Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

busenem19

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
21 Ağu 2006
Mesajlar
220
Aldığı Beğeniler
0


Doğunun kanlı şafaklarından birinde ışık vurdu yüzüne.
Nefeslere derinlik veren taze bir seherde, ruhların göçebelik kışkırtısına yakın olduğu sabah vakitlerinde duru bir reşha olarak vardı yeryüzüne.

Saliha bir ananın göz yaşından taştı da geldi.

Helâl-haram kaygısını bir tutam ota taşıyacak denli müttaki bir babanın alın terinden billurlaştı da yağdı yağmur.

Şarkın humma nöbetleriyle kıvranan toprağına dokundu en önce.

Son âlimlerin son nefesleriyle savruldu yağmur, aşkın rüzigârına tutuldu, damla damla sevdaya aktı.

Yitirilmiş bir coğrafyanın dağıyla taşıyla kucaklaştı, fakrla, cehaletle, zaruretle derinleşen bir yaranın orta yerinde kan olup aktı, kıvrandı.

Uçurumlara düştü, mağaralara sığındı, taşlarla arkadaş oldu, pınar başlarında geceledi, gecenin orta yerinde yüreğine düşen dava ateşiyle buharlaştı.

Van Kalesinin taşlarından devşirdiği haşin fıtratını, Zernabâd suyunda yıkadığı duru, keskin bakışını, Şarkın kavruk toprağından beslediği ateşîn zekâsını alıp yeniden göğe karıştı yağmur.

Bir sabah tozlu ayaklarıyla vardığı İstanbula, ırkçılık, küfür, şüphe ve emperyalizmle kirlenmiş bu iklime, muhteşem bir saltanatın batmaya yüz tuttuğu hazan mevsiminde bir ikindi yağmuru olup düştü. Mahzun coğrafyanın meyus insanlarına, peşi sıra getirdiği Şark ışıklarıyla taze ve rengarenk bir gökkuşağı sundu.

Hiçbir yağmura benzemiyordu.

Sanki başka zamanlara, başka mevsimlere, başka coğrafyalara aitti de, bu talihsiz mevsime, bu mahzun şehre kazara uğramış gibiydi.

Bediüzzaman dediler yağmura.

Eşsiz ve belki zamansız yağmış bir yağmurdu.

Acele etmiş, kışta gelmişti.

Çiçekleri solmuş, tohumları kurumuş bu topraklara, yazı baharı unutmuş bu iklime yeni baharlar getirecekti.

Yağmur, soğuk ve acı kışlarda da yağdı.

Kalemin ve kılıcın ucu sıra şehir şehir dolaştı.

Harflerin efsununda savruldu, harplerin hüznünde yoğruldu.

Kalemi ve kılıcı bir tutan âlim hassasiyetini ve mücahid heyecanını her diyarın göğüne taşıdı yağmur.

İlmin mürekkebine dolanıp sayfalar boyu yazı olmayı da, şehidlerin kanına karışıp yeni baharların toprağına gömülmeyi de göze aldı.

Sayfalar boyu kara harfler gözlere nur olacak ve şehidler şehirlere gözyaşı olacak değil miydi nasılsa?

Yağmur eninde sonunda gözlere değecekti.

Son terazide, âlimin mürekkebi ile şehidin kanı bir tutulacak değil miydi?

Yağmur göklüydü ve nasılsa göğe dönecekti.

Bir gece, hain bir pusunun girdabına düştü yağmur.

Acımasız bir kılıcın ucunda, paslı bir namlunun ardı sıra yabancı ellere savruldu.

Volga nehrinin hazin akışına kapıldı.

Yaban rüzgârlarına esir düşüp, uzak coğrafyalara sürüklendi.

Gecenin koynunda, gurbetin kapkara hüznünde, zihninde çakan yakıcı şimşeklerle sarsıldı, yüreğinde kopan fırtınalarla yeniden yeniye duruldu, ruhunu saran gökgürültüleriyle yeniden ateşlendi.

Ve yağmur şanlı saltanatın yıkık taşlarına yeniden yağdı.

Güzel zamanlardan geriye kalan bu donuk bakışlara dolandı durdu.

Duruldu.

Saltanatsız, devletsiz ve hilafetsiz bir payitahtın son küllerini yıkadı.

Esaretten sonra yeniden Anadoluya vardığında, Ankara Kalesinde soluk bir ikindi vakti, Avrupadan gelen katran karası küfrün gölgesini hissetti.

Ankaradan en kara bir haletle yeniden ilk yurduna,

Doğuya doğru yola çıktı.

Medeniyetin kirlerini, saltanat ve iktidarın yükünü üzerinden atarak hafifledi, duruldu.

Yalın bir damla olarak yeniden Erek Dağının serin kuytularına döndü.

Sözlerce kalbimize yağmak için, Mektuplarca ruhumuza varmak için, aklımıza Lema Lema Şualar düşürmek için saflaştı, inceldi, çoğaldı, çağladı.

Yağmurla ilk kez çay kokulu bir sonbahar akşamı tanıştım.

Karşımdan değil, yanımdan konuşuyordu yağmur.

Yağmur gibi yükseklerden konuşuyor ama yumuşakça iniyordu zihnime.

Yağmurca söylüyordu, incitmesiz ve berrak.

Sessiz ama ahenkle; kimseyi kimseden ayırmadan ve herkese özel olarak düşüyordu Sözleri.

Kağnı sırtında meçhul bir sürgüne giderken, öküzün kanayan ayağını dert edinen Yağmurdu.

Sessiz ve kimsesiz bir yalnızlığa itilirken, yavrusuna giden kuşlara kanat geren Yağmurdu.

Barlanın hüzünlü yalnızlıklarında, Çam Dağıının vahşetli gecelerinde çise çise yağan, sessizce çoğalan, hece hece biriken, Sözlerce taşan Yağmurdu.

Denizli, Eskişehir, Afyon hapishanelerinin duvarlarını yıkan bakışlarla yağdı Yağmur. Parmaklıklara inat yeryüzünün her noktasına vardı, zerreden küreye herşeyi tefekkürle yıkadı yağmur.

Bir bahar günü, Eğirdir Gölünün yeni açmış çiçekleri, taze kokulu yapraklarıyla sele dönüştü yağmur.

Yaprak yaprak, çiçek çiçek binlerce Esmâya şebnem oldu.

Esmânın güzel kanatları arasında bizi Haşre, Ebede, Cennete taşıdı Yağmur.

Gözlerimizin gördüğü suretlerden gönlümüzün gördüğü hakikatlere sürükledi bizi.

Öylece yeryüzündeki rahmet eserlerine nazar eyledik.

Ve öylece dirilişe, hesaba, ebede vardı aklımız.

Yusufun[as] rüyasıyla uyandırdı bizi.

Kuyuda ve zindanda aklımızı hakikate boğdu.

Yunusun[as] gecesiyle aydın etti gözümüzü.

Yunusun[as] denizinde dalga dalga gerçeğe savurdu nefsimizi.

İbrahimin[as] düştüğü yangından bize ebedî güller devşirdi.

Musanın[as] asasını dilimize verdi; taşı tefekkürümüze taşıdı, katı kalpleri taşla yumuşatacak Sözlerle geldi.

Eyyubun [as] sabrını yüreğimize indirdi Yağmur.

Damağımıza metanetli bir Eyyub duası yapıştırdı.

Ve Bütün Zamanların En Güzel Yağmurunu, Muhammed Mustafa Aleyhisselatüvesselamı, Reşha, Reşha bu çorak iklime, bu kurak dimağlara indirdi Yağmur.

Gülü ve salâvatı, bülbülü ve nübüvveti, insanı ve haşri, geceyi ve yıldızları, göğü ve tevhidi yeniden yeniye yoğurup yıkadı Yağmur.

Hiç incitmeden, yıkmadan ve kırmadan, üzmeden ve korkutmadan alnımıza, aklımıza yağdı.

Hiç ayırmadan ve bölmeden, hiç zorlamadan ve yormadan dimağımıza ve damağımıza değdi Yağmur.

Ve hala Sözlerce yağıyor yüzümüze, sabahları şebnem olup Lema Lema parıltılar saçıyor, ebedi bir bahardan, sonrasız bir andan taze ve sımsıcak Mektuplar taşıyor, sayfalar boyu gökkuşağı oluyor, gözümüze ve gönlümüze Şualar gönderiyor.

Yağmur hâlâ yağıyor.

Rahmet rahmet müjde indiriyor gönlümüze.



Dr. Senai Demirci
 

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
Senai Demirciden super bir paylaşım daha.. çok güzel bir paylaşımdı canım Allah razı olsun..

Yağmur hâlâ yağıyor.

Rahmet rahmet müjde indiriyor gönlümüze.

ve en güzeli burda gerçekten yağmur yağıyor :]
 

Gölge

Dost İstersen Allah Yeter
 
Üyelik Tarihi
1 Kas 2005
Mesajlar
4,662
Aldığı Beğeniler
29
Konum
İstanbul - Eyüpsultan
Takım
Galatasaray
Senain Demirci ne yazarsa güzel yazar yürekten yazar eyvallah ...
Paylaşım için ALLAH razı olsun​
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
radyoya gelin size onun bir kac parcasi var
onu dinletiriz.
RABBİM razı olsun abim yazı için..
 

zübeyde

abim seni cok özledim:(
 
Üyelik Tarihi
5 Mar 2006
Mesajlar
748
Aldığı Beğeniler
4
Takım
Galatasaray
allah razı olsun
 

DuaM

cici anne :)
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,561
Aldığı Beğeniler
10
Takım
Galatasaray
Yağmur hâlâ yağıyor.

Rahmet rahmet müjde indiriyor gönlümüze.
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun yüreği güzel kardeşim çok değerli bir paylaşımdı...
ellerine ve yüreğine sağlık...selam ve dua ile...
 
Üst Alt