- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
01 Ocak 2008
I
Petek petek doğranmış mezarlıktayız
Dolunayla açılan bir tabutun sırrında
Nurun şâhikasında elem noktasındayız
II
Çam kozalaklarının düşüşü ve devşirilen korkular
Mumyalanmış fısıltılar korku piramidinde
Azrail gecenin sükûtunda soluklanırken
Dört Elif miktarı şarkısıyla mest ediyor secdesi
Mavera yazgılarında uçuşan
Üryan gecelerde kuyuları aydınlatan uçuç böceği…
Gölgenin kanamış kefende dirilişi
Ulvî ahengi göğün korlarıyla tutuşturmaya hazır
Davudî sesinde ağıt yakan kelebekler
Süzüyor toprağa bir yürek dolusu müsvedde közü…
III
Dolunay şahlanınca yıkılıyor darağacını
Gözbebekleri dolunca çatlıyor gök
Mezarlık, çam ağacının rayihasından
Çöl ahusu Leyla’dan bir demet ölüm sunuyor…
Yuvarlandıkça zikrediyor, sevdikçe korkuyor
Çağıldayan Nil nehrinde
Akıntıyı yara yara ilerliyor
Taşıyabildiği kadar umudu sığdırarak gemisine
Yıldızların uzamında gece gündüz yol alıyor Anka
Bir yanda açılan mezarları dolduruyor yağmur
Diğer yanda yürekleri eritiyor çöl kuyularında kar
Kanlanmış uçurtmalar kıyameti andırıyor
Şehla gözlerde hüzünler derde derman oluyor…
IV
Tan yeri ağarırken
Acının şavkında erirken umut muştusu
Eleğimsağmanın harika renklerinde yaralı bir kuş
Serçenin gözyaşında dirilen esrik notada
Med cezirlerin arasında ölüm-kalım mücadelesi…
V
Göğsünde titrek ve masum ateşi
Kavuruyor güneşi, yıldızlar acizliği yansıtıyor
Sevda tortularını hokkasından damıtırken
Kanat çırpıyor Kaf dağında Ferhat’ı bulmaya
Adanmış aşkların arasından geçerek
Ten kafesinden sürgüne uçuyor
Kalem suskun, kelam lâl
Kevser havuzunda yârın omzuna konuyor…
Yunus Emre Tozal...
I
Petek petek doğranmış mezarlıktayız
Dolunayla açılan bir tabutun sırrında
Nurun şâhikasında elem noktasındayız
II
Çam kozalaklarının düşüşü ve devşirilen korkular
Mumyalanmış fısıltılar korku piramidinde
Azrail gecenin sükûtunda soluklanırken
Dört Elif miktarı şarkısıyla mest ediyor secdesi
Mavera yazgılarında uçuşan
Üryan gecelerde kuyuları aydınlatan uçuç böceği…
Gölgenin kanamış kefende dirilişi
Ulvî ahengi göğün korlarıyla tutuşturmaya hazır
Davudî sesinde ağıt yakan kelebekler
Süzüyor toprağa bir yürek dolusu müsvedde közü…
III
Dolunay şahlanınca yıkılıyor darağacını
Gözbebekleri dolunca çatlıyor gök
Mezarlık, çam ağacının rayihasından
Çöl ahusu Leyla’dan bir demet ölüm sunuyor…
Yuvarlandıkça zikrediyor, sevdikçe korkuyor
Çağıldayan Nil nehrinde
Akıntıyı yara yara ilerliyor
Taşıyabildiği kadar umudu sığdırarak gemisine
Yıldızların uzamında gece gündüz yol alıyor Anka
Bir yanda açılan mezarları dolduruyor yağmur
Diğer yanda yürekleri eritiyor çöl kuyularında kar
Kanlanmış uçurtmalar kıyameti andırıyor
Şehla gözlerde hüzünler derde derman oluyor…
IV
Tan yeri ağarırken
Acının şavkında erirken umut muştusu
Eleğimsağmanın harika renklerinde yaralı bir kuş
Serçenin gözyaşında dirilen esrik notada
Med cezirlerin arasında ölüm-kalım mücadelesi…
V
Göğsünde titrek ve masum ateşi
Kavuruyor güneşi, yıldızlar acizliği yansıtıyor
Sevda tortularını hokkasından damıtırken
Kanat çırpıyor Kaf dağında Ferhat’ı bulmaya
Adanmış aşkların arasından geçerek
Ten kafesinden sürgüne uçuyor
Kalem suskun, kelam lâl
Kevser havuzunda yârın omzuna konuyor…
Yunus Emre Tozal...
yunuz emre tozalın demeleride çok güzel