Ben gökyüzünde, bulutlar arasında, ilâhî emri bekleyen bir yağmur damlasıyım
Denizlerde bir damlaydım bir zamanlar, küçümsediniz beni “Koca denizde bir damla” dediniz, bir şeyin değerini az göstermek için
Musluklarda bir damlayken, görmezden geldiniz “Aman canım, bir damladan ne çıkar” diye söylendiniz
Bir gün buharlaşıp buraya geldim Sayısız başka damlalarla beraberim Her birimiz o ilâhî emri bekliyoruz “Yağ” emriyle beraber her birimiz birer melek eşliğinde ineceğiz Evet, bir melek eşlik edecek ki, hiçbir insan bizden zarar görmesin, hiçbir çiçek ezilmesin, hiçbir dal kırılmasın Usul usul inelim, saçlarınıza, çiçeklere, yapraklara, bir kedinin tüylerine, bir aslanın yelesine, çatlamış toprağa…
Ben nereye düşeceğim kim bilir… Bakmayın “kimbilir” dediğime, aslında yazılı, benim nereye düşeceğim Milimi milimine belli hem de Ben bilmiyorum diye, siz bilmiyorsunuz diye, kimse bilmiyor değil
Belki bir gencin yeni taranmış saç tellerine, belki göğe açılmış bir avuca, belki bulutları izleyen bir göze düşeceğim
Tek başıma dağılmayacak o saç, tek başına sırılsıklam etmeyeceğim o eli, tek başına suyla doldurmayacağım o gözü Ama dağıtmış gibi, sırılsıklam etmiş gibi, suyla doldurmuş gibi hissettireceğim
Belki biraz ürperteceğim, biraz serinleteceğim, biraz şaşırtacağım Ama her halde sevindireceğim “Yağmur yağıyor” dedirteceğim “Yağmur yağıyor” diye tekrarlatacağım “Çok şükür” diyecek mi, üzerine düştüğüm insan, bilmiyorum Ama emir bekleyen o damlalardan pek çoğunun bunu duyacağından eminim İnsanların içini inanmanın güzelliğine dair bir huzurla dolduracağımızdan da eminim “Bu kadar yağmur yeterli değil” diyen resmî ağızlara aldırmadan sevinileceğinden de eminim
Yağmur duası ile alay eden, burun kıvıran, aşağılayan insanlara da yağacağız Onların da yüzünü, gözünü ıslatacağız, elbiselerine bulaşacağız
İnanan, inanmayan ayırt etmeyeceğiz
Bütün insanlığın üzerine bir rahmet olarak ineceğiz
Yağmayacağız, yağdırılacağız
Ben ve arkadaşlarım, o ilahî emri bekleyen yağmur damlalarıyız
Yakında inşaallah görüşeceğiz…
Denizlerde bir damlaydım bir zamanlar, küçümsediniz beni “Koca denizde bir damla” dediniz, bir şeyin değerini az göstermek için
Musluklarda bir damlayken, görmezden geldiniz “Aman canım, bir damladan ne çıkar” diye söylendiniz
Bir gün buharlaşıp buraya geldim Sayısız başka damlalarla beraberim Her birimiz o ilâhî emri bekliyoruz “Yağ” emriyle beraber her birimiz birer melek eşliğinde ineceğiz Evet, bir melek eşlik edecek ki, hiçbir insan bizden zarar görmesin, hiçbir çiçek ezilmesin, hiçbir dal kırılmasın Usul usul inelim, saçlarınıza, çiçeklere, yapraklara, bir kedinin tüylerine, bir aslanın yelesine, çatlamış toprağa…
Ben nereye düşeceğim kim bilir… Bakmayın “kimbilir” dediğime, aslında yazılı, benim nereye düşeceğim Milimi milimine belli hem de Ben bilmiyorum diye, siz bilmiyorsunuz diye, kimse bilmiyor değil
Belki bir gencin yeni taranmış saç tellerine, belki göğe açılmış bir avuca, belki bulutları izleyen bir göze düşeceğim
Tek başıma dağılmayacak o saç, tek başına sırılsıklam etmeyeceğim o eli, tek başına suyla doldurmayacağım o gözü Ama dağıtmış gibi, sırılsıklam etmiş gibi, suyla doldurmuş gibi hissettireceğim
Belki biraz ürperteceğim, biraz serinleteceğim, biraz şaşırtacağım Ama her halde sevindireceğim “Yağmur yağıyor” dedirteceğim “Yağmur yağıyor” diye tekrarlatacağım “Çok şükür” diyecek mi, üzerine düştüğüm insan, bilmiyorum Ama emir bekleyen o damlalardan pek çoğunun bunu duyacağından eminim İnsanların içini inanmanın güzelliğine dair bir huzurla dolduracağımızdan da eminim “Bu kadar yağmur yeterli değil” diyen resmî ağızlara aldırmadan sevinileceğinden de eminim
Yağmur duası ile alay eden, burun kıvıran, aşağılayan insanlara da yağacağız Onların da yüzünü, gözünü ıslatacağız, elbiselerine bulaşacağız
İnanan, inanmayan ayırt etmeyeceğiz
Bütün insanlığın üzerine bir rahmet olarak ineceğiz
Yağmayacağız, yağdırılacağız
Ben ve arkadaşlarım, o ilahî emri bekleyen yağmur damlalarıyız
Yakında inşaallah görüşeceğiz…