Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
İŞİTİN EY YARENLER'DEN

ÜÇ NAMÂZ HİKÂYESİ

Yûnus’un “Aşk imâmdır bize gönül cemâat” mısraıyla başlayan nutk-ı şerifini okurken gönlüme, bir taraftan Enfî Hasan Ağa’nın anlattığı Süleymaniye Câmii imâmı Süleyman’ın, diğer taraftan Şeyh İbrâhim Has’ın anlattığı İskenderiye Mağribîler Zâviyesi imâmının kıldırdıkları namâzların hikâyeleri geldi. Sonra da aşk şehîdi Hallâc-ı Mansûr Hazretleri’nin dârağacının yanına seccâde serip de kıldığı iki rekatlık namâzı düşündüm.
Kendi kendime:
-Bunları yazayım da dedim, abdestini su ile alanlarla kanıyla alanların kıldıkları namâzların arasındaki farkı düşünüp hep beraber yorumlayalım istedim.
Ferüdiddin Attar esrârı gönüllere nakşettiği o sarraf dükkanına benzeyen “Esrârnâme”sinde Bir meczûbun Cuma namazını anlatır:
“Vaktiyle ehli sır bir meczup vardı. Daima, kimse yokken namaz kılardı. Bir gün bir adam bir hayli yalvardı, Cuma günü cemaate katılmasını istedi. Derken meczup camiye geldi. Fakat imam tekbir getirir getirmez o böğürmeye koyuldu.
Biri namazdan sonra ona,
‘Allah’tan korkmadın mı cemaat içinde öküz gibi böğürmeye başladın? Mumun başını keser gibi senin de başını kesmek gerek!’ dedi.
Meczup dedi ki:
‘Namaza durup, imama uyduğumda, hoca efendi benim önüme düşüp öküz olmaya koyuldu.’
Hâmd süresini okurken yaşandı bunlar. Ben de öküz sesi çıkardım. Öyle ya o ne yaparsa yapmak durumundayım.’
Adam derhal imamın yanına gidip bu meseleyi etraflıca sordu. İmam dedi ki:
‘Uzakta bir köyüm var. Tekbir getirince, orasını hatırladım. Hâmd süresini okurken hatırıma köydeki öküzler geldi. Benim hiç öküzüm yoktu. Bunun üzerine bir öküz almaya koyuldum. Tam o sırada da öküz sesi duymaya başladım!’
*
Üsküdarlı Nasûhî Efendi’nin Enderûnlu halîfesi meşhûr mûsikîşinâs Burnaz Hasan Ağa (ö. 1724)’nın kaleme aldığı "Tezkiretü'l-Müteahhirîn"de 17. asırlarda Süleymaniye Câmiinde imâmlık yapan Süleyman Efendi ile Hızır Aşak adlı bir meczûbun arasında geçen bir olay nakledilir. Enfî’nin ifadesiyle “meczûpların ulularından” olan Hızır Aşak insanların içinden geçenleri okuyan gayp erenlerindendir. Selâtîn câmii imâmlarından olan Süleymân Efendi bir gün Süleymaniye’de öğle namâzında imâmet ederken:
-Namâzdan sonra Hisar'a gidip de balık avlasam diye düşünür. Tam bu sırada Hızır Aşak câmiye girer ve derinden bir “Hûûû!” çektikten sonra yüksek bir sesle:
“Süleymân Çelebi! Sen burada, aklın Hisar'da balık avlamada! Bilmez misin ki "Lâ salâte illâ bî huzûri'l-kalbi (Kalp huzuru olmadan namâz olmaz!)" denmiştir. Git, bu âdemlerin namâzını adam gibi kıldır!” der ve sonra da câmiden çıkıp gider.
İmâm Süleymân Çelebi bizzat mülâki olduğu Enfî Hasan Ağa’ya daha sonra şunları söylemiştir:
-Hasan Ağa! Hızır Dîvâne gönlümden geçenleri bu şekilde keşfettikten sonra bana bir ilâhî korku ve halkdan bir hayâ hâsıl oldu ki sorma! Az kaldı ki oracıkta bayılacaktım! Hele şükür ki kendimi toparlayıp namâzı tamamlayabildim.”
*
Şeyh İbrahim Hâs da Kutbüddîn-i Ebherî (ö. 1245)’nin Mısır’da yaşayan halîfesi Şeyh Mahmûd Fakîh’ten bir “mercimek namâzı” hikâyesi nakleder.
İbn Arabî’nin de sohbet halkasında bulunan Şeyh Mahmûd Efendi’nin gönül sırlarına vakıf, keşfi açık zatlardan birisi olduğu söylenir. Kendisine bu sebeple “Şeyh-i Kâşifî" de denilmiştir.
Şeyh bir gün İskenderiye'de Mağribîler Zâviyesi’nde cuma namâzına gider. Zamanı gelince de imâma uyup namâza durur. Zâviyede adet olduğu üzere her cuma salâttan sonra fukara bir araya gelip mercimek çorbası kaynatıp cemâatle birlikte karınlarını doyururlarmış. Bu yemek faslı o gün de yapılacaktır. İmâm Efendi tekbîr getirip cemâatle birlikte namâza başlar. Fakat imâmın karnı açtır. Gönlüne şöyle gelir: Namâzı tezce kılayım; şu mercimek çorbasıyla bir güzelce karnımı doyurayım…
İmâm böyle düşünedursun, o anda Şeyh Mahmûd Efendi namâzı bozup zâviyeden dışarı çıkar. Halk namâzı edâ ettikten sonra:
-Yâ Şeyh! Namâzı niçin bizimle kılmadın." diye sorar. Şeyh cevap verir:
"İmâm mercimek namâzı kıldı!”
Bunu duyan cemâat imâma dönüp işin aslı nedir diye sorar. İmâm itirâf edip:
"Namâza başladığımda gönlüme bu hâtıra gelmişti!” deyip özür diler ve şeyhin elini öpüp kendisine bey’at eder.
*
Avâmın hâli işte budur: Kimi mercimek namâzı kimi de balık namâzı kılar!
Bir de dönüp aşk şehîdi Hallâc-ı Mansûr’un hikâyesine bakalım:
Asılmak üzere siyâset meydanına getirildiğinde tebessüm ederek sehpaya bakan ve iki rekat namâz kılan Mansûr’un hikâyesine…
Bu hikâyeyi bilmeyince “Mansûr oldum asın beni hep dillerde söyleneyim” diyen Yunûs’u anlamak mümkün değildir?
“Asılmak üzere meydana getirilen Hallâç, sehpaya bakar ve gülmeye başlar. O kadar güler ki gözlerinden yaşlar gelir. Sonra kendisini seyretmeye gelen topluluğa döner. Yol arkadaşı Ebu Bekr Şiblî gözüne ilişir ve ona seslenir:
-Yâ Şiblî! Yanında seccâde var mı? Şiblî:
-Evet var! der. Hallâç:
-Ser şuraya!
Şiblî seccâdeyi serer. Hallâç üzerinde iki rekat namâz kılar. Sesi dışarıdan anlaşılacak kadar duyulmaktadır. Nihâyet selâmı verir, namâzını tamamlar.
(…)
Son nefesini vermeden şöyle dediği söylenir Hallâc’ın:
“Aşk ile kılınan iki rek‘at namâzın abdesti ancak kan ile alınırsa sahih olur!”
Ve ölmeden önceki son cümlesi şu olur:
“Vâhide kendi kendine birlemek yeter!”
*
Hallâc’ın aşk kadar ebedî olmasının sebebi budur. Kanıyla abdest alıp mirâca bedel namâzını öyle kılmıştır o!
Niyet hâlis, gönülde de aşk olduktan sonra böyle bir namâz niçin kılınmasın ki! Ne güzel diyor erenler:
Bu yolu bil andan gel
Deryâyı bul andan dal
Evet yolunu bilmek lâzım.
Aşk imâmına uyanların kıldığı namâz ne mercimek ne de balık namâzına benzer!
Hakîkî namâz insan-ı kâmile uyanların kıldığı namâzdır. Ve bu mirâca eş salât, ancak kıblesi dost olanların gerçekleştirdiği bir ibâdettir.
İşte büyük velî Yûnus Emre Hazretleri, kıblesi dost olan kişilerdendir.
O, “Helâl kıldı mâşûka âşık kendi kanını” diyen ve kanını yani nefsini dost için kurbân edip bekâ namâzını kılanlardandır.
Şimdi yolculara ve yolun sahiplerine selâm ederek “Aşk imâmdır bize” diyen Yûnus’la birlikte gönül göğüne uruca var mısınız?

M. Tatçı
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
Gönüllere "kandil" olan paylaşım için
Rabbim razı olsun Hocam
Hayr ve şerr'in Allah'ın izniyle olduğuna iman edenler için
Şu anda zahir'de boş olan Kâbe'nin, hakkıyla namazını edaa edenler sayesinde aslında hiç boş kalmadığı inancındayım inşAllah
Kim bilir?¿ Hakiki vuslat bazan ayrılıklar'da zuhur bulur.,.
Namaz için davet alan cümle gönüllere selâm olsun????????????????
:gul:,
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Gönüllere "kandil" olan paylaşım için
Rabbim razı olsun Hocam
Hayr ve şerr'in Allah'ın izniyle olduğuna iman edenler için
Şu anda zahir'de boş olan Kâbe'nin, hakkıyla namazını edaa edenler sayesinde aslında hiç boş kalmadığı inancındayım inşAllah
Kim bilir?¿ Hakiki vuslat bazan ayrılıklar'da zuhur bulur.,.
Namaz için davet alan cümle gönüllere selâm olsun????????????????
:gul:,

Rabbim gönülden niyazlarınızı dualarınızı makbul eylesin
 
Üst Alt