Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
Uhud sehîdlerinden: ABDULLAH BIN CAHS

Sad bin Ebî Vakkâs hazretleri, Uhud harbinde Hz. Abdullah bin Cahs'la arasinda geçen konusmayi söyle anlatti:

"Uhudda, savasin çok siddetli devam ettigi bir andi. Abdullah bin Cahs yanima sokuldu, elimden tuttu ve beni bir kayanin dibine çekti. Bana sunlari söyledi:

- Simdi burada sen duâ et, ben "âmin" diyeyim. Sonra ben duâ edeyim, sen de "âmin" de!

Kiyasiya vurusayim

Ben de, "Peki!.." dedim ve söyle duâ ettim:

- Allahim, bana çok kuvvetli ve çetin kâfirleri gönder. Onlarla kiyasiya vurusayim. Hepsini öldüreyim. Gâzi olarak, geri döneyim.

Abdullah bin Cahs benim yaptigim bu duâya, bütün kalbiyle "âmin" dedi. Sonra kendisi söyle duâ etmeye basladi:

- Allahim, bana zorlu kâfirler gönder, kiyasiya onlarla vurusayim. Cihâdin hakkini vereyim. Hepsini öldüreyim.

En sonunda bir tanesi de beni sehîd etsin.

Gönlüm böyle bir duâya "âmin" demek arzu etmiyordu. Fakat, o istedigi ve önceden söz verdigim için mecbûren "âmin" dedim.

Kilici kirildi

Daha sonra, kiliçlarimizi çektik, savasa devam ettik. Ikimiz de önümüze geleni öldürüyorduk.

O, son derece bahadirâne harbediyor, düsman saflarini tarumar ediyordu. Düsmana hamle üstüne hamle ediyor, sehîd olmak için derin bir istiyakla hücûmlarini tazeliyordu.

"Allah Allah!.." diye çarpisirken kilici kirildi. O anda sevgili Peygamberimiz, ona bir hurma dali uzatarak, savasa devam etmesini buyurdu.

Bu dal bir mucize olarak kiliç oldu ve önüne geleni kesmeye basladi. Birçok düsmani öldürdü."

[Daha sonra bu kiliç, vârisleri elinde uzun seneler kaldi. En son bir Türk kumandani, iki yüz altina bunu satin almistir.]

Savasin sonuna dogru Abdullah bin Cahs, Ebûl Hakem isminde bir müsrikin attigi oklarla arzu ettigi sehâdete kavustu.

Sehîd olunca, kâfirler, bu mübârek sehîdin cesedine hücûm ederek burnunu, dudaklarini ve kulaklarini kestiler. Her tarafi kana boyandi.

Muharebe bittikten sonra, Abdullah bin Cahsi sehîd edilmis bulan Hz. Sad, durumu ve onun yaptigi duâyi Peygamber efendimize anlatti.

Resûlullah efendimiz de, onun duâsinin kabûl edildigini ve bu dünyada istedigine kavustugunu, âhirette de istedigine kavusacaginin anlasildigini bildirdi.

Hz. Abdullah bin Cahsi ve dayisi "Seyyidüssühedâ" yanî, "Sehîdlerin efendisi" Hz. Hamzayi ayni kabre defnettiler.

Abdullah bin Cahs hazretleri, Resûlullahin halasi Ümeyme ile Cahsin ogludur. Zevcât-i tâhirâttan Zeyneb binti Cahsin kardesidir. Habesistan'a iki kere hicret etti. Birkaç kere ordu kumandani yapildi.Hz. Ebû Bekirin vasitasiyla, kelime-i sehâdet getirerek, ilk Müslümanlardan olmak serefine kavustu.

En çok katlananinizdir

Abdullah bin Cahs hazretleri, Islâmiyeti heyecanla yasayan zâtlardandi. Ilk Müslüman oldugu yillarda, kâfirler kendisine her türlü ezâ ve cefâyi yapmislardi. Hepsine de îmâninin verdigi güç ile mukabele etmis, ezâ ve cefâlara katlanmistir. Peygamber efendimiz, kendisi için buyurmustur ki:

- Açliga ve susuzluga en çok dayanan ve katlananinizdir.

Resûlullah efendimizin sehîdler için verdigi müjdeleri duyarak, hep sehîd olmaya can atar, harplerde hep en önde kahramanca çarpisirdi.

Peygamber efendimiz hicretin ikinci senesinde, Nahlede, Kureys müsriklerini gözetlemek üzere, ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrâhi göndermek istemisti. Hz. Ebû Ubeyde, Peygamber efendimizden ayrilmaya dayanamiyarak aglamaya basladi. Bunun üzerine Peygamberimiz, onu göndermekten vazgeçti. Hz. Abdullah bin Cahs der ki:

"O gün Resûlullah aleyhisselâm, yatsi namazini kilinca bana buyurdu ki:

- Sabahleyin yanima gel! Silahin da yaninda bulunsun! Seni bir tarafa gönderecegim.

Sabah olunca mescide gittim. Kilicim, yayim, ok ve çantam üzerimde, kalkanim da yanimda idi. Resûlullah efendimiz, sabah namazini kildirdiktan sonra, muhâcirlerden benimle birlikte gidecek birkaç kisi buldu. Bir mektup vererek buyurdu ki:

- Seni bu kisilerin üzerine kumandan tayin ettim. Git! Iki gece yol aldiktan sonra, mektubu aç! Orada yazilanlara göre hareket et!

- Yâ Resûlallah! Hangi tarafa gideyim?

- Necdiye yolunu tut! Rekiyeye, kuyuya yönel!"

Abdullah bin Cahs hazretleri, Nahle seferine görevlendirildigi zaman, ilk defa "Emîr-ül-müminîn" sifati verildi. Böylece, Islâmda ilk tayin olunan "emîr" oldu. Mücâhidlerin, iki kisisi için bir develeri vardi.

Kimseyi zorlama!

Sekiz veya oniki kisilik bir birlik ile iki gün sonra Melel mevkiine vardiklarinda, mektubu açti. Mektupta sunlar yaziliydi:

Bismillâhirrahmânirrahîm. Bu mektubu gözden geçirdigin zaman, Mekke ile Tâif arasindaki Nahle vâdisine ininceye kadar, Allahü teâlânin ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin.

Arkadaslarindan hiçbirini, seninle birlikte gitmeye zorlamayasin! Nahle vâdisindeki Kureyslileri, Kureyslilerin kervanini gözetleyip denetleyesin! Onlarin haberlerini bize bildiresin!

Emîr-ül-müminîn Hz. Abdullah bin Cahs, Peygamberimizin mektubunu okuduktan sonra, "Bizler Allahü teâlânin kullariyiz ve hep Ona dönecegiz. Isittim ve itâat ettim. Allahü teâlânin ve sevgili Resûlünün emrini yerine getirecegim" diyerek mektubu öpüp, basina koydu. Sonra arkadaslarina dönerek dedi ki:

- Hanginiz sehîd olmayi istiyor ve özlüyorsa, benimle gelsin! Gelmek istemeyen dönüp gidebilir, hiçbirinizi zorlayici degilim. Gelmezseniz, ben tek basima gidip, Resûl aleyhisselâmin emrini yerine getirecegim.

Biz de isittik

Arkadaslari hep birden cevap verdiler:

- Biz de, isittik. Allahü teâlâya, Peygamber efendimize ve sana itâat edicileriz. Nereye istersen, Allahü teâlânin bereketi ile yürü.

Sad bin Ebî Vakkâs hazretlerinin de bulundugu küçük ordu ile Hicâza dogru yol aldilar ve Nahleye geldiler. Bir yere gizlendiler. Oradan gelip geçen Kureysîleri gözetlemeye basladilar.

Bu sirada bir Kureys kâfilesi geçti. Develer yüklü idi. Mücâhidler, Kureys kâfilesine yaklasarak, onlari Islâma davet ettiler. Kabûl etmeyince, çarpisma basladi. Çarpisma sonunda, birisini öldürdüler, ikisini esir aldilar. Birisi de atli oldugu için ona yetisemediler. Kâfirlerin bütün mali mücâhidlere kaldi.

Hz. Abdullah bin Cahs, bu ganimet mallarinin beste birini Resûlullah efendimize ayirdi. Bu ganimet, Müslümanlarin aldiklari ilk ganimetti. Bu beste bir hisse de, ilk ayrilan beste bir idi. Ilk öldürülen müsrik ve alinan esirler de, bu Nahle seferindeydi. Daha henüz ganimetle ilgili âyet-i kerîmeler gelmemisti.

Bundan sonra Bedir gazâsi oldu. Alinan esirler için, Resûlullah efendimiz, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Abdullah bin Cahsa danisti. Hicretin üçüncü senesinde yapilan Uhud harbinde büyük kahramanliklar gösterdi. Hz. Abdullah bin Cahs yigitligin sembolüydü.

En çok özledigi

Abdullah bin Cahs, Peygamberimize çok bagli idi. Resûlullah efendimiz, onu emîr tayin ettigi vakit, kendisine sormustu:

- Ey Abdullah! Dünyada en çok arzu ettigin, özledigin nedir?

Bunun üzerine, "Allah ve Resûlüne muhabbettir" diye arzetmisti.

Hz. Abdullah orta boylu, çok yakisikli bir zât idi. Peygamber efendimizi pek ziyâde severdi. Bu muhabbet ugrunda canini fedâdan çekinmemis, Uhud harbinde en büyük kahramanligi göstererek, Allahü teâlânin rizâsi ugrunda sehâdet serbetini içmistir.

Eshâb-i kirâm arasinda lâkabi, "El Mücâhidü fillah", yanî "Allah yolunun fedâisi" idi. Sehîd oldugunda 40 yaslarinda idi. Allah yolunda Habesistana yapilan ikinci hicretten sonra, âilece Medîneye hicret etmisti. Medîneye hicret edince, Asim bin Sâbit ile kardes oldu.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 7 (Devamı)


İslâm akınlarının sebebi, müşrikleri yıldırmak, rahatça ticaret yapabilmelerini engellemek, kâfirleri imana davet etmek.

Ubeyde bin Haris kumandasındaki Seriyye, Ebu Süfyan emrindeki ikiyüz kişilik küffara Rabiga denilen yerde kavuştu.



Karşılıklı saf ba landı.

Bu tarafta en çok seksen mücahid, karşıda ikiyüz müşrik.

Sa'd bin Ebi Vakkas, "bismillah" diyerek ilk oku yaya tuttu ve çirişi gerdi gerdi gerdi ve düşmana fırlattı; tam isabet...

İşte islâmda çekilen ilk ok! İlk ok ve tam isabet.

Düşman da karşılık vermeye başladı ama Sa'd radıyallahü anh her attı ı okla ya bir düşman veya bir düşman atını deviriyor... mübarek okçunun sada ında yirmi ok vardı... o kadar güzel ok çekiyor ki hiç biri boşa gitmiyor... arkadaşları kalkanları ile ona siper olmuşlar. Hazreti Sa'd ise:

Ya Hak!Diyerek hedefi vuruyor.

O ne güzel insandır; o ne güzel okçudur öyle ki hayırlı işlerde hep ilk olur. Mekke'de namaz kılarken kendisiyle alay eden kâfirin kafasına deve kemi i savurup ilk düşman kanı akıtan da O olmuştu. O ne güzel insandır, O ne güzel okçudur öyle ki onyedi yaşında müslüman oldu; bütün gazalara katıldı; ve cennetle müjdelendi; radıyallahü anh...

Bu arada düşman tarafından müminler arasına iki de iltica oldu... Mıkdad bin Amr ve Utbe bin Gazvan, müslüman olmalarına ra men Hicret edememişlerdi..

Onlar da Resulullah, sallallahü aleyhi ve sellem, efendimize kavuşmak için imkân arayıp duruyorlardı... bu sebeple Mekke'den çıkan kervanı fırsat bildiler ve sanki onlar da ticaret için geliyorlarmış intibaı vererek Kureyşlilerin arasına katıldılar.

Ki bu çarpışma onlar için bulunmaz bir nimet oldu.. derhal Mekke'lilerden kaçarak müminlerin safına geçtiler...

Müslümanların böyle cesaretle mücadele etmeleri ve müşriklerin peşpeşe kayıp vermeleri onların gözünü korkuttu:

"Mutlaka arkada asıl kuvvet saklı. Yoksa bu kadar korkusuz olamazlar" diye düşünerek çareyi kaçmakta buldular...

Düşman, şimdi aksi istikamete yaya-yapıldak, atlı-eşekli bozgun halde firar ediyordu..

Ubeyde bin Haris vakur islâm kumandanı, endamlı atının üzerinde dimdik bir halde kaçışı seyrederken dudaklarında bir tebessüm çizgisi belirip kayboldu ve bu günleri gösteren Allah'a hamdü senalar etti. Ve emri verdi:

-Dönüyoruz!..

Sa'd bin Ebi Vakkas'ın:

-Düşmanı takip edelim.

Teklifini Ubeyde bin Haris kabul etmedi...

Maksat elde edilmişti. Sevgili Peygamberimizi bu haberden daha çok ne sevindirebilirdi ki....

Aradan bir ay geçince Hicretin dokuzuncu ayına denk gelen Zilkade başında bir Seriyye daha tertip edildi. Muhacirlerden kurulan bu Seriyye en fazla yirmi kişi..

Bütün eshab aynı zamanda hazır asker, "haydi" denince do ru akına... ancak şimdilik bu akınlara muhacirler gönderiliyor.

Ensar ise iç huzur ve emniyeti kurmak ve korumakla mükellefler. Böylece üstünler üstünü Resulullahın etrafında bir güvenlik çemberi oluşturuluyor.

Efendimiz, bu yeni Seriyye'nin başına Sa'd bin Ebi Vakkas'ı getirdiler. Beyaz bayra ı taşıyan bayraktar Mıkdat bin Amr, radıyallahü anh.

Harrar Suyu yakınından altmış kişilik bir Kureyş kervanının geçece i ö renilmişti.

Birlik bu kervanın üstüne yürüyecek, ça rıya ra men imana gelmezlerse kervan vurulacaktı...

Sevgili Peygamberimiz, sallallahü teala aleyhi ve sellem, Sa'd radıyallahü anh'a buyurdular ki:

-Ya Sa'd Harrar'a kadar git! Kureyş kervanı Harrar'dan geçecektir.

Sa'd bin Ebi Vakkas Seriyyesi derhal yola çıktı.

İslam birli i gündüz saklanıp gece yol alarak beşinci günün sabahında hedef gösterilen yere vardıklarında müşriklerin sadece bir gece evvel oradan geçip gitti ini ö rendiler..

Düşmanın takibi pekâlâ mümkün; ama buna izin yok ki. Emir açık: "Ya Sa'd Harrar'a kadar git!"Bu yüzden yi itler yi idi kahraman sahabi Sa'd radıyallahü anh, bir adım ileriye adım atmıyor...

Emr'e itaat şuuru işte bu!.

Sevgili Peygamberimiz'in askerin başında olarak çıktı ı ilk seferin ismi Ebva-veddan Gazası...

İşte şanlı ve şerefli büyük Resul, altmış kişilik atlı mücahidin başbu u... Beyaz bayra ı dalgalandıran bu kere Hazreti Hamza radıyallahü anh. Kumandana göre bayraktar...

Medine'ye beş günlük mesafedeki Ebva-veddan bölgesinden yine bir Kureyş kafilesinin geçece i duyulmuştur...

Bu sebeple Resulullah, Medine'de yerlerine Ensar'dan Sa'd bin Ubade'yi vekil bırakarak harekatın bizzat kumandasını ele alıyorlar...

Hem Kureyşle hesaplaşacak hem de yörede yaşayan Damra o ulları itaat altına alınacak... Sefer bu maksatla başlamıştır... mübarek islam ordusu, Ebva'ya geldi ama her taraf aranmasına ra men Kureyşli müşriklerle karşılaşmak mümkün olmadı...

Damra O ullarına haber yollandı... Aşiretin Reisi Mahşi bin Amr ül Damri geldi.

Müzakerelerden sonra yazılı bir anlaşma yapıldı.
 
Üst Alt