- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Ayrılıklar geceye benzer. Bütün yarınlar da sabaha can!
Geceye az kaldı. Ayrılık, gelini götürmeye gelen dü ün alayı gibi kapımızda. Kimler ayrılmadı ki canından.
Ayrılı ı, cennetten ayrılan Hz. Adem'e sor. Tufan'da o lunu dalgaların pençesinde bırakan Hz. Nuha, Yusuf'u için inleyen Hz. Yakuba, içindeki ejderle bo uşan Züleyha'ya, yüre inin sesini susturmak için bile iyle da ları oyan Ferhad'a, Şems için kavrulan Mevlâna'ya, binlerce evlâdını gurbete gönderen Anadolu'ya, en çok da Resulü'nü Medine'ye gönderen o kutsal diyâra, hasılı gidenin ardından bakıp kalanlara, ocak gibi yananlara sor.
Geride kalan, hep inleyendir ana misali, can! Giden hep yârdır, candan candır. Her şeyi alıp götüren de odur, götürdüklerinin iki mislini geride bırakan da...
Giderken arkada bıraktıklarına son bir kere bakıp da öyle gitmeli insan. Yaşadıklarını, paylaştıklarını gönül heybesine yerleştirmeli. Paylaşılan andır, zamandır, dönüşü olmayandır. Paylaşılan hayattır can!
Vefâlı olmalı insan. Vefânın dersini Kur'andan; âlemlerin muallimi, Gönüllerin Sultanı'ndan, O'nun nurlu ashâbından almalı.
Olmalı insan, önce kul olmalı. Olmadan evvel ölmeli, ölmeden önce olmayı tamamlamalı. Nasıl mı olmalı? Hak dostları gibi vefâ kahramanı olmalı. Vallahi O söylüyorsa do rudur. Ben O'nun verâların verâsından haberler getirdi ine inanıyorum. diyen, sadakat ve vefâdan bir lâhza ayrılmayan Hz. Ebubekir gibi olmalı.
Allah Resulüne; Kendisinden meleklerin bile hayâ etmekte oldu u bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi? sözlerini dedirten, an-be-an bütün mahlûkâta edebiyle vefâlı olan Hz. Osman gibi olmalı.
Vuruldu unda yarasının a ırlı ıyla baygın yatan, E er daha ölmediyse, onu namazdan başka bir şeyle ayıltamazsınız. sözlerinden sonra namaza ça rıldı ında küheylanlar gibi Namaz vakti mi? diyerek yaralı bedeniyle kan revan içinde şahlanan, namaza vefâlı Hz. Ömer gibi olmalı.
Perde-i gayb açılsa, yine de yakînim azalmaz. diyerek, vefâsını kâinata haykıran, evliyâlar babası, yi itlerin şâhı Hz. Ali gibi olmalı.
Vefâ, sadece hasların vasfıdır can! Nisyan -unutmak- ise hamların... Bedene tutsak olmuş hoyratların nasibi yoktur vefâdan. Gönlümüzün kitabında; Bize bir defa selâm vereni kıyamete kadar unutmayız. düstûru kayıtlıdır. Biz dersimizi; Kabrimize gelip, bir defa Fatiha okuyanlar kıyamete kadar bizimdir. İmânlarını kurtarmadan ölmesinler, ömürleri boyunca fakirlik görmesinler. diye dua eden, hâlâ büyük bir vefayla Üsküdar'da dostlarını a ırlayan Aziz Mahmut Hüdâyîden almışız. Nice vefâ kahramanının mânevî huzûrunda hürmetle, edeple selâma durmuşuz.
Dostlarını daima vefâ ile hatırla can! Arayan sen ol, bulan sen; tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefâsı olmayanın Hakk'a vefâsı olmaz. Git ki, vefanın ter ü tâze hüküm sürdü ü yeni bir hayata başla... Haydi daha fazla durma karşımda. Kurşun gibi bir anda al, ellerini benden. Su gibi aksın ellerin ellerimden.
Yüre ini yüre imde, gözlerini gözlerimde bırak da git. Beklemeden, bir kelime bile etmeden git. Canımı canımdan kopar da git.
Giderken son bir defa Hakk'ın selâmını esirgeme benden. Arkada kalanın gözü yaşlı olur, yüre i yufka, gönlü ince. Ben, içimdeki korla, ba rımdaki volkanla, öylece da gibi arkanda kalayım. Yapayalnız hecelerde kaybolan ben olayım. Sen sa lam adımlarla yarınlara yürürken, yıkılan ben olayım.
Gülen sen ol, a layan ben. Yeşeren sen ol, sulayan ben. Bana saplansın paslı mızrakların ucu, sana dokunmasın. En çılgın isyanlarını, savaşlarını, sırlarını gitti in diyarlara götürme. Kötüye dair ne varsa benim yanımda kalsın. Benim avuçlarıma bırak. Ben onları dua dua ak kanatlı kuş gibi göklere uçurayım. Benim payıma; ilâhî dergahtan, ayrılık sahillerinde anıların gönüllü bekçisi olmak düştü. Hak'tan gelene razıyım.
Sen geçmişi bana bırak can!
Vefa nedir, bilir misin? Vefâ arkanda bıraktı ını, giderken yaktı ını yabana atmamandır. Vefâ; dostlu un asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefâ; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır.
Şimdi ayrılık vakti can! Gecenin en karanlık vakti. Vaktin Yaratıcısı, az sonra geceden gündüzü do uracak. Vakit gitme vakti, bizden aldıklarını gitmesi gereken yerlere iletme vakti...
Al can! Bu heybe senin. Sol yanımdan bir parça kopardım senin için; tâ özümden, tâ közümden...
Birazdan sabah olacak; ya mur ya acak... Ardından gökkuşa ı, sonra güneş... Sıcacık, apaydın, pırıl pırıl... Hep böyle oldu, tarihte hep karanlık yenilgiye teslim oldu, güneş kazandı.
Birazdan son melodi çalacak,
Yıldıza, Aya ve İbrahim'in Rabbi'ne kasem ederim ki,
Birazdan bulutların ardından Güneş do acak...
Güneş bütün gecelerden güçlüdür can! Çünkü güneş vefalıdır, gizlemez sevgisini.
Vefâlıdır; en çok o getirir kâinata sevgilinin sesini, neşvesini. Yırtıp atar karanlı ın kasvetli perdesini... En vefâlı delildir o sevgili adına...
U urlar olsun can!
Beni kışta bırakıp yeni bir diyara gitti inde baharı bekleyeceksin. Baharı beklemek ne güzeldir, baharda topra ı parçalayan kır çiçeklerini gözlemek...
Ben de seni bir ayrılık sonrası baharı gözlerken kuca ıma almıştım. Küçücük ellerinle topra ın ba rını parçaladı ında karşılamıştım. Ve senin için ne çok savaşmıştım seninle.
Sen benim kır çiçe imsin can, sen benim aşk çiçe im. Sen benim yüre imsin.
Vasiyetim olsun sana. Bir gün öldü ümde, kabrimi mutlaka ziyarete gel. Ama yalvarırım yalnız gelme. Baharda derledi in yüzlerce kır çiçe iyle gel. Ve başucumda onlara sevgiyi anlat, dostlu u, vefâyı, hakîki Dosta vefâlı olmayı anlat.
Çünkü ben kır çiçeklerinin sesinden uzak kalmaya dayanamam. Çünkü ben bir an bile tomurcuklarımdan ayrılamam. Sonra el ele tutuşup yanıbaşımda eskiden birlikte yaptı ımız gibi, ince bir ezgiyle seslenin bütün insanlara. Sevda nedir bilir misin? diyerek, sevdayı söyleyin.
Demet demet sevgi ellerinde
Billur billur yaş gözlerinde
Sevdan ebedî, yüre inde,
Olmadan olmaz, bu iş olmaz
Sonra bütün bir âlemi Yunus'ça,
Sevmeden olmaz, bu iş olmaz.
Mısralarıyla sevgisiz bu işin olmayaca ını anlatın .
Hep ama hep vefâlı ol. Emanete sahip çık, atana vefâlı ol. İdealine sarıl, evlâda vefâlı ol. Ömrü hakkıyla yaşa, hayata vefâlı ol. Düşmanlıkları unut, dostuna vefâlı ol. Öfkeyi, kini unut, ruhuna vefalı ol...
Bunları unutursan; zaman maddî mânevî bütün yaralarının, dertlerinin yok olmasına vesile olur. E er unutmazsan, zamanla bunlar seni yok eder. Unutkanlıklar karşısında kimseyi suçlama. Sen unutma tuza ına düşüp, unutmaman gerekenleri unutma. Unutulmaması gereken güzellikler karşısında arslan kesil kendi içinde. Âsi bir kartal gibi yırt karanlıkların çirkin yüzünü, meydan oku karanlıklara. Çılgın bir küheylan gibi vefâyla meydan oku fırtınalara...
Yarasaların gözleri kamaşacak diye, Güneş do maktan vazgeçmez.
En büyük vefâ, Hakk'a götürecek fırsatları yakalamaktır. Buldu un her fırsatı zamanında de erlendirmektir. Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, Kâlû Belâ'ya vefâsız olma! Fırsatlar bulutlar gibidir, gelir ve geçer. Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, kaybetme bedbahtlı ıyla yok olma.
Vasiyetim olsun:
Vefayla kal can!
Nurgül ÖZCAN
(SIZINTI)
Geceye az kaldı. Ayrılık, gelini götürmeye gelen dü ün alayı gibi kapımızda. Kimler ayrılmadı ki canından.
Ayrılı ı, cennetten ayrılan Hz. Adem'e sor. Tufan'da o lunu dalgaların pençesinde bırakan Hz. Nuha, Yusuf'u için inleyen Hz. Yakuba, içindeki ejderle bo uşan Züleyha'ya, yüre inin sesini susturmak için bile iyle da ları oyan Ferhad'a, Şems için kavrulan Mevlâna'ya, binlerce evlâdını gurbete gönderen Anadolu'ya, en çok da Resulü'nü Medine'ye gönderen o kutsal diyâra, hasılı gidenin ardından bakıp kalanlara, ocak gibi yananlara sor.
Geride kalan, hep inleyendir ana misali, can! Giden hep yârdır, candan candır. Her şeyi alıp götüren de odur, götürdüklerinin iki mislini geride bırakan da...
Giderken arkada bıraktıklarına son bir kere bakıp da öyle gitmeli insan. Yaşadıklarını, paylaştıklarını gönül heybesine yerleştirmeli. Paylaşılan andır, zamandır, dönüşü olmayandır. Paylaşılan hayattır can!
Vefâlı olmalı insan. Vefânın dersini Kur'andan; âlemlerin muallimi, Gönüllerin Sultanı'ndan, O'nun nurlu ashâbından almalı.
Olmalı insan, önce kul olmalı. Olmadan evvel ölmeli, ölmeden önce olmayı tamamlamalı. Nasıl mı olmalı? Hak dostları gibi vefâ kahramanı olmalı. Vallahi O söylüyorsa do rudur. Ben O'nun verâların verâsından haberler getirdi ine inanıyorum. diyen, sadakat ve vefâdan bir lâhza ayrılmayan Hz. Ebubekir gibi olmalı.
Allah Resulüne; Kendisinden meleklerin bile hayâ etmekte oldu u bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi? sözlerini dedirten, an-be-an bütün mahlûkâta edebiyle vefâlı olan Hz. Osman gibi olmalı.
Vuruldu unda yarasının a ırlı ıyla baygın yatan, E er daha ölmediyse, onu namazdan başka bir şeyle ayıltamazsınız. sözlerinden sonra namaza ça rıldı ında küheylanlar gibi Namaz vakti mi? diyerek yaralı bedeniyle kan revan içinde şahlanan, namaza vefâlı Hz. Ömer gibi olmalı.
Perde-i gayb açılsa, yine de yakînim azalmaz. diyerek, vefâsını kâinata haykıran, evliyâlar babası, yi itlerin şâhı Hz. Ali gibi olmalı.
Vefâ, sadece hasların vasfıdır can! Nisyan -unutmak- ise hamların... Bedene tutsak olmuş hoyratların nasibi yoktur vefâdan. Gönlümüzün kitabında; Bize bir defa selâm vereni kıyamete kadar unutmayız. düstûru kayıtlıdır. Biz dersimizi; Kabrimize gelip, bir defa Fatiha okuyanlar kıyamete kadar bizimdir. İmânlarını kurtarmadan ölmesinler, ömürleri boyunca fakirlik görmesinler. diye dua eden, hâlâ büyük bir vefayla Üsküdar'da dostlarını a ırlayan Aziz Mahmut Hüdâyîden almışız. Nice vefâ kahramanının mânevî huzûrunda hürmetle, edeple selâma durmuşuz.
Dostlarını daima vefâ ile hatırla can! Arayan sen ol, bulan sen; tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. Kula vefâsı olmayanın Hakk'a vefâsı olmaz. Git ki, vefanın ter ü tâze hüküm sürdü ü yeni bir hayata başla... Haydi daha fazla durma karşımda. Kurşun gibi bir anda al, ellerini benden. Su gibi aksın ellerin ellerimden.
Yüre ini yüre imde, gözlerini gözlerimde bırak da git. Beklemeden, bir kelime bile etmeden git. Canımı canımdan kopar da git.
Giderken son bir defa Hakk'ın selâmını esirgeme benden. Arkada kalanın gözü yaşlı olur, yüre i yufka, gönlü ince. Ben, içimdeki korla, ba rımdaki volkanla, öylece da gibi arkanda kalayım. Yapayalnız hecelerde kaybolan ben olayım. Sen sa lam adımlarla yarınlara yürürken, yıkılan ben olayım.
Gülen sen ol, a layan ben. Yeşeren sen ol, sulayan ben. Bana saplansın paslı mızrakların ucu, sana dokunmasın. En çılgın isyanlarını, savaşlarını, sırlarını gitti in diyarlara götürme. Kötüye dair ne varsa benim yanımda kalsın. Benim avuçlarıma bırak. Ben onları dua dua ak kanatlı kuş gibi göklere uçurayım. Benim payıma; ilâhî dergahtan, ayrılık sahillerinde anıların gönüllü bekçisi olmak düştü. Hak'tan gelene razıyım.
Sen geçmişi bana bırak can!
Vefa nedir, bilir misin? Vefâ arkanda bıraktı ını, giderken yaktı ını yabana atmamandır. Vefâ; dostlu un asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefâ; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır.
Şimdi ayrılık vakti can! Gecenin en karanlık vakti. Vaktin Yaratıcısı, az sonra geceden gündüzü do uracak. Vakit gitme vakti, bizden aldıklarını gitmesi gereken yerlere iletme vakti...
Al can! Bu heybe senin. Sol yanımdan bir parça kopardım senin için; tâ özümden, tâ közümden...
Birazdan sabah olacak; ya mur ya acak... Ardından gökkuşa ı, sonra güneş... Sıcacık, apaydın, pırıl pırıl... Hep böyle oldu, tarihte hep karanlık yenilgiye teslim oldu, güneş kazandı.
Birazdan son melodi çalacak,
Yıldıza, Aya ve İbrahim'in Rabbi'ne kasem ederim ki,
Birazdan bulutların ardından Güneş do acak...
Güneş bütün gecelerden güçlüdür can! Çünkü güneş vefalıdır, gizlemez sevgisini.
Vefâlıdır; en çok o getirir kâinata sevgilinin sesini, neşvesini. Yırtıp atar karanlı ın kasvetli perdesini... En vefâlı delildir o sevgili adına...
U urlar olsun can!
Beni kışta bırakıp yeni bir diyara gitti inde baharı bekleyeceksin. Baharı beklemek ne güzeldir, baharda topra ı parçalayan kır çiçeklerini gözlemek...
Ben de seni bir ayrılık sonrası baharı gözlerken kuca ıma almıştım. Küçücük ellerinle topra ın ba rını parçaladı ında karşılamıştım. Ve senin için ne çok savaşmıştım seninle.
Sen benim kır çiçe imsin can, sen benim aşk çiçe im. Sen benim yüre imsin.
Vasiyetim olsun sana. Bir gün öldü ümde, kabrimi mutlaka ziyarete gel. Ama yalvarırım yalnız gelme. Baharda derledi in yüzlerce kır çiçe iyle gel. Ve başucumda onlara sevgiyi anlat, dostlu u, vefâyı, hakîki Dosta vefâlı olmayı anlat.
Çünkü ben kır çiçeklerinin sesinden uzak kalmaya dayanamam. Çünkü ben bir an bile tomurcuklarımdan ayrılamam. Sonra el ele tutuşup yanıbaşımda eskiden birlikte yaptı ımız gibi, ince bir ezgiyle seslenin bütün insanlara. Sevda nedir bilir misin? diyerek, sevdayı söyleyin.
Demet demet sevgi ellerinde
Billur billur yaş gözlerinde
Sevdan ebedî, yüre inde,
Olmadan olmaz, bu iş olmaz
Sonra bütün bir âlemi Yunus'ça,
Sevmeden olmaz, bu iş olmaz.
Mısralarıyla sevgisiz bu işin olmayaca ını anlatın .
Hep ama hep vefâlı ol. Emanete sahip çık, atana vefâlı ol. İdealine sarıl, evlâda vefâlı ol. Ömrü hakkıyla yaşa, hayata vefâlı ol. Düşmanlıkları unut, dostuna vefâlı ol. Öfkeyi, kini unut, ruhuna vefalı ol...
Bunları unutursan; zaman maddî mânevî bütün yaralarının, dertlerinin yok olmasına vesile olur. E er unutmazsan, zamanla bunlar seni yok eder. Unutkanlıklar karşısında kimseyi suçlama. Sen unutma tuza ına düşüp, unutmaman gerekenleri unutma. Unutulmaması gereken güzellikler karşısında arslan kesil kendi içinde. Âsi bir kartal gibi yırt karanlıkların çirkin yüzünü, meydan oku karanlıklara. Çılgın bir küheylan gibi vefâyla meydan oku fırtınalara...
Yarasaların gözleri kamaşacak diye, Güneş do maktan vazgeçmez.
En büyük vefâ, Hakk'a götürecek fırsatları yakalamaktır. Buldu un her fırsatı zamanında de erlendirmektir. Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, Kâlû Belâ'ya vefâsız olma! Fırsatlar bulutlar gibidir, gelir ve geçer. Sakın ha! Fırsatları kaçırıp da, kaybetme bedbahtlı ıyla yok olma.
Vasiyetim olsun:
Vefayla kal can!
Nurgül ÖZCAN
(SIZINTI)