'de bağıran kadınlar, biraz da bu "azınlık hissiyle" bağırıyor, türbanlı kadına yaklaşıp "Niye takıyorsun bunu burada?" diye sorarken azınlık öfkesiyle davranıyordu.
Ve tarihin kadınları kadınlara düşman etmek bilgisi bir kez daha kadınları kurban ediyordu.
Ece TEMELKURAN