- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,072
- Aldığı Beğeniler
- 2
Uhud sehîdlerinden: ABDULLAH BIN CAHS
Sad bin Ebî Vakkâs hazretleri, Uhud harbinde Hz. Abdullah bin Cahs'la arasinda geçen konusmayi söyle anlatti:
"Uhudda, savasin çok siddetli devam ettigi bir andi. Abdullah bin Cahs yanima sokuldu, elimden tuttu ve beni bir kayanin dibine çekti. Bana sunlari söyledi:
- Simdi burada sen duâ et, ben "âmin" diyeyim. Sonra ben duâ edeyim, sen de "âmin" de!
Kiyasiya vurusayim
Ben de, "Peki!.." dedim ve söyle duâ ettim:
- Allahim, bana çok kuvvetli ve çetin kâfirleri gönder. Onlarla kiyasiya vurusayim. Hepsini öldüreyim. Gâzi olarak, geri döneyim.
Abdullah bin Cahs benim yaptigim bu duâya, bütün kalbiyle "âmin" dedi. Sonra kendisi söyle duâ etmeye basladi:
- Allahim, bana zorlu kâfirler gönder, kiyasiya onlarla vurusayim. Cihâdin hakkini vereyim. Hepsini öldüreyim.
En sonunda bir tanesi de beni sehîd etsin.
Gönlüm böyle bir duâya "âmin" demek arzu etmiyordu. Fakat, o istedigi ve önceden söz verdigim için mecbûren "âmin" dedim.
Kilici kirildi
Daha sonra, kiliçlarimizi çektik, savasa devam ettik. Ikimiz de önümüze geleni öldürüyorduk.
O, son derece bahadirâne harbediyor, düsman saflarini tarumar ediyordu. Düsmana hamle üstüne hamle ediyor, sehîd olmak için derin bir istiyakla hücûmlarini tazeliyordu.
"Allah Allah!.." diye çarpisirken kilici kirildi. O anda sevgili Peygamberimiz, ona bir hurma dali uzatarak, savasa devam etmesini buyurdu.
Bu dal bir mucize olarak kiliç oldu ve önüne geleni kesmeye basladi. Birçok düsmani öldürdü."
[Daha sonra bu kiliç, vârisleri elinde uzun seneler kaldi. En son bir Türk kumandani, iki yüz altina bunu satin almistir.]
Savasin sonuna dogru Abdullah bin Cahs, Ebûl Hakem isminde bir müsrikin attigi oklarla arzu ettigi sehâdete kavustu.
Sehîd olunca, kâfirler, bu mübârek sehîdin cesedine hücûm ederek burnunu, dudaklarini ve kulaklarini kestiler. Her tarafi kana boyandi.
Muharebe bittikten sonra, Abdullah bin Cahsi sehîd edilmis bulan Hz. Sad, durumu ve onun yaptigi duâyi Peygamber efendimize anlatti.
Resûlullah efendimiz de, onun duâsinin kabûl edildigini ve bu dünyada istedigine kavustugunu, âhirette de istedigine kavusacaginin anlasildigini bildirdi.
Hz. Abdullah bin Cahsi ve dayisi "Seyyidüssühedâ" yanî, "Sehîdlerin efendisi" Hz. Hamzayi ayni kabre defnettiler.
Abdullah bin Cahs hazretleri, Resûlullahin halasi Ümeyme ile Cahsin ogludur. Zevcât-i tâhirâttan Zeyneb binti Cahsin kardesidir. Habesistan'a iki kere hicret etti. Birkaç kere ordu kumandani yapildi.Hz. Ebû Bekirin vasitasiyla, kelime-i sehâdet getirerek, ilk Müslümanlardan olmak serefine kavustu.
En çok katlananinizdir
Abdullah bin Cahs hazretleri, Islâmiyeti heyecanla yasayan zâtlardandi. Ilk Müslüman oldugu yillarda, kâfirler kendisine her türlü ezâ ve cefâyi yapmislardi. Hepsine de îmâninin verdigi güç ile mukabele etmis, ezâ ve cefâlara katlanmistir. Peygamber efendimiz, kendisi için buyurmustur ki:
- Açliga ve susuzluga en çok dayanan ve katlananinizdir.
Resûlullah efendimizin sehîdler için verdigi müjdeleri duyarak, hep sehîd olmaya can atar, harplerde hep en önde kahramanca çarpisirdi.
Peygamber efendimiz hicretin ikinci senesinde, Nahlede, Kureys müsriklerini gözetlemek üzere, ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrâhi göndermek istemisti. Hz. Ebû Ubeyde, Peygamber efendimizden ayrilmaya dayanamiyarak aglamaya basladi. Bunun üzerine Peygamberimiz, onu göndermekten vazgeçti. Hz. Abdullah bin Cahs der ki:
"O gün Resûlullah aleyhisselâm, yatsi namazini kilinca bana buyurdu ki:
- Sabahleyin yanima gel! Silahin da yaninda bulunsun! Seni bir tarafa gönderecegim.
Sabah olunca mescide gittim. Kilicim, yayim, ok ve çantam üzerimde, kalkanim da yanimda idi. Resûlullah efendimiz, sabah namazini kildirdiktan sonra, muhâcirlerden benimle birlikte gidecek birkaç kisi buldu. Bir mektup vererek buyurdu ki:
- Seni bu kisilerin üzerine kumandan tayin ettim. Git! Iki gece yol aldiktan sonra, mektubu aç! Orada yazilanlara göre hareket et!
- Yâ Resûlallah! Hangi tarafa gideyim?
- Necdiye yolunu tut! Rekiyeye, kuyuya yönel!"
Abdullah bin Cahs hazretleri, Nahle seferine görevlendirildigi zaman, ilk defa "Emîr-ül-müminîn" sifati verildi. Böylece, Islâmda ilk tayin olunan "emîr" oldu. Mücâhidlerin, iki kisisi için bir develeri vardi.
Kimseyi zorlama!
Sekiz veya oniki kisilik bir birlik ile iki gün sonra Melel mevkiine vardiklarinda, mektubu açti. Mektupta sunlar yaziliydi:
Bismillâhirrahmânirrahîm. Bu mektubu gözden geçirdigin zaman, Mekke ile Tâif arasindaki Nahle vâdisine ininceye kadar, Allahü teâlânin ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin.
Arkadaslarindan hiçbirini, seninle birlikte gitmeye zorlamayasin! Nahle vâdisindeki Kureyslileri, Kureyslilerin kervanini gözetleyip denetleyesin! Onlarin haberlerini bize bildiresin!
Emîr-ül-müminîn Hz. Abdullah bin Cahs, Peygamberimizin mektubunu okuduktan sonra, "Bizler Allahü teâlânin kullariyiz ve hep Ona dönecegiz. Isittim ve itâat ettim. Allahü teâlânin ve sevgili Resûlünün emrini yerine getirecegim" diyerek mektubu öpüp, basina koydu. Sonra arkadaslarina dönerek dedi ki:
- Hanginiz sehîd olmayi istiyor ve özlüyorsa, benimle gelsin! Gelmek istemeyen dönüp gidebilir, hiçbirinizi zorlayici degilim. Gelmezseniz, ben tek basima gidip, Resûl aleyhisselâmin emrini yerine getirecegim.
Biz de isittik
Arkadaslari hep birden cevap verdiler:
- Biz de, isittik. Allahü teâlâya, Peygamber efendimize ve sana itâat edicileriz. Nereye istersen, Allahü teâlânin bereketi ile yürü.
Sad bin Ebî Vakkâs hazretlerinin de bulundugu küçük ordu ile Hicâza dogru yol aldilar ve Nahleye geldiler. Bir yere gizlendiler. Oradan gelip geçen Kureysîleri gözetlemeye basladilar.
Bu sirada bir Kureys kâfilesi geçti. Develer yüklü idi. Mücâhidler, Kureys kâfilesine yaklasarak, onlari Islâma davet ettiler. Kabûl etmeyince, çarpisma basladi. Çarpisma sonunda, birisini öldürdüler, ikisini esir aldilar. Birisi de atli oldugu için ona yetisemediler. Kâfirlerin bütün mali mücâhidlere kaldi.
Hz. Abdullah bin Cahs, bu ganimet mallarinin beste birini Resûlullah efendimize ayirdi. Bu ganimet, Müslümanlarin aldiklari ilk ganimetti. Bu beste bir hisse de, ilk ayrilan beste bir idi. Ilk öldürülen müsrik ve alinan esirler de, bu Nahle seferindeydi. Daha henüz ganimetle ilgili âyet-i kerîmeler gelmemisti.
Bundan sonra Bedir gazâsi oldu. Alinan esirler için, Resûlullah efendimiz, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Abdullah bin Cahsa danisti. Hicretin üçüncü senesinde yapilan Uhud harbinde büyük kahramanliklar gösterdi. Hz. Abdullah bin Cahs yigitligin sembolüydü.
En çok özledigi
Abdullah bin Cahs, Peygamberimize çok bagli idi. Resûlullah efendimiz, onu emîr tayin ettigi vakit, kendisine sormustu:
- Ey Abdullah! Dünyada en çok arzu ettigin, özledigin nedir?
Bunun üzerine, "Allah ve Resûlüne muhabbettir" diye arzetmisti.
Hz. Abdullah orta boylu, çok yakisikli bir zât idi. Peygamber efendimizi pek ziyâde severdi. Bu muhabbet ugrunda canini fedâdan çekinmemis, Uhud harbinde en büyük kahramanligi göstererek, Allahü teâlânin rizâsi ugrunda sehâdet serbetini içmistir.
Eshâb-i kirâm arasinda lâkabi, "El Mücâhidü fillah", yanî "Allah yolunun fedâisi" idi. Sehîd oldugunda 40 yaslarinda idi. Allah yolunda Habesistana yapilan ikinci hicretten sonra, âilece Medîneye hicret etmisti. Medîneye hicret edince, Asim bin Sâbit ile kardes oldu.
Sad bin Ebî Vakkâs hazretleri, Uhud harbinde Hz. Abdullah bin Cahs'la arasinda geçen konusmayi söyle anlatti:
"Uhudda, savasin çok siddetli devam ettigi bir andi. Abdullah bin Cahs yanima sokuldu, elimden tuttu ve beni bir kayanin dibine çekti. Bana sunlari söyledi:
- Simdi burada sen duâ et, ben "âmin" diyeyim. Sonra ben duâ edeyim, sen de "âmin" de!
Kiyasiya vurusayim
Ben de, "Peki!.." dedim ve söyle duâ ettim:
- Allahim, bana çok kuvvetli ve çetin kâfirleri gönder. Onlarla kiyasiya vurusayim. Hepsini öldüreyim. Gâzi olarak, geri döneyim.
Abdullah bin Cahs benim yaptigim bu duâya, bütün kalbiyle "âmin" dedi. Sonra kendisi söyle duâ etmeye basladi:
- Allahim, bana zorlu kâfirler gönder, kiyasiya onlarla vurusayim. Cihâdin hakkini vereyim. Hepsini öldüreyim.
En sonunda bir tanesi de beni sehîd etsin.
Gönlüm böyle bir duâya "âmin" demek arzu etmiyordu. Fakat, o istedigi ve önceden söz verdigim için mecbûren "âmin" dedim.
Kilici kirildi
Daha sonra, kiliçlarimizi çektik, savasa devam ettik. Ikimiz de önümüze geleni öldürüyorduk.
O, son derece bahadirâne harbediyor, düsman saflarini tarumar ediyordu. Düsmana hamle üstüne hamle ediyor, sehîd olmak için derin bir istiyakla hücûmlarini tazeliyordu.
"Allah Allah!.." diye çarpisirken kilici kirildi. O anda sevgili Peygamberimiz, ona bir hurma dali uzatarak, savasa devam etmesini buyurdu.
Bu dal bir mucize olarak kiliç oldu ve önüne geleni kesmeye basladi. Birçok düsmani öldürdü."
[Daha sonra bu kiliç, vârisleri elinde uzun seneler kaldi. En son bir Türk kumandani, iki yüz altina bunu satin almistir.]
Savasin sonuna dogru Abdullah bin Cahs, Ebûl Hakem isminde bir müsrikin attigi oklarla arzu ettigi sehâdete kavustu.
Sehîd olunca, kâfirler, bu mübârek sehîdin cesedine hücûm ederek burnunu, dudaklarini ve kulaklarini kestiler. Her tarafi kana boyandi.
Muharebe bittikten sonra, Abdullah bin Cahsi sehîd edilmis bulan Hz. Sad, durumu ve onun yaptigi duâyi Peygamber efendimize anlatti.
Resûlullah efendimiz de, onun duâsinin kabûl edildigini ve bu dünyada istedigine kavustugunu, âhirette de istedigine kavusacaginin anlasildigini bildirdi.
Hz. Abdullah bin Cahsi ve dayisi "Seyyidüssühedâ" yanî, "Sehîdlerin efendisi" Hz. Hamzayi ayni kabre defnettiler.
Abdullah bin Cahs hazretleri, Resûlullahin halasi Ümeyme ile Cahsin ogludur. Zevcât-i tâhirâttan Zeyneb binti Cahsin kardesidir. Habesistan'a iki kere hicret etti. Birkaç kere ordu kumandani yapildi.Hz. Ebû Bekirin vasitasiyla, kelime-i sehâdet getirerek, ilk Müslümanlardan olmak serefine kavustu.
En çok katlananinizdir
Abdullah bin Cahs hazretleri, Islâmiyeti heyecanla yasayan zâtlardandi. Ilk Müslüman oldugu yillarda, kâfirler kendisine her türlü ezâ ve cefâyi yapmislardi. Hepsine de îmâninin verdigi güç ile mukabele etmis, ezâ ve cefâlara katlanmistir. Peygamber efendimiz, kendisi için buyurmustur ki:
- Açliga ve susuzluga en çok dayanan ve katlananinizdir.
Resûlullah efendimizin sehîdler için verdigi müjdeleri duyarak, hep sehîd olmaya can atar, harplerde hep en önde kahramanca çarpisirdi.
Peygamber efendimiz hicretin ikinci senesinde, Nahlede, Kureys müsriklerini gözetlemek üzere, ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrâhi göndermek istemisti. Hz. Ebû Ubeyde, Peygamber efendimizden ayrilmaya dayanamiyarak aglamaya basladi. Bunun üzerine Peygamberimiz, onu göndermekten vazgeçti. Hz. Abdullah bin Cahs der ki:
"O gün Resûlullah aleyhisselâm, yatsi namazini kilinca bana buyurdu ki:
- Sabahleyin yanima gel! Silahin da yaninda bulunsun! Seni bir tarafa gönderecegim.
Sabah olunca mescide gittim. Kilicim, yayim, ok ve çantam üzerimde, kalkanim da yanimda idi. Resûlullah efendimiz, sabah namazini kildirdiktan sonra, muhâcirlerden benimle birlikte gidecek birkaç kisi buldu. Bir mektup vererek buyurdu ki:
- Seni bu kisilerin üzerine kumandan tayin ettim. Git! Iki gece yol aldiktan sonra, mektubu aç! Orada yazilanlara göre hareket et!
- Yâ Resûlallah! Hangi tarafa gideyim?
- Necdiye yolunu tut! Rekiyeye, kuyuya yönel!"
Abdullah bin Cahs hazretleri, Nahle seferine görevlendirildigi zaman, ilk defa "Emîr-ül-müminîn" sifati verildi. Böylece, Islâmda ilk tayin olunan "emîr" oldu. Mücâhidlerin, iki kisisi için bir develeri vardi.
Kimseyi zorlama!
Sekiz veya oniki kisilik bir birlik ile iki gün sonra Melel mevkiine vardiklarinda, mektubu açti. Mektupta sunlar yaziliydi:
Bismillâhirrahmânirrahîm. Bu mektubu gözden geçirdigin zaman, Mekke ile Tâif arasindaki Nahle vâdisine ininceye kadar, Allahü teâlânin ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin.
Arkadaslarindan hiçbirini, seninle birlikte gitmeye zorlamayasin! Nahle vâdisindeki Kureyslileri, Kureyslilerin kervanini gözetleyip denetleyesin! Onlarin haberlerini bize bildiresin!
Emîr-ül-müminîn Hz. Abdullah bin Cahs, Peygamberimizin mektubunu okuduktan sonra, "Bizler Allahü teâlânin kullariyiz ve hep Ona dönecegiz. Isittim ve itâat ettim. Allahü teâlânin ve sevgili Resûlünün emrini yerine getirecegim" diyerek mektubu öpüp, basina koydu. Sonra arkadaslarina dönerek dedi ki:
- Hanginiz sehîd olmayi istiyor ve özlüyorsa, benimle gelsin! Gelmek istemeyen dönüp gidebilir, hiçbirinizi zorlayici degilim. Gelmezseniz, ben tek basima gidip, Resûl aleyhisselâmin emrini yerine getirecegim.
Biz de isittik
Arkadaslari hep birden cevap verdiler:
- Biz de, isittik. Allahü teâlâya, Peygamber efendimize ve sana itâat edicileriz. Nereye istersen, Allahü teâlânin bereketi ile yürü.
Sad bin Ebî Vakkâs hazretlerinin de bulundugu küçük ordu ile Hicâza dogru yol aldilar ve Nahleye geldiler. Bir yere gizlendiler. Oradan gelip geçen Kureysîleri gözetlemeye basladilar.
Bu sirada bir Kureys kâfilesi geçti. Develer yüklü idi. Mücâhidler, Kureys kâfilesine yaklasarak, onlari Islâma davet ettiler. Kabûl etmeyince, çarpisma basladi. Çarpisma sonunda, birisini öldürdüler, ikisini esir aldilar. Birisi de atli oldugu için ona yetisemediler. Kâfirlerin bütün mali mücâhidlere kaldi.
Hz. Abdullah bin Cahs, bu ganimet mallarinin beste birini Resûlullah efendimize ayirdi. Bu ganimet, Müslümanlarin aldiklari ilk ganimetti. Bu beste bir hisse de, ilk ayrilan beste bir idi. Ilk öldürülen müsrik ve alinan esirler de, bu Nahle seferindeydi. Daha henüz ganimetle ilgili âyet-i kerîmeler gelmemisti.
Bundan sonra Bedir gazâsi oldu. Alinan esirler için, Resûlullah efendimiz, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Abdullah bin Cahsa danisti. Hicretin üçüncü senesinde yapilan Uhud harbinde büyük kahramanliklar gösterdi. Hz. Abdullah bin Cahs yigitligin sembolüydü.
En çok özledigi
Abdullah bin Cahs, Peygamberimize çok bagli idi. Resûlullah efendimiz, onu emîr tayin ettigi vakit, kendisine sormustu:
- Ey Abdullah! Dünyada en çok arzu ettigin, özledigin nedir?
Bunun üzerine, "Allah ve Resûlüne muhabbettir" diye arzetmisti.
Hz. Abdullah orta boylu, çok yakisikli bir zât idi. Peygamber efendimizi pek ziyâde severdi. Bu muhabbet ugrunda canini fedâdan çekinmemis, Uhud harbinde en büyük kahramanligi göstererek, Allahü teâlânin rizâsi ugrunda sehâdet serbetini içmistir.
Eshâb-i kirâm arasinda lâkabi, "El Mücâhidü fillah", yanî "Allah yolunun fedâisi" idi. Sehîd oldugunda 40 yaslarinda idi. Allah yolunda Habesistana yapilan ikinci hicretten sonra, âilece Medîneye hicret etmisti. Medîneye hicret edince, Asim bin Sâbit ile kardes oldu.