En doğru yolun, en sadık yolcusuydun sen.
Canını bile koymuştun yoluna.
Yaradana doğru giderken durmadan anlattın, bizleri de aldın kervanına. Düz değildi yolumuz yokuşlar vardı, ayağa takılan taşlar vardı en zoru. Ama bir yol vardı, sadece bir yol o da hak yolu. O yoldu tek yol senin gittiğin Yaradana doğru.
İnancın öyle büyüktü ki ağlattın göğü yeri. Vazgeçmem dedin verselerde bir elime ayı bir elime güneşi.
Çünkü istediğin ne aydı ne de güneşti. Senin istediğin gittiğin yolun sonunda seni bekleyenlerdi.
Yürüdün imanınla dimdik, yolun sonuna kadar. İnancın güçlendirdi azmini, sabrını. Sadece kendini değil. Ulaştırmak istiyordun yolun sonuna, seninle beraber kervanını. Ne dilin yoruldu, ne kalbin ne de ayakların.
Tek yolun vardı Yaradan yolu, tek kılavuzun vardı Yaradanın kitabı ve tek dostun vardı Yaradan. İnancını, imanını sırtlandın güçlendikçe güçlendi hem bedenin hem kalbin. Kalbindeki o büyük aşktı kurucusu Asr-ı
Saadetin.
Sarıldın bildiğin tek doğruya, doğruna inanmayanları arkana bile bakmadan bırakıp gittin. Yaradan dedikçe titredin, kendinden geçtin. La İlahe İllallahtı en başı bütün sözlerinin.
Cahiller vardı yoluna çıkan, bilmiyorlardı ki sendeki iman ateşini. Durduramazlardı seni, gelse bile en güçlüleri. Aslanları vardı bu yolun sana inanan. Onlar oldukça büyümezdi gözlerde ne Uhud, ne Hendek ne de Bedir. Cahillere de anlattın bildiklerini. İnanalar da oldu inanmayanlarda.
İnananları katıldı kervanına, inanmayanlar boğuldu kendi karanlıklarında.
Anlattın Yaradanı yolunda karşına çıkan herkese. Görevin buydu senin. Çünkü sen Yaradanın Yeryüzündeki halifesiydin. Yokuşlu yollarda yürürken bazen yoruldun.
Hiç durmadın çünkü Yaradandı ekmeğin suyun. Kervanın en önünde Yaradana gidiyordun. Şaşarmıydı hiç iman yolundan. Şaşmazdı asla! Sende imanınla dosdoğruydun.
Ağladın hep Yaradan için. Öyle büyüktü ki Yaradan, anladıkça nurunu akıttın gözlerinin. Akan her damla bekçisiydi seninle beraber Yaradan yolunun.
Her hareketinle sonu oldun, sana inanmayanların umudunun. Taşlar attılar sırtına ama nafile. Yıldırmadı taşlar seni, çünkü imanın vardı kalbinde, omuzlarında ve sırtında.
İmanın zedelenmezdi kayaları fırlatsalar da. Yürüdük bizlerde senin arkandan Yaradan yoluna. Anlattın, öğrendik inanların bahçelerini. İnanmayanlarında Ne olur, bir şans daha diyeceğini. Yaradana varmak için izledik seni. Çünkü senin sözlerin Onun sözleriydi.
[span=orange]Durmadın hem yürüdün hem yürüttün kervanını. İmanınla beraber haykırdın aralıksız: Birdir Tektir Rabbimdir Allah. Bizler kervanın bekçisiyiz ve yürüyoruz Yaradana doğru YA RESULULLAH. S.A.V[/span]
Canını bile koymuştun yoluna.
Yaradana doğru giderken durmadan anlattın, bizleri de aldın kervanına. Düz değildi yolumuz yokuşlar vardı, ayağa takılan taşlar vardı en zoru. Ama bir yol vardı, sadece bir yol o da hak yolu. O yoldu tek yol senin gittiğin Yaradana doğru.
İnancın öyle büyüktü ki ağlattın göğü yeri. Vazgeçmem dedin verselerde bir elime ayı bir elime güneşi.
Çünkü istediğin ne aydı ne de güneşti. Senin istediğin gittiğin yolun sonunda seni bekleyenlerdi.
Yürüdün imanınla dimdik, yolun sonuna kadar. İnancın güçlendirdi azmini, sabrını. Sadece kendini değil. Ulaştırmak istiyordun yolun sonuna, seninle beraber kervanını. Ne dilin yoruldu, ne kalbin ne de ayakların.
Tek yolun vardı Yaradan yolu, tek kılavuzun vardı Yaradanın kitabı ve tek dostun vardı Yaradan. İnancını, imanını sırtlandın güçlendikçe güçlendi hem bedenin hem kalbin. Kalbindeki o büyük aşktı kurucusu Asr-ı
Saadetin.
Sarıldın bildiğin tek doğruya, doğruna inanmayanları arkana bile bakmadan bırakıp gittin. Yaradan dedikçe titredin, kendinden geçtin. La İlahe İllallahtı en başı bütün sözlerinin.
Cahiller vardı yoluna çıkan, bilmiyorlardı ki sendeki iman ateşini. Durduramazlardı seni, gelse bile en güçlüleri. Aslanları vardı bu yolun sana inanan. Onlar oldukça büyümezdi gözlerde ne Uhud, ne Hendek ne de Bedir. Cahillere de anlattın bildiklerini. İnanalar da oldu inanmayanlarda.
İnananları katıldı kervanına, inanmayanlar boğuldu kendi karanlıklarında.
Anlattın Yaradanı yolunda karşına çıkan herkese. Görevin buydu senin. Çünkü sen Yaradanın Yeryüzündeki halifesiydin. Yokuşlu yollarda yürürken bazen yoruldun.
Hiç durmadın çünkü Yaradandı ekmeğin suyun. Kervanın en önünde Yaradana gidiyordun. Şaşarmıydı hiç iman yolundan. Şaşmazdı asla! Sende imanınla dosdoğruydun.
Ağladın hep Yaradan için. Öyle büyüktü ki Yaradan, anladıkça nurunu akıttın gözlerinin. Akan her damla bekçisiydi seninle beraber Yaradan yolunun.
Her hareketinle sonu oldun, sana inanmayanların umudunun. Taşlar attılar sırtına ama nafile. Yıldırmadı taşlar seni, çünkü imanın vardı kalbinde, omuzlarında ve sırtında.
İmanın zedelenmezdi kayaları fırlatsalar da. Yürüdük bizlerde senin arkandan Yaradan yoluna. Anlattın, öğrendik inanların bahçelerini. İnanmayanlarında Ne olur, bir şans daha diyeceğini. Yaradana varmak için izledik seni. Çünkü senin sözlerin Onun sözleriydi.
[span=orange]Durmadın hem yürüdün hem yürüttün kervanını. İmanınla beraber haykırdın aralıksız: Birdir Tektir Rabbimdir Allah. Bizler kervanın bekçisiyiz ve yürüyoruz Yaradana doğru YA RESULULLAH. S.A.V[/span]