Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
irtica.jpg



1. Avrupa’da, anayasalarında laiklik ilkesi yazılı olan iki devlet vardır: Fransa ve Portekiz. Fransa laikliğin anavatanıdır. Bu ülkenin bütün üniversite ve yüksek okullarında türban (başörtüsü) serbesttir.


2. Fransa’da resmî liselerde türban yasaktır.

3. Fransa’da Katolik okullarında, özel okul ve kolejlerde türban serbesttir.

4. Fransa’da Müslümanların özel İslâm Okulu açmak hakları vardır.

5. Portekiz üniversitelerinde türban serbesttir.

6. Diğer BÜTÜN AVRUPA ülkelerinin üniversitelerinde türban serbesttir.

7. Türkiye’de okuyamayan binlerce türbanlı Müslüman kız Avusturya’da yüksek tahsil yapmakta, mezuniyet törenlerinde rektörler, profesörler onlara iftiharla diploma vermektedirler.

8. Türban yasağı, Türkiye’nin Müslüman halkının din, vicdan, inandığı gibi yaşamak haklarının ihlalidir.

9. Türban yasağı hukuka aykırıdır.

10. Türban yasağı demokrasiye aykırıdır.

11. Türban yasağı gerçek cumhuriyete aykırıdır.

12. Vatandaşlar siyasî maksatla türban taksalar bile yasaklanmaması gerekir.

13. Müslüman olsun, gayr-i müslim olsun, inansın veya inanmasın hiçbir medenî insan türban yasağını savunmaz.

14. Türban ile laikliğin hiçbir alakası yoktur.

15. Türban yasağının laikçilikle ilgisi vardır.

16. Türban yasağı hukuka, insan haklarına, millî kimlik ve kültüre aykırıdır.


17. Türban yasağı dolayısıyla oluşan müzmin kriz, yüzde yüz yapay bir krizdir.

©Mehmet Şevket Eygi
 

hazan mevsimi

İdi Amin Dada
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2009
Mesajlar
3,271
Aldığı Beğeniler
20
Konum
Baş Kurdistan
Takım
Galatasaray
Ben bu konudada susuyorum çünkü konuştuklarım suç teşkil ediyor
86 yıllık tarihimiz bu diktatör rejiminin aynasıdır.
 

Ulubey

Vatan; Türkiye....
 
Üyelik Tarihi
6 Kas 2009
Mesajlar
6
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Dadaşlar diyarı
Takım
Beşiktaş
Sözde, çakma laik kesim kendi çıkarını düşündüğü için böyle oluyor. Onunda zamanı gelir düzelirler... Mecburen....
 

EnSaR

Mavi emzikli çocuk
 
Üyelik Tarihi
10 Nis 2008
Mesajlar
286
Aldığı Beğeniler
285
Konum
İbrahim (a.s) Diyarı
Bence başörtü ikisinede karşı hem laikliğe hem laikçilere

Sözü evirip çevirmeye gerek yok gerçekçi konuşalım.

Laiklikte din tamamen vicdanidir yani sadece düşünceyledir sosyal, hukuk, ekonomi gibi alanlara giremez din

Laikliğin asıl tanımı bu Din insanın yaşam tarzına karışamaz Eygi olayı çok kıvırmış gerçeklikten uzak tanımlar yapmış

Bu ülkede bu var bu yok demek o ülkenin laiklikten ödün vermesidir verdiği tavızlerıdr başkalarının tavızlerını ölçü tutamazsınız
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Laiklik, toplum rahat etsin, huzur bulsun diye, insanların deneyerek belirli bir süreç içinde bulduğu hukuki ve siyasi bir yöntemdir. Sosyal barışı tesis etmeyi amaçlayan bir araçtır . Bir başka ifadeyle, laik sistem, bir ihtiyaca cevap vermek üzere zaman içinde oluşmuştur. Laikçilik ise, başlı başına bir ideolojidir; bir amaçtır. Laikliği amaç haline getirirseniz, özünden koparırsınız. Fransızca'da da iki farklı deyim var. Laiklik=Laicite, laikçilik=Laicisme.İnsanlar, laiklik ilkesine niçin ihtiyaç duydu? Çatışmaları önlemek, barış ve huzuru sağlamak için. Eğer bizde bu kavram sürekli kavga üretiyorsa, demek uygulamada bir yanlışlık var. İşte bu yanlışlığın adı: "Laikçilik"... Laikçilik kavramına laikçiler itiraz ediyorlar. Dincilik sözüne de dinciler...
Nasıl dindarlık başka, dincilik başka ise laiklikle laikçilik de başka başka kavramlardır.
Türkiye'de uygulanan laikliğin gerçekten bir laik model olup olmadığı tartışma götürür bir konudur. Her ne kadar resmi söylem ve metinlerde laikliğin "din ve devlet ayırımı" olduğu belirtiliyor ve Türkiye'dekinin dinin ve devletin birbirinden ayrılması olduğu iddia ediliyorsa da gerçeğin böyle olmadığı herkesin malumu bir durumdur. Dinin devletten ayrılması değil, devletin dini belli bir forma sokması olarak ortaya çıkmıştır. İşte bu tavır ve tutum esasında İslam’ın reforma tabi tutulması ve ulusal ilke ve amaçlarla uyumlu bir "milli İslam"ın yaratılması çabasından başka bir şey değildir. Kanaatime göre Türkiye'deki laiklik uygulamasının en can alıcı noktası ve bariz vasfı işte budur; yani Türk laikliği İslamı reforme eden ve ulusal bir İslam oluşturmaya yönelen çabaların bir ürünüdür diyebiliriz.
 

EnSaR

Mavi emzikli çocuk
 
Üyelik Tarihi
10 Nis 2008
Mesajlar
286
Aldığı Beğeniler
285
Konum
İbrahim (a.s) Diyarı
"Laiklik, toplum rahat etsin, huzur bulsun diye, insanların deneyerek belirli bir süreç içinde bulduğu hukuki ve siyasi bir yöntemdir. Sosyal barışı tesis etmeyi amaçlayan bir araçtır . Bir başka ifadeyle, laik sistem, bir ihtiyaca cevap vermek üzere zaman içinde oluşmuştur."

Laikliğin zıddı nedir acaba sormak ıstıyorum sizlere

Oyle bır tanım getırdınız kı Sanki bu Allah ın dını gibi geldi bana.

Ya siz laikliği bilmiyorsunuz yada kopyala yapıştır yapmışsınız.

Öncelikle laiklik her ülkede aynı manaya gelmiştir. Türk laikliği Alman America laikliği diye bir kavram olmaz olamaz.

Tek tarıfı vardır belirli kuralları ilkeleri ve kanun sistemleri vardır. Laiklik kıskanç bır sıstemdir kendi dışında hıç bır sısteme izin vermez.
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Anayasada laikliğin ve milliyetçiliğin tanımı yeralmaz.. Bu tanımları kanun koyucu kendi fikirlerine göre evirip çevirebilir yani..
Laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı laikliğe tamamen aykırıdır. ( ne saçma )
Ayrıca zorunlu din dersleri de laikliğe açıkça aykırı noldu.. hani bizim laik devletimiz... saçma sapan bir Anayasa ve saçma sapan yasaları ve saçmalıkları...
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Laikliğin sözlük anlamı ile bizim bir zorumuz yok sorunun menbaı uygulamadadır...
 

gayeretli_42

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Kas 2007
Mesajlar
28
Aldığı Beğeniler
1
Günümüz İslam Alimlerinden ve ayrıca İlahiyat Fakültesi mezunu ve Hafız olan Mustafa Sağ'ın İslam'da Baş Örtmek var mıdır?adlı kitabını okusaydınız herhalde böyle düşünmezdiniz.Bu kitapta ayetlerde geçen başörtüsü diye iddia edilen şeylerin aslında başörtüsü değil,göğüs örtüsü anlamında zikredildiğini ve başörtüsünün 20.yy.ın başlarına kadar islam toplumunda mevcut olmadığını Osmanlı'da 2.Abdülhamid dönemlerinde yeni yeni zuhur ettiğini,hatta bu durumun toplumun can ve mal emniyetine zarar verdiği yönünde Abdülhamid'e şikayet ve ihbarlarda bulunulduğu,dini bir kıyafet süsü verilerek bazı insanların bu kisve altında hırsızlıklar yaptığı ve şahitlerin bunların yüzleri kapalı olduğu için onların şeklini şemailini tarif edemediklerini bu durumların da onların yakalanmaları konusunda zaptiyelerin işlerini güçleştirdiği ve toplumun asayişinin tehlikeye girdiği yönünde ihbarlar geldiği bunları gerekçe göstererek Sultan 2.Abdülhamid'in yüzlerin ve başın,cinsiyeti ve şekli belli olmayacak şekilde kapatılmasını ve o şekilde sokağa çıkmayı 2 nisan 1892 tarihinde bir fermanla(İradei Dâhiliye, Nu. 99887) Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Başkitâbet Dâ’iresi 5894 numaralı ferman)yasakladığı tarihçilerce de zikredilmektedir.Şimdi dindar bir padişah olarak bilinen Abdülhamid bu çarşafı yasakladığına göre bu dini bir kıyafet nasıl oluyor?.Zaten alimlerden önemli bir bölümü de örtünmeyle ilgili iddia edilen hadislerin kiminin mevzu hadis kiminin de zayıf hadis olduğu zikredilmektedir.Zaten hanefi mezhebine göre sünnet bağlayıcı değildir,sünneti terkeden günahkar bile sayılmaz.Peygamberi inkar etmek ayrı şeydir,hadisi inkar etmek veya sahih olduğunu kabul etmemek ayrı bir şeydir,onun için islam alimleri peygamberi inkar eden küfre girer,fakat hadisin sahih olduğunu kabul etmeyen ve bu yüzden o hadisle amel etmeyen günahkar bile olmaz demişlerdir.Yukarıda sayılan hadislere göre amel etmeyen veya bunun sahih olduğunu kabul etmeyip bunu bağlayıcı olarak görmeyip başını ve saçını açan müslüman kadınların günahkar olduğu nasıl iddia edilebilir.Evet sünnetin sünnet olduğunu kabul edip bunu işleyene sevap kazandırabilir,ancak sünneti terkeden günahkar bile olmaz.namazdaki sünnetlerin terkinde bile iadesinin gerekmemesi belki de bu yüzdendir.Çeşitli ayetlerde Hüküm yanızca Allah'a aittir,Allah'tan daha iyi kim hüküm verebilir gibi ayetler mevcut olduğuna göre,o halde sünnetle ayetlerin koymadığı hükümlerin üstüne hadisle hüküm konmuş olmuyor mu?Peygamberi Allah'ın tasarruf ve hükümlerine ortak etmek te bir nevi şirkten sayılmaz mı?Kur'an haşa yetersiz bir Kitap mıdır ki,yedek hükümlere ihtiyaç hasıl olsun.Bu din üstüne yeni bir hadis dini ilave etmek değil midir?Tevhid konusuna büyük önem veren bazı islam alimleri,Peygamberlerin bile hüküm koyamayacağını,hükmün yalnızca Allah'a ait olduğunu bunun aksinin ise şirk hastalıklarını doğuracağını belirtmişlerdir.Çağımızda da ayetlerin saflığından ve sadeliğinden uzaklaşılıp hatta unutulup hadislerle bir şekil islamcılığının yaygınlaşmasının Kur'an islamının değil hadis islamının egemen olduğunu bununda islam alemindeki tevhide bu yollada en büyük darbeler vurulduğunu bizim gibi müctehid alimler artık dile getirmeye başladılar.Allah o ufku geniş alimlerden razı olsun.Bu yeni ufku geniş alimler artık hadisleri yeni bir yere oturtmanın elzem hale geldiğini aksi halde islam alemindeki bu parçalanmışlığın devam edeceğini dile getiriyorlar,artık o ufku geniş alimlere göre hadislerin dindeki yeri,açıklama özelliğidir.yani Hadisler gerçekten sahih ise,sadece ayetleri açıklama aracıdırlar,yoksa yeni hüküm koyma aracı sayılamazlar.(Sahih olmayan hadislerden açıklamalar yapılması bile sakıncalıdır)herhalde bu durum büyük islam alimi imamı azam'ında ta o zaman dikkatini çekmiş olmalıki ta asırlar önce bu durumları dile getirmiş ve hadisi inkar eden küfre bile girmez,günahkar bile olmaz demiştir.Tabiki hadisleri derin anlamda deşifre edememiş bazı hocalar ayetlere hadisleri hemen yama yapmakta ve ondan da bazen onlarca hüküm çıkartmakta ve ihtilafları artırmaktadırlar(mezheplerin ve tarikatların çıkışı da bu şekilde olmuştur)haşa 40 yerinden yamalı bir pantolonmuş gibi bu şekilde davranan hocalarımızın sayısı çok fazladır,ancak onların metotları çok yanlış ve toplumu getirdikleri yer bellidir ve 400 yıldır islamın yeryüzündeki egemenliğinin elden gidip tevhidin değil,şirkin egemen olmasının aslında en büyük müsebbibidirler ki islamın egemen olması da bize göre tekrar tevhide ve Kur'ana dönmekle olacaktır.Bazıları bizi bu inanç ve fikirlerimizden dolayı harici gibi vahhabi gibi suçlasalarda gerçek kurtuluş önceliği Kur'ana vermekten geçiyor..Selam ve saygılarımla.
 
Üst Alt