- Üyelik Tarihi
- 28 Tem 2011
- Mesajlar
- 1,123
- Aldığı Beğeniler
- 2,332
- Konum
- tarih kokan şehirden:)
- Takım
- Diğer
Yağmur damlası çırıl çıplak bir ağaç dalına düştüğünde miydi
Elleri küçük bir kızın gülüşünde miydi
Gurbetten dönen adamın bakışında mıydı
Ağlarken birden bire gülen hıçkırığın serzenişinde miydi
Gurbette bulduğum sıla gibi bir şeydi varlığın
Sesine koştum...
Bir kelebeğin ardına düşen çocuklar gibi
Kalbimin seddinde durduğuma bakma
Yangınlarımı,yanılgılarımı, doldurup heybeme...
Sesine koştum....
Ne yüzüme sahte boyalar sürdüm
Ne parmaklarıma yalancı düşler
Ne de kostümler giyindim örtmek için kanayan yanlarımı
Nasıl yaşadımsa öyle durmak için karşında
Biraz mağrur, biraz viran
Kostümsüz ve dekorsuz
En çok insana benzeyen yüzümle,
Ne çok insana düşkün özümle
Sesine koştum...
Kalbimin zulasında patlayan yanardağları söndürüp sabır sarısında,
Kan kırmızı güller açan sesine koştum
Seyretim bütün maceramı gözlerinde
Yağmurlu ıslak gecelerimi,tütün sarısı kederlerimi gördüm
Susunca sözüm olduğunda tanıdım seni
Besledikçe yanan ocaklar gibi sıcaktı sesin
Poyrazlara kalkan ...
Hani saçları dağınık esmer çocukların kazağındaki kaçan ilmek gibi
Hani gece yarısı gözlerini tavana açtığında
Denizin dibinde kendini bulmak gibi bir şeydi yokluğun
Yağmura koşar gibi saçak altlarından
Sesine koştum
Fırtınalı bir geceden mahmur bir sabaha doğar gibi
Bayramlık elbisesini koynuna alıp yatan çocukların sevinci bendeki
Yazdıkça artar boşluğu sayfaların
Yazdıkça mürekkep koyulaşır
Yazdıkça kanımda atlar koşar
Kıyılarıma vurur haki bakışların
Ömrümü ömrüne sararım kim bilir
Kimbilir aynı uzaklara seninle dalarım
Kızıl denizde batacaksa gemilerin ben de batarım
Yakacaksan gemileri vefa limanında ben de yakarım
Canan Dinç
Elleri küçük bir kızın gülüşünde miydi
Gurbetten dönen adamın bakışında mıydı
Ağlarken birden bire gülen hıçkırığın serzenişinde miydi
Gurbette bulduğum sıla gibi bir şeydi varlığın
Sesine koştum...
Bir kelebeğin ardına düşen çocuklar gibi
Kalbimin seddinde durduğuma bakma
Yangınlarımı,yanılgılarımı, doldurup heybeme...
Sesine koştum....
Ne yüzüme sahte boyalar sürdüm
Ne parmaklarıma yalancı düşler
Ne de kostümler giyindim örtmek için kanayan yanlarımı
Nasıl yaşadımsa öyle durmak için karşında
Biraz mağrur, biraz viran
Kostümsüz ve dekorsuz
En çok insana benzeyen yüzümle,
Ne çok insana düşkün özümle
Sesine koştum...
Kalbimin zulasında patlayan yanardağları söndürüp sabır sarısında,
Kan kırmızı güller açan sesine koştum
Seyretim bütün maceramı gözlerinde
Yağmurlu ıslak gecelerimi,tütün sarısı kederlerimi gördüm
Susunca sözüm olduğunda tanıdım seni
Besledikçe yanan ocaklar gibi sıcaktı sesin
Poyrazlara kalkan ...
Hani saçları dağınık esmer çocukların kazağındaki kaçan ilmek gibi
Hani gece yarısı gözlerini tavana açtığında
Denizin dibinde kendini bulmak gibi bir şeydi yokluğun
Yağmura koşar gibi saçak altlarından
Sesine koştum
Fırtınalı bir geceden mahmur bir sabaha doğar gibi
Bayramlık elbisesini koynuna alıp yatan çocukların sevinci bendeki
Yazdıkça artar boşluğu sayfaların
Yazdıkça mürekkep koyulaşır
Yazdıkça kanımda atlar koşar
Kıyılarıma vurur haki bakışların
Ömrümü ömrüne sararım kim bilir
Kimbilir aynı uzaklara seninle dalarım
Kızıl denizde batacaksa gemilerin ben de batarım
Yakacaksan gemileri vefa limanında ben de yakarım
Canan Dinç