- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Kul olmak ,olabilmek...
İbretle bakmak etrafa ve ibret alabilmek... Nerede sevdiklerimiz, nerede aramızda daha dün yaşarken bugün ölen yakınlarımız... Nereye gittiler? Herkes gibi bizde ölece iz, onların gitti i yere bizde gidece iz. Bir karış topra a yapa yalnız tek başımıza olarak girece iz.. Peki niye geldik? Niye yaşıyoruz? E er mal, mülk, çalışmak, makam, rütbe, şan, şöhret sahibi olmak asıl gaye ise, hepsi de burada kalıyor. Demek bu gayeler boş şeylerden öteye geçmiyor...
Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehid böyle de il. O, mazhar oldu u ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp 10 kere şehid olmayı temenni eder. " (1)
Peki bu nedir ? Bu, Güzeller Güzeli Allah (cc)ın kullarına verdi i ŞEHADET VE ŞEHİDLİK, bir fazilet ve nimetlerin en güzelidir.
Çocukken hayâller kurardık. Doktor, mühendis, ö retmen olabilmek çocukluk hayâllerimizi süsleyen en güzel hatıralardır... Kimimiz hedefimize yakın, kimimiz hedeften amacını bilmedi inden dolayı, hedefinden oldukça uzaklarda... Ama yüre ini ortaya koyanlar, anlının akıyla istedikleri hedefe kolayca erişebilmektedirler& Tüm bunlar orta gençlik dönemi ve ruhu ölüme hazırlama (25 ve ölüm yaş aralı ı), dönemlerinde yaklaşık 25 sene için onca emek harcarız& Saatlerce kitap okur, dersanelere gider, belkide özel dersler alırız ...25 sene gibi kısacık bir zaman dilimi için hayatımızın en güzel dönemlerini feda ederiz... Basit bir kitap almak için bile araç olarak paraya ihtiyacımız vardır. Parayı kazanmak içinse çalışmak zorundayız. Herşeyin bir bedeli oldu u gibi kullu un da bir bedeli vardır& Sevdi imiz bir nesneye ulaşmak için elimizden gelen tüm çabayı yaparız. Sevmek ama neyi, ne şekilde sevmek oldukça karmaşık birşey oldu u kadar, anlatılmak istenende kolaydır&
Ibnu Ebi Umeyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Allah yolunda öldürülmem; bana bütün evlerde ve çadırda yaşayanların benim olmasından daha sevgilidir." (2)
Bir tutkuyla başlayan yolumuz, Şehadet sevdasıyla devam ederken çiçekli bahçelerle doluverdi etrafımız& Tam da bal yapabilmek ümidiyle, en iyi çiçe i arayan bal arılarının istedi i gibi... Kimimizin gelinli ini, kimimizin nişanlısını temsil eden Şehadet, yüre imizde bir kor olup durmadan alev alev yanmakta& Samimi olanlar bu yolda yürürlerken bir şeylerini feda ettiler... Kimisi işini, kimisi annesini, kimisi okulunu, kimisi sevdiklerini ama bu görünürde terk etme olsa bile, bu bir tür Allah cc ile andlaşmadır...
Tevbe Sûresinin 111. ayetinde Allah (cc) şöyle buyuruyor.
Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine verece i cennet karşılı ında satın almıştır. Artık onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevratta, İncilde ve Kuranda kesin olarak vadetmiştir. Kimdir sözünü Allahtan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış oldu unuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır...
Ne güzel bir pazarlık , ne güzel bir antlaşmadır...
Bu sevda yolunda önümüze da gibi engeller çıkacak elbet. Çıkmayaca ını düşünmek çölde serap gören insanın misaline benzer. Her zaman bir çare vardır en ümitsiz yerde bile olsak...Ümitsizlik, yolumuzda hiç bahçe yokmuş gibi görünse de gözümüze; duydu umuz bir koku ile yardımımıza koşuyordu aslında yakınlardaki bir bahçe.Ve her zamanki gibi Güzeller Güzeli Yüce Allah (cc) bize destek çıkıyor...
Âl-i İmrân Sûresinin 139. ayetinde
Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. E er (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.
Şehidlerin gülü Musa'b Bin Umeyr 22 yaşında vardı yoktu&Bıyıkları henüz terliyordu. Kılık-kıyafetiyle ve güzelli iyle Sevgiliye (aleyhissalâtu vesselam) çok benziyordu.
Allah Resulu Uhud'da cübbesini çıkarıp sırtına giydiriyor. "Şu bugün senin sırtında dursun" diyordu. O'da şeref saydı ı o cübbeyi sırtında taşıyordu. Allah Resulünü şehid etmeye gelen İbni Katade, Resullullahı şehit ettim diye Musa'bı vuruyordu. Musab ise seve seve kolunu veriyordu. Sa koluna inip kalkan kılıç darbesi karşısında kolu bir a aç dalı gibi budanıp yere düşünce, "Elhamdulillah Resulullahın kolu kurtuldu" diyor ve seviniyordu. Sol kolu koparken "Elhamdulillah Resulullahın kolu kurtuldu" deyip yine seviniyordu... Başını uzatırken, yazar anlatıyor: "Vur bir bu kaldı" diyordu. Boynuna da darbe inince "Elhamdulillah Resulullahın başı kurtuldu" diyordu..
Kendisini Resulullahın hırkasına sarıp Uhudun sinesine gömüyorlardı... Bir şehid "Musa'b" deyince ; "Ben Musa'b de ilim" diyor... Musa'b taa sabahtan şehid olmuştu& Musa'b sabahtan do ranıp gitmişti .Canı kalmıştı onu da Allah yolunda vermişti...
Vallahi o Musa'b ölmedi , vallahi o gün İbni Katade kazanmadı...Gökyüzünü direksiz yükselten Allaha kasem olsun ki; o gün kazanan Musabtı... Daha gençken Firdevse kavuştu...
Bu yolumuzda düşünürken, yol kenarında gördüklerimiz Şehid Musa'bin, Şehid Mucahid Şener'in, Şehid Komutan Bilal'in, Şehid Komutan Hattab'ın, Şehid Şeyh Ahmet Yasin'in, Şehid Abdulaziz Rantisinin Rahmana vücutlarını teslim ederken ki ''O'' her şeye bedel gülümseyişleri bizi gayretlendirirken, bazen de onlar Sevgili Resul, Sahabe, Sıddık ve Şehidlerle aynı yerde birliktelerken, bizlerin hala onların safına katılmaması, hala dünyada olmamız moralimizi bozuyordu&Yolun uzunlu u korkuttu gözümüzü kimi zamanda& Ama Şehadet Sevdasını hissetmiştik bir kez içimizde ve devam dedik, devam tüm gücümüzle!.
Bu yolda ayrılıklar yaşadık; belki de fırsatlarla karşılaştık çokça. Evden kovulanlarımız, sıla özlemi çekenlerimiz oldu ve dahi dini için hicret edip işten ayrılanlarımız, çok uzaklardan gelenlerimiz... Sonunu düşündükçe ''Sevgililer Sevgilisi Hz. Muhammed (s.a.v) ve sahabeye komşu olacak olmamız, bu tür olumsuzlukları bedenden dökülen suyun kirleri temizledi i gibi, korkularımızı temizliyor, yüre imize su serpiyor&
Bir kere yüre imizi koymuştuk bu yola ve ne olursa olsun devam edecektik ömrümüz boyunca...
Ne de olsa Allah'a adamıştık kendimizi, Şehadete, a layan gözü yaşlı bebelere, horlanan anne ve bacılarımıza az da olsa onların şereflerini, ayaklar altına alan kafirlerin kellelerini kesip müslümanları sevindirebilmek amacımız&
Tek kalsak da bu yolda, örne imiz bize Allah tarafından gösterilmişti.. Evet, İbrahim (a.s) bizim bu yolda örne imizdi& Ondaki güzellikler gibi yılmadan ışık saçmaya karar vermiştik... Her ne kadar yolun başında olsak da, daha yolun sonundaki güzellikler bizi motive ediyordu...
Firdevsi hayâl ettikçe, bu hayâller rüyalarımıza girdikçe ve rüyalarımız dönüştükçe gerçe e biliyorduk ki, daha yapacak çok şey var ve her birimiz için atacak çok adım&
İşte bu yüzden kucaklarımızdaki çiçeklerle karşılamaya hazırlanıyoruz ölümü daha do rusu kurtuluşu,kucaklarımızda çiçekler biriktirerek bekliyoruz&
Biriktiriyoruz içimizde; kafirlerin analarımıza, bacılarımıza yaptıkları işkenceler, küçücük yeni do muş ve do acak olan gözü yaşlı bebelerin yüzlerindeki o acı, yüre imizde bir kin, bir nefret oluverip kafirlere bir silah olarak geri dönmekte...Ve bunları ekmek gibi, su gibi yüre imizden bir an olsun atmayalım ki amacımıza ulaşabilelim&
Şehadet sanca ını bizde alıp ondaki sevgiyi, hiç sevgi tatmamış gönüllere bir vesile olarak açalım... Ve hiç bir zaman yılmadan, düşmeden atalım adımlarımızı ki kafirler, Bedirde savaşın tam ortasında şeytanın; Allah'ın melekleri ile yardım etti ini görüp, kafirlere sizde benim gördüklerimi görseydiniz.... deyişindeki korkusu gibi korkabilsinler... Bu Şehadet yolunda yarınım ne olacak diye düşünmeden, ne olabilir ki etrafı bin bir güzellikteki bahçeler bizi beklerken.. Diken olsa, zindan olsa da dogru yolda ilerlerken? Hele bu dikenli yolun sonunda Firdevs varsa&
(alıntı)
İbretle bakmak etrafa ve ibret alabilmek... Nerede sevdiklerimiz, nerede aramızda daha dün yaşarken bugün ölen yakınlarımız... Nereye gittiler? Herkes gibi bizde ölece iz, onların gitti i yere bizde gidece iz. Bir karış topra a yapa yalnız tek başımıza olarak girece iz.. Peki niye geldik? Niye yaşıyoruz? E er mal, mülk, çalışmak, makam, rütbe, şan, şöhret sahibi olmak asıl gaye ise, hepsi de burada kalıyor. Demek bu gayeler boş şeylerden öteye geçmiyor...
Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehid böyle de il. O, mazhar oldu u ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp 10 kere şehid olmayı temenni eder. " (1)
Peki bu nedir ? Bu, Güzeller Güzeli Allah (cc)ın kullarına verdi i ŞEHADET VE ŞEHİDLİK, bir fazilet ve nimetlerin en güzelidir.
Çocukken hayâller kurardık. Doktor, mühendis, ö retmen olabilmek çocukluk hayâllerimizi süsleyen en güzel hatıralardır... Kimimiz hedefimize yakın, kimimiz hedeften amacını bilmedi inden dolayı, hedefinden oldukça uzaklarda... Ama yüre ini ortaya koyanlar, anlının akıyla istedikleri hedefe kolayca erişebilmektedirler& Tüm bunlar orta gençlik dönemi ve ruhu ölüme hazırlama (25 ve ölüm yaş aralı ı), dönemlerinde yaklaşık 25 sene için onca emek harcarız& Saatlerce kitap okur, dersanelere gider, belkide özel dersler alırız ...25 sene gibi kısacık bir zaman dilimi için hayatımızın en güzel dönemlerini feda ederiz... Basit bir kitap almak için bile araç olarak paraya ihtiyacımız vardır. Parayı kazanmak içinse çalışmak zorundayız. Herşeyin bir bedeli oldu u gibi kullu un da bir bedeli vardır& Sevdi imiz bir nesneye ulaşmak için elimizden gelen tüm çabayı yaparız. Sevmek ama neyi, ne şekilde sevmek oldukça karmaşık birşey oldu u kadar, anlatılmak istenende kolaydır&
Ibnu Ebi Umeyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Allah yolunda öldürülmem; bana bütün evlerde ve çadırda yaşayanların benim olmasından daha sevgilidir." (2)
Bir tutkuyla başlayan yolumuz, Şehadet sevdasıyla devam ederken çiçekli bahçelerle doluverdi etrafımız& Tam da bal yapabilmek ümidiyle, en iyi çiçe i arayan bal arılarının istedi i gibi... Kimimizin gelinli ini, kimimizin nişanlısını temsil eden Şehadet, yüre imizde bir kor olup durmadan alev alev yanmakta& Samimi olanlar bu yolda yürürlerken bir şeylerini feda ettiler... Kimisi işini, kimisi annesini, kimisi okulunu, kimisi sevdiklerini ama bu görünürde terk etme olsa bile, bu bir tür Allah cc ile andlaşmadır...
Tevbe Sûresinin 111. ayetinde Allah (cc) şöyle buyuruyor.
Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine verece i cennet karşılı ında satın almıştır. Artık onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunu Tevratta, İncilde ve Kuranda kesin olarak vadetmiştir. Kimdir sözünü Allahtan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış oldu unuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır...
Ne güzel bir pazarlık , ne güzel bir antlaşmadır...
Bu sevda yolunda önümüze da gibi engeller çıkacak elbet. Çıkmayaca ını düşünmek çölde serap gören insanın misaline benzer. Her zaman bir çare vardır en ümitsiz yerde bile olsak...Ümitsizlik, yolumuzda hiç bahçe yokmuş gibi görünse de gözümüze; duydu umuz bir koku ile yardımımıza koşuyordu aslında yakınlardaki bir bahçe.Ve her zamanki gibi Güzeller Güzeli Yüce Allah (cc) bize destek çıkıyor...
Âl-i İmrân Sûresinin 139. ayetinde
Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. E er (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.
Şehidlerin gülü Musa'b Bin Umeyr 22 yaşında vardı yoktu&Bıyıkları henüz terliyordu. Kılık-kıyafetiyle ve güzelli iyle Sevgiliye (aleyhissalâtu vesselam) çok benziyordu.
Allah Resulu Uhud'da cübbesini çıkarıp sırtına giydiriyor. "Şu bugün senin sırtında dursun" diyordu. O'da şeref saydı ı o cübbeyi sırtında taşıyordu. Allah Resulünü şehid etmeye gelen İbni Katade, Resullullahı şehit ettim diye Musa'bı vuruyordu. Musab ise seve seve kolunu veriyordu. Sa koluna inip kalkan kılıç darbesi karşısında kolu bir a aç dalı gibi budanıp yere düşünce, "Elhamdulillah Resulullahın kolu kurtuldu" diyor ve seviniyordu. Sol kolu koparken "Elhamdulillah Resulullahın kolu kurtuldu" deyip yine seviniyordu... Başını uzatırken, yazar anlatıyor: "Vur bir bu kaldı" diyordu. Boynuna da darbe inince "Elhamdulillah Resulullahın başı kurtuldu" diyordu..
Kendisini Resulullahın hırkasına sarıp Uhudun sinesine gömüyorlardı... Bir şehid "Musa'b" deyince ; "Ben Musa'b de ilim" diyor... Musa'b taa sabahtan şehid olmuştu& Musa'b sabahtan do ranıp gitmişti .Canı kalmıştı onu da Allah yolunda vermişti...
Vallahi o Musa'b ölmedi , vallahi o gün İbni Katade kazanmadı...Gökyüzünü direksiz yükselten Allaha kasem olsun ki; o gün kazanan Musabtı... Daha gençken Firdevse kavuştu...
Bu yolumuzda düşünürken, yol kenarında gördüklerimiz Şehid Musa'bin, Şehid Mucahid Şener'in, Şehid Komutan Bilal'in, Şehid Komutan Hattab'ın, Şehid Şeyh Ahmet Yasin'in, Şehid Abdulaziz Rantisinin Rahmana vücutlarını teslim ederken ki ''O'' her şeye bedel gülümseyişleri bizi gayretlendirirken, bazen de onlar Sevgili Resul, Sahabe, Sıddık ve Şehidlerle aynı yerde birliktelerken, bizlerin hala onların safına katılmaması, hala dünyada olmamız moralimizi bozuyordu&Yolun uzunlu u korkuttu gözümüzü kimi zamanda& Ama Şehadet Sevdasını hissetmiştik bir kez içimizde ve devam dedik, devam tüm gücümüzle!.
Bu yolda ayrılıklar yaşadık; belki de fırsatlarla karşılaştık çokça. Evden kovulanlarımız, sıla özlemi çekenlerimiz oldu ve dahi dini için hicret edip işten ayrılanlarımız, çok uzaklardan gelenlerimiz... Sonunu düşündükçe ''Sevgililer Sevgilisi Hz. Muhammed (s.a.v) ve sahabeye komşu olacak olmamız, bu tür olumsuzlukları bedenden dökülen suyun kirleri temizledi i gibi, korkularımızı temizliyor, yüre imize su serpiyor&
Bir kere yüre imizi koymuştuk bu yola ve ne olursa olsun devam edecektik ömrümüz boyunca...
Ne de olsa Allah'a adamıştık kendimizi, Şehadete, a layan gözü yaşlı bebelere, horlanan anne ve bacılarımıza az da olsa onların şereflerini, ayaklar altına alan kafirlerin kellelerini kesip müslümanları sevindirebilmek amacımız&
Tek kalsak da bu yolda, örne imiz bize Allah tarafından gösterilmişti.. Evet, İbrahim (a.s) bizim bu yolda örne imizdi& Ondaki güzellikler gibi yılmadan ışık saçmaya karar vermiştik... Her ne kadar yolun başında olsak da, daha yolun sonundaki güzellikler bizi motive ediyordu...
Firdevsi hayâl ettikçe, bu hayâller rüyalarımıza girdikçe ve rüyalarımız dönüştükçe gerçe e biliyorduk ki, daha yapacak çok şey var ve her birimiz için atacak çok adım&
İşte bu yüzden kucaklarımızdaki çiçeklerle karşılamaya hazırlanıyoruz ölümü daha do rusu kurtuluşu,kucaklarımızda çiçekler biriktirerek bekliyoruz&
Biriktiriyoruz içimizde; kafirlerin analarımıza, bacılarımıza yaptıkları işkenceler, küçücük yeni do muş ve do acak olan gözü yaşlı bebelerin yüzlerindeki o acı, yüre imizde bir kin, bir nefret oluverip kafirlere bir silah olarak geri dönmekte...Ve bunları ekmek gibi, su gibi yüre imizden bir an olsun atmayalım ki amacımıza ulaşabilelim&
Şehadet sanca ını bizde alıp ondaki sevgiyi, hiç sevgi tatmamış gönüllere bir vesile olarak açalım... Ve hiç bir zaman yılmadan, düşmeden atalım adımlarımızı ki kafirler, Bedirde savaşın tam ortasında şeytanın; Allah'ın melekleri ile yardım etti ini görüp, kafirlere sizde benim gördüklerimi görseydiniz.... deyişindeki korkusu gibi korkabilsinler... Bu Şehadet yolunda yarınım ne olacak diye düşünmeden, ne olabilir ki etrafı bin bir güzellikteki bahçeler bizi beklerken.. Diken olsa, zindan olsa da dogru yolda ilerlerken? Hele bu dikenli yolun sonunda Firdevs varsa&
(alıntı)