Ümmü Atıyye (r.a) Medineliydi. Allah Rasulü henüz Medine’ye hicret etmeden Müslüman oldu.
..
Ümmü Atıyye de (r.a) verdiği söze sadık kalarak tam yedi gazada Allah Rasulü’nün (s.a.v) yanında oldu.
Bakalım neler diyor o günler için:
“Ben yedi gazada Rasulullah ile birlikteydim. Onlara yemek yapar su taşırdım. Geride kalan eşyalarını toplar yaralarını tedavi eder hastalarına bakardım.”
..
Sadece gazalarda hizmet vermekle yetinmezdi. Sanki Müslümanların arkasını toplamak vazifesiydi.
Arkadan gelir çocuklarının eşyalarını toplardı bir anne gibi.
Gerçekten Müslümanlara karşı öyle şefkatliydi.
Yedi gazaya katılmış o kadar kan görmüş kadın o değildi sanki.
Yüreği katılaşmamıştı. Zira o yine merhametinden o gazalardaydı.
İnsan kendine kıymasın diye…
Ve onları Allah Teala anlatırdı:
“Muhammed Allah’ın Rasulü’dür. O’nunla beraber olanlar kafirlere karşı çok çetin kendi aralarında çok merhametlidirler...” (Fetih 29)
..
Aynı zamanda Müslüman hanımların cenazelerini yıkardı.
Kim bilir kaç cansız ellere dokundu.
Kalpsiz kalmış kaç bedene.
Lakin bu da onun kalbini katılaştırmadı.
Anne şefkatiyle yıkar paklardı Rablerine varmadan önce.
Ve bir gün Rasulullah’ın (s.a.v) kızı Zeynep’i (r.a) yıkadı.
Rasulullah (s.a.v) Ümmü Atıyye’ye (r.a) Hz. Zeynep’i üç kez yıkamalarını şayet bir şey görülecek olursa yıkamayı beşe çıkarmalarını söyledi.
Ve şöyle buyurdu:
“Sağ tarafından ve abdest organlarından başlayın.”
…
Ve bir gün…
Ümmü Atıyye (r.a) imtihanda.
Her Müslümana anne şefkatiyle yaklaşan hatta onların hayvanlarına sahip çıkan Ümmü Atıyye (r.a) oğluyla imtihanda.
Zira oğlu vefat etmiş.
Bir anne için ne zor bir gün.
Fakat o metin.
Ağlıyor lakin
gözyaşları içine akıyor.
Ne isyan ne figan.
Zira biliyor. Gördü yaşadı ki bir gün Allah Rasulü’nün (s.a.v) oğlu vefat emişti.
Allah Rasulü’nün (s.a.v) inci gözlerinden inci damlaları dökülüyor. Sordular:
- Ey Allahın Rasulü sen bize bu gözyaşlarını yasaklamıştın. Oysa…
Allah Rasulü buyurdu:
- Ben size feryat figan edip üstünüzü başınızı yırtarak ağlamanızı yasakladım. Biz üzülürüz bu üzülme merhamet eseridir.
Göz yaş döker gönül hüzünlenir lakin biz Allah’a isyan edecek bir söz söylemeyiz.
Ümmü Atıyye de (r.a) ağlıyordu sessiz sessiz.
Şaşırdılar.
Nasıl oluyor da böyle sakin olabiliyor?
“Rasullullah’a biat ediyorduk.
O ölüye feryat ederek ağlamamak üzere bizden söz aldı.”
En zor gününde hatırlıyordu Ümmü Atıyye (r.a) verdiği sözü.
Ve sadık kalıyordu söze.
Ve yola Hz. Peygamber (s.a.v) ile devam ediyordu.
Söz söz adım adım…
Elvida ÜNLÜ
..
Ümmü Atıyye de (r.a) verdiği söze sadık kalarak tam yedi gazada Allah Rasulü’nün (s.a.v) yanında oldu.
Bakalım neler diyor o günler için:
“Ben yedi gazada Rasulullah ile birlikteydim. Onlara yemek yapar su taşırdım. Geride kalan eşyalarını toplar yaralarını tedavi eder hastalarına bakardım.”
..
Sadece gazalarda hizmet vermekle yetinmezdi. Sanki Müslümanların arkasını toplamak vazifesiydi.
Arkadan gelir çocuklarının eşyalarını toplardı bir anne gibi.
Gerçekten Müslümanlara karşı öyle şefkatliydi.
Yedi gazaya katılmış o kadar kan görmüş kadın o değildi sanki.
Yüreği katılaşmamıştı. Zira o yine merhametinden o gazalardaydı.
İnsan kendine kıymasın diye…
Ve onları Allah Teala anlatırdı:
“Muhammed Allah’ın Rasulü’dür. O’nunla beraber olanlar kafirlere karşı çok çetin kendi aralarında çok merhametlidirler...” (Fetih 29)
..
Aynı zamanda Müslüman hanımların cenazelerini yıkardı.
Kim bilir kaç cansız ellere dokundu.
Kalpsiz kalmış kaç bedene.
Lakin bu da onun kalbini katılaştırmadı.
Anne şefkatiyle yıkar paklardı Rablerine varmadan önce.
Ve bir gün Rasulullah’ın (s.a.v) kızı Zeynep’i (r.a) yıkadı.
Rasulullah (s.a.v) Ümmü Atıyye’ye (r.a) Hz. Zeynep’i üç kez yıkamalarını şayet bir şey görülecek olursa yıkamayı beşe çıkarmalarını söyledi.
Ve şöyle buyurdu:
“Sağ tarafından ve abdest organlarından başlayın.”
…
Ve bir gün…
Ümmü Atıyye (r.a) imtihanda.
Her Müslümana anne şefkatiyle yaklaşan hatta onların hayvanlarına sahip çıkan Ümmü Atıyye (r.a) oğluyla imtihanda.
Zira oğlu vefat etmiş.
Bir anne için ne zor bir gün.
Fakat o metin.
Ağlıyor lakin
gözyaşları içine akıyor.
Ne isyan ne figan.
Zira biliyor. Gördü yaşadı ki bir gün Allah Rasulü’nün (s.a.v) oğlu vefat emişti.
Allah Rasulü’nün (s.a.v) inci gözlerinden inci damlaları dökülüyor. Sordular:
- Ey Allahın Rasulü sen bize bu gözyaşlarını yasaklamıştın. Oysa…
Allah Rasulü buyurdu:
- Ben size feryat figan edip üstünüzü başınızı yırtarak ağlamanızı yasakladım. Biz üzülürüz bu üzülme merhamet eseridir.
Göz yaş döker gönül hüzünlenir lakin biz Allah’a isyan edecek bir söz söylemeyiz.
Ümmü Atıyye de (r.a) ağlıyordu sessiz sessiz.
Şaşırdılar.
Nasıl oluyor da böyle sakin olabiliyor?
“Rasullullah’a biat ediyorduk.
O ölüye feryat ederek ağlamamak üzere bizden söz aldı.”
En zor gününde hatırlıyordu Ümmü Atıyye (r.a) verdiği sözü.
Ve sadık kalıyordu söze.
Ve yola Hz. Peygamber (s.a.v) ile devam ediyordu.
Söz söz adım adım…
Elvida ÜNLÜ