İnsan uyanıksa, gözlerini açmışsa eğer, hep yanı başında olan ölümü görmemesi, ondan öğüt almaması mümkün değil. Ölüm; her an kapımızı çalabileceğini, hazırlıklı bulunmamızı, dünyanın da dünya hayatının da fani olduğunu ihtar eder görene. Dünya gurbetinde sınandığımızı, bir gün mutlaka sılaya döndürüleceğimizi, hesap gününü, ahireti hatırlatır.
Ölümün nasihati, ola ki gözden kaçar endişesiyle, bizim cenaze merasimlerimizde söze de dökülür. Cenaze namazı için saf tutulduğunda tekbirden önce cemaate dönen hoca efendiler, musalladaki ölüyü işaretle “Unzurû bi-ayn’il-i’tibâr” (İbret gözüyle bakınız) diye başlayan bir ikazda bulunurlar. İsterler ki insanlar hal ve hareketlerini bu ikaz istikametinde belirlesinler.
Bu sebeple bizim irfanımızda uyanıklık ahiret işlerinde fırsat kollamak, acele etmek, erken davranmaktır. Fırsatları değerlendirmek adına gençliğin, sağlığın, zamanın, alınan her nefesin kıymetini bilmektir. İbadetin, hayır hasenatın, tevbe ve istiğfarın ertelenmemesi, geciktirilmemesi gerektiğini; bunların fırsat olduğunu bilmektir. Dünyaya aldanmamak, nefse yenik düşmemektir.
Uyanık müslüman kendini bilir. Kendini bildiği için Allah Tealâ’yı bilir, kul olduğunu bilir; haddini, hukukunu bilir. Dünyanın varına yoğuna aldırmaz, şükreder, sabreder, zikreder.
Uyanık müslümanın istikbal kaygısı bu alemin ötesine, ölüm sonrasına matuftur. Gözü yükseklerdedir, dünyaya tenezzül etmez. Başkalarını aldatarak, kurnazlıkla, cerbeze ile, elde edebileceği üç kuruşluk dünya menfaati için ebedi saadetini tehlikeye atmayacak kadar akıllıdır.
Uyanıklık, “İnsanlar uykudadır; ölünce uyanırlar.” kavlince “ölmeden evvel ölmek”tir. Öyleyse agâh olalım erenler. İş işten geçmeden, Azrail hamle kılmadan, vakitlice gözümüzü açıp kendimiz uyanalım ve Dost’a giden yola koyulalım.
Semerkand Dergisi-Ali YURTGEZEN • 141. Sayı
Ölümün nasihati, ola ki gözden kaçar endişesiyle, bizim cenaze merasimlerimizde söze de dökülür. Cenaze namazı için saf tutulduğunda tekbirden önce cemaate dönen hoca efendiler, musalladaki ölüyü işaretle “Unzurû bi-ayn’il-i’tibâr” (İbret gözüyle bakınız) diye başlayan bir ikazda bulunurlar. İsterler ki insanlar hal ve hareketlerini bu ikaz istikametinde belirlesinler.
Bu sebeple bizim irfanımızda uyanıklık ahiret işlerinde fırsat kollamak, acele etmek, erken davranmaktır. Fırsatları değerlendirmek adına gençliğin, sağlığın, zamanın, alınan her nefesin kıymetini bilmektir. İbadetin, hayır hasenatın, tevbe ve istiğfarın ertelenmemesi, geciktirilmemesi gerektiğini; bunların fırsat olduğunu bilmektir. Dünyaya aldanmamak, nefse yenik düşmemektir.
Uyanık müslüman kendini bilir. Kendini bildiği için Allah Tealâ’yı bilir, kul olduğunu bilir; haddini, hukukunu bilir. Dünyanın varına yoğuna aldırmaz, şükreder, sabreder, zikreder.
Uyanık müslümanın istikbal kaygısı bu alemin ötesine, ölüm sonrasına matuftur. Gözü yükseklerdedir, dünyaya tenezzül etmez. Başkalarını aldatarak, kurnazlıkla, cerbeze ile, elde edebileceği üç kuruşluk dünya menfaati için ebedi saadetini tehlikeye atmayacak kadar akıllıdır.
Uyanıklık, “İnsanlar uykudadır; ölünce uyanırlar.” kavlince “ölmeden evvel ölmek”tir. Öyleyse agâh olalım erenler. İş işten geçmeden, Azrail hamle kılmadan, vakitlice gözümüzü açıp kendimiz uyanalım ve Dost’a giden yola koyulalım.
Semerkand Dergisi-Ali YURTGEZEN • 141. Sayı
Son düzenleme: