Üşüyorum ...
Güneşler ufkumdan erken hicret ediyor, üşüyorum.
En deli rüzgarlarla savrulansavrulan yapraklara ağıt yakıyorum gecenin koynunda.
Gözleri sürmeli gecenin yanağı gamzeli yıldızları kayar içime, içimde bir mahşer kaynar.
Ben yine de üşüyorum .
En sıcak yazlar, öksüz bırakıp gittiler beni. Çaresiz, günsayıyorum cemrelere &
Hasretlerimi ısıtan kardelenim nerede?
Papatyalar, kan kırmızısı gelincikler ve dağ lalesi yokartık. Baharlarla söyleşim kış uykusunda. Zemherilerde uyku tutmazkirpiklerimi. Yalnızlık mersiyelerinde teselli ararım. Yüreğim kardelen tohumlarına ninniler söyler &
Üşüyorum!
Karanlığından ve kanımı dolduran soğuğundan kaçtığım şehir, hasretlerimin zindanı &
Kör kuyularda güzeller sultanı, iffet abidesi Yusuf gibi sabahlamadan fecrin firakından, zindan duvarlarının soğuğunu okşamak varmış.
Sevdamın ve hasretlerimin bedelini ödüyorum.
Merhamet dilenirim beton duvarlardan iğreti duran yapma çiçeklere,en çok da ak bir zambağa beyaz umutlarla bakarım.Gönül vadimin sevda yamaçlarında tül tül açan zambaklar,umutlarımı ısıtır.
Aşk dantelamda mağrurca filizlenir birzambak. Dilimde hecelediğim, ölümsüz ve günahsız aşkların Mona Rozasıdır.Dudağımdaki buruk tebessüm, Vadideki Zambaktan geriye kalan tatlı bir hatıradır benim için.
Sırma saçlı gecenin kâküllerini okşuyorum titreyen ellerimle, üşüyen yüreğimle.
Güneşin üşüyen ruhumu ısıtacağıdakikaları çağırırım hasret türküleri söyler gibi. Güneş yüzlü sevgiliyi çağırırım & Güneşi beklerim, umudu koynunda taşıyan bir anne gibi. Güne bakan gibi boynum yarı bükük, ümitlerim ve hasretlerim dağların doruklarında gezinir, nazarları ardı sıra sürükleyerek.
Ve ben, umutlarım ve ümitlerim kadar beklerim bir kardelen çiçeğini. Hasretlerimi ısıtan kardelenlerim, isyankar duygularla yönelir göğe. İnançlı direnişlerle kaldırır başını. Yüreğimi ısıtan isyankar bakışlar, ağır ağır sevda damıtır, çöl kumlarını aşarak gözyaşı pınarları akıtan gözbebeklerime.
Biz dağların güzelliğine vurgun çobanlarız. En çok da bülbül seslerinin yanıklığında severiz dağların kızıllığını.
Yaban gülleri açarken, üşüyen hasretlerim ısınır. İçten seslenişlerlebir kuzu annesini bulduğunda, soğukluğunda yüzümü yıkadığım pınar üşütmez beni. Ve ben bilirim, gün olur çöl kumları yakmaz, sevda azığı sırtındabir mecnunu. Ve ben bilirim, kardelen tohumu taşıyan yüreğimde ısınır bazen kanadı kırık bir serçe kuşu.
Alnımın ve ellerimin toprağı okşadığı an bir çiğdem çiçeğe durur,bir buğday başağa &
Üşüyen ellerim, dağların doruğuna hasret yüreğim, cemrelerle ısınır. Dağların yamaçlarından, cemrelerle eriyen karların sel olup akışını seyre dalarım. İçimden güneşlerle, mağrur bakışlı kardelenlerin sevdasıyla beslenen ırmaklar akar. Duygularım sevdalaşır, bir bulut olur ısınmış duyarlılığımla . Ağlamaya hazır bir bulut &
Sevgiliye gönül bağlayan kalbimde güneşler doğar, hicranla yanan ben olurum.
Hasretlerim ısınacak & Bir bebek, şefkat dolu kucaklarda gül gibi koklanacak. Yetim saçlara denizin dibinde yüzüyor gibi dokunan eller, gözyaşlarını silecek. Yetimler ağlamayacak. Güneşlerin öksüz bıraktığı ruhum ağlamayacak. Geceleri çöl soğuğunda üşüyen yavru ceylanlar, sıcaklığın teselli oluklarını, annelerinin şefkat pınarlarıyla besleyecek.
Üşüyorum!
Bir sevda sözü ya da bir aşk fısıltısı ısıtacak üşüyen yüreğimi, biliyorum.
Masumiyeti göğsünde taşıyan bir bebeğin tebessümleri, yorgunluğumu ısıtacak, biliyorum.
Bir anne şefkati ya da dost nağmeleri, ısıtacak mazimin küllenmiş hatıralarını.
Mesafelerinden merhamet dilendiğim uzak diyarlardan gelen sevda yüklü hasret mektupları, ısıtacak üşüyen ruhumu, biliyorum.
Ben ısınacağım, dışarıda mevsimin,şehrin ve de insanların soğukluğuna rağmen.
Üşüyen ellerimle tuttuğum kalemim ısınacak.Yüreğimden tank gibi geçen kelimeler,rengini zirvelere taht kurmuş karlardan alan beyaz sayfaları ısıtacak biliyorum.
Isınacağım!
Bir kardelen, hasretlerimi ısıtacak; kar beyazı güzelliğiyle yıkayacak kalbimi &
&
Ve ben, gönül kâbeme astığım aşk fermanımı, kardelen çiçeklerinin sıcaklığıyla okuyacağım.
Güneşler ufkumdan erken hicret ediyor, üşüyorum.
En deli rüzgarlarla savrulansavrulan yapraklara ağıt yakıyorum gecenin koynunda.
Gözleri sürmeli gecenin yanağı gamzeli yıldızları kayar içime, içimde bir mahşer kaynar.
Ben yine de üşüyorum .
En sıcak yazlar, öksüz bırakıp gittiler beni. Çaresiz, günsayıyorum cemrelere &
Hasretlerimi ısıtan kardelenim nerede?
Papatyalar, kan kırmızısı gelincikler ve dağ lalesi yokartık. Baharlarla söyleşim kış uykusunda. Zemherilerde uyku tutmazkirpiklerimi. Yalnızlık mersiyelerinde teselli ararım. Yüreğim kardelen tohumlarına ninniler söyler &
Üşüyorum!
Karanlığından ve kanımı dolduran soğuğundan kaçtığım şehir, hasretlerimin zindanı &
Kör kuyularda güzeller sultanı, iffet abidesi Yusuf gibi sabahlamadan fecrin firakından, zindan duvarlarının soğuğunu okşamak varmış.
Sevdamın ve hasretlerimin bedelini ödüyorum.
Merhamet dilenirim beton duvarlardan iğreti duran yapma çiçeklere,en çok da ak bir zambağa beyaz umutlarla bakarım.Gönül vadimin sevda yamaçlarında tül tül açan zambaklar,umutlarımı ısıtır.
Aşk dantelamda mağrurca filizlenir birzambak. Dilimde hecelediğim, ölümsüz ve günahsız aşkların Mona Rozasıdır.Dudağımdaki buruk tebessüm, Vadideki Zambaktan geriye kalan tatlı bir hatıradır benim için.
Sırma saçlı gecenin kâküllerini okşuyorum titreyen ellerimle, üşüyen yüreğimle.
Güneşin üşüyen ruhumu ısıtacağıdakikaları çağırırım hasret türküleri söyler gibi. Güneş yüzlü sevgiliyi çağırırım & Güneşi beklerim, umudu koynunda taşıyan bir anne gibi. Güne bakan gibi boynum yarı bükük, ümitlerim ve hasretlerim dağların doruklarında gezinir, nazarları ardı sıra sürükleyerek.
Ve ben, umutlarım ve ümitlerim kadar beklerim bir kardelen çiçeğini. Hasretlerimi ısıtan kardelenlerim, isyankar duygularla yönelir göğe. İnançlı direnişlerle kaldırır başını. Yüreğimi ısıtan isyankar bakışlar, ağır ağır sevda damıtır, çöl kumlarını aşarak gözyaşı pınarları akıtan gözbebeklerime.
Biz dağların güzelliğine vurgun çobanlarız. En çok da bülbül seslerinin yanıklığında severiz dağların kızıllığını.
Yaban gülleri açarken, üşüyen hasretlerim ısınır. İçten seslenişlerlebir kuzu annesini bulduğunda, soğukluğunda yüzümü yıkadığım pınar üşütmez beni. Ve ben bilirim, gün olur çöl kumları yakmaz, sevda azığı sırtındabir mecnunu. Ve ben bilirim, kardelen tohumu taşıyan yüreğimde ısınır bazen kanadı kırık bir serçe kuşu.
Alnımın ve ellerimin toprağı okşadığı an bir çiğdem çiçeğe durur,bir buğday başağa &
Üşüyen ellerim, dağların doruğuna hasret yüreğim, cemrelerle ısınır. Dağların yamaçlarından, cemrelerle eriyen karların sel olup akışını seyre dalarım. İçimden güneşlerle, mağrur bakışlı kardelenlerin sevdasıyla beslenen ırmaklar akar. Duygularım sevdalaşır, bir bulut olur ısınmış duyarlılığımla . Ağlamaya hazır bir bulut &
Sevgiliye gönül bağlayan kalbimde güneşler doğar, hicranla yanan ben olurum.
Hasretlerim ısınacak & Bir bebek, şefkat dolu kucaklarda gül gibi koklanacak. Yetim saçlara denizin dibinde yüzüyor gibi dokunan eller, gözyaşlarını silecek. Yetimler ağlamayacak. Güneşlerin öksüz bıraktığı ruhum ağlamayacak. Geceleri çöl soğuğunda üşüyen yavru ceylanlar, sıcaklığın teselli oluklarını, annelerinin şefkat pınarlarıyla besleyecek.
Üşüyorum!
Bir sevda sözü ya da bir aşk fısıltısı ısıtacak üşüyen yüreğimi, biliyorum.
Masumiyeti göğsünde taşıyan bir bebeğin tebessümleri, yorgunluğumu ısıtacak, biliyorum.
Bir anne şefkati ya da dost nağmeleri, ısıtacak mazimin küllenmiş hatıralarını.
Mesafelerinden merhamet dilendiğim uzak diyarlardan gelen sevda yüklü hasret mektupları, ısıtacak üşüyen ruhumu, biliyorum.
Ben ısınacağım, dışarıda mevsimin,şehrin ve de insanların soğukluğuna rağmen.
Üşüyen ellerimle tuttuğum kalemim ısınacak.Yüreğimden tank gibi geçen kelimeler,rengini zirvelere taht kurmuş karlardan alan beyaz sayfaları ısıtacak biliyorum.
Isınacağım!
Bir kardelen, hasretlerimi ısıtacak; kar beyazı güzelliğiyle yıkayacak kalbimi &
&
Ve ben, gönül kâbeme astığım aşk fermanımı, kardelen çiçeklerinin sıcaklığıyla okuyacağım.