1-İlk Bakış/İlk Yanış
Olmasa da olurdu orası. Ama bir yön olmalıydı. Bir işaret eden, Birin işaret ettiği Bir yön, Bir yer, Bir mekân olmalıydı. Olmasa da olurdu ama olmalıydı. Yüzümüzü doğuya ya da batıya döndüğümüzün önemi lâmekân/mekânsız olan için, mekândan münezzeh/mekânla ilişkilendirilemeyecek olan için elbet önemsizdi.
Yani olmasa da olurdu. Ama olmalıydı; Biri işaret etmesi için, olmalıydı Birliği teşvik için Rabb bir, Kitab bir, peygamber bir ve nerede olursak olalım ona doğru kıyama duracağımız, el açıp ıslak kelimelerimizi yönelteceğimiz ve Dünyanın kalbi sayacağımız bir kıble/mekân/yer/yön! Olmalıydı ki birden Bire bir yol gitmeliydi ve eğer kalb açıksa İkra! birdenbire Birden inmeliydi!
Kâbenin şehri Mekkedeyim, olmasa da olacak olan ama olması gereken yerdeyim. Tut ki hayal âlemindeyim. Üstümdeki bu kefenimsi iki paralık, iki parçalık bez ile ne kadar da bir ayağı çukurdayım! Beyazın soğukluğunu hiç bu kadar sıcak hissetmemiştim. Bedenim ve gözlerim terliyor. Biraz da içim titriyor! Bir yolculuk ve öyle mekânlar ki kalbinin, gönlünün, ruhunun senden önce yola çıkıp senin dünya gözünle görmediğini çoktan gördüğü bir yolculuk ve mekânlar! Bedenin ruhu yakaladığı bir yolculuk! Cesedin cana kavuştuğu
Mekke sokaklarında yürümek Peygamberin nefesini verdiği havayı solumak! Dağ, ilk inen, eş, zulm, çöl, Habeşli köle, cahillerin babası, terk ediş ve fethediş ve siyah örtü& Ruhumun galeyana gelmesi, kabına sığmaması!..
Hayy Allah!
Mekke sokaklarında, baş önde! İlk görüş, ilk dua hazırlığı bu. Kaçamak bakışlar sanki harama bakmak gibi ar geliyor, zûl geliyor. Gönlümde, fikrimde Ah, ömrümün sonunda beni bekleyen bu yolun sonundaki olsaydı da ben hayatım boyunca hep böyle baş önde gezseydim düşüncesi. Mekke, Kâbe, peygamberlerin ateşi, peygamber yâranlarının sevdası
Hû Allah; bu gönle başka bir kap bulmalı!
Baş önde, beden nihayet soğuk beyaz mermerin üzerinde
Bakabilirsiniz Bakabiliriz! Bakmalı mıyız? Bakarsak yanar, bakmazsak susuzluktan çatlar gibi aşktan çatlar mıyız? Ama bakabilirsiniz bilirseniz Ah o ilk görüş! İlk bakış İlk çarpılış! Allahın evine ilk yanış Neydi ilk edeceğim dua! Neydi hayat ve de ölüm! Dünya neydi cennet/cehennem ve neydi kaygılarım, sıkıntılarım, dert edindiklerim! Burada sadece huzur var! Burada sadece Selam! saliselik düşünüşler, saliselik hissiyatlar ama ömre bedel bir duruş! Sevinç, mutluluk, gözyaşı, pişmanlık ve tevbe Dile gönlün, gönle Rabbin düşürdüğü ilk dua niyetine;
Ya Rabb; Beni duası makbul, razı olduğun dostlarından kıl ve geçmiş gelecek tüm günahlarımı afveyle!
Âmin, Âmin, Âmin
Ortalık yangın yeri! Herkeste bir koşturmaca, herkeste bir telâşe; bu ateş hiç sönmemeli Sönmesin diye yetmiş iki millet, ateşin etrafında nasıl da pervane misali! Aldığım ve paylaştığım ilk mesaj; Aşk okyanusunda bir katre, renk cümbüşünde bir damla gibiyim& Hiçken, bir şeyden sayılıp Her şeyin arasına katılmak Evet, ne hiç olmak ne de kendi başına bir olmak Hiçlikten ve benlikten sıyrılıp Her Bir Şeyin arasına katılmak! Sen, artık sen olmamak, varlığını unutmak, milyonlar ile yekvücud olup sadece Hû demek Hû sesine karışmak Mümkünse Hû sesi ile Hûda kaybolmak!
Hû Allah, Lâmevcûdu illAllah! Hû!..
Bu ateş sönmesin diye, dönmeye devam! Bu dönüş ne kadar da tanıdık! Tıpkı Mevlevîlerin semâsı gibi Tıpkı Halvetîlerin zikri gibi Ya da uzayda Samanyolu galaksisindeki gezegenlerin ve ya da bir atomun çekirdeği etrafındaki elektronların dönüşü gibi& İşte; zerreden kütleye, en küçükten en büyüğe zaten her ân gerçekleşiyor olan bu dönüşün sen de içindesin. Hem de Aşkın merkezinde, Dünyanın kalbindesin! Bu dönüş tabir-i caizse her malzemeyi tek bir kapta -ki o kap Kâbe- toplayıp bir tek şey yapmak için çırpılıştır; bedenen sen gibi olmayanlarla ama ruhen sen olanlarla/o olduklarınla beraber çırpılmaktır
Olmasa da olurdu orası. Ama bir yön olmalıydı. Bir işaret eden, Birin işaret ettiği Bir yön, Bir yer, Bir mekân olmalıydı. Olmasa da olurdu ama olmalıydı. Yüzümüzü doğuya ya da batıya döndüğümüzün önemi lâmekân/mekânsız olan için, mekândan münezzeh/mekânla ilişkilendirilemeyecek olan için elbet önemsizdi.
Yani olmasa da olurdu. Ama olmalıydı; Biri işaret etmesi için, olmalıydı Birliği teşvik için Rabb bir, Kitab bir, peygamber bir ve nerede olursak olalım ona doğru kıyama duracağımız, el açıp ıslak kelimelerimizi yönelteceğimiz ve Dünyanın kalbi sayacağımız bir kıble/mekân/yer/yön! Olmalıydı ki birden Bire bir yol gitmeliydi ve eğer kalb açıksa İkra! birdenbire Birden inmeliydi!
Kâbenin şehri Mekkedeyim, olmasa da olacak olan ama olması gereken yerdeyim. Tut ki hayal âlemindeyim. Üstümdeki bu kefenimsi iki paralık, iki parçalık bez ile ne kadar da bir ayağı çukurdayım! Beyazın soğukluğunu hiç bu kadar sıcak hissetmemiştim. Bedenim ve gözlerim terliyor. Biraz da içim titriyor! Bir yolculuk ve öyle mekânlar ki kalbinin, gönlünün, ruhunun senden önce yola çıkıp senin dünya gözünle görmediğini çoktan gördüğü bir yolculuk ve mekânlar! Bedenin ruhu yakaladığı bir yolculuk! Cesedin cana kavuştuğu
Mekke sokaklarında yürümek Peygamberin nefesini verdiği havayı solumak! Dağ, ilk inen, eş, zulm, çöl, Habeşli köle, cahillerin babası, terk ediş ve fethediş ve siyah örtü& Ruhumun galeyana gelmesi, kabına sığmaması!..
Hayy Allah!
Mekke sokaklarında, baş önde! İlk görüş, ilk dua hazırlığı bu. Kaçamak bakışlar sanki harama bakmak gibi ar geliyor, zûl geliyor. Gönlümde, fikrimde Ah, ömrümün sonunda beni bekleyen bu yolun sonundaki olsaydı da ben hayatım boyunca hep böyle baş önde gezseydim düşüncesi. Mekke, Kâbe, peygamberlerin ateşi, peygamber yâranlarının sevdası
Hû Allah; bu gönle başka bir kap bulmalı!
Baş önde, beden nihayet soğuk beyaz mermerin üzerinde
Bakabilirsiniz Bakabiliriz! Bakmalı mıyız? Bakarsak yanar, bakmazsak susuzluktan çatlar gibi aşktan çatlar mıyız? Ama bakabilirsiniz bilirseniz Ah o ilk görüş! İlk bakış İlk çarpılış! Allahın evine ilk yanış Neydi ilk edeceğim dua! Neydi hayat ve de ölüm! Dünya neydi cennet/cehennem ve neydi kaygılarım, sıkıntılarım, dert edindiklerim! Burada sadece huzur var! Burada sadece Selam! saliselik düşünüşler, saliselik hissiyatlar ama ömre bedel bir duruş! Sevinç, mutluluk, gözyaşı, pişmanlık ve tevbe Dile gönlün, gönle Rabbin düşürdüğü ilk dua niyetine;
Ya Rabb; Beni duası makbul, razı olduğun dostlarından kıl ve geçmiş gelecek tüm günahlarımı afveyle!
Âmin, Âmin, Âmin
Ortalık yangın yeri! Herkeste bir koşturmaca, herkeste bir telâşe; bu ateş hiç sönmemeli Sönmesin diye yetmiş iki millet, ateşin etrafında nasıl da pervane misali! Aldığım ve paylaştığım ilk mesaj; Aşk okyanusunda bir katre, renk cümbüşünde bir damla gibiyim& Hiçken, bir şeyden sayılıp Her şeyin arasına katılmak Evet, ne hiç olmak ne de kendi başına bir olmak Hiçlikten ve benlikten sıyrılıp Her Bir Şeyin arasına katılmak! Sen, artık sen olmamak, varlığını unutmak, milyonlar ile yekvücud olup sadece Hû demek Hû sesine karışmak Mümkünse Hû sesi ile Hûda kaybolmak!
Hû Allah, Lâmevcûdu illAllah! Hû!..
Bu ateş sönmesin diye, dönmeye devam! Bu dönüş ne kadar da tanıdık! Tıpkı Mevlevîlerin semâsı gibi Tıpkı Halvetîlerin zikri gibi Ya da uzayda Samanyolu galaksisindeki gezegenlerin ve ya da bir atomun çekirdeği etrafındaki elektronların dönüşü gibi& İşte; zerreden kütleye, en küçükten en büyüğe zaten her ân gerçekleşiyor olan bu dönüşün sen de içindesin. Hem de Aşkın merkezinde, Dünyanın kalbindesin! Bu dönüş tabir-i caizse her malzemeyi tek bir kapta -ki o kap Kâbe- toplayıp bir tek şey yapmak için çırpılıştır; bedenen sen gibi olmayanlarla ama ruhen sen olanlarla/o olduklarınla beraber çırpılmaktır