Durup dururken yıldızlara bakıp evreni ve her şeyin şu an ki haline gelişini düşünüyorum bazen
ve mevcudiyetimin anlamsızlığına,
dert demekten kendimi alamadığım saçmalıkların ise önemsizliğine gülüyorum.
Evet, durup dururken oluyor böyle şeyler.
Bir kuşa bakıyorsun; özgürlüğün ulaşılamaz oluşu yakıyor canını,
bir çocuğun sırıtışına takılıyor gözün; mutluluğun aslında böylesi basit oluşu sevindiriyor seni,
içindeki çocuğun hayallerini hatırlıyor da sırıtıyorsun.
Bir kelebek konuyor yanı başında duran çalıya;
hayatın küçük manzaralara sakladığı büyük manayı fark ediyor,
benliğine hücum eden huzura şaşıp kalıyorsun.
Evet! Bir anda, durup dururken dikiyorsun gözlerini etrafına, hayatın sıradanlığına karışan mucizeleri yakalayıp ruhuna dokunmalarına izin verebiliyorsun.
Lakin uzun sürmüyor.
Durup da böylesi küçük şeylere ayıracak vaktimiz yok!
