- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Vuslatı mahşere bırakıyorum...
Hançer misali gözlerine müptela olduğum günden beri her gün seni görüyorum rüyalarımda. Her rüya bir adım daha yaklaştırıyor sana her nefes bir vampir edasıyla damarlarımdan çekilen bir damla kan oluyor umarsızca...
Kefenleyip yağmalanmış aşkların mezarlığına gömüyorum aşkımı, ve bir fatiha okuyorum ruhuna. Bir gün tekrar uyanacak israfilin nefesiyle. Fosilleşmiş yığınların arasından kalkacak ve ete kemiğe bürünecek yeniden. Özlemle beklediği sonsuzluğa kanacak en sonunda...
Yıpranmış umutlarla bakıyorum geleceğe. Artık geçmişe bir tülün ardından bakıyor yorgun gözlerim. Zamana bırakıyorum hayallerimi, gençliğimi, sevgimi zamana emanet ediyorum. Şiirlerde arıyorum teselliyi şiirlerde arıyorum aradığım cevapları. Bulamıyorum nedense?
Hiçbir şiir benim dimağımda yer bulmuyor, hiçbir şiir beni anlatmıyor... Şarkılar dinliyorum aşka, sevgiye, ayrılığa dair. Ne aşkın bir anlamı var bu çıkmaz sokakta nede ayrılığın. Ne sen benim gibi yaşadın bu sevgiyi nede ben ayrılabildim senden. Sana uzak mesafelerden, sana uzak coğrafyalardan uzanan bir tebessüm şimdi aşkım, sen fark etmesen de. Eğer bir gün pişmanlık kapına dayanırsa beni aşağılayan, beni küçümseyen gözlerinin önüne gelirse günahkar bedenim ve gözlerim. Anlayacaksın o vakit niçin acı çektiğimi. Kazandığın zaferin aslında çocukların katledilmiş tebessümleri olduğunu anlayacaksın... Sana bir bakış bırakıyorum. Hiçbir iklime ait olmayan, hiçbir yüzde bulunmayan. Al ve sakla kibir müsvettesi gözlerinde. Bencil ruhunda sakla...
Zamanı geldiğinde ağaç dallarından kendini rüzgara bırakan yaprakların hayalindeki gibi konacaktır gözlerine. Bekle Elif bekle. Ben bekliyorum. Ben alışığım ışıksız duraklarda beklemeye. Alışığım siyanürlü aşklara. Acı çekmek, yapayalnız beklemek duraklarda alışkanlık oldu artık...
Kılıcını çekmiş karşımda bekliyor hayat. Bende bekliyorum ilk hamleyi o yapmalı bu sefer ve karşı koymalıyım darbelerine. Sabrımla, imanımla karşı koymalıyım tezatlarına hayatın. Muammaları dar ağaçlarına asmalı yada kafalarını kesmeliyim fikir giyotiniyle. Kefenleyip geçmişin tozları arasına gömmeliyim her muammayı. Rüyalarda saklıyorum aşkımı ve en güzel rüya ebedi uykuda saklı biliyorum. Bekliyorum o sonsuz uykuyu sabırla bekliyorum...
Gözlerimi kapatıcam son defa önce derin bir nefes sonra son bir bakış bu çamur deryası dünyaya. Hayatım bir film şeridi olup geçecek gözlerimin önünde sana geldiğinde filmi kopartıcam çünkü sen artık hayallere değil, siyah beyaz karelerde değil ebediyen karşımda olacaksın. Gerek duymayacağım siyah beyaz karelere, gerek duymayacağım akşamları gökyüzündeki aksini beklemeye...
Karanlık bir tünelin içinde gezinen bir medeniyim fenerim yok, ahşap duvarlarına çarpıyor ellerim yolumu bulamıyorum. Rüzgar yetişiyor imdadıma önce çıplak enseme bir tokat vuruyor hafiften yürü diyor bana yol bu tarafta. Uhrevi bir ışık beliriyor ufukta, koşmak istiyorum ama yorgun ayaklarım karşı çıkıyor bu ivedi fikrime. Sabır damlaları düşüyor ıslak tavanlardan ayaklarıma, derman buluyor her hücrem ve koşuyorum aydınlığa . Korkuyor ürkek kimliğim, merak eder gibi öteyi. Öteler mi, yoksa tünel mi beni aldatan. Tünelde kalmak mı daha eftal yoksa kaçmak mı bu karanlık delikten. Zamanı durdurmayı düşünmüyor aciz bedenim sadece Allah a sığınan bir kulum artık, donmuş fikirlerin şualarında kaybolan ümitlerimi arıyorum sensiz çöllerde. Her taraf kum ve akrep yığını. Bekliyorum ya bu kızgın kumlar yakar kavurur, yada bir akrep kavuşturur beni sana. Bekliyorum artık ölümü. Senin için değil Rabbim için yaşıyorum ve bekliyorum emanetini alacağı günü.
İsyan etmiyorum çünkü biliyorum lütfu da kahırı da hoştur Rabbimin.
İhmal edilmiş duygular bunlar, anımsanmayı bekleyen yada anlamlanmayı bekleyen.
Bekleyen ve beklenen. Ayrı coğrafyaların toprağı ve ayrı galaksilerde gezegen. Beklemek, gideceğin günü beklemek. Beklemek gideceğim günü beklemek. Ağaç dallarına asmak en güzel mehtabı ve altında ağlamak saatlerce çok mu zordu ağaç dallarına asmak mehtabı yoksa zor olan ağlamak mıydı? Sana uykusuz gecelerimi ve göz yaşlarımı veriyorum onlardır kul hakkını kaldıran aramızdan. Dengeler eşit denizler ve göller eşit. Eşit olmayan zaman ve beklemek gideceği günü ve gideceğim günü. Ben önce gitmeliyim ve beklemeliyim onu sabırsızca ve bir hesaba tutulmalıyım, incittiğim kuşlardan özür dilemeli, körelttiğim bıçakları bilemeliyim bu hesapta ve yanmalıyım günahım miktarınca.... Hissetmeliyim sensizliği ve yanmalıyım ateşlerde. Yanmalıyım ve Allah a sığınmalıyım, af ve mağfiret istemeliyim.
Onun kapısından dönmez hiçbir kul ve ona açılan eller boş kalmaz, açıyorum ellerimi kapısında, sevdiğimi değil, seni istiyorum ya Rab seni. Ben gidiyorum ve bırakıyorum hayalleri. Ben gidiyorum ve bırakıyorum sevgiyi. Ben gidiyorum zaman gidiyor, aczimden değil aşkımdan susuyorum ve vuslatı mahşere bırakıyorum.....
...alinti...
Hançer misali gözlerine müptela olduğum günden beri her gün seni görüyorum rüyalarımda. Her rüya bir adım daha yaklaştırıyor sana her nefes bir vampir edasıyla damarlarımdan çekilen bir damla kan oluyor umarsızca...
Kefenleyip yağmalanmış aşkların mezarlığına gömüyorum aşkımı, ve bir fatiha okuyorum ruhuna. Bir gün tekrar uyanacak israfilin nefesiyle. Fosilleşmiş yığınların arasından kalkacak ve ete kemiğe bürünecek yeniden. Özlemle beklediği sonsuzluğa kanacak en sonunda...
Yıpranmış umutlarla bakıyorum geleceğe. Artık geçmişe bir tülün ardından bakıyor yorgun gözlerim. Zamana bırakıyorum hayallerimi, gençliğimi, sevgimi zamana emanet ediyorum. Şiirlerde arıyorum teselliyi şiirlerde arıyorum aradığım cevapları. Bulamıyorum nedense?
Hiçbir şiir benim dimağımda yer bulmuyor, hiçbir şiir beni anlatmıyor... Şarkılar dinliyorum aşka, sevgiye, ayrılığa dair. Ne aşkın bir anlamı var bu çıkmaz sokakta nede ayrılığın. Ne sen benim gibi yaşadın bu sevgiyi nede ben ayrılabildim senden. Sana uzak mesafelerden, sana uzak coğrafyalardan uzanan bir tebessüm şimdi aşkım, sen fark etmesen de. Eğer bir gün pişmanlık kapına dayanırsa beni aşağılayan, beni küçümseyen gözlerinin önüne gelirse günahkar bedenim ve gözlerim. Anlayacaksın o vakit niçin acı çektiğimi. Kazandığın zaferin aslında çocukların katledilmiş tebessümleri olduğunu anlayacaksın... Sana bir bakış bırakıyorum. Hiçbir iklime ait olmayan, hiçbir yüzde bulunmayan. Al ve sakla kibir müsvettesi gözlerinde. Bencil ruhunda sakla...
Zamanı geldiğinde ağaç dallarından kendini rüzgara bırakan yaprakların hayalindeki gibi konacaktır gözlerine. Bekle Elif bekle. Ben bekliyorum. Ben alışığım ışıksız duraklarda beklemeye. Alışığım siyanürlü aşklara. Acı çekmek, yapayalnız beklemek duraklarda alışkanlık oldu artık...
Kılıcını çekmiş karşımda bekliyor hayat. Bende bekliyorum ilk hamleyi o yapmalı bu sefer ve karşı koymalıyım darbelerine. Sabrımla, imanımla karşı koymalıyım tezatlarına hayatın. Muammaları dar ağaçlarına asmalı yada kafalarını kesmeliyim fikir giyotiniyle. Kefenleyip geçmişin tozları arasına gömmeliyim her muammayı. Rüyalarda saklıyorum aşkımı ve en güzel rüya ebedi uykuda saklı biliyorum. Bekliyorum o sonsuz uykuyu sabırla bekliyorum...
Gözlerimi kapatıcam son defa önce derin bir nefes sonra son bir bakış bu çamur deryası dünyaya. Hayatım bir film şeridi olup geçecek gözlerimin önünde sana geldiğinde filmi kopartıcam çünkü sen artık hayallere değil, siyah beyaz karelerde değil ebediyen karşımda olacaksın. Gerek duymayacağım siyah beyaz karelere, gerek duymayacağım akşamları gökyüzündeki aksini beklemeye...
Karanlık bir tünelin içinde gezinen bir medeniyim fenerim yok, ahşap duvarlarına çarpıyor ellerim yolumu bulamıyorum. Rüzgar yetişiyor imdadıma önce çıplak enseme bir tokat vuruyor hafiften yürü diyor bana yol bu tarafta. Uhrevi bir ışık beliriyor ufukta, koşmak istiyorum ama yorgun ayaklarım karşı çıkıyor bu ivedi fikrime. Sabır damlaları düşüyor ıslak tavanlardan ayaklarıma, derman buluyor her hücrem ve koşuyorum aydınlığa . Korkuyor ürkek kimliğim, merak eder gibi öteyi. Öteler mi, yoksa tünel mi beni aldatan. Tünelde kalmak mı daha eftal yoksa kaçmak mı bu karanlık delikten. Zamanı durdurmayı düşünmüyor aciz bedenim sadece Allah a sığınan bir kulum artık, donmuş fikirlerin şualarında kaybolan ümitlerimi arıyorum sensiz çöllerde. Her taraf kum ve akrep yığını. Bekliyorum ya bu kızgın kumlar yakar kavurur, yada bir akrep kavuşturur beni sana. Bekliyorum artık ölümü. Senin için değil Rabbim için yaşıyorum ve bekliyorum emanetini alacağı günü.
İsyan etmiyorum çünkü biliyorum lütfu da kahırı da hoştur Rabbimin.
İhmal edilmiş duygular bunlar, anımsanmayı bekleyen yada anlamlanmayı bekleyen.
Bekleyen ve beklenen. Ayrı coğrafyaların toprağı ve ayrı galaksilerde gezegen. Beklemek, gideceğin günü beklemek. Beklemek gideceğim günü beklemek. Ağaç dallarına asmak en güzel mehtabı ve altında ağlamak saatlerce çok mu zordu ağaç dallarına asmak mehtabı yoksa zor olan ağlamak mıydı? Sana uykusuz gecelerimi ve göz yaşlarımı veriyorum onlardır kul hakkını kaldıran aramızdan. Dengeler eşit denizler ve göller eşit. Eşit olmayan zaman ve beklemek gideceği günü ve gideceğim günü. Ben önce gitmeliyim ve beklemeliyim onu sabırsızca ve bir hesaba tutulmalıyım, incittiğim kuşlardan özür dilemeli, körelttiğim bıçakları bilemeliyim bu hesapta ve yanmalıyım günahım miktarınca.... Hissetmeliyim sensizliği ve yanmalıyım ateşlerde. Yanmalıyım ve Allah a sığınmalıyım, af ve mağfiret istemeliyim.
Onun kapısından dönmez hiçbir kul ve ona açılan eller boş kalmaz, açıyorum ellerimi kapısında, sevdiğimi değil, seni istiyorum ya Rab seni. Ben gidiyorum ve bırakıyorum hayalleri. Ben gidiyorum ve bırakıyorum sevgiyi. Ben gidiyorum zaman gidiyor, aczimden değil aşkımdan susuyorum ve vuslatı mahşere bırakıyorum.....
...alinti...
