Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Ya mevcuda katıl, ya icat et!
İhsan Fazlıoğlu
İSTER nazarî ister amelî, her yanıt, soru sahibinin hayat tecrübesine delâlet eder. Düşünce tarihinde basit ya da karmaşık teorik bir lisan çerçevesinde fikir serdeden kişi ile pratik bir lisan çerçevesinde davranan, eyleyen kişi, ister dile getirilsin ister getirilmesin hayata mahsus, derin sorulara tavır almış demektir. Alınan tavırların birikimi, çeşitliliği kişinin hayata ilişkin tarzı ve üslûbudur. Öyleyse bir kişinin belirli bir mekan-zaman’da ortaya koyduğu üslûp, o kişinin hayata yanıtıdır; hatta duruşudur. Kişi, hayat denilen süreçte, kendisini örer, verdiği yanıtlar ve ortaya koyduğu tavırlarla kendisine ait olanı temsil eder. Temsil, kişinin düşünce ve eylemiyle gerçekleştirdiği bir yaşama üslûbudur. Fikrî ya da amelî temsil, belirli bir niteliğe ulaştığında, başkaları tarafından örnek alınır, benimsenir ve taklit edilmeye başlanır. Öyle ki, yaşayan kişi için üslup olan, öykünen kişi için taklit halini alır; zamanla temsilin delalet ettiği tecrübe unutulur; saf bir kalıba dönüşür. Bir zaman gelir ki, taklit eden kişi, taklit ettiği kalıbın hem fikrî hem de amelî düzeyde ne-anlama geldiğini bilmeden biçimi ile işlevini dikkate almaya başlar ve içerisinde bulunduğu anlam-değer dünyasının o temsile yüklediği sembolik değerle/değerlerle yetinir.
Özetlenen tespit, en açık biçimde günlük veya siyasî dilde sıkça kullanılan sözcüklerde görünür. Retorik niteliği yüksek bu kullanımlardaki amaç, kullanılan sözcüğün içeriği, muhtevası değil, biçim ve işlevinin yaratacağı etkiden azami derecede, gizli-gündem denilebilecek, örtülü hedef namına istifade etmektir. Bu tür kullanımlarda, kavramın yaşı, anlam katmanları, referansları, bağlamları vb. diğer özellikleri örtülür; düşünülmesine fırsat verilmez. Çünkü amaç akla değil vicdana hitap etmektir; muhatapların idrakine yol göstermek değil, ihsaslarını uyarmaktır. Böyle bir tavır en fazla, kavramsal tahlil, nedensel düşünce ve eleştirel yaklaşımdan korkar. Çünkü tahlilî yaklaşım, nedensel sorgu ile eleştirel bakış, büyüyü, göz boyamayı, el çabukluğunu; hissî ve hamasî retoriği bozar. Böyle bir sistemin en büyük düşmanı, bilginin nazarî aklın ürettiği bir değer olduğunu benimseyen ve bu bilgiye göre eyleyen bilgin’dir.
 
Üst Alt