Boğuluyorum..
Uzaklarda bir yerde küçücük bir çocuk ölüyor, ağlayamıyorum. Durun diyor; kimseye sesimi duyuramıyorum. Kimse sesini duyuramıyor.
Ne yaparsam yapayım yetmiyor. İçimdeki sancı, nefes alamama hissi geçmiyor. Orda bir hayat tükeniyor; benim nefesim kesiliyor.
“Ben”le başlayan her cümlede kendimden biraz daha nefret ediyorum. “Biz” li cümleler kuramıyorum.
Bir şeyler yapmalı diyorum, ama yetmeli yapılanlar. Yetecek gücü hiçbir yerde bulamıyorum. Ne yapmalı diyorum herkese. “Dua et” diyorlar. Ne duası?
-Allah'ım uçaklar yok olsun mu demeliyim, yoksa attıkları bombalar mı?
Yaşananların dolaylı sorumlusuyken ben, sen ve hepimiz... Neden kabul olsun ki dualar...
Tek başına neye yarar ki... Sıcacık yatakta edilen dua nereye gider?
Durduramıyorsak buğz etmeliymişiz diyor Peygamber. Ama öncesinde de durdurmaya çalışın diyor, kimse öncesine bakmıyor. Elimizden geleni yapmak da yetmiyor. Elimizden gelmeyeni de yapabilsek diyorum. Bitse... Ölmese kimse haksız yere...
Ama ölüyor her gün yüzlerce can. Bombaların, askerlerin, tankların olmadığı bir dünyada hiç var olmamış çocuklar ölüyor.
-Allah hesabını ahirette soracak, diyorlar.
Sadece onlara soracakmış gibi sanki. Hepimiz bu günahın parçasıyız oysa.
Günahından korktuğumdan değil de; oturduğum sıcak odalardan, yediğim önümde yemediğim arkamda olduğundan, yattığım sıcak yataktan utanıyorum.
Boğulmam ondan...
Alıntı.