Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Rabia A'tul Adviyye

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
15 Eyl 2005
Mesajlar
306
Aldığı Beğeniler
2
Vazgeçtim çocuk olmaktan, çocukça yaşamaktan, hayatın karşısında çocukça durmaktan. Vazgeçtim hiç olmamış, hiç olamamış bilyelerimden, bisikletimden, kalemim, defterimden.

Kitapların olsun istemiyorum artık, aklımdan çıkardım bulutlarla oynaşan uçurtmayı. İstemiyorum başımı her koyuşumda diken olup batacak yastıkları, düş kurmaktan başka bir işe yaramayan yumuşak yatakları, giymeye heyecanlandı ımız bayramlık ayakkabıları; ha unutmadan, bir de bayramları. Uzun zaman oldu bir bayramla yüz yüze gelmeyeli.

Siz onları isteyenlere verin. Biliyorum; onları isteyenlerin dudakları hiç susuz kalmadı, bir seher vakti evleri ile beraber mutlulukları ya malanmadı. İşitiyorum; hiç kan dolmadı gövdelerine babaları hançerlenirken gözlerinin önünde. Henüz kundakta olan kardeşleri, minik bir kuşun gökyüzünden koparılması gibi çekip l-koparılmadı yeryüzünden parçalanarak vücutları. Saçlarında yıldızları biriktiren annelerinin siyah yemenilerinden tutulup saatlerce toprakta sürüklenmiş kan rengi bedenini görmediler.

Mühim meşguliyetleri var başka yerdeki çocukların. Top koşturuyorlar sokak aralarında onlar, kendilerine has oyunlar oynuyorlar, bir şeyler içiyorlar, arkadaşlarla gezmeye çıkıyorlar, çiçek topluyorlar kırlardan rengarenk; ama hiç namlu niyetine taş toplamadılar yıkılmış sokaklarda. Bir taşın sertli i ile yüzleşmedi ömürleri. Oysa biz yaramıza kapamak için dahi bir taşı bir pamuktan daha çok ye ledik; geceleri yıldızların sayıldı ı vakitlerde kaç kör yüre i inletiriz diye yıldızların yerine taşları hesap ettik.

Ben kim miyim? ben un ufak olmuş düşlerin arasında kendi hayallerini kırmıza boyanmış olarak bulan bir savaş çocu uyum. Buralarda resimler, düşler ne mavidir ne pembe; her şeyde ve her yerde kırmızı hakimdir olabildi ince. Yollar kırmızı; bulutlar, da lar kırmızı; avuçlarımız, gözlerimiz hep ... bir gülün kırmızısı de ildir hemhal oldu umuz; uçuşan düşlerimizi önüne katıp götüren, geride bir yı ın kırık ömür, yorgun gecelerde asılı kalmış birkaç tebessüm, biraz avare, biraz hissiz bir hüzün ve kan gölünün kesif kokusu sinmiş katil bir kırmızıya aşinadır ruhumuz. Daldan kopardı ımız her şey kırmızıdır artık. Kana bulanmıştır, kırmızıdır; anamın başından kaptı ım hasret kokulu son yazması.

Kör, sa ır ve dilsiz vicdanların zulmüne hala direnebiliyorsak, vaktin beş memesinden sabır emdi imizdendir ve her bir yaramıza öpücükle selam kondurdu umuzdandır. Çünkü biz biliriz ki; dünyaya ve kurşunlara gözlerimizi ilk açtı ımız gün kula ımıza ezan, yüre imize gözyaşı ve a ıt, avuçlarımızdaki her çizgiye de direniş okunmuştur. Ve biliriz ki; bundandır bu kadar çok yitişimiz yaşam için.

Artık suskunum ve omzumdaki da lar üşüdü ündendir yorgunlu um. Kuru, cılız gö süm artık tedirgin; ne de olsa ben bir çocu um. Fakat ben vazgeçtim çocuk olmaktan, hayatın karşısında çocukça durmaktan, çocukça yaşamaktan. Şimdi ürkek bir inilti gö sümde: siz büyük olanlar! Benim gibi gülerek karşılayabilir misiniz adressiz kurşunları?

Ayşegül Altunhan
 
Üst Alt