Gece... hüzün,hasret ve deli öfkem...
* * *
Şimdi yalnızlığımın sokaklarında yürüyorum...
Geri dönmem için...ayağıma takılıyor,parlak renkli umut taşlarım... toplamıyorum...
Dönmüyorum...
Yürüyorum, umutsuz umutlarımın üstünde...
Yürüyorum, bitmek tükenmek bilmeyen arzularımın, yalnızlığımın ve karanlık gecelerimin üstüne...
Tutmuyorum gözyaşımı, set çekmiyorum kan ağlayan yüreğime, varsın kavrulsun ruhum umutsuzluklarda...
Ama yüreğim acıyor,uzaklaşsa da benden,hissediyorum... tutmuyorum, hiç tutamadığım gözyaşımı...
* * *
Bir an haykırıyor ruhum :"gökyüzüm"
Heyecanla gökyüzüne,benim gökyüzüme koşuyorum...
* * *
Yıldızlar göz kırpıyor bana,ben de yıldızlara... Gözlerim yıldızlara dalıyor,yıldızlar ruhuma...
Dudaklarımda buruk ağlamaklı gülüşüm... Ayak sesleri yankılanıyor yıldızların, duyuyorum, yalnızlığımın sokaklarında, duvarlarında...
İnsaflı bir suçlunun utancı var karanlık sokaklarımın, hiç yıkılmamış duvarlarımın yüzünde...
Karanlık yalnızlığım ve yıldızlarım...
Barış sessizliği ve...
Ağlamaklı gülüşüm...
Parlak renkli umut taşlarım daha bir parlak yıldızlarımın varlığında,onların yüzünde gözkırpışların parıltısını görüyorum yıldızlarımın...
"dağılmış olsanız da varsınız"diyen seslerini duyuyorum...
* * *
Islak gözlerle bakıyorum gökyüzüne... tuzlu gözyaşımın çemberinde büyümüş yıldızlarıma...
Uzatıyorum buz gibi ellerimi... uzatıyorum, delilik biliyorum, ama uzatıyorum ellerimi... tutamıyorum yıldızlarımı... hiçbir zaman tutamadığım, tutunamadığım gibi...
ve ağlıyorum yenilgime...
* * *
Gökyüzüne, yıldızlara uzak, soğuk ellerim...hala yıldızlara uzanıyor inatla..
* * *
Ve bir anda yön değiştiriyor avuçlarım,Yıldızlarımın sahibine yönelerek...
Küçücük kalbe Sığan, nurla parlattığı arzularımı, dualarımı.. ve yıldızlarımı boşaltıyor avuçlarıma... gözyaşlarıyla yüreğime basıyorum dolu avuçlarımı...
* * *
Bir fısıltı okşuyor yanağımı...
"İşte o gün... gökyüzünün bir kağıt gibi dürüldüğü o gün...sana vereceğim o kağıdı,üzülme..."
"Ama ağla..ağla ki yıldızlar eksilmesin yanaklarından,
"iste ..iste ki yıldızları dökeyim ruhuna semadan,
"bekle.. bekle o günü...yıldızları,ayı,gökyüzünü kağıt gibi dürüp sana vereceğim günü".
* * *
Yavaş yavaş dağılıyor karanlıkları ruhumun... Gökyüzümün...
yıldızlarımın artık buğulanmaya başlamış gözkırpışları... incitiyor yüreğimi...
Ama ağlamıyorum artık... çünkü biliyorum...
Kaybolsa da maviliklerde... göremesem de gözkırpışlarını...
ordalar biliyorum...
ve bir gün...
Ve o gün...
..gökyüzü bir kağıt gibi dürüldüğünde..
O, bana verecek yıldızlarımı...biliyorum...
...Ve ağlamaklı gülüşüm...
* * *
Şimdi yalnızlığımın sokaklarında yürüyorum...
Geri dönmem için...ayağıma takılıyor,parlak renkli umut taşlarım... toplamıyorum...
Dönmüyorum...
Yürüyorum, umutsuz umutlarımın üstünde...
Yürüyorum, bitmek tükenmek bilmeyen arzularımın, yalnızlığımın ve karanlık gecelerimin üstüne...
Tutmuyorum gözyaşımı, set çekmiyorum kan ağlayan yüreğime, varsın kavrulsun ruhum umutsuzluklarda...
Ama yüreğim acıyor,uzaklaşsa da benden,hissediyorum... tutmuyorum, hiç tutamadığım gözyaşımı...
* * *
Bir an haykırıyor ruhum :"gökyüzüm"
Heyecanla gökyüzüne,benim gökyüzüme koşuyorum...
* * *
Yıldızlar göz kırpıyor bana,ben de yıldızlara... Gözlerim yıldızlara dalıyor,yıldızlar ruhuma...
Dudaklarımda buruk ağlamaklı gülüşüm... Ayak sesleri yankılanıyor yıldızların, duyuyorum, yalnızlığımın sokaklarında, duvarlarında...
İnsaflı bir suçlunun utancı var karanlık sokaklarımın, hiç yıkılmamış duvarlarımın yüzünde...
Karanlık yalnızlığım ve yıldızlarım...
Barış sessizliği ve...
Ağlamaklı gülüşüm...
Parlak renkli umut taşlarım daha bir parlak yıldızlarımın varlığında,onların yüzünde gözkırpışların parıltısını görüyorum yıldızlarımın...
"dağılmış olsanız da varsınız"diyen seslerini duyuyorum...
* * *
Islak gözlerle bakıyorum gökyüzüne... tuzlu gözyaşımın çemberinde büyümüş yıldızlarıma...
Uzatıyorum buz gibi ellerimi... uzatıyorum, delilik biliyorum, ama uzatıyorum ellerimi... tutamıyorum yıldızlarımı... hiçbir zaman tutamadığım, tutunamadığım gibi...
ve ağlıyorum yenilgime...
* * *
Gökyüzüne, yıldızlara uzak, soğuk ellerim...hala yıldızlara uzanıyor inatla..
* * *
Ve bir anda yön değiştiriyor avuçlarım,Yıldızlarımın sahibine yönelerek...
Küçücük kalbe Sığan, nurla parlattığı arzularımı, dualarımı.. ve yıldızlarımı boşaltıyor avuçlarıma... gözyaşlarıyla yüreğime basıyorum dolu avuçlarımı...
* * *
Bir fısıltı okşuyor yanağımı...
"İşte o gün... gökyüzünün bir kağıt gibi dürüldüğü o gün...sana vereceğim o kağıdı,üzülme..."
"Ama ağla..ağla ki yıldızlar eksilmesin yanaklarından,
"iste ..iste ki yıldızları dökeyim ruhuna semadan,
"bekle.. bekle o günü...yıldızları,ayı,gökyüzünü kağıt gibi dürüp sana vereceğim günü".
* * *
Yavaş yavaş dağılıyor karanlıkları ruhumun... Gökyüzümün...
yıldızlarımın artık buğulanmaya başlamış gözkırpışları... incitiyor yüreğimi...
Ama ağlamıyorum artık... çünkü biliyorum...
Kaybolsa da maviliklerde... göremesem de gözkırpışlarını...
ordalar biliyorum...
ve bir gün...
Ve o gün...
..gökyüzü bir kağıt gibi dürüldüğünde..
O, bana verecek yıldızlarımı...biliyorum...
...Ve ağlamaklı gülüşüm...