- Üyelik Tarihi
- 26 Nis 2012
- Mesajlar
- 19
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Diğer
“VAV” HARFİ İLE İLGİLİ UYARI
Bursa Ulu Caminin içinde, güneybatısında, Caminin kuzeyine doğru bakan cephesinde, Kâbe resminin (levhasının) altında, bir “Allah Celle Celâlühü” yazısı bulunmaktadır.
Bu Allah lafzının altında ise, halkın bir çok menkıbeye dayandırarak, mistik bir mana verdiği, hatta bazılarının özellikle bu “VAV” harfine karşı namaz kılmaya özen gösterdiği güzel celi sülüs bir yazı ile, yeşil bir “VAV” harfi vardır.
Bu “VAV” ile ilgili rivayetlerde, ziyaretçilerin, bu “vav” harfine değer vermesinin sebebi, olarak da, Hızır Aleyhisselam ile ilgili menkıbeler anlatılmaktadır.
Rivayetlere göre Hızır Aleyhisselam, bazı vakitlerde bu “VAV“ harfinin önünde namaz kılarmış.
“Vav” harfi, Allah’ın yemin ifadelerin kullanıdığı bir harf olduğu gibi, Vahdeti, Vahdaniyeti yani Allah’ın birliğini temsil etmesi bakımından hat sanatında bir sembol olarak çokça kullanılmıştır.
Bu harfin ne zaman ve kim tarafından yazıldığını bilmiyoruz.
Ancak 1717 Yılında Rukiye Hanım isminde bir hayırsever, nesih hatla yazılmış büyük bir Kur’an-ı Kerim’i, Ulu Cami’ye vakfederken, bu yeşil “VAV” yakınında okunup, sevabının kendi ve akrabalarının ruhlarına gönderilmesini istemiş ve camiye bağışlamıştır.
Kaynaklardaki bu ifadeden, harfin çok önceki tarihlerden beri burada mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Günümüzde “VAV” harfi ile ilgili, Dini inançlarımıza ters düşen bazı uygulamalar vardır.
Bunların bir türlü önüne geçilemiyor.
Şöyle ki: Gerek Bursa’dan, gerekse Bursa dışından, Camiyi ziyarete gelen ziyaretçilere, gezdiren veya rehberlik eden kimseler tarafından, yeşil VAV ile ilgili yanlış bilgiler verilmekte ve yanlış yönlendirilmektedir.
Ziyaretçilere:
“Bursa Ulu Cami’ye gittiğinizde, Caminin içinde, minberin sağında batı tarafında kıble yönünde Yeşil bir “VAV” var.
Hızır Aleyhisselam orada bulunmaktadır.
Eğer bu VAV’ın önünde namaz kılar, dua eder ve isteklerde bulunursanız, Her türlü isteğiniz kabul olur.” Deniliyor, ziyaretçilerde, bu söylenenlere inanarak, aynı şeyi yapıp, bilerek veya bilmeyerek hata işliyorlar, Yapılan uyarıları da kabul etmiyorlar.
Hatalı olan Uygulama nedir, doğrusu nasıl olmalıdır.
Hızır Aleyhisselam bir veli (Allah dostu)dur.
Ama, her şeyden önce Allah’ın yarattığı bir kuldur.
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de, Her namazda okuduğumuz “Fatiha” Suresinde “Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz.” buyuruyor.
Ayeti okuyan herkesin bilmesi gerektiği gibi, Allah’tan başka kimseye ibadet edilemez ve yardım istenemez, Allah’tan başkasına ibadet edip yardım isteyenlerin, Allah’ın bu ayetine göre şirke ve günaha gireceğini bilmesi ve düşünmesi gerekir.
Hızır Aleyhisselam’da Allah’ın bir kulu olduğundan ona karşıda ibadet edilmez ve medet beklenmez.
O halde orada namaz kılmakla Caminin herhangi bir yerinde namaz kılmak arasında bir fark yoktur.
Yeter ki kılınan namaz ta’dil-i erkan üzere kılınsın ve yeter ki yapılan dualar samimi olsun.
Şunu da eklemekte fayda var, Hızır Aleyhisselam, her zaman Yeşil “VAV” ‘ın yanında beklemiyor, orada olup-olmadığı da belli değildir.
Ne zaman geldiğini veya ne zaman geleceğini de bilen yoktur.
Bursa Ulu Caminin içinde, güneybatısında, Caminin kuzeyine doğru bakan cephesinde, Kâbe resminin (levhasının) altında, bir “Allah Celle Celâlühü” yazısı bulunmaktadır.
Bu Allah lafzının altında ise, halkın bir çok menkıbeye dayandırarak, mistik bir mana verdiği, hatta bazılarının özellikle bu “VAV” harfine karşı namaz kılmaya özen gösterdiği güzel celi sülüs bir yazı ile, yeşil bir “VAV” harfi vardır.
Bu “VAV” ile ilgili rivayetlerde, ziyaretçilerin, bu “vav” harfine değer vermesinin sebebi, olarak da, Hızır Aleyhisselam ile ilgili menkıbeler anlatılmaktadır.
Rivayetlere göre Hızır Aleyhisselam, bazı vakitlerde bu “VAV“ harfinin önünde namaz kılarmış.
“Vav” harfi, Allah’ın yemin ifadelerin kullanıdığı bir harf olduğu gibi, Vahdeti, Vahdaniyeti yani Allah’ın birliğini temsil etmesi bakımından hat sanatında bir sembol olarak çokça kullanılmıştır.
Bu harfin ne zaman ve kim tarafından yazıldığını bilmiyoruz.
Ancak 1717 Yılında Rukiye Hanım isminde bir hayırsever, nesih hatla yazılmış büyük bir Kur’an-ı Kerim’i, Ulu Cami’ye vakfederken, bu yeşil “VAV” yakınında okunup, sevabının kendi ve akrabalarının ruhlarına gönderilmesini istemiş ve camiye bağışlamıştır.
Kaynaklardaki bu ifadeden, harfin çok önceki tarihlerden beri burada mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Günümüzde “VAV” harfi ile ilgili, Dini inançlarımıza ters düşen bazı uygulamalar vardır.
Bunların bir türlü önüne geçilemiyor.
Şöyle ki: Gerek Bursa’dan, gerekse Bursa dışından, Camiyi ziyarete gelen ziyaretçilere, gezdiren veya rehberlik eden kimseler tarafından, yeşil VAV ile ilgili yanlış bilgiler verilmekte ve yanlış yönlendirilmektedir.
Ziyaretçilere:
“Bursa Ulu Cami’ye gittiğinizde, Caminin içinde, minberin sağında batı tarafında kıble yönünde Yeşil bir “VAV” var.
Hızır Aleyhisselam orada bulunmaktadır.
Eğer bu VAV’ın önünde namaz kılar, dua eder ve isteklerde bulunursanız, Her türlü isteğiniz kabul olur.” Deniliyor, ziyaretçilerde, bu söylenenlere inanarak, aynı şeyi yapıp, bilerek veya bilmeyerek hata işliyorlar, Yapılan uyarıları da kabul etmiyorlar.
Hatalı olan Uygulama nedir, doğrusu nasıl olmalıdır.
Hızır Aleyhisselam bir veli (Allah dostu)dur.
Ama, her şeyden önce Allah’ın yarattığı bir kuldur.
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de, Her namazda okuduğumuz “Fatiha” Suresinde “Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz.” buyuruyor.
Ayeti okuyan herkesin bilmesi gerektiği gibi, Allah’tan başka kimseye ibadet edilemez ve yardım istenemez, Allah’tan başkasına ibadet edip yardım isteyenlerin, Allah’ın bu ayetine göre şirke ve günaha gireceğini bilmesi ve düşünmesi gerekir.
Hızır Aleyhisselam’da Allah’ın bir kulu olduğundan ona karşıda ibadet edilmez ve medet beklenmez.
O halde orada namaz kılmakla Caminin herhangi bir yerinde namaz kılmak arasında bir fark yoktur.
Yeter ki kılınan namaz ta’dil-i erkan üzere kılınsın ve yeter ki yapılan dualar samimi olsun.
Şunu da eklemekte fayda var, Hızır Aleyhisselam, her zaman Yeşil “VAV” ‘ın yanında beklemiyor, orada olup-olmadığı da belli değildir.
Ne zaman geldiğini veya ne zaman geleceğini de bilen yoktur.