Allah dostlarının halini ancak kendilerini gibi ehlullah bilir. Velilerin bir kısmı halimdir, yumuşaktır, üzerinde yüce Allah'ın cemal sıfatlarının tecellisi daha fazladır. Bazı velilerde celâl sıfatlarının tecellisi daha fazla olur. Bu veliler, Hz. Ömer (r.a) gibi sert gözükür, fakat adalet ve istikametten asla ayrılmazlar. Kimseyi haksız yere incitmezler, bütün dertleri hak dini yaşamak ve yaşatmaktır. İçleri ilâhî aşk doludur.
Gavs-i Hizânî Seyyid Sıbgatullah Arvâsî (k.s) şöyle demiştir:
Bu son zamanlarda sünnet, bidatlar arasında, gece karanlığında ışık saçan inci gibidir. Zaman dinin garip olduğu zamandır. Bunun için bu zamandaki bir talebenin az bir gayretine karşılık, önceki insanların çetin mücahedelerle elde ettikleri sevaptan daha fazla sevap verilir.
Gavs-i Bilvanisî (k.s.) şöyle derdi: İnsanın muhiti, çevresi çok mühimdir. İyilerle oturup kalkan, iyilerle arkadaşlık eden kimse, iyi olmasa bile iyilerle bulunduğundan dolayı iyi sayılır. Fakat insan iyi bir kimse olsa bile, kötülerle dolaşır, kötülerle bulunursa, bozulur, kötülerden olur.
Hazret Şeyh Muhammed Diyauddin (k.s.) bir sohbetlerinde: Hayatta hırsızlık yapmayan, hırsızlık yapmayı aklının kenarından bile geçirmeyen bir tüccar, şayet birkaç günlük bile olsa hırsız kimselerle dolaşsa, onlardan bir şeyler kapar. O da günün birinde hırsızlık yapar buyurmuştu.
Yine şöyle buyurmuştur: İnsan hep iyilerle bulunmalı, iyilerle arkadaşlık yapmalıdır. İyilerle bulunmanın menfaati ebediyete kadar devam eder. İşte Ashab-ı Kehf'in köpeği, köpek olması münasebetiyle haram ve necisdir. Islakken dokunduğu yerin temizlenmesi için yedi defa yıkamak gerekir (Şafiî mezhebine göre). Fakat iyilerle kaldığı için, Allah Teâlâ onu beraber kaldığı iyilerin hürmetine Cennetlik yaptı. Haram ve necis olduğu halde Cennetlik oldu ve Cennette iyilerle beraber bulunacaktır. Hâlbuki Nuh aleyhisselamın oğlu Ülül-azm bir peygamberin oğlu olduğu halde, kâfirlerle arkadaşlık yapıp onlarla beraber bulunduğu için imanını kaybetti. Allah Teâlâ onu kâfirler topluluğundan yazdı. Peygamber oğlu olduğu halde kâfirlerle arkadaşlık yapmasından dolayı son nefeste küfür üzerine imansız gitti. Öte yandan necis olan bir köpek ise Cennetlik oldu. Çünkü iyilerle beraberdi, onlardan ayrılmadı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: İnsan her kimi seviyorsa kıyamette de onunla beraber haşrolacak, kiminle arkadaşsa haşirde de onunla arkadaş olacaktır.
Hulâsa:
Kötü değilsen kötülerle yâr olma,
İyi isen iyilerden uzak olma.
Hz. Lut'un karısı, kötülerle arkadaşlık ettiğinden Peygamber ailesinden olmak şerefini kaybetti. Hâlbuki Ashab-ı Kehf'in köpeği birkaç gün iyilerin arkasına düştü, insan şerefi kazandı.
Şeyh Sadi Hazretleri şöyle diyordu: Halkın, Kabe örtüsünü öptüğünü görüyorsun. O, ipek böceğinin kozasından yapıldığı için şöhret bulmadı. Birkaç gün bir mukaddesle bir arada bulundu da, onun için aziz oldu. Yani birkaç gün o örtü Kabe duvarına asıldı.
Derleyen
Hüseyin Okur.
İzahat.com'da yayınlanan yazıların tüm telif hakları telif yasasınca koruma altındadır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Gavs-i Hizânî Seyyid Sıbgatullah Arvâsî (k.s) şöyle demiştir:
Bu son zamanlarda sünnet, bidatlar arasında, gece karanlığında ışık saçan inci gibidir. Zaman dinin garip olduğu zamandır. Bunun için bu zamandaki bir talebenin az bir gayretine karşılık, önceki insanların çetin mücahedelerle elde ettikleri sevaptan daha fazla sevap verilir.
Gavs-i Bilvanisî (k.s.) şöyle derdi: İnsanın muhiti, çevresi çok mühimdir. İyilerle oturup kalkan, iyilerle arkadaşlık eden kimse, iyi olmasa bile iyilerle bulunduğundan dolayı iyi sayılır. Fakat insan iyi bir kimse olsa bile, kötülerle dolaşır, kötülerle bulunursa, bozulur, kötülerden olur.
Hazret Şeyh Muhammed Diyauddin (k.s.) bir sohbetlerinde: Hayatta hırsızlık yapmayan, hırsızlık yapmayı aklının kenarından bile geçirmeyen bir tüccar, şayet birkaç günlük bile olsa hırsız kimselerle dolaşsa, onlardan bir şeyler kapar. O da günün birinde hırsızlık yapar buyurmuştu.
Yine şöyle buyurmuştur: İnsan hep iyilerle bulunmalı, iyilerle arkadaşlık yapmalıdır. İyilerle bulunmanın menfaati ebediyete kadar devam eder. İşte Ashab-ı Kehf'in köpeği, köpek olması münasebetiyle haram ve necisdir. Islakken dokunduğu yerin temizlenmesi için yedi defa yıkamak gerekir (Şafiî mezhebine göre). Fakat iyilerle kaldığı için, Allah Teâlâ onu beraber kaldığı iyilerin hürmetine Cennetlik yaptı. Haram ve necis olduğu halde Cennetlik oldu ve Cennette iyilerle beraber bulunacaktır. Hâlbuki Nuh aleyhisselamın oğlu Ülül-azm bir peygamberin oğlu olduğu halde, kâfirlerle arkadaşlık yapıp onlarla beraber bulunduğu için imanını kaybetti. Allah Teâlâ onu kâfirler topluluğundan yazdı. Peygamber oğlu olduğu halde kâfirlerle arkadaşlık yapmasından dolayı son nefeste küfür üzerine imansız gitti. Öte yandan necis olan bir köpek ise Cennetlik oldu. Çünkü iyilerle beraberdi, onlardan ayrılmadı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: İnsan her kimi seviyorsa kıyamette de onunla beraber haşrolacak, kiminle arkadaşsa haşirde de onunla arkadaş olacaktır.
Hulâsa:
Kötü değilsen kötülerle yâr olma,
İyi isen iyilerden uzak olma.
Hz. Lut'un karısı, kötülerle arkadaşlık ettiğinden Peygamber ailesinden olmak şerefini kaybetti. Hâlbuki Ashab-ı Kehf'in köpeği birkaç gün iyilerin arkasına düştü, insan şerefi kazandı.
Şeyh Sadi Hazretleri şöyle diyordu: Halkın, Kabe örtüsünü öptüğünü görüyorsun. O, ipek böceğinin kozasından yapıldığı için şöhret bulmadı. Birkaç gün bir mukaddesle bir arada bulundu da, onun için aziz oldu. Yani birkaç gün o örtü Kabe duvarına asıldı.
Derleyen
Hüseyin Okur.
İzahat.com'da yayınlanan yazıların tüm telif hakları telif yasasınca koruma altındadır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.