UYDURULMUŞ HADİSLER
Toplumda din adına oluşmuş yanlış inanç ve amellerin ekserisi Mevzu/ uydurulmuş Hadislerden kaynaklanmaktadır. Halkın cahil kesimi, bunları sorgulayıp ayıklayamamış, çok sevdiği Peygamberine nispet edilen yalanları kemal-i hürmetle benimsemiş, hatta bu yalanlara sarılmanın kendisine şehit sevabı bile kazandıracağına inanmıştır.
Uydurulmuş hadislerin toplumda yapmış olduğu tahribat maalesef TAMİR EDİLEMEZ boyuttadır. Bizim amacımız, karınca kararınca Müslüman kardeşlerimizin dikkatlerini çekmek ve arı duru İslamı kendilerine takdim ve tavsiye etmektir.
UYDURULMUŞ HADİS NEDİR ?
Bir kimsenin uydurup, iftira ederek peygamberimize nispet ettiği hadislerdir. Yani, peygamberimizin demediği bir sözü, yapmadığı bir davranışı, onaylamadığı bir şeyi, peygamberimiz dedi, yaptı, onayladı diye ortaya atmaktır.
Uydurma hadisleri konu alan yüzlerce kitap yazılmış, bu kitaplarda hadis uyduran kişiler, hadis uydurulan konular ve uydurulmuş hadisler tek tek açıklanmıştır.
Ama bugünkü nemelazımcı Müslüman tipi bunları araştırıp inceleyeceği yerde maalesef atalarının yolundan gitmiş, onlardan gördüklerinin yalan yanlış ayırdını yapmadan takipçisi ve uygulayıcısı olmuştur.
Konunun bilimsel analizi çok uzun ve herkesin anlayacağı türden olmadığından biz, burada kısaca işin özünü sunup faydalı olmak arzusundayız.
HADİS UYDURMA İLK NE ZAMAN BAŞLADI ?
Dünyada her zaman insanları en iyi kandırmanın yolu; Allahı, peygamberi, Kuranı, yani kısaca dini alet olarak kullanmak olmuştur. Bu tip aldatmalar, sadece İslâm tarihine de özgü değildir. İnsanlık, tarihinin her döneminde dinî inançları kullanılarak istismar edilmiştir.
Kuranı tahrif edemeyeceklerini görenler, tabiri caizse surda delik açmanın Kuran dışında bir takım yalanlarla mümkün olabileceğini düşünüp, kötü emellerini hadis uydurmak suretiyle gerçekleştirmişlerdir.
İslâm tarihinde ilk hadis uydurması peygamberimizin sağlığında yapılmış; bir kişinin sevdiği kızı alabilmek için peygamberimizin ağzından bir yalan uydurması ile başlamıştır. Bunu duyan peygamberimiz ise herkesi uyarmıştır:
Kim bilerek ve kasten benim üzerime bir yalan söylerse ateşten yerine yerleşsin.
O zamanki Müslümanların nitelikleri bu tip bir cinayete zaten elvermiyordu. Onlar Kuran ile terbiye olmuş ve eğitilmiş kişilerdi. İşin ciddiyeti gereği, ince eleyip sık dokurlardı ve her duyduklarının peygamberimizden de teyidini alırlardı. Peygamberimizden sonra Ebu Bekir ve Ömer dönemlerinde de hadis uydurma pek görülmemiştir. Gerçi peygamberimizin ölümünden sonra ilk halife seçimi sırasında ortaya atılan İmamlar Kureyşten olacaktır hadisi tartışılmıştır ama peygamber ağzından söz aktarma o dönemde yaygın değildir.
Osmanın öldürülmesinden sonra ise Müslümanlar arasında inanılmaz fitne ve olaylar baş göstermiş ve bunların taraftarları, otuz-kırk bin Müslümanın hatta sahabenin kanına girenler, olaylara ve tuttukları yola bir dayanak bulma mecburiyetine düşerek, hadis uydurmaya hatta uydurtmaya başlamışlardır. Herkes kendini öven, karşı anlayışı da yeren hadisler ortaya atmaya başlamış ve ilk hadis uydurma harekâtı böyle başlamıştır.
Ömer ve Alinin birkaç sahabeyi azarladıkları ve tartakladıkları olmuşsa da uydurma hadislerle mücadeleyi ilk defa ciddiye alan ve ayıklamayı ilk emreden Halife Ömer b. Abdülaziz olmuştur. Harun er-Raşid de hadis uyduranları katletmiştir.
Büyük hadis bilgini Abdullah b.El Mübarek bir gurup bilginle birlikte, uydurulmuş hadislerin tespit ve ayıklanmasına büyük emek vermiştir. (Allah onlardan razı olsun.)
HADİS UYDURMANIN AMAÇLARI:
1- Müslümanları içlerinden kendi silâhlarıyla vurmak, arı duru İslâmı tahrif ederek dini yozlaştırmak. (Bu amaç için genellikle Yahudi kökenli kişiler çok hadis uydurmuşlardır.)
2- Bazı mezhep ve tarikat gibi ekollerin kendilerini güçlendirmek ve taraftar toplama gayretleri.
3- Cahil halkın sömürülmesi.
4- Devlet adamlarına yaranabilmek, onlardan makam mevki koparabilmek.
5- Din adamı geçinen bazı sapık ve cahil kimselerin, halkı ibadet ve takvaya gayret ettirmek, kötü şeylerden de uzak tutabilmek için peygamber adına hadis uydurmanın yararlı olacağı inancına sahip olmaları.
6- Siyasi çıkarlar. (İlk kez Osman ve Ali ihtilâfı döneminde yaygınlaşan uydurmacılık daha sonra Şamda saraylarda devam etmiştir. İstanbulun fethini müjdeleyen hadis de o dönem uydurmalarındandır.)
7- Irk, kabile, dil, şehir ve imam taraftarlığı. (FANATİZM)
8- Gaflet, cehalet, kibir. (Bazı raviler iyi ezberleyememiş, bazıları bunamış durumda hadis rivayet etmişlerdir. Bazıları yanlışı ortaya çıkınca düzeltmemiş, bazıları da karıştırmıştır.)
UYDURULMUŞ HADİS NASIL BELLİ OLUR ?
Bunun bir çok yolu ve usulü olmasına rağmen, bilimsel yöntemlerin herkes tarafından bilinmesi ve uygulanması imkânsızdır. Bu sebeple burada pratik ipuçları veriyoruz:
Uydurulmuş hadis;
1- Kuran ve sahih sünnete aykırıdır.
2- Anlamı bozuktur.
3- Akla, bilime, tecrübeye, müşahedeye ve evrensel normlara ters düşer.
4- Ahlâksız, kişiliksiz, yalancı, çıkarcı vs. kişiler tarafından ortaya atılmıştır.
5- Rivayetteki sözler ve rivayetin konusu, peygambere yakışmayacak ölçüde bayağıdır.
6- Bir çok insan tarafından duyulması lâzım gelen konularda sadece bir kişi tarafından rivayet edilmiştir.
7- Rivayet eden kişinin çıkarları doğrultusundadır.
8- Tarihî ve coğrafî bilgilere uymaz.
9- Peygamber tarafından rüyada öğretildiği iddiası ile sunulur.
Uydurulmuş hadisleri tespit etmenin bunlara benzer daha bir çok yolu vardır. Ama bunların en sağlamı ve en kısa yolu hadisin KURAN İLE SAĞLAMASINI YAPMAKtır. Nasıl ki sarraflar altının saflık derecesini mihenk taşı ile tespit ederlerse, Müslümanlar da bir rivayetin doğru olup olmadığını Kuran ile sağlama yaparak tespit etmelidirler. Kurana ters olanların yalan ve uydurma oldukları kesindir.
Meselâ;
bir çok hadis kitaplarında,VELED-İ ZİNA CENNETE GİREMEZ ve ÖLÜ, ARKASINDAN EHLİNİN AĞLAMASI NEDENİYLE AZAP OLUNUR hadisleri yer almaktadır. Kuran ile sağlaması yapıldığında bu rivayetlerin Enâm suresinin, 164. ayetine aykırı oldukları görülmektedir:
Şunu da söyle: Allah her şeyin Rabbi iken Ondan başka bir rab mı arayayım? HERKESİN KAZANDIĞI KENDİ ÜSTÜNDE KALIR. HİÇ BİR GÜNAHKÂR BAŞKA BİR GÜNAHKÂRIN YÜKÜNÜ TAŞIMAZ. Sonunda dönüşünüz rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri o size haber verecektir.
Başka bir örnek olarak;
Bir kimse her gün yüzünden iki yüz ayet okursa ......MÜŞRİKLERDEN OLSA BİLE, ALLAH ANA BABASININ AZABINI HAFİFLETİR. rivayetinin sağlamasını yaparsak, bu rivayetin de Bakara suresinin 86. ve 162. ayetleri ile Nahl suresinin 85. ayetine ters düştüğü görülmektedir. Yani bu hadis de kesin olarak uydurmadır.
Biz, yukarıda verdiğimiz esas ölçüleri doğrultusunda, her akıllı kişinin bu ölçülerle araştırma ve ayıklama yapabileceğine inanmaktayız. Dolayısıyla, kimden duyulursa duyulsun, hangi kitaptan okunursa okunsun her rivayetin mutlaka tahlili yapılmalı, yani her rivayet elekten geçirilmelidir. Toplumda sağlam diye bilinen kitaplar da buna dahildir. Onların içinde de yüzlerce yalan ve yanlış vardır.
İşte Sahih-i Buhariden bir örnek; Kitabü-l Enbiya 83 numaralı hadis. Metin ve meali birlikte sunuyoruz:
...Ebu hureyre RA. Şöyle demiştir. Rasulüllah SA. Şöyle buyurdu: Âdem ile Mûsâ birbirine huccet getirip çekiştiler. Mûsâ, Âdeme:
-Sen, günâhın seni cennetten çıkarmış olduğu Âdemsin, dedi.
Âdem de Mûsâya:
-Sen Allahın risâletleri ve kelâmı ile seçip üstün kıldığı Mûsâsın. Sonra sen, ben yaratılmadan evvel üzerime takdir edilmiş bir işten dolayı beni kınıyorsun, dedi.
Bunun ardından Rasulüllah iki kere: böylece Âdem Mûsâya delil ve bürhanla gâlip oldu buyurdu.
Âdem ve Musa peygamberlerin yaşadıkları yerler ve yaşadıkları zamanlar itibariyle bir araya gelerek konuşmaları mümkün değildir. Bu rivayet hem tarihî hem coğrafî hem de Kuranın verdiği bilgilere ters düşmektedir. O hâlde uydurmadır. Görüldüğü gibi, sağlam denilenlerin içerisinde de buna benzer uydurmalar vardır (hatta yüzlercesi vardır). Bazı rivayetlere ise uydurma sıfatı yetmemektedir. Çünkü içlerinde Kuranın NOKSAN olduğunu iddia edecek kadar, rezil olanları bulunmaktadır.
Sonuç olarak, asılları Arapça olan yüzlerce uydurma hadis kitapları içerisinde on binlerce uydurulmuş hadis vardır. Çeşitli kaynaklar bunların sayısının tam olarak bilinemediğini ama kırk elli bin dolaylarında tahmin edildiğini yazarlar. Bu uydurulmuş hadislerin çoğu, daha sonra uyduranlar tarafından itiraf edilip açıklanmıştır. Ama buna rağmen bu uydurmaları kitaplardan ve toplumdan söküp atmak mümkün olmamıştır.
Ülkemizde bunların meşhur olanları ve dilimize çevrilmiş olanları da vardır. Meselâ İmam-ı Gazalinin İhya-ü Ulumü-d Dini, Tenbihü-l Gafilin, Dürretü-n Nasihin kitapları bunlardan bazılarıdır. Tasavvuf ve Tarikat çevrelerinde elden ele dolaşan kitaplar ve risaleler, İslâmî bir mahiyet taşımadığından konumuzu ilgilendirmemektedir.
KONULARI İTİBARİYLE, OY BİRLİĞİYLE UYDURMA OLDUĞU KABUL EDİLEN HADİSLER:
1- Kuran surelerinin faziletlerini konu edinen hadisler.
2- Aklı yeren hadisler.
3- Haftanın belirli günlerinde nafile namazları öven ve tavsiye eden hadisler.
4- Recep ve Şaban aylarının faziletini ve bu aylarda tutulan orucun faziletini konu alan hadisler.
5- Aşure günüyle ilgili hadisler.
6- Peygamberimizin eşi Ayşeye Humeyra (sarışın)diye hitap eden hadisler.
7- Kutuplar, gavslar gibi tarikat ve tasavvuf imamlarını konu alan hadisler.
8- Mehdi ile ilgili hadisler.
9- Şehirleri öven, bazı şehirlerin faziletlerinden bahseden hadisler.
10- Gaybe ait, yani geleceğe dair tarih veren hadisler. (Şu tarihte şu olacak, şu gün şu olur gibi.)
11- Bekârlığı öven hadisler.
12- Horoz, güvercin ve tavuk ile ilgili hadisler.
13- Peygamberler ve bazı kişilerin kabirleri hakkındaki hadisler.
14- Ebu Hanife ve İmam-ı Şafinin adlarının anıldığı hadisler.
15- Mürcie, Cehmiyye, Kaderiyye, Eşariyye mezheplerinden bahseden hadisler.
16- Kıyamet alametlerinin belirli aylarda ortaya çıkacağını haber veren hadisler.
17- Bir peygamberden daha çok bir ihtisas sahibinin tavsiyelerine benzeyen hadisler. Meselâ; Keşkek beli kuvvetlendirir, Yumurta ve soğan kısırlığı giderir hadisleri gibi.
18- İmanın artıp eksilmesine dair hadisler.
19- Medine, Mekke ve Kudüsün dışındaki şehirleri öven ya da kötüleyen hadisler.
20- Sevap veya ceza konusunda çok abartılı hadisler.
21- Hızır ve İlyasın hayatta olduklarına dair hadisler.
22- Abbasoğullarının hilâfetini haber veren hadisler.
23- Arapı, Kureyşi ölçüsüz öven, diğer ırkları yeren hadisler.
24- Satranç ile ilgili hadisler.
25- Çocuğa Ahmed, Muhammed adını koymanın faziletine dair hadisler.
26- Evlâdı ve malı kötüleyen hadisler. (Sizden birinizin yüz altmış yılından sonra köpek eniği yetiştirmesi, çocuk yetiştirmesinden daha hayırlıdır hadisi gibi.)
27- İfade tarzı ve içeriği saçma olup peygambere yakışmayan hadisler
28- Akik taşından yapılmış yüzük takmanın faziletine dair hadisler.
29- Mescide kandil takmanın, hasır (halı, kilim) sermenin faziletine dair hadisler.
30- Ticareti kötüleyen hadisler.
31- Mercimek, pirinç, bakla, patlıcan, üzüm, pırasa, karpuz, ceviz gibi yiyecek maddeleri ve gül, nergis, menekşe gibi çiçek ve bitkiler hakkındaki hadisler.
32- Ya Ali! diye başlayan ve Aliye vasiyet niteliği taşıyan tüm hadisler.
Tüm hadis ve din bilginlerince uydurma oldukları oy birliğiyle kararlaştırmış ve konuları itibariyle yukarıda sıralanmış olan özellikler dikkate alınmak suretiyle, uydurulmuş hadisler kolaylıkla ayıklanabilir. Bilhassa da çeşitli yayınlarla (meselâ takvim yapraklarında ve gazete sayfalarında) günlük hayatımıza sokulmak istenen imzasız, hadis diye millete sunulan sözlerin mutlaka tahlilinin yapılması gerekmektedir.
Allah yardımcımız olsun.
Toplumda din adına oluşmuş yanlış inanç ve amellerin ekserisi Mevzu/ uydurulmuş Hadislerden kaynaklanmaktadır. Halkın cahil kesimi, bunları sorgulayıp ayıklayamamış, çok sevdiği Peygamberine nispet edilen yalanları kemal-i hürmetle benimsemiş, hatta bu yalanlara sarılmanın kendisine şehit sevabı bile kazandıracağına inanmıştır.
Uydurulmuş hadislerin toplumda yapmış olduğu tahribat maalesef TAMİR EDİLEMEZ boyuttadır. Bizim amacımız, karınca kararınca Müslüman kardeşlerimizin dikkatlerini çekmek ve arı duru İslamı kendilerine takdim ve tavsiye etmektir.
UYDURULMUŞ HADİS NEDİR ?
Bir kimsenin uydurup, iftira ederek peygamberimize nispet ettiği hadislerdir. Yani, peygamberimizin demediği bir sözü, yapmadığı bir davranışı, onaylamadığı bir şeyi, peygamberimiz dedi, yaptı, onayladı diye ortaya atmaktır.
Uydurma hadisleri konu alan yüzlerce kitap yazılmış, bu kitaplarda hadis uyduran kişiler, hadis uydurulan konular ve uydurulmuş hadisler tek tek açıklanmıştır.
Ama bugünkü nemelazımcı Müslüman tipi bunları araştırıp inceleyeceği yerde maalesef atalarının yolundan gitmiş, onlardan gördüklerinin yalan yanlış ayırdını yapmadan takipçisi ve uygulayıcısı olmuştur.
Konunun bilimsel analizi çok uzun ve herkesin anlayacağı türden olmadığından biz, burada kısaca işin özünü sunup faydalı olmak arzusundayız.
HADİS UYDURMA İLK NE ZAMAN BAŞLADI ?
Dünyada her zaman insanları en iyi kandırmanın yolu; Allahı, peygamberi, Kuranı, yani kısaca dini alet olarak kullanmak olmuştur. Bu tip aldatmalar, sadece İslâm tarihine de özgü değildir. İnsanlık, tarihinin her döneminde dinî inançları kullanılarak istismar edilmiştir.
Kuranı tahrif edemeyeceklerini görenler, tabiri caizse surda delik açmanın Kuran dışında bir takım yalanlarla mümkün olabileceğini düşünüp, kötü emellerini hadis uydurmak suretiyle gerçekleştirmişlerdir.
İslâm tarihinde ilk hadis uydurması peygamberimizin sağlığında yapılmış; bir kişinin sevdiği kızı alabilmek için peygamberimizin ağzından bir yalan uydurması ile başlamıştır. Bunu duyan peygamberimiz ise herkesi uyarmıştır:
Kim bilerek ve kasten benim üzerime bir yalan söylerse ateşten yerine yerleşsin.
O zamanki Müslümanların nitelikleri bu tip bir cinayete zaten elvermiyordu. Onlar Kuran ile terbiye olmuş ve eğitilmiş kişilerdi. İşin ciddiyeti gereği, ince eleyip sık dokurlardı ve her duyduklarının peygamberimizden de teyidini alırlardı. Peygamberimizden sonra Ebu Bekir ve Ömer dönemlerinde de hadis uydurma pek görülmemiştir. Gerçi peygamberimizin ölümünden sonra ilk halife seçimi sırasında ortaya atılan İmamlar Kureyşten olacaktır hadisi tartışılmıştır ama peygamber ağzından söz aktarma o dönemde yaygın değildir.
Osmanın öldürülmesinden sonra ise Müslümanlar arasında inanılmaz fitne ve olaylar baş göstermiş ve bunların taraftarları, otuz-kırk bin Müslümanın hatta sahabenin kanına girenler, olaylara ve tuttukları yola bir dayanak bulma mecburiyetine düşerek, hadis uydurmaya hatta uydurtmaya başlamışlardır. Herkes kendini öven, karşı anlayışı da yeren hadisler ortaya atmaya başlamış ve ilk hadis uydurma harekâtı böyle başlamıştır.
Ömer ve Alinin birkaç sahabeyi azarladıkları ve tartakladıkları olmuşsa da uydurma hadislerle mücadeleyi ilk defa ciddiye alan ve ayıklamayı ilk emreden Halife Ömer b. Abdülaziz olmuştur. Harun er-Raşid de hadis uyduranları katletmiştir.
Büyük hadis bilgini Abdullah b.El Mübarek bir gurup bilginle birlikte, uydurulmuş hadislerin tespit ve ayıklanmasına büyük emek vermiştir. (Allah onlardan razı olsun.)
HADİS UYDURMANIN AMAÇLARI:
1- Müslümanları içlerinden kendi silâhlarıyla vurmak, arı duru İslâmı tahrif ederek dini yozlaştırmak. (Bu amaç için genellikle Yahudi kökenli kişiler çok hadis uydurmuşlardır.)
2- Bazı mezhep ve tarikat gibi ekollerin kendilerini güçlendirmek ve taraftar toplama gayretleri.
3- Cahil halkın sömürülmesi.
4- Devlet adamlarına yaranabilmek, onlardan makam mevki koparabilmek.
5- Din adamı geçinen bazı sapık ve cahil kimselerin, halkı ibadet ve takvaya gayret ettirmek, kötü şeylerden de uzak tutabilmek için peygamber adına hadis uydurmanın yararlı olacağı inancına sahip olmaları.
6- Siyasi çıkarlar. (İlk kez Osman ve Ali ihtilâfı döneminde yaygınlaşan uydurmacılık daha sonra Şamda saraylarda devam etmiştir. İstanbulun fethini müjdeleyen hadis de o dönem uydurmalarındandır.)
7- Irk, kabile, dil, şehir ve imam taraftarlığı. (FANATİZM)
8- Gaflet, cehalet, kibir. (Bazı raviler iyi ezberleyememiş, bazıları bunamış durumda hadis rivayet etmişlerdir. Bazıları yanlışı ortaya çıkınca düzeltmemiş, bazıları da karıştırmıştır.)
UYDURULMUŞ HADİS NASIL BELLİ OLUR ?
Bunun bir çok yolu ve usulü olmasına rağmen, bilimsel yöntemlerin herkes tarafından bilinmesi ve uygulanması imkânsızdır. Bu sebeple burada pratik ipuçları veriyoruz:
Uydurulmuş hadis;
1- Kuran ve sahih sünnete aykırıdır.
2- Anlamı bozuktur.
3- Akla, bilime, tecrübeye, müşahedeye ve evrensel normlara ters düşer.
4- Ahlâksız, kişiliksiz, yalancı, çıkarcı vs. kişiler tarafından ortaya atılmıştır.
5- Rivayetteki sözler ve rivayetin konusu, peygambere yakışmayacak ölçüde bayağıdır.
6- Bir çok insan tarafından duyulması lâzım gelen konularda sadece bir kişi tarafından rivayet edilmiştir.
7- Rivayet eden kişinin çıkarları doğrultusundadır.
8- Tarihî ve coğrafî bilgilere uymaz.
9- Peygamber tarafından rüyada öğretildiği iddiası ile sunulur.
Uydurulmuş hadisleri tespit etmenin bunlara benzer daha bir çok yolu vardır. Ama bunların en sağlamı ve en kısa yolu hadisin KURAN İLE SAĞLAMASINI YAPMAKtır. Nasıl ki sarraflar altının saflık derecesini mihenk taşı ile tespit ederlerse, Müslümanlar da bir rivayetin doğru olup olmadığını Kuran ile sağlama yaparak tespit etmelidirler. Kurana ters olanların yalan ve uydurma oldukları kesindir.
Meselâ;
bir çok hadis kitaplarında,VELED-İ ZİNA CENNETE GİREMEZ ve ÖLÜ, ARKASINDAN EHLİNİN AĞLAMASI NEDENİYLE AZAP OLUNUR hadisleri yer almaktadır. Kuran ile sağlaması yapıldığında bu rivayetlerin Enâm suresinin, 164. ayetine aykırı oldukları görülmektedir:
Şunu da söyle: Allah her şeyin Rabbi iken Ondan başka bir rab mı arayayım? HERKESİN KAZANDIĞI KENDİ ÜSTÜNDE KALIR. HİÇ BİR GÜNAHKÂR BAŞKA BİR GÜNAHKÂRIN YÜKÜNÜ TAŞIMAZ. Sonunda dönüşünüz rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri o size haber verecektir.
Başka bir örnek olarak;
Bir kimse her gün yüzünden iki yüz ayet okursa ......MÜŞRİKLERDEN OLSA BİLE, ALLAH ANA BABASININ AZABINI HAFİFLETİR. rivayetinin sağlamasını yaparsak, bu rivayetin de Bakara suresinin 86. ve 162. ayetleri ile Nahl suresinin 85. ayetine ters düştüğü görülmektedir. Yani bu hadis de kesin olarak uydurmadır.
Biz, yukarıda verdiğimiz esas ölçüleri doğrultusunda, her akıllı kişinin bu ölçülerle araştırma ve ayıklama yapabileceğine inanmaktayız. Dolayısıyla, kimden duyulursa duyulsun, hangi kitaptan okunursa okunsun her rivayetin mutlaka tahlili yapılmalı, yani her rivayet elekten geçirilmelidir. Toplumda sağlam diye bilinen kitaplar da buna dahildir. Onların içinde de yüzlerce yalan ve yanlış vardır.
İşte Sahih-i Buhariden bir örnek; Kitabü-l Enbiya 83 numaralı hadis. Metin ve meali birlikte sunuyoruz:
...Ebu hureyre RA. Şöyle demiştir. Rasulüllah SA. Şöyle buyurdu: Âdem ile Mûsâ birbirine huccet getirip çekiştiler. Mûsâ, Âdeme:
-Sen, günâhın seni cennetten çıkarmış olduğu Âdemsin, dedi.
Âdem de Mûsâya:
-Sen Allahın risâletleri ve kelâmı ile seçip üstün kıldığı Mûsâsın. Sonra sen, ben yaratılmadan evvel üzerime takdir edilmiş bir işten dolayı beni kınıyorsun, dedi.
Bunun ardından Rasulüllah iki kere: böylece Âdem Mûsâya delil ve bürhanla gâlip oldu buyurdu.
Âdem ve Musa peygamberlerin yaşadıkları yerler ve yaşadıkları zamanlar itibariyle bir araya gelerek konuşmaları mümkün değildir. Bu rivayet hem tarihî hem coğrafî hem de Kuranın verdiği bilgilere ters düşmektedir. O hâlde uydurmadır. Görüldüğü gibi, sağlam denilenlerin içerisinde de buna benzer uydurmalar vardır (hatta yüzlercesi vardır). Bazı rivayetlere ise uydurma sıfatı yetmemektedir. Çünkü içlerinde Kuranın NOKSAN olduğunu iddia edecek kadar, rezil olanları bulunmaktadır.
Sonuç olarak, asılları Arapça olan yüzlerce uydurma hadis kitapları içerisinde on binlerce uydurulmuş hadis vardır. Çeşitli kaynaklar bunların sayısının tam olarak bilinemediğini ama kırk elli bin dolaylarında tahmin edildiğini yazarlar. Bu uydurulmuş hadislerin çoğu, daha sonra uyduranlar tarafından itiraf edilip açıklanmıştır. Ama buna rağmen bu uydurmaları kitaplardan ve toplumdan söküp atmak mümkün olmamıştır.
Ülkemizde bunların meşhur olanları ve dilimize çevrilmiş olanları da vardır. Meselâ İmam-ı Gazalinin İhya-ü Ulumü-d Dini, Tenbihü-l Gafilin, Dürretü-n Nasihin kitapları bunlardan bazılarıdır. Tasavvuf ve Tarikat çevrelerinde elden ele dolaşan kitaplar ve risaleler, İslâmî bir mahiyet taşımadığından konumuzu ilgilendirmemektedir.
KONULARI İTİBARİYLE, OY BİRLİĞİYLE UYDURMA OLDUĞU KABUL EDİLEN HADİSLER:
1- Kuran surelerinin faziletlerini konu edinen hadisler.
2- Aklı yeren hadisler.
3- Haftanın belirli günlerinde nafile namazları öven ve tavsiye eden hadisler.
4- Recep ve Şaban aylarının faziletini ve bu aylarda tutulan orucun faziletini konu alan hadisler.
5- Aşure günüyle ilgili hadisler.
6- Peygamberimizin eşi Ayşeye Humeyra (sarışın)diye hitap eden hadisler.
7- Kutuplar, gavslar gibi tarikat ve tasavvuf imamlarını konu alan hadisler.
8- Mehdi ile ilgili hadisler.
9- Şehirleri öven, bazı şehirlerin faziletlerinden bahseden hadisler.
10- Gaybe ait, yani geleceğe dair tarih veren hadisler. (Şu tarihte şu olacak, şu gün şu olur gibi.)
11- Bekârlığı öven hadisler.
12- Horoz, güvercin ve tavuk ile ilgili hadisler.
13- Peygamberler ve bazı kişilerin kabirleri hakkındaki hadisler.
14- Ebu Hanife ve İmam-ı Şafinin adlarının anıldığı hadisler.
15- Mürcie, Cehmiyye, Kaderiyye, Eşariyye mezheplerinden bahseden hadisler.
16- Kıyamet alametlerinin belirli aylarda ortaya çıkacağını haber veren hadisler.
17- Bir peygamberden daha çok bir ihtisas sahibinin tavsiyelerine benzeyen hadisler. Meselâ; Keşkek beli kuvvetlendirir, Yumurta ve soğan kısırlığı giderir hadisleri gibi.
18- İmanın artıp eksilmesine dair hadisler.
19- Medine, Mekke ve Kudüsün dışındaki şehirleri öven ya da kötüleyen hadisler.
20- Sevap veya ceza konusunda çok abartılı hadisler.
21- Hızır ve İlyasın hayatta olduklarına dair hadisler.
22- Abbasoğullarının hilâfetini haber veren hadisler.
23- Arapı, Kureyşi ölçüsüz öven, diğer ırkları yeren hadisler.
24- Satranç ile ilgili hadisler.
25- Çocuğa Ahmed, Muhammed adını koymanın faziletine dair hadisler.
26- Evlâdı ve malı kötüleyen hadisler. (Sizden birinizin yüz altmış yılından sonra köpek eniği yetiştirmesi, çocuk yetiştirmesinden daha hayırlıdır hadisi gibi.)
27- İfade tarzı ve içeriği saçma olup peygambere yakışmayan hadisler
28- Akik taşından yapılmış yüzük takmanın faziletine dair hadisler.
29- Mescide kandil takmanın, hasır (halı, kilim) sermenin faziletine dair hadisler.
30- Ticareti kötüleyen hadisler.
31- Mercimek, pirinç, bakla, patlıcan, üzüm, pırasa, karpuz, ceviz gibi yiyecek maddeleri ve gül, nergis, menekşe gibi çiçek ve bitkiler hakkındaki hadisler.
32- Ya Ali! diye başlayan ve Aliye vasiyet niteliği taşıyan tüm hadisler.
Tüm hadis ve din bilginlerince uydurma oldukları oy birliğiyle kararlaştırmış ve konuları itibariyle yukarıda sıralanmış olan özellikler dikkate alınmak suretiyle, uydurulmuş hadisler kolaylıkla ayıklanabilir. Bilhassa da çeşitli yayınlarla (meselâ takvim yapraklarında ve gazete sayfalarında) günlük hayatımıza sokulmak istenen imzasız, hadis diye millete sunulan sözlerin mutlaka tahlilinin yapılması gerekmektedir.
Allah yardımcımız olsun.