Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

İsrâ

"Özlem"imsin
 
Üyelik Tarihi
22 Eki 2010
Mesajlar
6,128
Aldığı Beğeniler
12,753
Konum
Kdz.Ereğli
Takım
Galatasaray
1.Hikâye: Kavak Ağacı ile Kabak

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.

2. Hikâye: En iyi Buğday

Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
-Neden olmasın, dedi çiftçi.
-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır.
Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir.
Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.

2.Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.

3. Hikâye: Geleceğini biliyordum…

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,
-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür.
Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.
Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
-Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi…
-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.
Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
-Geleceğini biliyordum… Geleceğini biliyordum…

3.Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.

Her sabah Afrika'da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.

Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur. (Afrika Atasözü)


Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar.
Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer.
Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir.
 

ciler

Bir B/Aşk'a 'yım..
 
Üyelik Tarihi
14 Nis 2011
Mesajlar
1,176
Aldığı Beğeniler
14
Konum
İstanbul/Malatya
Takım
Galatasaray
ilk baktığımda uzun diye okumaktan vazgeçmiştim :D tkrar açtım iyiki açmışım. çok güzeldii Allah razı olsn
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
çok güzeldi
Kıssadan hisse
:aro:
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Allah c.c. razı ve hoşnut olsun kardeşim.
 

dilsitan

Ya HaY
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2009
Mesajlar
14,031
Aldığı Beğeniler
9,655
Takım
Galatasaray
:ok:
cok güzel hikayeler abi
tesekkürler
:aro:
 

(MaveRa)

Mavera
 
Üyelik Tarihi
27 Şub 2010
Mesajlar
2,351
Aldığı Beğeniler
4,060
Konum
-/-
HEPSİ aNLamlıydı Abi sagolasın :..
 

Fahl_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Haz 2011
Mesajlar
1,821
Aldığı Beğeniler
30
Konum
Antalya
Takım
Beşiktaş
Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar.
Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer.
Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir.

*
Çok özlü bir paylaşım..Teşekkürler
 

.:MatraX:.

.:[KaÇaK YoLCu]:.
 
Üyelik Tarihi
29 Mar 2011
Mesajlar
411
Aldığı Beğeniler
692
Konum
Kdz Ereğli
Takım
Galatasaray
Kıssadan Hisse Hikayesi

1b60K.jpg


Sizlerle küçük, ama çok anlamlı bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Bu hikâyeden çıkaracağımız kıssadan hisse bana göre çok önemli. Önce hikâyemizi okuyalım, daha sonrada üzerinde düşünelim.

Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
—Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
—Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? Diye sorulduğunda,
—Neden olmasın, dedi çiftçi.
—Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.

İşte hayatımızın, güzel yaşamamızın sırrı nerede gizliymiş görüyor musunuz? Kur’anı anlayarak okuyan bir insan, Rabbin bizlere önerdiği yolun paylaşmaktan geçtiğini hemen anlayacaktır. Hikâyede anlatılan en önemli nokta ise, kendisini düşünen çevresiyle paylaşır. Yaptıklarından verim almak isteyen de yine çevresiyle bütünleşir. yarattığı kullarını tek başına değil birlikte bir güç olacak şekilde yaratmıştır. Biri birlerine her zaman muhtaç kılmıştır. Hâlbuki bizler elimizdeki paranın, malın, mülkün esas sahibinin bizler olduğunu zannederiz, tabi kısa bir süre. Fark ettiğimiz zaman ise iş işten geçmiş olur. Bir de bakarız, benim dediğimiz malları bırakıp gideriz bu Dünyadan. Hani bizimdi paralar, mallar, katlar, yatlar? İşte bu acı gerçekle şimdiden yüzleşmeliyiz. Elimizde ki malımızı, olmayanlarla paylaşmalıyız. Eğer bunu yaparsak adaletli, birbirine saygılı bir toplum yaratmış oluruz. En güzeli de elimizdeki parayı, malı mülkü de gerektiği gibi kendimiz kullanıp, onun zevkine varırız. Bir birine saygılı bir toplum yaratmadığımız sürece, elimizdeki parayı ve malı huzur içinde harcamak asla nasip olmaz. Çünkü birbirine düşman olan, bir birinin malında gözü olan bir toplum yaratmış isek, istediğimiz kadar paramız olsun, istediğimiz kadar malımız ve mülkümüz olsun, onu ağız tadıyla yemek, güven içinde harcamak ve yaşamak asla mümkün olmayacaktır.

Hikâyede anlatılan, iyi bir buğday tohumu yetiştirmenin sırlarını veren köylünün, şu sözlerinden gereken kıssadan hisseyi çıkarmalıyız.

(Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor.)

Bu sözleri düşünelim acaba bu köylü, tarlasının komşularına tohumlarını niçin paylaşıyordu? İşte bu sorunun cevabında, Rabbin kullarını nasıl birbirine muhtaç yarattığını, aşağıdaki sözlerden çok daha iyi anlıyoruz.

(Rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor. )

Köylünün verdiği cevabı lütfen dikkatlice düşünelim. Aslında köylünün yaptığı, çevresindekilere iyilik yapmak adına değil yapılan. Kendi buğdayının kaliteli, güzel olarak kalmasını sağlamak adına yapıyor tüm bunları. Bu örnek bizlere çok şeyler anlatıyor. Eğer çevremizde huzur ve mutluluk içinde yaşamak istiyorsak, mutlaka çevremizin de huzurlu olmasına yardımcı olmalıyız. Demek ki yalnız bizim huzurlu ve varlıklı olmamız yetmiyormuş. İşte rahman kur’an da böyle bir düzenin kurulması için bizlere bir güneş, rehber göndermiş, ama biz o güneşi, rehberi yüksek bir yere asıp, onu herkes anlayamaz diyerek, beşeri veliler edinip, ın kurmamızı istediği HUZUR VE MUTLULUK DÜZENİNİ beşerin sözlerine, onların adalet düzenine değiştirmişiz. Rabbim bizleri affetsin.
Rabbimden dileğim, paylaşmasını bilen, ondan zevk ve mutluluk alan, onun bilinciyle yaşayan kullarından eylesin bizleri.


Alıntı
 
Üst Alt