Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Destina1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2005
Mesajlar
310
Aldığı Beğeniler
1
İnkar edenlerin örne i ba ırıp ça ırmadan başka bir şey işitmeyip (duydu u veya ba ırdı ı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örne i gibidir. Onlar, sa ırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.(Bakara Suresi, 171)


& Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşa ılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.(Araf Suresi, 179)

Yoksa sen, onların ço unu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşa ı) dırlar(Furkan Suresi, 44)


Allah'ın ayetlerini, yarattı ı canlılardaki ve olaylardaki mucizevi yönleri görebilen, dolayısıyla akledebilen insanlar ise ancak düşünen insanlardır. Ve bu insanlar gördükleri küçük büyük herşeyden bir sonuç çıkarabilirler


SABAH UYANDIĞINDA&

İnsanın düşünmeye başlaması için özel bir ortam oluşmasına gerek yoktur. Sabah kalktı ı andan itibaren düşünmek için önüne birçok imkan serilir.

Sabah uyanan insanın önünde koca bir gün vardır. Genellikle yorgun veya uykusuz de ildir, herşeye yeniden başlamaya hazırdır. Bunu düşünen insanın aklına Allah'ın bir ayeti gelir:

O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır. (Furkan Suresi, 47)

Kafasını toparlaması, tam olarak ayılması için yüzünü yıkaması, duş alması yetecektir. Artık insan kendisi için faydalı pek çok şeyi düşünebilecek bir konumdadır. Kahvaltıda ne yiyece inden veya evden kaçta çıkması gerekti inden daha önemli konular vardır ve öncelikle bunları düşünmesi gereklidir.

Öncelikle sabah uyanabilmesi büyük bir mucizedir. Bilincini tamamen kaybetmesine ra men sabah yine eski bilinci ve kişili i ile geri dönmüştür. Kalbi atmakta, nefes alabilmekte, konuşabilmekte ve görebilmektedir. Oysa gece uykuya dalarken, bu nimetlerin sabah tekrar verilece inin hiçbir garantisi yoktur. Üstelik gece boyunca başına herhangi bir felaket de gelmemiştir. Örne in oturdu u apartmanda bir komşusunun dalgınlı ı gaz kaça ına sebep olabilir ve gece büyük bir patlamayla uyanabilirdi. Bulundu u bölge do al bir felakete maruz kalabilir, belki hayatını kaybedebilirdi.

Vücudunda başka sorunlar olabilir, örne in şiddetli bir böbrek sancısı, baş a rısı ile uyanabilirdi. Ama bunların hiçbiri olmamıştır ve sapasa lam olarak uyanmıştır. Tüm bunları düşününce Allah'ın kendi üzerindeki bu geniş rahmeti ve koruması için O'na şükreder.

Yeni bir güne sa lıklı olarak başlamak, insanın ahireti için daha fazla kazanç sa layabilmesi için Allah'ın ona bir fırsat daha vermesi demektir

O halde yapılacak en güzel davranış, günü Allah'ı razı edecek biçimde geçirmektir. İnsan herşeyden önce bunun planlarını kurmalı, kafasını işgal eden düşünceler bunlar olmalıdır. Allah'ı razı etmenin çıkış noktası ise bu konuda O'ndan yardım istemektir. Hz. Süleyman'ın ihlaslı duası bu konuda müminlere örnektir

... Rabbim, bana, anne ve babama verdi in nimete şükretmemi ve hoşnut olaca ın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat. (Neml Suresi, 19)
 

Destina1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2005
Mesajlar
310
Aldığı Beğeniler
1
İnsanın Acizli inin Düşündürdükleri

İnsan, sabah yataktan kalkar kalmaz aciz bir varlık oldu unu fark ederek düşünmeye başlar. Her sabah mutlaka yüzünü yıkaması, dişlerini fırçalaması gerekir. Bunları gören insan di er acizliklerini de düşünmeye başlar. Örne in her gün banyo yapmak zorunda olması, incecik derisinin altının bakmakta zorlanılacak kadar kötü görünmesi, vücudunun enfeksiyona son derece açık olması, uykusuzlu a, açlı a ve susuzlu a dayanamaması hep acizli inin göstergeleridir.

Allah, sizi bir za'ftan yarattı, sonra (bu za'fın ardından bir kuvvet kıldı, sonra bu kuvvetin ardından da bir za'f ve yaşlılık verdi. Diledi ini yaratır. O, bilendir, güç yetirendir.(Rum Suresi, 54)

Sabah aynaya bakan bir insanın e er yaşı ilerlemişse aklına daha başka düşünceler de gelir. Hayatının ortalama ilk 20 senesinden sonrasında ilk yaşlanma belirtileri başlamıştır. 30'lu yaşlara geldi inde gözaltları, a ız kenarları kırışmaya başlamış, cildinin eski dirili i kalmamış, vücudunun büyük bir bölümünde deformasyon görülmeye başlamıştır. Yaşı daha da ilerledikçe saçları beyazlamış, hatta elleri bile yaşlanmıştır.

Bunları düşünen bir insan için yaşlılık dünya hayatının geçicili ini gösteren, insanın dünyaya hırsla ba lanmasını engelleyen en etkili olaylardan biridir. Yaşlanmaya başlayan kişi artık dünya hayatında geriye bir sayım başladı ını anlar. Aslında yaşlanan ve geriye sayımı başlayan, insanın bedenidir. Beden gün geçtikçe çürür, ancak insanın ruhunda bir yaşlanma olmaz. İnsanların ço unlu u gençliklerinde güzel veya çirkin olmalarının şiddetli olarak etkisi altında kalırlar. Genellikle güzel olan kibirlidir, çirkin olan ise ezik ve mutsuz olur. Yaşlılık ise bedenin güzelli inin veya çirkinli inin ne kadar geçici oldu unu, Allah katında tek geçerli olanın ve insanın tek kazancının Allah'a olan ba lılı ı ile gösterdi i güzel ahlak oldu unu gösteren önemli bir ibrettir.

İnsan bu acizlikleri ile her karşılaştı ında, her türlü eksiklikten münezzeh olan, tek kusursuz varlı ın Allah oldu unu düşünür ve Allah'ın yüceli ini tesbih eder. Allah insanın sahip oldu u her acizli i bir hikmetle yaratmıştır. İnsanların dünya hayatına ba lanmamaları, dünya hayatında sahip oldukları ile azıp şımarmamaları bu hikmetlerden bazılarıdır. Bunları düşünerek kavrayabilen kişi, ahirette Allah'ın kendisini tüm bu eksikliklerden arındırılmış olarak yaratmasını ister.

Sahip oldu u acizlikler çok önemli bir düşünceyi daha aklına getirir: Kara topraktan çıkan bir gül tertemiz kokarken, insanın bakım yapmadı ı takdirde vücudunda oluşan kokunun dayanılmaz olması, özellikle kibirli ve kendini be enmiş insanların üzerinde düşünerek ibret almaları gereken bir durumdur.


İnsanın Vücudundaki Bazı Özelliklerin Düşündürdükleri

İnsan sabah aynaya bakmaya devam ederken aklına hiç düşünmedi i şeyler de gelebilir. Örne in insanın kirpikleri, kaşları, kemikleri, dişleri belli bir boya ulaştı ında uzamaları durur. Ancak saçlarının uzaması durmaz. Yani uzaması zararlı olabilecek, kötü bir görüntüye neden olacak olan bölümlerin uzaması dururken, uzaması estetik açıdan güzel olabilecek olan saçlar uzamaya devam eder. Bunun yanı sıra kemiklerin uzamasında da tam bir uyum ve oran vardır. Örne in insanın kol kemikleri daha fazla uzayıp, gövdesi kısa kalmaz. Her biri ne kadar uzaması gerekti ini bilirmiş gibi tam zamanında durur

Elbette burada sayılanlar vücutta meydana gelen birtakım fiziksel etkenlerin sonucunda oluşur. Ancak düşünen insanın aklına şu da gelir: Bu kimyasal reaksiyonların gerçekleşmesi nasıl sa lanmaktadır? Gereken herşeyin gerekti i kadar büyümesini sa layan hormonlar, enzimler vücudun içine kim tarafından yerleştirilmiştir? Ve kim bunların miktarını, salgılanma zamanlarını kontrol etmektedir?

Kuşkusuz tüm bunların tesadüfler sonucunda oluştuklarını iddia etmek imkansızdır. İnsanı meydana getiren hücrelerin, hücreleri oluşturan şuursuz atomların böyle kararlar alabilmeleri mümkün de ildir. Bunların her birinin insanı en güzel surette yaratan Allah'ın sanatı oldu u apaçık ortadadır.
 

Destina1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2005
Mesajlar
310
Aldığı Beğeniler
1
YOLDA GİDERKEN&

İnsanların birço u sabah kalkıp hazırlandıktan sonra işyerine, okula gitmek veya dışarıdaki bir işlerini halletmek üzere yola çıkarlar. Bir mümin için bu yolculuk Allah'ın razı olaca ı hayırlı işler yapmanın bir başlangıcıdır. İnsan evinden ayrılıp dışarı çıkar çıkmaz önüne düşünmesi gereken sayısız konu çıkar. Etrafta büyük küçük binlerce insan, arabalar, a açlar sayılamayacak kadar çok ayrıntı vardır. Burada bir müminin bakış açısı çok nettir. O gördü ü şeylerden mümkün oldu unca faydalanmaya bakar. Olayların arkasındaki sebepleri düşünür. Çünkü karşısında gördü ü manzara Allah'ın bilgisi dahilinde ve O'nun dilemesiyle oluşmuştur. Öyleyse mutlaka bir sebebi vardır. Allah, onu dışarı çıkarıp karşısına bu görüntüleri çıkardı ına göre bunlar üzerinde görülmesi ve düşünülmesi gereken şeyler vardır. Sabah kalktı ı andan itibaren kendisine dünyada ecir (sevap) kazanabilece i bir gün daha verdi i için Allah'a şükretmiştir. Ve şimdi de bu ecirleri kazanabilece i bir yolculu a başlamıştır. Bunun bilincinde olan kişi Allah'ın "Gündüzü bir geçim-vakti kıldık" (Nebe Suresi, 11) ayetini düşünür. Bu ayet do rultusunda gününü di er insanlara faydalı olacak, Allah'ın hoşnut olaca ı işler yapacak şekilde geçirmenin planlarını yapar.

Aklında bu planlarla arabasına veya başka bir vasıtaya ulaştı ında, yine Rabbimize şükreder. Çünkü gidece i yer ne kadar uzak olursa olsun, oraya ulaşma imkanı vardır. Allah bir kolaylık olarak insanlara ulaşımda kullanabilecekleri pek çok araç yaratmıştır. Özellikle de günümüzde gelişen teknoloji ile bu imkanlar çok daha fazla artmıştır; arabalar, trenler, uçaklar, gemiler, helikopterler, otobüsler& Bunları düşünen kişinin aklına çok önemli bir konu daha gelir: Teknolojiyi de insanların hizmetine sunan Allah'tır.

Bilim adamları her geçen gün yeni buluşlar yapmakta, hayatımızı kolaylaştıracak yenilikler bulmaktadırlar. Ve bunların tümünü Allah'ın dünyada yarattı ı imkanlarla gerçekleştirirler. İşte düşünen insan bunları kendi hizmetine verdi i için de Rabbimize şükrederek yolculu unu sürdürür.

Bu düşüncelerle gidece i yere do ru ilerlerken, sokak arasında gördü ü bir çöp yı ını, pis koku, karanlık, dar, izbe yerler de insanın aklına çeşitli konular getirir

Allah dünyada hem cenneti hem de cehennemi hayalimizde canlandırabilece imiz veya kıyas yoluyla nasıl olabileceklerini tahmin edebilece imiz mekanlar ve görüntüler yaratmıştır. Çöp yı ınları, pis kokular, dar, izbe ve karanlık yerler insanın ruhuna büyük sıkıntı verir. İnsan böyle ortamlarda asla bulunmak istemez. Bunların hepsi cehennemi hatırlatan özelliklerdir ve bu görüntülerle karşılaşan kişinin aklına cehennem ayetleri gelir. Allah Kuran'da cehennemdeki çirkin görüntüleri, karanlı ı, pisli i pek çok ayetiyle haber vermiştir:

"Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal."

Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,

Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.

Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim)Vakıa Suresi, 41-44)

Elleri boyunlarına ba lı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-ça ırırlar. Bugün bir yok oluşu ça ırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-ça ırın(Furkan Suresi, 13-14)

Kuran'ın bu ayetlerini hatırlayan kişi, hemen Allah'a kendisini cehennem azabından koruması için dua eder, yaptı ı hatalardan dolayı ba ışlanma diler.

Bu tür bir düşünmeye yönelmeyen kimse ise gününü söylenerek, her olayda bir suçlu bulmaya çalışarak geçirecektir. Çöpü atanlar ve onu toplamada geciken belediye kafasına takılacak, patronun haksız yere kendisine çıkışması ve daha pek çok konu ile bütün gün aklını meşgul edecektir. Bu boş düşüncelerin ise kendine ahirette hiçbir faydası yoktur. Belki insan "Bir sürü işi bir tarafa mı bırakayım?" diye düşünebilir. Gerçekten de ço u insan kendisini düşünmekten alıkoyan asıl konunun dünya üzerinde vermek zorunda oldu u mücadele oldu unu iddia eder. Yiyecek, barınma ve sa lık gibi problemler yüzünden düşünmelerinin mümkün olmadı ını söyler. Oysa bu, kaçıştan başka bir şey de ildir. İnsanın sorumlulukları ve içinde bulundu u konum ile düşünmesinin hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü Allah'ın razı olması için düşünmeye çabalayan insan, yanında Allah'ın yardımını bulacaktır. Görecektir ki, kendisi için problem olan pek çok konu ardı ardına çözülmekte, düşünmeye her geçen gün daha fazla vakit ayırabilmektedir. Bu ancak müminlerin yaşayıp anlayabilecekleri bir konudur
 

Destina1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2005
Mesajlar
310
Aldığı Beğeniler
1
Rengarenk Bir Dünyanın Düşündürdükleri

Yolculu una devam eden insan, çevresinde her an Allah'ın ayetlerini, yaratılış mucizelerini görmeye, bunlar üzerinde düşünerek Rabbimizin yüceli ini takdir etmeye çalışır. Arabanın camından dışarıya baktı ında rengarenk bir dünya ile karşılaşır. Bunun üzerine şöyle düşünür: "Peki ya dünya rengarenk olmasaydı, herşey nasıl olurdu?"

Hiçbir rengi olmayan bir deniz veya bir da manzarasından veya bir çiçekten şimdi aldı ımız gibi zevk alabilir miydik? Gökyüzünün, meyvelerin, kelebeklerin, giyeceklerin, insanların yüzlerinin görüntüleri şimdi oldu u gibi zevk verir miydi? Rengarenk, cıvıl cıvıl bir dünyada yaşıyor olmamız bize Rabbimizin verdi i bir nimettir. Do ada gördü ümüz her renk, canlılardaki renklerin birbirleriyle olan kusursuz uyumu Allah'ın eşsiz sanatının ve benzersiz yaratışının delilleridir. Örne in bir çiçe in ya da bir kuşun sahip oldu u renkler ve bu renklerin birbirleriyle uyumu veya renkler arasında yumuşak geçişler olması, do ada hiçbir rengin gözümüzü rahatsız etmemesi, örne in denizlerin, gökyüzünün, a açların renklerinin bizlere rahatlık verecek, gözümüzü yormayacak tonlarda olmaları Allah'ın yaratışının kusursuzlu unu gösterir. Tüm bunları düşünen bir insan, çevresinde gördü ü herşeyin Allah'ın sonsuz ilminin ve kudretinin bir eseri oldu unu anlar. Allah'ın bizlere verdi i tüm bu nimetler karşısında ise "içi titreyerek" Allah'tan korkup sakınır ve nankörlük eden bir insan olmaktan Allah'a sı ınır. Allah, Kuran'da renklerin varlı ını hatırlatarak, ancak alim olanların yani düşünüp araştıran ve bunlardan sonuç çıkaran insanların Allah korkusuna sahip olduklarını şöyle bildirir:


Allah'ın gökyüzünden su indirdi ini görmedin mi? Böylece Biz onunla, renkleri de işik olan meyveler çıkardık. Da lardan da beyaz, kırmızı renkleri de işik ve siyah yollar (kıldık). İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle de işik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, ba ışlayandır. (Fatır Suresi, 27-28)


Yolda Görülen Bir Cenaze Arabasının Düşündürdükleri


Bir yerlere ulaşmaya çabalayan insanın karşısına aniden bir cenaze arabası çıkabilir. Bu ise aslında insanı kendisine getirebilecek çok önemli bir fırsattır. Karşısına çıkan bu görüntü ona ölümü hatırlatmıştır. Bir gün kendisi de o arabanın içinde olacaktır. Buna hiç şüphe yoktur, ne kadar kaçınsa da er geç ölüm onu bulacaktır. Belki yata ında, belki yolda, belki de tatilde bir yerde bu dünyadan mutlaka ayrılacaktır. Çünkü ölüm kaçınılmaz bir gerçektir

İşte böyle bir anda müminin aklına Allah'ın şu ayetleri gelecektir:


Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz. İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştirece iz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. Ankebut Suresi, 57-59)


İnsanın kendi bedeninin de sonunda tahta bir tabuta konulaca ını, üzerinin yakınları tarafından toprakla örtülece ini, bir mezar taşında adının ve soyadının yazılaca ını düşünmesi, onun dünyaya olan ba lılı ını ortadan kaldırır. Bunu çok samimi ve gerçekçi bir şekilde düşünen insan bir gün topra ın altında çürüyecek bir bedene sahip çıkmanın ne kadar anlamsız oldu unu görür.


Allah, Ankebut Suresi'ndeki ayetlerde sabredenleri ve tevekküllü olanları ölümlerinden sonra cennetle müjdelemiştir. Bu yüzden bir gün ölece ini düşünen mümin, cennete kavuşabilmek için de Allah'ın emretti i güzel ahlakı yaşamaya çalışır. Ölümün yakınlı ını her düşündü ünde bu konudaki kararlılı ı pekişir ve yaşamı boyunca giderek gelişen üstün bir ahlaka sahip olmaya çalışır.


Hep başka düşüncelere öncelik verip, boş kuruntularla hayatlarını geçirenler ise de il bir cenaze arabasıyla karşılaşmak, her gün mezarlık önünden geçseler, hatta yanında çok de er verdikleri biri ölse bile, bunun bir gün mutlaka kendi başlarına da gelece ini düşünmezler
 

YaMusaB

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,716
Aldığı Beğeniler
5
Bakmakla görmek farklı şeyler...
Herkes bakıyor ama herkes göremiyor... Yazının çok güzel tespitleri var, faydalandık, Rabbim razı olsun...
 
Üst Alt