- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Ey Nebiyy-i Zişan! Sana ne yazabileceğim ki, ellerim titremeye, gözlerim dolmaya, kalbim atışlarını hızlandırmaya başladı. Sana arz-ı hal yazmak, Sen'in eline geçecek olan küçücük sözcükleri kaleme almak& Belki Sana, Sen'i; belki Sana beni anlatmak&
Sana yazmak, Ya Rasûlallah!
Cümleler taşır mı Sen'i? Kelimelere sığar mı bu acizliğim, ya heceler dayanır mı bu ağır yüke?
Sen'in isminle bir nokta aynı cümlede olur mu? Adının geçtiği cümleye nokta konur mu ki&
Kelimeler kalemim, dilim, sadrım arasında gidip geliyor. Ama yok, sadrımın içindekileri kalemimin ucuna aksettirmeye takatim yok&
Ey Dost! Dostluk değil mi ki, O yanında olsa bile hasret olmak dosta, Ebu Bekir misali! Dostluk değil mi ki, kendinde Sen'i, Sen'de kendini bulmak&
Ben, ben dediğim, ben değilim Sen'sin hep,
Canım dediğim, ten dediğim Sen'sin hep.
Bir rüzgar esiyor, savuruyor beni Mekke'den Medine'ye, Medine'den Habeşistan'a&
Acaba ümmeti hitabı içinde bana da yer var mı? O inci gözyaşları, yoksa bu bîçare için de döküldü mü?
Hicret! Ben O'na hicret etsem& Adını verir misin, benim de yolculuğuma? Benden değil O'na, sırf O'na gitmek isteyişime ver adını, yolculuğuma!
Ey Medîne, beni de kucaklar mısın, O'nu kucakladığın gibi? Benim gelişime de sevinir misin?... Kabul etsen beni de sinene, açsan kapılarını bu acize!
Ya Rauf!
Acaba annem, Rumeysa olup getirir mi beni Sana, verir mi hizmette tek olan evlatcığını, kalbi burkulmadan, canı acımadan, elleri titremeden!
Ammar olsam, babam önümde şehid edilirken yine de Sen'i düşünebilir miyim? Sana bir şey olmasın da anam, babam, canım feda olsun diyebilir miyim?
Mus'ab olup her şeyimi terk ederek, aç, susuz çöllere düşebilir miyim senin için&
Hamza olup küfrün başına korkusuzca vurabilir miyim kılıcımla!
Hatice olup malımı serebilir miyim önüne&
Ey Hatice'nin, Mus'ab'ın, Hamza'nın, Mekke'nin, Medîne'nin Emini! Verdiğin emânetlere sahip çıkmakta aciz kaldık!..
Ve es-Sadık! Verdiğimiz sözlere sadık kalamadık! Bir bedenin uzuvları gibi olamadık. Vücudumuzun bir parçasının geçirdiği rahatsızlık bütün âzâlarımızı ateşler içinde bırakmadı. Kolumuz kesilirken dudağımız güldü& Ayağımız kesilirken kollarımız el çırptı! Sadakatini taşıyamadık bu yüzyıla ey Nebî&
Yazdıklarım kopuk kopuk. Ama gönlüme ve zihnime o kadar şey bir anda üşüşüyor ki, çoğunu ifade etmekten acizim!.. Bu halimle bile ümmetin olma şerefini bana da bağışlar mısın Ya Rasulallah?...
Ey Nebi!
Ey sadrımın Sahibinin Habibim! dediği!
Ey ab-ı didem!.. Ne zaman gözlerimden gönlüme akıtabileceğim Sen'i?
Ve Senin için akan ab-ı didem ne zaman gül kokunla müşerref olacak?..
...alinti...
Sana yazmak, Ya Rasûlallah!
Cümleler taşır mı Sen'i? Kelimelere sığar mı bu acizliğim, ya heceler dayanır mı bu ağır yüke?
Sen'in isminle bir nokta aynı cümlede olur mu? Adının geçtiği cümleye nokta konur mu ki&
Kelimeler kalemim, dilim, sadrım arasında gidip geliyor. Ama yok, sadrımın içindekileri kalemimin ucuna aksettirmeye takatim yok&
Ey Dost! Dostluk değil mi ki, O yanında olsa bile hasret olmak dosta, Ebu Bekir misali! Dostluk değil mi ki, kendinde Sen'i, Sen'de kendini bulmak&
Ben, ben dediğim, ben değilim Sen'sin hep,
Canım dediğim, ten dediğim Sen'sin hep.
Bir rüzgar esiyor, savuruyor beni Mekke'den Medine'ye, Medine'den Habeşistan'a&
Acaba ümmeti hitabı içinde bana da yer var mı? O inci gözyaşları, yoksa bu bîçare için de döküldü mü?
Hicret! Ben O'na hicret etsem& Adını verir misin, benim de yolculuğuma? Benden değil O'na, sırf O'na gitmek isteyişime ver adını, yolculuğuma!
Ey Medîne, beni de kucaklar mısın, O'nu kucakladığın gibi? Benim gelişime de sevinir misin?... Kabul etsen beni de sinene, açsan kapılarını bu acize!
Ya Rauf!
Acaba annem, Rumeysa olup getirir mi beni Sana, verir mi hizmette tek olan evlatcığını, kalbi burkulmadan, canı acımadan, elleri titremeden!
Ammar olsam, babam önümde şehid edilirken yine de Sen'i düşünebilir miyim? Sana bir şey olmasın da anam, babam, canım feda olsun diyebilir miyim?
Mus'ab olup her şeyimi terk ederek, aç, susuz çöllere düşebilir miyim senin için&
Hamza olup küfrün başına korkusuzca vurabilir miyim kılıcımla!
Hatice olup malımı serebilir miyim önüne&
Ey Hatice'nin, Mus'ab'ın, Hamza'nın, Mekke'nin, Medîne'nin Emini! Verdiğin emânetlere sahip çıkmakta aciz kaldık!..
Ve es-Sadık! Verdiğimiz sözlere sadık kalamadık! Bir bedenin uzuvları gibi olamadık. Vücudumuzun bir parçasının geçirdiği rahatsızlık bütün âzâlarımızı ateşler içinde bırakmadı. Kolumuz kesilirken dudağımız güldü& Ayağımız kesilirken kollarımız el çırptı! Sadakatini taşıyamadık bu yüzyıla ey Nebî&
Yazdıklarım kopuk kopuk. Ama gönlüme ve zihnime o kadar şey bir anda üşüşüyor ki, çoğunu ifade etmekten acizim!.. Bu halimle bile ümmetin olma şerefini bana da bağışlar mısın Ya Rasulallah?...
Ey Nebi!
Ey sadrımın Sahibinin Habibim! dediği!
Ey ab-ı didem!.. Ne zaman gözlerimden gönlüme akıtabileceğim Sen'i?
Ve Senin için akan ab-ı didem ne zaman gül kokunla müşerref olacak?..
...alinti...