Bana göre bugün mutasavvıfları, ortalıkta dolaşan tasavvufî bilgileri ve tarikatları üçe ayırmak lâzım:
1. Hakîkî tasavvuf: tahkîkî tasavvuf, gerçek tasavvuf, İslâmî tasavvuf.
2. Taklîdî tasavvuf. Yol doğru, esas sağlam, fakat temsil eden şahıslar cahil, takliden yapılıyor iş. Meselâ, Abdulkadir-i Geylânî Efendimiz’in Kàdirî Tarikatı hak tarikattır. Seyyid Ahmed el-Rufai Efendimiz’in Rufaiyye Tarikatı hak tarikattır. Ama İstanbul’da, Ankara’da, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde bazı kimseler var; an’anevi olarak Kadiriye tarikatından el almıştır, Rufaiye tarikatından el almışlar ama; şu anda onu temsil edecek kuvvette değil başındaki kimseler, takliden gidiyor.
3. Bir de dejenere tasavvuf vardır. Yâni, İslâmî olmaktan çıkmış, gayr-i İslâmî bir duruma manzaraya bürünmüştür. İçinde içki vardır, haramlar vardır, itikadda bozukluklar vardır; bu da dejenere tasavvuftur. Dejenere tasavvuf, tasavvufun adını karartan bir çizgidir. Aslında tasavvuf değildir ama, adı tasavvuf olduğu için yüz karası olmaktadır. Ve tasavvufa hücum edilmesine, tasavvufun dindarlar tarafından tenkid edilmesine sebep olmaktadır. Bazı ulema çıkıp aleyhinde konuşmaktadır: “Böyle tasavvuf mu olur?” diye. Çünkü bid’atlar vardır içinde, çünkü haramlar vardır, çünkü yalanlar yanlışlar, yanlışlıklar vardır. Ondan dolayı da haklı olarak tabii başta biz tenkid ederiz, ediyoruz zaten.
~ ~
Mahmud Es’ad COŞAN
Ey Hayat, İslâm-i Kaynaklar, Tasavvuf, Tefekkür