Kur'ân-ı Kerim'de:
"Rabb'in bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çadırlardan evler edin. Sonra her çeşit meyveden ye de Rabb'inin yollarında boyun eğerek yürü. Arının karınlarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, onda insanlara şifâ vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir millet için Allah'ın büyüklüğüne işaret vardır." (Nahl, 16/68-69) buyurulur.
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyururlar:
" Üç şeyde şifa vardır: Bal şerbeti içmekte, kan aldırmakta ve ateşle dağlamakta. Fakat ümmetimi zarûrî bir ihtiyaç olmadıkça ateşle dağlamaktan men ederim. " (Buhari, Tıb 3) .
Bir başka hadislerinde de:
" Şifa iki şeydedir: Biri Kur'ân okumakta, diğeri bal şerbeti içmekte... " buyurmuşlardır. Bütün bunlar, balın vahiy kaynaklı bir şifâ olduğunu gösteriyor.
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, balı çok severlerdi. Ümmetinin hastalarına da şifâ olarak tavsiye ederlerdi. Kendilerine bir adam gelerek:
"-Ya Rasûlallâh! Kardeşim ishal oldu, karnı ağrıyor." dediğinde
"-Bal şerbeti içir." buyurdular. Adam ikinci ve üçüncü defa gelip hastalığın geçmediğini söyleyince Rasul-i Ekrem Efendimiz yine:
"-Bal şerbeti içir." buyurmuşlardı. Adam tekrar gelip:
"-İçirdim fakat ishali ve ağrısı geçmedi." deyince Hz. Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-:
"-Allah sözünde doğrudur, ama kardeşinin karnı yalancıdır, yine bal şerbeti içir." buyurmuşlar, dördüncü defa içirince hasta iyileşmiştir.
Büyük âlim İbnu'l-Kayyim el-Cevziyye, hadisin:
"-Allah sözünde doğrudur, ama kardeşinin karnı yalancıdır." sözünü açıklarken, "Burada ilacın mutlak sûrette faydasının olduğuna, hastalığın devam etmesi ilacın kusuruna değil, hastanın karnında fâsit maddelerin çok bulunduğuna işâret etmektedir." demiştir.
Enes b. Malik -radıyallâhu anh- ise:
"Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- hasta olduğu zaman, ağzına bir avuç çörek otu atar, üzerine de su veya bal şerbeti içerdi." demiştir.
Ebu Nuaym, "Bal şerbeti gönlümdeki sıkıntıyı ve üzüntüyü giderir, gözümün görme duyusunu da kuvvetlendirir." buyurmuştur.
Bu ve buna benzer sözler, doğal gıda balın hayatımızda ne kadar önemli olduğunu ve bir çok hastalığı tedâvî ettiğini gözler önüne sermektedir.
Bazı gıdalar, içerikleri bakımından besin değeri düşük veya besin değeri yüksek diye adlandırılır. Kur'ân-ı Kerim'de "Onda insanlar için şifa vardır." (Nahl, 16/68-69) beyânına mazhâr olan bal da besin değeri yüksek olan gıdalar grubundandır.
"Rabb'in bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çadırlardan evler edin. Sonra her çeşit meyveden ye de Rabb'inin yollarında boyun eğerek yürü. Arının karınlarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, onda insanlara şifâ vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir millet için Allah'ın büyüklüğüne işaret vardır." (Nahl, 16/68-69) buyurulur.
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyururlar:
" Üç şeyde şifa vardır: Bal şerbeti içmekte, kan aldırmakta ve ateşle dağlamakta. Fakat ümmetimi zarûrî bir ihtiyaç olmadıkça ateşle dağlamaktan men ederim. " (Buhari, Tıb 3) .
Bir başka hadislerinde de:
" Şifa iki şeydedir: Biri Kur'ân okumakta, diğeri bal şerbeti içmekte... " buyurmuşlardır. Bütün bunlar, balın vahiy kaynaklı bir şifâ olduğunu gösteriyor.
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, balı çok severlerdi. Ümmetinin hastalarına da şifâ olarak tavsiye ederlerdi. Kendilerine bir adam gelerek:
"-Ya Rasûlallâh! Kardeşim ishal oldu, karnı ağrıyor." dediğinde
"-Bal şerbeti içir." buyurdular. Adam ikinci ve üçüncü defa gelip hastalığın geçmediğini söyleyince Rasul-i Ekrem Efendimiz yine:
"-Bal şerbeti içir." buyurmuşlardı. Adam tekrar gelip:
"-İçirdim fakat ishali ve ağrısı geçmedi." deyince Hz. Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-:
"-Allah sözünde doğrudur, ama kardeşinin karnı yalancıdır, yine bal şerbeti içir." buyurmuşlar, dördüncü defa içirince hasta iyileşmiştir.
Büyük âlim İbnu'l-Kayyim el-Cevziyye, hadisin:
"-Allah sözünde doğrudur, ama kardeşinin karnı yalancıdır." sözünü açıklarken, "Burada ilacın mutlak sûrette faydasının olduğuna, hastalığın devam etmesi ilacın kusuruna değil, hastanın karnında fâsit maddelerin çok bulunduğuna işâret etmektedir." demiştir.
Enes b. Malik -radıyallâhu anh- ise:
"Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- hasta olduğu zaman, ağzına bir avuç çörek otu atar, üzerine de su veya bal şerbeti içerdi." demiştir.
Ebu Nuaym, "Bal şerbeti gönlümdeki sıkıntıyı ve üzüntüyü giderir, gözümün görme duyusunu da kuvvetlendirir." buyurmuştur.
Bu ve buna benzer sözler, doğal gıda balın hayatımızda ne kadar önemli olduğunu ve bir çok hastalığı tedâvî ettiğini gözler önüne sermektedir.
Bazı gıdalar, içerikleri bakımından besin değeri düşük veya besin değeri yüksek diye adlandırılır. Kur'ân-ı Kerim'de "Onda insanlar için şifa vardır." (Nahl, 16/68-69) beyânına mazhâr olan bal da besin değeri yüksek olan gıdalar grubundandır.