Acizliğin anlaşıldıgı noktada; sığınmaktır dua.
Yapamadığımı yapacağını itiraf etmektir.
Muhtaç olduğumun farkına varmaktır dua.
Kendi çabalarının son çırpınışlarıyla birlikte içimde yükselen bir yöneliştir.
Rahmetin kapısını o Rahman'a teslim olarak çalmaktır.
Issız, yapayalnız çöllerde Hacer'in su için koşturmasıdır.
Yunus'un (Aleykümselam), geceyi ve denizi alemlerin Sahibine teslim etmesidir dua.
Karıncanın yuvasına yem taşıması, arıların çiçekleri gezmesidir.
Suya muhtaç toprağın çatlaması,
Tohumun, filize, renge, çiçeğe bürünmek istemesidir.
Güneşin, toprağın, suyun ve tohumun ağaç olmak istercesine bir vaziyet almasıdır.
Göğün yıldızlarla süslü yüzüne bakarak O'nu (c.c) anlamanın adıdır dua.
Çağlayanların şırıltısında O'nu (c.c) duymaktır.
Bir gece vakti yalnızlığın sessizliğini dinlerken O'nun (c.c) sesini işitmeye
çalışmaktır.
Rahmeti görememenin Cehenneminden çıkmak için o rahmetin Sahibine sığınmaktır
Şu küçük, şu güçsüz benliğimi alemleri döndürene teslim etmektir.
"Ne olur Sen benim için alemimi değiştir" demenin bir başka adıdır.
Ve kendime O'nu (c.c) anlatmanın en şirin yoludur dua.
Sen işitensin, Sen görensin, Sen beni bilensin, Sen verebilensin, Sen yapabilensin,
Sen paylaşabilensin, Sen dostsun diyebilmektir.
Ve hiçliğin aynasında o Şems-i Ezeli'ye bağlanmaktır dua.
.gif)