- Üyelik Tarihi
- 30 Ara 2007
- Mesajlar
- 8,908
- Aldığı Beğeniler
- 128
- Takım
- Fenerbahçe
Yağmur’dan Sonraki Gökkuşağı..
Alaaddin Tepesi’nde bir akşam üstü…
bir gülistan letâfetinde
uçuşur aşk meclisinden ‘semâ’ ya kalkan
/beyaz güvercinler/
Kubbe-i Hadra’nın gölgesine
akın akın yetmiş renk ve âhenk
yan yana, el ele, iç içe
gökkuşağı bile kıskanır gibi!
aynı iklimde buluşan nefesler
aşkın rahle-i tedrisinde
tutuştular muamma bir ateşle…
kelebekler aşk ateşinde pervâz
kamış dağlanınca ağlar ‘ney’
ağlar şems
ağlar bir devrin sultanı Keykûbat
ve adım adım lâhûtî yolculuk
yol; ‘sözün bittiği yer’
savaşların, parçalanmaların
ve bitimsiz kavgaların suskusu…
bu yol ki
aynı tuvalde bütün renklerin birleştiği çizgi.
Kubbe-i Hadra’nın altında
bir soluk, bir nefes
dünyadan mı yoksa cennetten mi bilinmez!
bir ‘uluçınar’da gölge ve kök
bir devrin ışıltısıyla aydınlanır yer ve gök
uzanmış baştan başa, şark ve garba
bir Moğol istilâsından kurtuldu tarih ve zaman
‘ney’ inleyince kurtuldu aşk
bir ney ki içi dışı bir
tel yok, kalbin tellerinden başka
bir Ateşbâz sofrasında
bir Mevlevî dergâhında
peygamber eli nezâketinde
iklim iklim yıkanırken ruhu bir dervişin
aşk varsa
ateşe ne hâcet yanmak için.
Kubbe-i Hadrâ’nın altında açtı
/’dünyanın bütün çiçekleri’/
ve ölümsüzlük tanında duâlar
Mevlânâ; Yağmur’dan sonraki gökkuşağı
Mevlânâ; renklerin buluştuğu çizgi
Mevlânâ; herkese açık kapı!
Zafer Şık
Alaaddin Tepesi’nde bir akşam üstü…
bir gülistan letâfetinde
uçuşur aşk meclisinden ‘semâ’ ya kalkan
/beyaz güvercinler/
Kubbe-i Hadra’nın gölgesine
akın akın yetmiş renk ve âhenk
yan yana, el ele, iç içe
gökkuşağı bile kıskanır gibi!
aynı iklimde buluşan nefesler
aşkın rahle-i tedrisinde
tutuştular muamma bir ateşle…
kelebekler aşk ateşinde pervâz
kamış dağlanınca ağlar ‘ney’
ağlar şems
ağlar bir devrin sultanı Keykûbat
ve adım adım lâhûtî yolculuk
yol; ‘sözün bittiği yer’
savaşların, parçalanmaların
ve bitimsiz kavgaların suskusu…
bu yol ki
aynı tuvalde bütün renklerin birleştiği çizgi.
Kubbe-i Hadra’nın altında
bir soluk, bir nefes
dünyadan mı yoksa cennetten mi bilinmez!
bir ‘uluçınar’da gölge ve kök
bir devrin ışıltısıyla aydınlanır yer ve gök
uzanmış baştan başa, şark ve garba
bir Moğol istilâsından kurtuldu tarih ve zaman
‘ney’ inleyince kurtuldu aşk
bir ney ki içi dışı bir
tel yok, kalbin tellerinden başka
bir Ateşbâz sofrasında
bir Mevlevî dergâhında
peygamber eli nezâketinde
iklim iklim yıkanırken ruhu bir dervişin
aşk varsa
ateşe ne hâcet yanmak için.
Kubbe-i Hadrâ’nın altında açtı
/’dünyanın bütün çiçekleri’/
ve ölümsüzlük tanında duâlar
Mevlânâ; Yağmur’dan sonraki gökkuşağı
Mevlânâ; renklerin buluştuğu çizgi
Mevlânâ; herkese açık kapı!
Zafer Şık