UZULME
Daha önce çok şeye üzüldün; faydası olmadı.
Çocu un başarısız olunca üzüldün; başardı mı?
Sevdi in bir yakının ölünce üzüldün; canlanıp döndü mü?
Ticarette zarar edince üzüldün; zararların kâra dönüştü mü?
Üzülme!
Felakete üzüldün; felaketler ço aldı.
Fakirlikten dolayı üzüldün; huzursuzlu un arttı.
Seni sevmeyenlerin dedikodularına üzüldün; onları sevindirdin.
Üzülme!
Çünkü üzüntü; sana
Geniş bir ev,
Güzel bir eş,
Bol bir servet,
Yüce bir makam,
Hayırlı bir evlat vermez!..
Üzülme!
Çünkü üzüntü;
Saf suyu zakkum gibi acı,
Gülü dikenli bir ot,
Güzelim bahçeyi bir çöl,
Nurlu hayatı da yaşanmaz bir hapishaneye dönüştürür.
Üzülme!
Ve haline şükret! Çünkü;
Sa lam iki gözün, kulakların, dudakların var.
İki elin kolun, ayakların, konuşan dilin var.
Kendine güvenin ve sa lam bir vücudun var!
Üzülme!
Ve haline şükret! Çünkü;
Sa lam bir inancın, bir dinin var.
İçinde huzur bulaca ın bir evin, bir ailen var.
Yiyecek ekme in, içecek suyun, giyecek giysin var.
Ve yanında huzur bulaca ın bir eşin var!
Şu halde üzüntün niye?
Mustafa VARLI
Daha önce çok şeye üzüldün; faydası olmadı.
Çocu un başarısız olunca üzüldün; başardı mı?
Sevdi in bir yakının ölünce üzüldün; canlanıp döndü mü?
Ticarette zarar edince üzüldün; zararların kâra dönüştü mü?
Üzülme!
Felakete üzüldün; felaketler ço aldı.
Fakirlikten dolayı üzüldün; huzursuzlu un arttı.
Seni sevmeyenlerin dedikodularına üzüldün; onları sevindirdin.
Üzülme!
Çünkü üzüntü; sana
Geniş bir ev,
Güzel bir eş,
Bol bir servet,
Yüce bir makam,
Hayırlı bir evlat vermez!..
Üzülme!
Çünkü üzüntü;
Saf suyu zakkum gibi acı,
Gülü dikenli bir ot,
Güzelim bahçeyi bir çöl,
Nurlu hayatı da yaşanmaz bir hapishaneye dönüştürür.
Üzülme!
Ve haline şükret! Çünkü;
Sa lam iki gözün, kulakların, dudakların var.
İki elin kolun, ayakların, konuşan dilin var.
Kendine güvenin ve sa lam bir vücudun var!
Üzülme!
Ve haline şükret! Çünkü;
Sa lam bir inancın, bir dinin var.
İçinde huzur bulaca ın bir evin, bir ailen var.
Yiyecek ekme in, içecek suyun, giyecek giysin var.
Ve yanında huzur bulaca ın bir eşin var!
Şu halde üzüntün niye?
Mustafa VARLI